Ana içeriğe atla

tuna tüney

piyanist
tuna tüney
oldukça uzun bir süredir takip etmekte olduğum ama bir türlü hakkında paylaşım yapamadığım, oldukça istikrarlı bir şekilde kendini geliştiren genç piyanistlerimizden biri tuna tüney... ben kendisini ilk tanıdığımda çocuk idi, şimdi 16 yaşında bir genç oldu ve adını ilk duyduğum günden beri, düzenli şekilde kendinden bahsettiren, çok farklı konserlerde ve organizasyonlarda sürekli gördüğüm bir isim...

2012 yılında, 6 yaşındayken başlamış piyano dersleri almaya ve 2013 yılında da istanbul üniversitesi devlet konservatuvarına kabul edilmiş... o yıldan beri piyano anasanat dalı başkanı prof. eser bilgeman şakir ile sürdürüyor çalışmalarını... öğretmeni gerçekten çok önemli bir isim ve tuna tüney'in istikrarlı gelişiminde payı çok büyük... bildiğim kadarıyla, doğa koleji mezunu ve 2017 yılından itibaren tam zamanlı konservatuvar eğitimine geçti tuna tüney...

tuna tüney, önemli orkestraların ve etkinliklerin seçmelerinde sürekli karşıma çıkan bir isim oldu... bir kısmından bu blogta bahsetmişimdir, hepsini hatırlamıyorum ama bir çok önemli etkinlikte kendisini sürekli izledik... büyük ihtimalle, seçmelere katılıp da solist olarak seçilmediği etkinlik yoktur... 11 yaşındayken izmir devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak izledim kendisini -ki o dönemde tam zamanlı konservatuvar öğrencisi de değildi...

2016 yılında; güzin - sedat gürel sanat ve bilim vakfı ile istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik ödülüne layık görüldü ve şef antonio pirolli yönetimindeki istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak j. s. bach’ın fa minör piyano konçertosunu büyük bir başarıyla seslendirdi... henüz 12 yaşında olmasına rağmen, bu konçerto kendisinin ikinci konçertosudur...

çok laf etmişim, en iyisi hemen bir video paylaşayım... ulusal genç yetenekler yarışmasında kendisine birinciliği getiren ve istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde de seslendirdiği bach'ın 5 numaralı piyano konçertosu...



2016 yılı çok verimli geçmiş tuna tüney'in... hatta mayıs ayı bile desek yeridir... yukarıda yazdıklarımın tamamı nisan ve mayıs aylarında... 2016 mayısında, 11. uluslararası pera piyano yarışmasında üçüncü olan tuna, aralık ayında gerçekleştirilen bursa nilüfer uluslararası piyano festivaline konuk piyanist olarak davet edilmiş... bir kaç ay sonra da, mart 2017'de istanbul büyükçekmece belediyesi piyano günleri etkinliğine davet edilmiş ve chopin eserleri seslendirmiş... chopin demişken, hemen en ünlüsünden bir nocturne paylaşayım... no 20 yakaladım mı, paylaşmadan duramam nasıl olsa, bahsetmişken paylaşayım... 2018 yılı eser bilgeman şakir öğrencileri konserinden... çok temiz ve net... yaşayarak, hissederek çalmış ve çok başarılı... seslendirdiği eseri yaşayan ve yaşatan bir yeteneğe sahip...



2017 Kasım ayında, istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı piyano anasanat dalında öğrenimine devam etemkte olan ve ödül almış öğrencilerin katıldığı piyano yıldızları dinletisi kapsamında yeldeğirmeni sanat merkezinde sahne almış, aralık ayında da ilk resitalini vermiş... 2018 yılında şevki karayel tarafından düzenlenen children’s corner piyano konseri etkinliğinde, girgin piyano ve sanat galerisi’nde eser seslendiren solistler arasında yer almış...

şimdiye kadar martha gulyas, tomislav baynov, tamara poddubnaya, aldo ragone, evgueni rjanov, dmitry lyudkov, herbert schuch, ferid adıgözelzade gibi önemli isimlerin masterclass çalışmalarına katılmış olan tuna tüney, 2018 yılı eylül ayında bulgaristan’da düzenlenen heirs of orpheus yarışmasında ikincilik ödülünün de sahibi olmayı başardı...

istanbul filarmoni derneği tarafından düzenlenen öğretmenler ve öğrencileri aynı sahnede etkinliklerinin ilki 16 şubat 2019 günü all saints moda kilisesi’nde gerçekleştirildi ve tuna tüney, öğretmeni eser bilgeman şakir ile aynı sahneyi paylaşarak çok ses getiren ve övgü alan bir konsere imza attılar... konserde rahmaninov, chopin ve brahms eserlerinden oluşan, titizlikle hazırlanmış bir program dikkat çekici idi...

bu etkinlik öncesinde de iki ayrı konserde dikkatleri yine üzerine çekmeyi başardı kendisinin dikkat çekme gibi bir derdi yok, bunu yazan benim:)... ilki aralık ayında mozarthaus konseri idi ve sahneyi genç viyolacımız iklim özenli ile paylaştı... burada bahsetmiştim bu konserden, okursanız sevinirim... diğer etkinlik ise; geçtiğimiz şubat ayında izmir'de gerçekleştirilen müziğin umuda kitaplarla dokunuşu etkinliği idi... çok özel ve önemli bir etkinliktir... onu da okuyun lütfen çıkmadan...

tam "tuna tüney de hiç boş durmayanlardan, yaz yaz bitmiyor" diye söylenmeye başlıyordum ki, zannedersem benim ulaşabildiğim etkinlik bu kadar... çok detaylara girmeden, en önemli konuları yazıyorum sadece... sürekli daha aktif bir tuna tüney'e tanık oluyoruz ve son 1-2 yıl içerisinde, tuna disiplinli çalışmanın meyvelerini toplamaya başladı artık...

yukarıda ulaşabildiğim bilgi bu kadar demiştim ama yakın zamanda elde ettiği önemli bir başarıyı yazmamışım!... 2-3 nisan 2019 tarihlerinde, çukurova üniversitesi devlet konservatuvarınca düzenlenen uluslararası rhapsody piyano yarışmasında kendi yaş kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü tuna tüney ve çukurova devlet senfoni orkestrası ile solist olarak çalmaya hak kazandı... bu konserin ne zaman gerçekleşeceğini ise şimdilik bilmiyorum ama önümüzdeki konser sezonu içinde gerçekleşecek...

tanıdığım en karizmatik piyanistlerden biri tuna tüney... türkçe karşılığını hiç kimsenin tam olarak henüz bulamadığı "cool" olarak tabir edilen müzisyenlerden üstelik... tuna tüney gibi müzisyenler işlerini çok iyi yaparlar... daha doğrusu burada sanat demek lazım, sanatlarını en iyi şekilde icra etmeleri dışında kendilerini çok güç tanırsınız, hatta göremezsiniz bile... sahneye çıkarlar, çalarlar, selamlarını verip giderler ve kendilerini bir sonraki görüşünüz, yine sahneye çıkarken olur... sade ve nettirler, çizgilerini asla bozmazlar ve o çizgi sürekli yükselir... hızlı yükselmez ama dalgalanmaz da... sürekli gelişirler... mükemmelliyetçidirler, bu biraz sorun ama kendileri için sorun... izleyiciyle asla oynamazlar, sadece en iyi şekilde çalarlar... zaten asıl yapmaları gereken de bu değil mi?... derin bir felsefeye sahiplerdir ama onu da kolay kolay anlamazsınız... benim tanıyabildiğim kadarıyla, tuna tüney bu yazdıklarımın en güzel örneklerinden biri...

tuna tüney, emin ve istikrarlı adımlarla sürekli gelişen, muhtemelen sadece kendisiyle yarışan genç sanatçılarımızdan biri... her sene adından daha fazla bahsettirmeye başlayan, tahminimce çok disiplinli ve çalışkan bir genç piyanist... hakkındaki bilgim oldukça sınırlı ama geleceğe yönelik olarak şunu söyleyebilirim; kendi hedeflerinin de üzerinde başarılara imza atacak yakın gelecekte tuna tüney...

şimdilik bu kadar diyerek, son bir video ile bitireyim... yine bach eseri olsun çünkü ben en son tarihli videoları paylaşma gereği duyuyorum... iki hafta önce paylaşıldı... bach prelude and fugue wtc 1 no 12...

Yorumlar

  1. Tuna kapasitesinin çok azını kullanıyor. Benim kendisine önerim, korkmasın çalarken:/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim katkınız için ama biraz açsanız bu konuyu sevinirim...

      Sil
  2. Tuna cığım ne güzel bir misyon.Gurur duyuyoruz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Çok Okunanlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır... keyboardlar & piyanolar başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz...

benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...


şunun …

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

akdeniz üniversitesi devlet konservatuvarının piyano bölümünde liseyi tamamladıktan sonra, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi kompozisyon bölümünde onur türkmen ile sürdürdü çalışmalarını ve eğitimini başarıyla tamamladı... asıl hocası onur türkmen olmakla birlikte; kendisine büyük emeği geçen diğer hocalarından da bahsetmeden olmaz... yiğit aydın ile armoni ve orkestrasyon, tolga yayalar ile polifoni, fugue ve post tonal teori (yazdığıma pişman olmaya başladım:))... aynen yazsan olmuyor, türkçeleştirsen olmuyor, ne biçim ders arkadaş bunlar... tonal ötesi:)))...)... neyse; konuya hakimmişim gibi davranayım, bir çok "uzman yazar!" öyle yapıyor, benim neyim eksik:)... maria nowotna ile kulak eğitimi (ne güz…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka... aşağıdaki paylaşımları da bu yazıdan sonra yaptım, onları da araya ilave edeyim dedim... aşağıdakiler de okunacak...

cem esen'den cosmic variations

cem esen ve ayşe ece güneşş…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

ıraz yıldız

çok fazla paylaşıma aynı şekilde başladım, artık tat da vermiş olabilir ama ıraz yıldız da oldukça uzun bir süredir hakkında mutlaka yazmak istediğim çok önemli genç sanatçılardan biri... ve ben şimdiden bu klişeleşmeye başlayan girişe ek olarak, klişeleşmeye başlayan kapanış cümlemi de en baştan yazayım; yakın yada uzak gelecekte kesinlikle kalbur üstü bir cazcı olacak ıraz... hiç kimseye bu kadar emin olarak yazmamıştım bu öngörümü... bütün derdim, klasikçileri cazcı yapmak benim:)...

ıraz yıldızı ben fazıl say sayesinde tanıdım... fazıl sayın övgüyle bahsettiği genç bir piyanisti yakalarım da bırakır mıyım hiç... o zamandan beri aklımda ama şimdi o yazıyı bulamadım... bulunca eklerim mutlaka... izlediğim ilk videosunu hemen paylaşayım... bu kadar mı hissederek çalınır!... aslında çok daha yakın tarihli canlı kayıtları da var ama ben özellikle bu kaydı paylaşıyorum..

fazıl say - nazım balad 1



burada da bir çok kez elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım, son yıllarda ülkemizde genç y…

samida

gürcü dilinde üç kız kardeş anlamına geliyor samida... yani yukarıdaki fotoğrafta gördüğümüz üç sanatçı; damla şahin, yudum şahin ve tamara şahin kardeş oluyorlar... ilk defa yüzleri göstermeyen bir fotoğraf seçtim burada, ilginç oldu ama fotoğraf güzel ne yapalım, aşağıda tekrar paylaşırım, tanış olursunuz artık... ben de az önce tanıştım kendileriyle ve hemen paylaşmaya başladım... bir yandan dinliyorum müziklerini, bir yandan da yazıyorum... ilk izlenimlerimi yazayım hemen: parçalar kısa:)... bir de şunu yazayım, yeni tanış oldum dedim ama bu kardeşlerden birini tanıyorum sanki...

ben genelde bu şekilde paylaşım yaptığım için, yazmaya başlayıp da sonradan paylaşımı iptal ettiğim de az olmadı ama samida şu anda oldukça iyi gidiyor... youtube tarafından bana önerildiği için izlediğim ilk videoları "budur işte!" dedirtmişti, şu anda evet kesinlikle budur işte diyorum... çok başarılılar... dinlemeye başladığınız anda eğitimli müzisyenleri dinlemekte olduğunuzu hemen anlıyors…

gökay özgür

uzun süredir ilgiyle takip ettiğim ve bir süredir de yazmak isteyip, bir türlü yazamadığım, diğer yandan hakkında az da paylaşım yapmadığım bir genç piyanist gökay özgür... bir kaç yıldır mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı'nda prof. dr. gülden gökşen ile piyano eğitimlerine devam eden öğrencilerin başarı haberlerini sıkça paylaşır oldum... mesela bir tanesine şöyle bir göz gezdirin derim çünkü oradaki fotoğrafa hayranım ben... boy boy, envayi çeşit piyanist göreceksiniz, işte o boy boy genç piyanistin en boylusu olarak sürekli dikkatimi çekerdi gökay özgür ama hakkında yeterli bilgim olmadığı için şimdiye kadar paylaşamamıştım...

fotoğrafta abi gibi duran gökay özgür, gülden gökşen'in diğer öğrencilerinin gerçekten abileridir... piyanoya 15 yaşında başlamış ve bu sebeple sanat otoritelerini şaşırtıyormuş çünkü 15 yaş çok geç bir yaşmış piyanoya başlamak için... "5 aylıktı, kürdilihicazkar makamında ağlar, mama kaşığını evfer usulünde v…