Ana içeriğe atla

tuna tüney

piyanist
tuna tüney

oldukça uzun bir süredir takip etmekte olduğum ama bir türlü hakkında paylaşım yapamadığım, oldukça istikrarlı bir şekilde kendini geliştiren genç piyanistlerimizden biri tuna tüney... ben kendisini ilk tanıdığımda çocuk idi, şimdi 16 yaşında bir genç oldu ve adını ilk duyduğum günden beri, düzenli şekilde kendinden bahsettiren, çok farklı konserlerde ve organizasyonlarda sürekli gördüğüm bir isim...

ekleme/haziran 2021

oldukça önemli bir eklemeyi sona değil de başlarda bir yerlere koymayı istedim çünkü tuna tüney eski adı moskova devlet konservatuvarı olan tchaikovsky konservatuvarına kabul edilme başarısını gösterdi... bildiğim kadarıyla, ruvim ostrovsky ile sürdürecek çalışmalarını... aynı okuldan yakın bir tarihte mezun olan ayşegül yörükoğlu hakkında da paylaşım yapmıştım, okursanız sevinirim...

2012 yılında, 6 yaşındayken başlamış piyano dersleri almaya ve 2013 yılında da istanbul üniversitesi devlet konservatuvarına kabul edilmiş... o yıldan beri piyano anasanat dalı başkanı prof. eser bilgeman şakir ile sürdürüyor çalışmalarını... öğretmeni gerçekten çok önemli bir isim ve tuna tüney'in istikrarlı gelişiminde payı çok büyük... bildiğim kadarıyla, doğa koleji mezunu ve 2017 yılından itibaren tam zamanlı konservatuvar eğitimine geçti tuna tüney...

tuna tüney, önemli orkestraların ve etkinliklerin seçmelerinde sürekli karşıma çıkan bir isim oldu... bir kısmından bu blogta bahsetmişimdir, hepsini hatırlamıyorum ama bir çok önemli etkinlikte kendisini sürekli izledik... büyük ihtimalle, seçmelere katılıp da solist olarak seçilmediği etkinlik yoktur... 11 yaşındayken izmir devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak izledim kendisini -ki o dönemde tam zamanlı konservatuvar öğrencisi de değildi...

2016 yılında; güzin - sedat gürel sanat ve bilim vakfı ile istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik ödülüne layık görüldü ve şef antonio pirolli yönetimindeki istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak j. s. bach’ın fa minör piyano konçertosunu büyük bir başarıyla seslendirdi... henüz 12 yaşında olmasına rağmen, bu konçerto kendisinin ikinci konçertosudur...

çok laf etmişim, en iyisi hemen bir video paylaşayım... ulusal genç yetenekler yarışmasında kendisine birinciliği getiren ve istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde de seslendirdiği bach'ın 5 numaralı piyano konçertosu...



2016 yılı çok verimli geçmiş tuna tüney'in... hatta mayıs ayı bile desek yeridir... yukarıda yazdıklarımın tamamı nisan ve mayıs aylarında... 2016 mayısında, 11. uluslararası pera piyano yarışmasında üçüncü olan tuna, aralık ayında gerçekleştirilen bursa nilüfer uluslararası piyano festivaline konuk piyanist olarak davet edilmiş... bir kaç ay sonra da, mart 2017'de istanbul büyükçekmece belediyesi piyano günleri etkinliğine davet edilmiş ve chopin eserleri seslendirmiş... chopin demişken, hemen en ünlüsünden bir nocturne paylaşayım... no 20 yakaladım mı, paylaşmadan duramam nasıl olsa, bahsetmişken paylaşayım... 2018 yılı eser bilgeman şakir öğrencileri konserinden... çok temiz ve net... yaşayarak, hissederek çalmış ve çok başarılı... seslendirdiği eseri yaşayan ve yaşatan bir yeteneğe sahip...



2017 Kasım ayında, istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı piyano anasanat dalında öğrenimine devam etemkte olan ve ödül almış öğrencilerin katıldığı piyano yıldızları dinletisi kapsamında yeldeğirmeni sanat merkezinde sahne almış, aralık ayında da ilk resitalini vermiş... 2018 yılında şevki karayel tarafından düzenlenen children’s corner piyano konseri etkinliğinde, girgin piyano ve sanat galerisi’nde eser seslendiren solistler arasında yer almış...

şimdiye kadar martha gulyas, tomislav baynov, tamara poddubnaya, aldo ragone, evgueni rjanov, dmitry lyudkov, herbert schuch, ferid adıgözelzade gibi önemli isimlerin masterclass çalışmalarına katılmış olan tuna tüney, 2018 yılı eylül ayında bulgaristan’da düzenlenen heirs of orpheus yarışmasında ikincilik ödülünün de sahibi olmayı başardı...

istanbul filarmoni derneği tarafından düzenlenen öğretmenler ve öğrencileri aynı sahnede etkinliklerinin ilki 16 şubat 2019 günü all saints moda kilisesi’nde gerçekleştirildi ve tuna tüney, öğretmeni eser bilgeman şakir ile aynı sahneyi paylaşarak çok ses getiren ve övgü alan bir konsere imza attılar... konserde rahmaninov, chopin ve brahms eserlerinden oluşan, titizlikle hazırlanmış bir program dikkat çekici idi...

bu etkinlik öncesinde de iki ayrı konserde dikkatleri yine üzerine çekmeyi başardı kendisinin dikkat çekme gibi bir derdi yok, bunu yazan benim:)... ilki aralık ayında mozarthaus konseri idi ve sahneyi genç viyolacımız iklim özenli ile paylaştı... burada bahsetmiştim bu konserden, okursanız sevinirim... diğer etkinlik ise; geçtiğimiz şubat ayında izmir'de gerçekleştirilen müziğin umuda kitaplarla dokunuşu etkinliği idi... çok özel ve önemli bir etkinliktir... onu da okuyun lütfen çıkmadan...

tam "tuna tüney de hiç boş durmayanlardan, yaz yaz bitmiyor" diye söylenmeye başlıyordum ki, zannedersem benim ulaşabildiğim etkinlik bu kadar... çok detaylara girmeden, en önemli konuları yazıyorum sadece... sürekli daha aktif bir tuna tüney'e tanık oluyoruz ve son 1-2 yıl içerisinde, tuna disiplinli çalışmanın meyvelerini toplamaya başladı artık...

yukarıda ulaşabildiğim bilgi bu kadar demiştim ama yakın zamanda elde ettiği önemli bir başarıyı yazmamışım!... 2-3 nisan 2019 tarihlerinde, çukurova üniversitesi devlet konservatuvarınca düzenlenen uluslararası rhapsody piyano yarışmasında kendi yaş kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü tuna tüney ve çukurova devlet senfoni orkestrası ile solist olarak çalmaya hak kazandı... bu konserin ne zaman gerçekleşeceğini ise şimdilik bilmiyorum ama önümüzdeki konser sezonu içinde gerçekleşecek...

tanıdığım en karizmatik piyanistlerden biri tuna tüney... türkçe karşılığını hiç kimsenin tam olarak henüz bulamadığı "cool" olarak tabir edilen müzisyenlerden üstelik... tuna tüney gibi müzisyenler işlerini çok iyi yaparlar... daha doğrusu burada sanat demek lazım, sanatlarını en iyi şekilde icra etmeleri dışında kendilerini çok güç tanırsınız, hatta göremezsiniz bile... sahneye çıkarlar, çalarlar, selamlarını verip giderler ve kendilerini bir sonraki görüşünüz, yine sahneye çıkarken olur... sade ve nettirler, çizgilerini asla bozmazlar ve o çizgi sürekli yükselir... hızlı yükselmez ama dalgalanmaz da... sürekli gelişirler... mükemmelliyetçidirler, bu biraz sorun ama kendileri için sorun... izleyiciyle asla oynamazlar, sadece en iyi şekilde çalarlar... zaten asıl yapmaları gereken de bu değil mi?... derin bir felsefeye sahiplerdir ama onu da kolay kolay anlamazsınız... benim tanıyabildiğim kadarıyla, tuna tüney bu yazdıklarımın en güzel örneklerinden biri...

tuna tüney, emin ve istikrarlı adımlarla sürekli gelişen, muhtemelen sadece kendisiyle yarışan genç sanatçılarımızdan biri... her sene adından daha fazla bahsettirmeye başlayan, tahminimce çok disiplinli ve çalışkan bir genç piyanist... hakkındaki bilgim oldukça sınırlı ama geleceğe yönelik olarak şunu söyleyebilirim; kendi hedeflerinin de üzerinde başarılara imza atacak yakın gelecekte tuna tüney...

şimdilik bu kadar diyerek, son bir video ile bitireyim... yine bach eseri olsun çünkü ben en son tarihli videoları paylaşma gereği duyuyorum... iki hafta önce paylaşıldı... bach prelude and fugue wtc 1 no 12...

Yorumlar

  1. Tuna kapasitesinin çok azını kullanıyor. Benim kendisine önerim, korkmasın çalarken:/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim katkınız için ama biraz açsanız bu konuyu sevinirim...

      Sil
  2. Tuna cığım ne güzel bir misyon.Gurur duyuyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. katkınızı çok geç gördüm, çok teşekkürler...

      Sil
  3. tam olarak 50 dakika önce bahsettiğiniz çukurova devlet senfoni orkestrası ile solist olarak verdiği bir konserlerden birinden çıktım beni gerçekten hakkında araştırma yaptıracak kadar etkilemeyi başardı. hakkında yazılmış böyle bir yazı bulmak da beni çok tatmin etti blogunuzu bu sayede keşfetmiş oldum takipçisi olacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim bu güzel yorumunuz ve katkınız için.. önemsediğim ve paylaşım yaptığım genç sanatçılar hakkında olumlu yorumlar almak beni çok memnun ediyor..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da