Ana içeriğe atla

deniz neva ertürk

piyanist, piyano
deniz neva ertürk
"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, tabii ki ben de sürekli dinliyorum... daha doğrusu, zeka geliştiriyor demişlerdi, belki bana bir faydası olur diye başlamıştım... solistlerin yorumlayış biçimlerine de anladığım kadarıyla dikkat ederim... bazı solistler esere kendilerinden bir şeyler katmaya, kendilerince anlamlar yüklemeye çalışırlarken, bazı solistler ise esere harfiyen bağlı kalmayı tercih ederler... ikisi de farklı zorluklar içerir ve ikisi de tadından yenmez... deniz neva ertürk "stüdyo kaydı tadında konser veren bir piyanist" olacak... bunu anlatmaya çalışmıştım yukarıda:))... hiç de kolay değildir partisyona sadık bir solist olabilmek... bu sayfada bu ifadeleri hatırlayabildiğim kadarıyla semplice quartet için de kullanmıştım... deniz neva hakkında şimdilik bu derece iddialı konuşmak için çok erken ama bende bıraktığı izlenim öyle...

çok laf etmişim yine, ben en iyisi güzel bir yarışma performansı paylaşayım kendisinden... chopin impromptu op 29/1...



yarışma performansı olmasına rağmen, yarışma soğukluğu yok çalışında, sadece doğal bir heyecan var, o da olmazsa olmaz zaten... ben yukarıda sadece impromptu paylaştım ama buradan yarışma performansının tamamını da izleyebilirsiniz... öncesinde bach'ın sinfonia no. 7 ve czerny'nin study c majör op. 299 no. 7 eserlerini de başarıyla seslendirmiş...

bu performans, 2018 yılında hollanda enschede'de düzenlenen international piano competition for young musicians yarışmasına ait ve 2001 yılından beri iki yılda bir düzenlenen, oldukça köklü ve prestijli bir yarışma olduğunu biliyorum... bu yarışmada kendi kategorisinde en genç yarışmacılardan biri olan deniz neva, ilk aşamayı geçmesine rağmen finale kalamamış... yarışmada anladığım kadarıyla hiç bir yarışmacı da birinciliğe uygun görülmemiş... sadece ikinci ve üçüncüler ilan edilmiş 2018 yılında... biraz ince eleyip sık dokuyan bir yarışma anlayacağınız... böyle köklü bir yarışmada 25 kişi arasına girebilmek ve final için yarışabilmek de büyük bir başarı kesinlikle...

2020 yılında yapılacak yarışma için de hazırlıklara başlamış deniz ve mozart'ın 21 no'lu konçertosunu yorumlamak istiyormuş... ben kişisel olarak yarışmaları pek sevmeyen biriyim ama ben sevmesem de bu yarışmalar genç sanatçılar için oldukça önemli olmalı... tecrübe kazanıyorlar, önemli kişilerle tanışıyorlar ve ustalardan öneriler alıyorlar... iyi bir motivasyon olduğu kesin... müzisyen kendisiyle yarıştığı sürece tabii... benim deniz neva ertürk izleninim şöyle: 2020 yılında iyi bir derece ile dönecek bu yarışmadan... vakti gelince paylaşırım burada...

henüz 12 yaşında olmasına rağmen, disiplinli çalışan ve hedefe odaklı bir genç sanatçı... ben instagram videolarını izleyince bu kanıya vardım, büyük usta gülsin onay ise masterclasslarda kendisini takip ederek aynı kanıya varmış olmalı ki; kendisinin övgü ile bahsettiği bir isim deniz neva...

ben hayran kaldığım bir dr gradus ad parnassum videosu paylaşayım bu arada... okurken dinleyin... claude debussy eseri... children's corner dan... 6 bölümlük, solo piyano için yazılmış bu suitin ilk bölümü oluyor aşağıdaki bölüm ve bu eser debussy tarafından 3 yaşındaki kızına ithaf edilmiş bir eser... aşağıdaki çekim de harika...



aslında instagram hesabındaki bir çok videosu da çok hoşuma gitti ama çoğunu youtube hesabında tam versiyon olarak bulamadım... benim "dur bi çalıp, kaydedeyim, belki paylaşırım" düşüncesiyle yapıldığını düşündüğüm ev ortamı kayıtları çok hoşuma gider... tıpkı sokak performansları gibi çok doğal bulurum ama burada paylaşamıyorum maalesef... değişik (cins) bir dinleyiciyim ben ne yapayım...

bu arada; youtube kanalını mutlaka takip edin ve abone olun derim kesinlikle... deniz neva ertürk'ün bu yönü de çok hoşuma gitti; kendisi sürekli performanslarını paylaşan bir genç sanatçı... günümüzde sosyal medya ortamının bilinçli kullanılması gerçekten çok önemli ve kendisi çok iyi bu konuda... bu sayfada bir adet videosuna bile ulaşamadığım genç yetenek sayısı az değil...

bu aralar 12 yaşında deniz neva ve 5 yaşında sabina veliyeva ile başlamış piyanoya... bir yıl birlikte çalışmışlar... daha sonra 7 yaşındayken hacettepe üniversitesi devlet konservatuarı piyano bölüm başkanı demet akkılıç ile bir yıldan uzun bir süre çalışmış ve ilkokul üçüncü sınıftayken bilkentli olmuş... o zamandan beri bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi müzik hazırlık okulu piyano bölümü'nde, piyano ana sanat dalı koordinatörü gamze kırtıl'ın öğrencisi olarak devam ediyor eğitimine... emin ellerde neva çünkü öğretmeni de çok başarılı ve çizgi üstü bir piyanist...

piyano
deniz neva ertürk
10-14 aralık 2016 tarihlerinde bursa'da düzenlenen uluslararası nilüfer piyano yarışmasında ilk kez adını duyurmuştu deniz neva... bu yarışmada seslendirdiği beethoven rondo op 51 no 1 ve chopin op. 64 no 1 eserleri kendisine kategorisinde üçüncülüğü getirmişti ve bu yarışmaya katıldığında 9 yaşında idi...

bu sayfada bahsettiğim tüm genç sanatçılar gibi, deniz neva ertürk de müziğe ve enstrümanına aşık bir müzisyen... çok gayretli ve emin adımlarla sürekli kendisini geliştiriyor... daha önce de bahsettiğim gibi, bende bıraktığı izlenim; çok titiz, hassas ve disiplinli olması oldu... bir kez daha yazayım; albüm kaydı gibi konserler veren, çok iyi bir konser piyanisti olacak... fazlasını ise şimdiden tahmin etmek oldukça güç çünkü kendisini çok yeni tanıdım ve ne paylaştıysa, o kadarını biliyorum... mesela bestecilik yönü var mıdır? bilmiyorum... youtube kanalını incelerken dikkatimi çeken bir diğer konu ise klasik türk müziğine de ilgili olması oldu... çok az klasik batı müziği sanatçımız türk müziği üzerine de çalışmalar yapıyor maalesef... benim bildiğim isimler; cihat aşkın ve hakan ali toker... anonim eserlerin değerlendirilmesi daha sık karşılaşılan bir durum ama klasik türk müziği de engin bir deniz... gerçekten klasik türk müziğine de sempati duyuyorsa deniz, bence mutlaka müziğinde o kültürü de kullanmalı diye düşünüyorum...

ben yine yakın tarihte çekilmiş bir video kaydı paylaşarak bitireyim... tabii şimdilik bitiriyorum, gelecekteki başarılarını da paylaşacağım buradan... bach'dan invention no 7, mozart'dan sonata no 9 ve yine chopin'den impromptu op 29 no 1... aşağıdaki videoyu playlist şeklinde paylaşıyorum, yani kanalına yüklediği tüm videolarını izleyebilirsiniz ama daha önce de yazdığım gibi, mutlaka youtube kanalına abone olun ve takipte kalın derim...



ekleme/29 mayıs 2019

kısa bir süre önce bu paylaşımı yapmış olmama rağmen, henüz 2 hafta bile geçmeden, çok güzel bir başarı haberi geldi deniz neva ertürk'ten... fazlası da gelecek...

isveçte düzenlenen ve tüm dünyaya açık bir müzik yarışması olan the north international music competition'da, kendi yaş kategorisinde üçüncü olmayı başardı deniz neva ertürk...

ilk defa böyle bir yarışma sonucu gördüm ve çok hoşuma gitti... şu yukarıda görünen piyano dalındaki sonuç fotoğrafını da o sebeple koydum... bilmem kaç tane ikinci, üçüncü vs yok... hatta bazı kategorilerde her derece de yok... mesela 6. kategoride tek kişi derece almış... ikinci!... 5. kategoride ise 2 adet birinci!... diğer enstrümanlarda da durum böyle... jüri ciddi, objektif, acıma filan yok, ne ise o...

yarışmacılarda sadece teknik detaylar arayan bir yarışma değil the north; özellikle belirtmişler, sanatsal kişilik ve karizmalarına da önem veriyorlar yarışmacıların... tüm dünyadan katılımcıların bulunduğu böyle bir yarışmada üçüncü olması, çok önemli bir başarı kesinlikle...

bu arada; geçen hafta konseri de vardı denizin... schumann çaldı steinway piyano ile... schumann'ın, büyük aşkı clara piyanoyla çalsın diye bestelediği harika bir eser ve deniz neva da harika yorumlamış... hemen sıcak sıcak paylaşayım istedim... schumann'dan arabesque...

Yorumlar

  1. Maaşallah bakışları bile ateş gibi. Ne kadar başarılılar ve seviyorlar klasik müziği. İyi ki varsın canım, öpüyorum kocaman o maharetli parmaklarından nevacık:>

    YanıtlaSil
  2. Bu çocukta bilinmeyen, anlaşılmayan bir cevher var! ama çözemedim;/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim katkınız için... kesinlikle var ama ben de çözemedim gerçekten...

      Sil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

tarık kaan, ilyun ve mina'dan başarı haberi

şu yukarıda gördüğünüz üç genç piyanistimiz; tarık kaan alkan, mina urgun ve ilyun bürkev, ispanya al hambra'da düzenlenen 9. uluslararası maria herrero piyano yarışmasına gittiler ve güzel derecelerle döndüler...

ilyun bürkev ve tarık kaan alkan, kendi kategorilerinde birinci olurlarken, mina urgun da kategorisinde üçüncü olmayı başardı... her üç genç yeteneğimiz de mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde öğrenimlerine devam ediyorlar... mina urgun ise henüz yarı zamanlı olarak piyano eğitimi alıyor olmasına rağmen bu büyük başarıyı elde etti... her üç genç piyanistimizi, öğrenim gördükleri yüz aklarımızdan biri olan okullarını, öğretmenlerini ve ailelerini ayrı ayrı kutluyorum... mina'yı ise apayrı ve özel olarak kutluyorum...

üç gencimizi de maalesef daha önce paylaşma fırsatı bulamamıştım... tarık kaan alkan'ı önceki başarılarından dolayı tanıyorum ve bu sayfada defalarca hakkında güzel haberler verdim... bir paylaşımı buradan okuyabilirsiniz... kısaca da olsa…

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

light in babylon

dinlediğimde hayran kaldığım, uzun süredir paylaşmak istediğim ancak bir türlü beceremediğim bir grup light in babylon... itiraf edeyim, ön plana çıkan 2 konu var light in babylonda, şarkı söyleyen kız ve müziğin rengi... düşündüm bir an "nedir müziğin rengi" diye! tabii yok öyle bir şey ama hadi tarzı diyelim; özetle yaptıkları müzik... kişi olarak ön plana çıkan ise bence vokalist kız, yani adını bin bir zahmetle öğrendiğim michal elia kamal... israilli oluyor kendisi ama iran orijinliymiş... hemen belirteyim, vokal ön plana çıkıyor derken kesinlikle gruptaki diğer müzisyenleri bir kenara atıyor değilim!... çok başarılılar ancak michal elia kamal şarkı söylerken apayrı bir dünyaya gidiyor sanki... sesi çok iyi ve çok severek şarkı söylediği apaçık belli... izlerken kendisinin söylediği parçayı resmen yaşadığını görüyorsunuz...

santur çalan ise türk... metehan çiftçi... michal elia kamal ve julian demarque (fransız, gitarist) gezgin müzisyenler olarak 2009 yılında istanbul…