Ana içeriğe atla

hakan ali toker

hakan ali toker

türkiyede eksikliği hissedilen çok önemli bir boşluğu dolduran muhteşem piyanist... :)... güleceğim geldi bu cümleyi kurunca!... türkiyede bu önemli boşluğu hisseden kişilerin sayısını merak ettim bi an:)... bu ülkede sanat konusunda, hele hele piyano konusunda hissedilen bir boşluk var mı acaba!... valla ilk defa şöyle afilli bir cümle ile başlayayım dedim, yüzüme gözüme bulaştırdım:)... yok öyle bir şey!...

ama ben hissediyordum ve o sebeple hemen başladım yazmaya... sayıca az da olsak, eminim hissedenler de az değildir... hem de ciddi biçimde hissediyordum ve nihayet buldum: hakan ali toker...

hakanalitoker.com

sayfasına gittiğinizde kendi sözcükleri ile de okuyacaksınız ama ben de vurgulayayım; eğlence adına sanatı unutan, unutmayı bırakın, alıp resmen çöpe atan bir toplumda yaşadığımız kesin... bunun tam tersi; bir de seçkin bir tabakamız da var ki, o tabaka da resmen sanat adına eğlenmeyi bir kenara atmış durumda!... halbuki bence sanatın her dalı önemli ölçüde "eğlence" dir... yada öyle olmalıdır... buradaki eğlenceden kastım tabii ki "her an halay çekme ve harala gürele göbek atma pozisyonunda olma" değildir... bir tabloya, ebruya yada heykele baktığınızda mesela, ruhunuz eğlenmelidir... sadece o tablonun hayat üzerindeki yorumları ve çağrışımları yada ait olduğu sanatsal akım olmamalıdır amaç... emin olun, en karamsar tabloyu yapan ressam, o tabloyu resmederken çok eğlenmiştir! yada ben bu sayfadaki bir çok yazıda dillendirmişimdir defalarca; mesela klasik müzik konserine gittiğimde ben "çok ciddi ve somurtkan olmamalıyım"... müzik beni coşturduğunda, coşabilmeliyim, tepkimi olduğu gibi verebilmeliyim, dilediğim anda alkışlayabilmeliyim... sağdan soldan ve önden bana dönüp de pis pis ve aşağılar nitelikte bakan da olmamalı... arkadaş müzik dinliyoruz! cenazede değiliz ki!... ve daha da önemlisi; işin ehli hiç bir müzisyenin dikkati filan da dağılmaz öyle kolay kolay!... külahıma anlatın siz onu... araya da sıkıştırayım fırsattan istifade; öyle fotoğraf çekilince filan dikkati dağılıveren, konsantrasyonu bozuluveren müzisyenlere de gıcığım!...

neyse konu fena dağıldı, topralayayım hemen... hakan ali toker; sanatını fazlasıyla iyi konuşturan, işin içine tam da kıvamında eğlenceyi de katabilen bir şovmen piyano ustası... ve bir konser piyanisti...

ve klasikçi... ve cazcı... ve benim açımdan en önemlisi: bir doğaçlama üstadı!...

üstelik; klasik müziğe doğaçlamayı yeniden getiren bir isim...

daha ne olsun?

ilk olarak toker trio olarak çıkmıştı karşıma ve güyya silifkenin yoğurdu idi ama görülebileceği üzere enteresan bir yoğurt idi:)... tabii böyle bir şey dinler de bırakır mıyım peşini hiç:)... dinleyin bence hemen...



yeme de yanında yat tadında bir silifke yoğurdu olmuş bence... harika bir caz üçlüsü bu toker trio... tam aradığım ve eksikliğini gerçekten hissettiğim bir piyanist çıktı hakan ali toker!...
“Ezgilerle oynayışı, tamamen birbirinden ayrık unsurları inanılmaz bir estetik bütün içine dokuyuşu çok etkileyici. Sıcak tavrı, dinleyicinin hem bilerek, hem de kazara verdiklerini müziğin içine katma yetisi, ve de kendisinin müzikle (herhangi bir tür müzikle) bütünleşmesi, bütün bunlar emsalsiz… Artık pasif bir şekilde müzik dinleyemez oldum, kafamda doğaçlamalar yaratmaksızın.”
Prof. Leah Savion, Indiana Üniversitesi

işin eğlence ve şov kısmından çok fazla bahsetmek istemiyorum çünkü eğlenceyi gören o malum kesim için itici gelir işin bu kısmı!... nadide yerli ve evrensel klasik eserleri minik şovlarla süsleyip, aralara sıkı doğaçlamalar serpiştiren, seyirciden gelen istekleri anında konserine adapte edebilen, hiç ummadığınız parçaları çok alakasız gibi görünen stillerde yorumlayabilen ve sahnede besteler yapabilen oldukça önemli performans sanatçısı demek çok daha doğru olur hakan ali toker için...

saz semaisi ve longaları çok tanınmış klasik stillerle çalan, aralara ansızın popüler melodileri kafasına göre ama sağlam bir şekilde sıkıştırabilen ve kel alaka denebilecek bir çok ünlü parçayı harmanlayıp, paketleyip çaktırmadan çok da eğlendirerek size karışık bitki çayı misali yutturabilen bir sanatçı...

hakan a. toker/youtube

resmi sayfasından yada yukarıda bağlantısını verdiğim youtube kanalından videolarına ulaşabilirsiniz. ben bir video daha paylaşayım ve kendisini çok iyi anlatsın istedim ama saatlerdir videolarını izliyorum, o tek bir videoya karar veremedim bir türlü:)... aşağıdaki oldukça uygun gibi... seyircilerden öneriler alıyor önce ve sonra oturup, aynı anda hepsi üzerine doğaçlama yapıyor...



müziğe büyük ihtimalle minicikken başlamıştır bilmiyorum ama eğitime 12 yaşında istanbul üniversitesi çello bölümünde başlamış... bir sene sonra bilkent üniversitesinde piyanoya başlamış... izlandaya gitmiş... piyano eğitimi tabii gezme değil... sonrasında amerikadaki indiana üniversitesi müzik bölümüne gitmiş... oranın piyano ve kompozisyon bölümünden mezun olmuş... caz ve elektronik müzik dersleri almış, 6 yıl orada kalmış, geri kalan kısmını da kendisi halletmiş... diyerekten kısaca eğitim hayatını da yazmış oldum...

2003, 2005 ve 2012 yıllarında solo albümleri çıkmış... sırasıyla; transformations, turkish music on piano ve alla turca alla toker:)... son solo albümü şu anda satışta, mutlaka alın... diğer iki albüm tükenmiş ama dinleyici dostu olduğu anlaşılan hakan toker o albümleri de sayfasından paylaşıyor... onu da bi zahmet siz bulun, dinleyin... solo albümleri haricinde, yerli yabancı bir çok sanatçı ve grupla, canlı cansız bir çok albüme de imza atmış...

bazı müzisyenleri yazarken gerçekten çok zorlanıyorum, hakan ali toker de onlardan biri oldu çünkü o kadar farklı ve çalışkan bir piyanist çıktı ki!... bende de hastalıktır, ille her şeyden bahsetmek isterim eksiksiz... paylaşacağım videolara bile karar veremiyorum resmen... "my way" üzerine bir doğaçlamada karar kıldım nihayet... yalnız sahneye çıkış bir felaket olmuş:)... bereket oraya piyano koymuşlar yoksa sahneden çıkıp gidecekti...



aslında yıllar önce hakan a toker benim çok dikkatimi çekmişti, şimdi denk geliş fark ettim... benyamin sönmez in ölümü üzerine andante dergisinde dikkatimi çok çeken bir yazı okumuştum... çok beğendiğim ve unutmadığım o yazının da kendisine ait olduğunu şimdi denk geliş fark ettim!... o yazıyı da belki gereksiz olacak ama buraya eklemek istedim...

Benyamin Sönmez'i Çalış'ta Uğurladık...

hakan ali toker; muhteşem bir sanatçı... çizginin çok üstünde...

kendisi hakkında yazılacak daha o kadar çok şey var ki!... türk makamlarına göre akortlanmış piyanodan tutun da diğer sanatçılarla yaptığı albümlerin detaylarına; özgün bestelerinden, 10 bin genç meşale konserine kadar... eminim, daha sonra bol bol eklemelerde bulunacağım ama şimdilik bu kadar deyip, toker trio ile bitireyim... harika bir beyaz giyme toz olur düzenlemesi...

tabii tanini trio ve fluid piyano (mikrotonal gitarın piyanosu oluyor) konuları da var ki onlardan ayrıca bahsetmek gerekebilecek... kısa bir aradan sonra:)...

Toker Trio: 
Hakan A. Toker, piano
Mehmet Sönmez, bass
Mert Baycan, percussion



ekleme/mart 2021

altı sene geçmiş bu paylaşımın üstünden, bu süre zarfında hakan ali toker bir çok çalışma yaptı, projeleri oldu hatta akordiyon ile uçtu... grand ile de uçar mı acaba diye çok bekledim, o henüz gelmedi... belki ben takip edememişimdir...

az önce karşıma birden son albümü çıktı... 211. yaşını kutlamak için, chopini de kurcalamış hakan ali toker... bunu yazarken, az önce de vivaldi doğmuş, onu da kurcalamış... daha önce schubert de nasibini almıştı... arkadaş bu ünlü bestecilerin hepsi de mi bu aralar doğmuş... bir önceki kurcalaması da malumunuz, beethoven idi...

"kurcalamış" dedim ya ben, vardır onun müziksel bir terimi ama benden en fazla bu kadar bilimsel ifade çıkıyor... kurcalamamış, resmen bozmuş:)... başka bir albüm hakkında yazıyor olsam, bu kadar rahat rahat bozmuş yazamam:)... kavgada söylenmez hiç bir sanatçıya ama gerçekten bozmuş:), ben de bozduğu için hayran kaldım ve yazıyorum zaten:)... çok güzel bozmuş, yüreğine sağlık...

bu sayfada en son bahsettiğim albümü alla turca alla toker idi... 2019 yılında da taurus mountains albümünü çıkarmıştı murat süngü ve erdem göymen ile birlikte... hayran kaldığım bir albümdür, onu burada paylaşmak istedim, diğerlerini spotify sayfasına gidip dinlemenizi şiddetle öneririm...

buyrun aşağıda, keyifle dinleyin...


geçen sene ve bu sene "deconstructed" çalışmaları ile çok dikkat çekri hakan ali toker... beethoven yılında beethoven ile başladı, 2021 yılında da mozart, schubert ve chopin ile devam etti... galiba hepsinde de 11'er eser var... tabii 2021 yılında ek olarak gift music 1 ve gift music 2 albümlerini de çıkardı... mart'ın henüz 4'ü bitmiş değil, ocak ve şubat aylarında 5 albüm geldi kendisinden... pandemi sürecini en iyi değerlendiren sanatçımız kendisi bu arada... 2020 yılında da beethoven dışında, christmas songs all wrong albümünü de çıkarmıştı...

dehası ile virtüözitesini çok iyi harmanlamanın yanında, alakasız eserleri de aynı ustalıkla harmanlayabilen büyük bir usta... tabii türleri de bu arada... buyrun, dinleyin, sizin kafanızı da harmanlasın:))...

Yorumlar

  1. MÜTHİŞ BİR ADAM!

    YanıtlaSil
  2. Hakan Ali Toker benim manevi ağabeyim, müzik dostu ve yardımsever bir insan, karşılık beklemeksizin bir çok insana yardım ettiği gibi bende çok iyiliğini gördüm, çok kaliteli bir sanatçı olmasının yanında çokta kalender bir insan, adam gibi adam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzel katkınız için çok teşekkür ederim:)... bu şekilde anılmak, bir sanatçı için ekstra mutluluk olmalı:)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va