agora senfoni'den mozart ve film müzikleri

agora gençlik senfoni orkestrası
bir sene kadar önce "bir hayalimiz var" diyerek bir araya gelmişlerdi, belki en fazla 7-8 ay orkestra olarak çalışabildiler ama sanki çok daha uzun bir süre birlikte çalıyorlarmışçasına uyum içindeler ve görünen o ki, büyük bir başarıyla hayallerini gerçekleştiriyorlar... hepsini takip edememiş olabilirim ama geçtiğimiz sezon iki yada üç önemli konseri oldu agora gençlik senfoni orkestrasının (ago)... ilk konserini 13 mart 2018 günü verdi ago... konserde; doruk görkem tokur, mozartın 23. piyano konçertosunu seslendirmişti... ayrıca yağız oral şefliğinde once upon a time america, la vita e bella ve danzon no 2 eserlerini de çalmıştı ago... ben birden konuya daldım ama önce haklarında daha önce yapmış olduğum paylaşımı okursanız sevinirim... hadi bi zahmet...

ülkemizin ilk kolektif senfoni orkestrası olan agora gençlik senfoni orkestrası, geçen sezonu az zamanda büyük işler yaparak, başarıyla kapatmıştı... bu sezonu da kaldığı yerden devam ederek, büyük bir başarıyla açtı... 30 ekim 2018 tarihinde meb şura konser salonunda verdikleri mozart ve film müzikleri sezon açılış konseriyle yeni sezona merhaba dediler...

ankara'nın en büyük konser salonlarından biri olan 1200 kişilik salonu tamamen doldurmayı başaran agora gençlik senfoni orkestrasının bu sezon açılış konserinde; 1997 doğumlu elvin hoxha ganiyev, şef murat ömür tuncer yönetiminde mozart'ın 4 numaralı keman konçertosunu seslendirdi... konserin diğer bölümlerinde ise; yine şef murat ömür tuncer yönetiminde yüzüklerin efendisi (howard shore), şef yağız oral yönetiminde de batman (hans zimmer) ve karayip korsanları (hans zimmer) film müzikleri agora senfoni orkestrasınca başarıyla seslendirildi... konserde cemal reşit rey’in 1971 yılında bestelediği ve istanbul filarmoni derneğinin girişimiyle 1986 yılında ilk seslendirilişi gerçekleştirilen on bölümlük türkiye senfonik şiiri’nin son bölümü de seslendirildi cumhuriyetimizin 95. yılına ithafen...

konserin programı bence oldukça iyi seçilmiş çünkü özellikle genç kesimin konserlere çekilmesi açısından bu programların hazırlanması çok büyük önem taşıyor... ben ülkemizde konser ve sezon programlarının pek de isabetli hazırlanmadıklarını düşünüyorum ancak son yıllarda özellikle yeni nesil genç şefler bu konuda dikkat çekmeye başladılar ve sezon konser programları eskiye göre çok daha isabetli... bu bence tabii... havalı bir klasik müzik snobu olmadığım için benden bu tip laflar çıkabiliyor... ama şu da bir gerçek ki; agora senfoni, bu konseriyle 1200 kişilik salonu tamamen doldurabilmeyi başaran nadir orkestralardan biri olmayı da başarmış durumda...

şef yağız oral yönetiminde agora gençlik senfoni orkestrası
agora gençlik senfoni orkestrasının kurucu şefliğini sürdürmekte olan yağız oral, 2011 yılında caz gitar çalışmalarıyla başladı müziğe ve aynı yıl ankara üniversitesi alegria oda korosu ve kültür bakanlığı çok sesli korolarında da çok sesli müzik üzerine çalışmalar yaptı, türkiyede ve yurt dışında konserler verdi, ödüllerle döndü... başkent üniversitesi devlet konservatuvarı kompozisyon ve müzik teorisi bölümünde eğitim alan yağız oral, argun defne ve orhun orhon gibi önemli isimlerle kompozisyon çalışmalarına devam etti... bestecilik çalışmalarında film müziklerine yönelen oral, kısa ve uzun metrajlı film projelerini yürüttü ve cannes film festivalinde "the official selection" kategorisinde değerlendirildi ve kısa film ödülü aldı... geçtiğimiz temmuz ayı içinde avusturyaya gitti ve viyana müzik ve sahne sanatları üniversitesi öğrencileri ile bir workshop düzenleyerek eserlerini seslendirdi...

elvin hoxha ganiyev, benim mutlaka hakkında yazmak istediğim ama bir türlü yazamadığım çok önemli bir isim... neden yazmadın arkadaş? derim ben olsam şimdi... şundan yazmadım: "ben yazana kadar, benim bu gariban bloğun konsepti dışına çıktı elvin hoxha:)"... onun gibi daha bir çok isim var, ben yazamadan dünya sanatçısı oluveren... yani ben artık daha minikleri yazıyorum:)... bende yalan yok... 5-6 sene öncesine kadar, başarılı genç sanatçı sayımız bugünkü kadar fazla değildi... bir şekilde yeteneği ile kendi farkını ortaya koymayı başarabilen sanatçı, 20 yaşında da olsa kendisinden bahsediyordum... elvin hoxha ganiyev de kısa sürede çok büyük adımlarla dünya sanatçısı oluverdi henüz öğrenci olmasına rağmen... ara ara zırva, saçma sapan yorumlar ve yazılar görüyorum... hangi ülkenin kemancısıymış!... ben yazdım işte az önce nerenin kemancısı olduğunu... sanatçılar dünyaya aittirler... hatta evrene... mekanları ve zamanları olmaz...

şef murat ömür tuncer yönetiminde agora gençlik senfoni orkestrası ve elvin hoxha-ganiyev
ben hiç bir sanatçıyı ailesi ile özdeşleştirip tanıtmayı seven biri değilim ama sadece dedesi azerbaycan devlet sanatçısı server ganiyev adını anmamak ayıp kaçar... bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi yaylı sazlar ana sanat dalı başkanlığı da yapmış olan ünlü keman sanatçısı ve orkestra şefi server ganiyev'in büyük emeği de söz konusu ve yakın bir zamana kadar da dedesinin kemanı ile çıkıyordu sahnelere elvin... gürer aykal, zubin mehta, maxim vengerov, fazıl say, yuri bashmet, vladimir fedoyesev, placido domingo, zakhar bron ve vladimir spivakov gibi usta sanatçılarla birlikte konserler veren, papalık nişanı dahil olmak üzere bir çok önemli ödülün de sahibi ganiyev, bugün artık geleceğin en parlak keman sanatçılarından biri olarak kabul edilmiş durumda... çok güzel bir sebeple neden yazamadığımı açıklamaya çalıştım ama gerçekten hoxha-ganiyev ve şimdilik benim bildiğim en az 10-12 üstün başarılı genç sanatçımızı da ilk fırsatta detaylı olarak paylaşmak istediğimi de belirteyim...

bu arada, aklıma gelmişken araya bir şey sıkıştırayım; sanatçının adı elvin hoxha-ganiyev... bu "hoca" da nereden çıktı? sağda solda adını hoca-ganiyev yazıyorlar! arkadaş, nerede görülmüş bir insanın adının değiştirildiği!... tamam çaykovski ve şostakoviç yazıyorsunuz anlıyorum ama joshua bell'e de joshua çan, zil yada çıngırak demiyorsunuzdur umarım... neyse... neyse dedim ama aklıma şimdi de muhsin namcu geldi:) yahu adamın adı mohsen namjoo... hakikaten neyse çünkü ben şimdi böyle bir başladım mı zırvalamaya, yazıyı berbat ederim...

şef murat ömür tuncer yönetiminde agora gençlik senfoni orkestrası ve mezzo soprano elif canbazoğlu
italyadaki giuseppe tartini müzik okulundan yüksek şeref öğrencisi olarak mezun olan ve halen kültür ve turizm bakanlığı devlet çoksesli korosu sanatçısı olarak çalışmalarını sürdüren 1992 doğumlu mezzo soprano elif canbazoğlu ise müziğe flüt ile başlamış ve sonra operaya yönelmiş... hacettepe üniversitesi ankara devlet konservatuvarında öğrenci iken şebnem algın ve bora ateşyakan ile çalışmış... henüz öğrenciyken strauss'un die fledermaus operetinde prens orlofsky rolünü üstlenmesiyle dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış... bir çok ustalık sınıfına katılıp başarılı olan elif canbazoğlu, yurt içinde ve yurt dışında bir çok önemli konser vermiş... elif canbazoğlu da çok büyük başarılara imza atmış önemli bir isim ama ben bu paylaşımda bir çok detaydan bahsetmiyorum...

mümkün olsa da tüm orkestra elemanlarını tanıtabilsem ama baş kemancı korcan köstük'ü kısaca tanıtmadan geçmeyeyim... bakmayın benim havalı havalı yazdığıma, hiç anlamam bu işlerden, sadece dinler ve izlerim:)... bu büyük orkestralarda başkemancı çok önemli... onu da şurdan anlıyorum; solist gelince onun da elini sıkıp selamlıyor... keman önemliymiş demek ki... şimdi kendisinden bahsetmezsem olmaz... diğer enstrüman şefleri kimlerse alınmasınlar... 1995 doğumlu korcan köstük...  keman çalışmalarına 2007 yılında dokuz eylül üniversitesi devlet konservatuvarında irde kocaoğlu ile başlamış... lise eğitimini ise ışılay saygın güzel sanatlar lisesi'nde ömer mumcu ile tamamlamış... lisan eğitimini ankara üniversitesi devlet konservatuvarında arif möhsünoğlu ile tamamlayan korcan köstük, çalışmalarına anadolu üniversitesi devlet konservatuvarı yüksek lisans programında, ezgi gönlüm yalçın ile devam ediyor... agora senfoni yanında, bu orkestra içinden çıkan her iki oda müziği orkestrasında da görev alıyor...

korcan köstük
bu sezonun açılış konserinin hazırlıkları, geçen sezonun sonunda başlamış... diğer senfoni orkestraları da gelecek sezona önceden hazırlık yapıyorlar mı? bilmiyorum... mutlaka yapılıyordur herhalde... program ağustos ayında açıklandı ve biletler satışa çıktı... bence bilet fiyatı oldukça düşüktü ama gençlerin para gibi bir dertleri yok... bence önümüzdeki sezondan itibaren para da kazanmaya başlasalar iyi olur... daha doğrusu kötü yada itici olmaz... ben her zaman bu görüşte oldum... daha önce dergiler için de aynısını yazdım, tuhaf bulanlar oldu... arkadaş nesi tuhaf bunun?... nedense konu sanat, müzik filan olunca milletin pintiliği tutuyor... harika bir konser izliyorsun, vereceksin paranı ki, devamı gelsin... ama bu konuyu orkestra kendisi bilir tabii...

gençler sadece 8 hafta boyunca, haftada 3 saat prova yaparak çıkmışlar sahneye... çok yeni bir orkestra olan agora senfoni için düşününce bana az gibi geldi ama ortalama bir senfoni orkestrası acaba bu kadar çalışıyor mu? onu da bilmiyorum... provalar paralelinde prof. dr. ozan tunca da genç sanatçılara seminer vermiş... konserde izleyiciler arasında en dikkat çeken isimler;  yüksel erimtan ve eşi nurdan hanım, özden toker inönü; narmina ganiyeva, hayreddin hoxha, emre şen, reyyan başaran, kamerhan turan, gülnur kurt, meral leblebicioğlu, elif önal, elena postinova, suna çevik ve gölge şekeranber gibi önemli sanatçı ve eğitimciler oldu... konseri dinlemeye gelen önemli isimlerin bu başarıyı hayranlıkla karşılamış olmaları çok önemli...

bence en önemli olan konu da şu; orkestrada görev alan genç sanatçılar, bu konserin görünmeyen kısmında da büyük efor sarf etmişler... anladığım ve duyduğum kadarıyla; sosyal medya, afiş, internet vb gibi tüm çalışmaları kendi içlerinde organize olarak kendileri yapmışlar... bir çok kişi ağız burun kıvırabilir ama bence tüm bu çalışmalar bir bütündür ve bu orkestranın gerçekten sadece orkestra olmadığını, aynı zamanda gerçek bir akademik oluşum olduğunu gösterir... çok önemli...

sezon açılış konserinin düzenlenmesinde; deniz erdal, elif gür, doruk ilhan, yağmur zeybekoğlu, görkem çatak, ata sivritepe, gürcan yazırlıoğlu, deniz yakar, yaşar köroğlu ve korcan köstük görev almışlar... sanat yönetmenleri de çok tanıdık bir isim: blanc et noir'dan selin şekeranber... posterleri ekin levent hazırlamış, fotoğraflar ise ava lerya tarafından çekilmiş... umarım unuttuğum bir isim yoktur çünkü ben bu detaylara çok önem veriyorum...

konser esnasında, seslendirilen film müzikleri ile ilgili görüntülerin, sahne arkasında dev ekranda eş zamanlı olarak yansıtılmış olması da oldukça iyi düşünülmüş bir ayrıntı...

mezzo soprano elif canbazoğlu
agora gençlik senfoni orkestrası

yukarıda daha çok konseri anlattık ama biraz da orkestradan bahsedelim... evet, yukarıda da yazdığım gibi, bu paylaşımda bir çok detaya girmiyorum sanatçılarımızın bireysel çalışmaları hakkında çünkü bu paylaşım agora gençlik senfoni orkestrası paylaşımı... bu orkestra çok önemli bir oluşum çünkü ankara, başkent, bilkent, gazi ve hacettepe üniversitelerinde yüksek sanat eğitimi almış olan ve bu kurumlarda öğrenciliği devam eden genç müzisyenlerin bir araya gelmesiyle kurulan, kolektif bir bilinçle hareket etmeyi tercih eden bir gençlik senfoni orkestrası agora... ben çok önemsiyorum ve çok büyük bir başarıyla yollarına devam ederek, bu önemsenmeyi fazlasıyla hak ediyorlar... takip edebildiğim kadarıyla, gülsin onay, ozan tunca, orhun orhon ve ibrahim yazıcı gibi önemli sanatçılar tarafından da çok önemseniyorlar... muhtemelen benim şu anda bilmediğim bir çok önemli isim de kendilerine destek oluyordur... ago sadece bir araya gelip, konserler vermeyi amaçlayan bir oluşum değil... çalıştaylar düzenliyorlar ve kendilerini sürekli geliştiriyorlar... aslında tam anlamıyla bir okul olma yolundalar... akademik çerçevede kendi geleceklerini bu okulda şekillendiriyorlar... bir süre sonra agora senfoni orkestrasının çekici bir kariyer ortamı olacağını düşünüyorum... yani cv ye agora senfonide de görev aldı yazınca prestijli olacak... doğuş çocuk gibi mesela...

agora gençlik senfoni orkestrası
bu orkestranın en çok hoşuma giden yönü, hiç bir kurum ve kuruluşa bağlı olmaması ve genç olmaları... burada "genç" sadece yaşı ifade etmiyor... daha doğrusu, yaşla da pek ilgisi yok... 104 yaşındaki muazzez ilmiye çığ oldukça genç mesela... bu gençler, kendi kendilerini demokratik bir ortamda yönetiyorlar... finansal destekleri de yok ama destek olanları az değil... benim gördüğüm kadarıyla, özellikle murat ömür tuncer bu oluşumda ateşleyici ve yönlendirici konumunda olan en önemli isim... tabii yağız oral'ı da unutmamak lazım ama ben dışarıdan daha çok murat ömür tuncer'i görüyorum... bu yazının başlarında hakkında yapmış olduğum paylaşımın bağlantısını da vermiştim, eminim okumuşsunuzdur, orada da detaylı bahsetmiştim, 2016 yılında dünyada sanat ve kültür alanında yılın en başarılı genci seçilmişti murat ömür tuncer... kesinlikle çok başarılı ve etkili bir isim... ago gibi oluşumlarda murat ömür tuncer gibi etkin isimler, sadece o oluşumdaki varlıklarıyla bile önemli bir itici güç ve birleştirici rol oynarlar... çok doğru isimlerle yol alıyor ago...

kendi içinden, bir kaç ay önce eğirdir oda müziği festivalinden dereceyle dönen agora piyanolu quartet ve agora yaylı quartet olmak üzere iki ayrı oda müziği grubu da çıkarmış olan ago, tam anlamıyla gerçek bir senfoni orkestrası... farklı üniversitelerden bir çok gencin bir araya gelip de kendi amaçları doğrultusunda çalışıp, bir kaç ay içinde ilk konser için sahne alabilmek, başarılı konserler verip, 1 sene dolmadan bu sezon açılış konserinde en büyük salonlardan birini tıka basa doldurup, alkış almak öyle zannedildiği gibi kolay ve basit bir iş değil... bu gençler aslında bir devlet senfoni orkestrası olmamalarına rağmen, solist elvin hoxha-ganiyev'in ifadesiyle tam bir profesyonel senfoni orkestrası gibi eşlik etmeyi başardılar... ben profesyonel lafını pek sevmem çünkü bence profesyonellik asla "iyi olmak" anlamına gelmez ama sonuçta dünyanın bir çok önemli orkestrası eşliğinde solist olarak sahne almış olan ganiyev, bu orkestranın ne kadar iyi olduğunu, ne kadar uyum içinde çaldığını anlatmak için bu ifadeyi seçmiş... özetle; öğrenci olabilirler, tecrübesiz yeni mezunlar olabilirler ama çok kısıtlı olanaklarla, çok çalışarak, çok çalışmanın ötesinde, ruhlarını katıp gönülle çalışarak bu aşamalara geldiler... benim açımdan bakınca, gerçekten büyük bir alkışı fazlasıyla hak ediyorlar...

özellikle halihazırda öğrenciliği devam eden yada yeni mezun gençlerin, en az profesyonel olarak tabir edilen senfoni orkestraları kadar başarılı konserler veriyor olmaları bence takdir edilmeyi ve ayakta alkışlanmayı fazlasıyla gerektiren bir durum... zaten tahminimce camia! olarak tabir edilen kesim de büyük bir gururla takip ediyordur agora gençlik senfoni orkestrasını... bir çok meslekte, yeni neslin büyük başarıları "ihtiyarları" korkutur ama yine tahminimce sanat camiamız o iğrenç durumdan ve basitlikten oldukça uzaktır çünkü "sanatçı" yada "sanat sever", herhangi bir meslek odasının mensubu gibi değildir... yada o kadar ihtiyar olmamalıdır... sanatın hiç bir alanı, ruhu ölü ihtiyarları içinde zaten barındırmaz...

bu orkestra bir hayalim var sloganıyla açtı yelkenleri ve görüldüğü üzere yavaş yavaş yelkenler fora demeye hazırlanıyor... yani daha yelkenler fora demediler... bu harika gençlerin yelkenlerini şişirecek rüzgara gerçekten ihtiyaçları büyük... benim konu hakkındaki yorumlarım, bu orkestrayı bağlamaz yani ben fikirlerimi yazıyorum sadece... bence önerilere hiç de ihtiyaçları yok... özellikle ihtiyarların önerilerine... her biri zaten fazlasıyla her şeyi düşünebilecek, akıl edebilecek yeterlikteler... neyi nasıl yapacaklarını herkesten çok daha iyi bilirler... çünkü onlar geleceği yaşıyorlar, geçmişi değil... ben sadece öneri olarak değil de, gönlümden geçeni yazayım; bu toplum artık sokaklarında da kaliteli müziği duymalı... diğer müzik türlerinde ben pek sorun görmüyorum çünkü o müzik türlerinin ihtiyarlamış bir camiası yok... her şey kendi doğallığında akıp gidiyor iyi yada kötü, su kendi yolunu buluyor bir şekilde... agora senfoni gibi diğer gençlik senfoni orkestraları da artık adına klasik denen müziği, her yanı baskı dolu o karanlık kasvetli salonlardan kurtarmalılar... gençler, kendilerini ifade edebildikleri bu müziği, sokaklarla ve her yaştan diğer gençlerle paylaşabilmeliler... bu ülke pırıl pırıl gençlerle dolu ve o gençler artık ihtiyarların "vay cahil! alkışlanmayacak yerde alkışladı" ters bakışları altında ezilmekten gerçekten çok sıkıldılar... o burnu büyük ters bakışları atarken, bil ki sen olmaman gereken yerdesin aslında... ben, kibar, nazik bir salon beyefendisi olmadığım için, adına klasik denerek ihtiyar, hantal ve durağan bir kimlik kazandırılmaya ve tekele alınmaya çalışılan bu evrensel müzik yanında, rock ile büyüyüp, serpilmiş biri olduğum için belki de, rahatlıkla kabaca yazabiliyorum... bazen benim için "aaa terbiyesiz, ne diyor bu herif!" diyorlar, biliyorum... ama ihtiyar! şu müziğin ensesine yapışıp, kara bulut gibi gençlerin tepesine çökmekten vazgeç ve mümkünse klasik müziğini evinin salonunda kendine ters türs bakarak dinle... hiç bir müzik, kimsenin tapulu arsası değil...

bu paylaşımda özellikle video paylaşmadım çünkü konserin profesyonel bir ses kaydı ve 5 kamerayla görüntü kaydı yalçın tuğsavul tarafından alınmış... orkestra tüm kayıtları ilerleyen haftalarda internet ortamında paylaşarak, konsere gelemeyenlerin ilgisine sunmayı planlıyor... bu kayıtlar, orkestranın kısa sürede ulaştığı seviyeyi görmek için de oldukça önemli ve yayınlandıklarında burada hemen paylaşacağım... şimdilik bu kadar...

Yorumlar

bu sayfada; sadece "herkese açık paylaşılan" bilgi ve fotoğraflar kullanılmaktadır... hakkınızdaki yada yasal sorumluluğunuz altında bulunan yakınınız hakkındaki hatalı yada istenmeyen her türlü paylaşımın, fotoğrafın yada bilginin kaldırılmasını yada doğrusu ile değiştirilmesini sağlamak için, o paylaşım altına yorum yazmanız yada özel iletişim kurmanız yeterlidir...

Bu aralar çok okunan paylaşımlar