blanc et noir

piano duo
blanc et noir piano duo
sebep debussy değilse, beyaz ve siyah oluyor blanc et noir... piyano ikilisi de oluyor tabii bu arada... yudum çetiner ve selin şekeranber'in uzun soluklu arkadaşlıklarının meyvesi olan bir piano duo... bir kaç ay önce tanıma şerefine nail oldum kendilerini ve bu kadar geç tanımış olduğum için de gerçekten çok üzüldüm çünkü yaptıkları işte çok başarılılar ve genelde en sonda yazdığımı bu sefer en başta yazayım, adlarından çok söz ettirecekler kesinlikle...

önce blanc et noir ile tanıştığım videoyu paylaşayım... ben aslında libertango kolleksiyoneri:) olduğum için, ara ara sağı solu incelerim yeni kayıtlar filan paylaşılmış mı? diye... karşıma o zaman çıktı, daha doğrusu youtube önermişti aşağıdaki videoyu... benim kısa sürede tepki veremeyen kafam, blanc et noir'ın bizim diyardan olduğunu biraz uzun sürede kavramıştı...



https://www.duoblancetnoir.com/

yukarıda paylaştığım resmi sayfalarına girdiğimde (bu; gidin, siz de mutlaka inceleyin demektir bloglarda, özellikle dayatmalı bu blogda) "tüm ihtişamıyla müzik" sözüyle karşılaştım... ihtişamlı şeylerin muhteşemliğini çoğu zaman çok uzaktan bakanlar farkederler... "vay be! bu kadar uzaktan bile ne kadar muhteşem görünüyor" der uzaktaki... galaksinin ne kadar muhteşem olduğunu dünyadan bakarak göremezsiniz... dünyadan bakınca, dünyanın aslında ne kadar minik ve gereksiz bir ayrıntı olduğunu da göremezsiniz, ona da biraz uzaklaşıp bakmak gerekir... aslında müziğin ne kadar ihtişamlı bir şey olduğunu en az farkedenler müzisyenlerdir... çok tartışılır bu tabii ve kesinlikle itiraz da edilir, hadi ordan denir ama öyledir... ve bunu bir müzisyene anlatabilmek de neredeyse imkansızdır... yani bir müzisyene gidip de "sen müziğin ne kadar ihtişamlı olduğunu benim kadar fark edemezsin" derseniz, yumruğu yersiniz:)... burası basit bir blog ya, istediğim gibi sallayabiliyorum:)... müziğin içinde olup da ihtişamını dile getirebilen müzisyenler ise müziğin içinde kaybolmuş müzisyenlerdir... keopsta kaybolan bir bilim insanının keopsun muhteşemliğini birden anlayıvermesi gibi, selin şekeranber ve yudum çetiner'in de müziğin içinde kaybolduklarını düşünüyorum... bunu sadece o ifadeyi yazdıkları için söylemem saçma olur tabii... yorumları ile bunu hissettiriyorlar... blanc et noir, yada yudum ve selin, müzikte yeni bir arayış içindeler gibi geliyor bana... buna sonra değinirim...

yudum çetiner ve selin şekeranber (fotoğraf: zeynep özyürek)
yukarıdaki fotoğrafları oldukça yeni ve zeynep özyürek tarafından çekilmiş... kıyafetleri de çok güzel ve güler baysal tasarımı... güler baysal tasarımı kıyafetlerle kendilerini mutlu ve rahat hissediyorlarmış... bu tip açıklamalar hiç tarzım değil bilindiği üzere ve beni tanıyanlar bu cümleyi okusalar beni hemen doktora götürürler ama bu tip fotoğraflarda ben ilgili kişilerin isimlerini de yazmak zorundayım etik olarak... hadi artık önemini yitirmiş olan etik! kısmını da geçelim, bu bahaneyle; biri moda tasarımcısı, diğeri de fotoğraf sanatçısı iki önemli kişiyi daha tanımış olduk... bu arada, şu "moda" lafının da tasarım önünden kaldırılıp, yeni bir ifade kullanılmalı... vardır belki de ben bilmiyorumdur...

farkındaysanız, ben daha paylaşıma başlayamadım:)... tabii buraya kadar bu yazıyı okuyan birilerinin çıkması ihtimali de neredeyse sıfır... en fazla 1, kısaysa 2 cümle okuyabilen bir dünya için gereksizce uzatılmış bir yazı olacak bu da... emek gerektiren şeyler, çağımız insanlarını yoruyor nedense... fena alıştık o twitterın "140 karekterle anlat derdini, anlatamıyorsan cahil misin nesin?" zırvalığına... insan ne tuhaf bir şey, artık 280 karaktere çıkan o 140 karakterlik twittere esir et kendini, üstüne üstlük ifade kıtlığından derdini de anlatamadığın için, ardı ardına 15 twit at:))... neyse, valla bunları araya sıkıştırıp yazmam bu değerli sanatçılarımıza saygısızlık oldu iyice... çok özür diliyorum ama yazdığını da asla silmeyen biriyim...

blanc et noir piyano ikilisini tanımam yukarıdaki video ile olmuştu, hakkında paylaşım yapmam gerektiğini de aşağıdaki videolarını izlediğimde anlamıştım... müziğin içinde kaybolduklarını düşünüyorum dediğimde kızmıştınız bir de değil mi?... bakın işte kaybolmuşlar... paganini teması (capriccio no 24) üzerine bir varyasyon... çift el piyano için bestelenen bu eseri bir çok piyano ikilisinden dinledim ve bu esere kendisini en iyi yansıtan müzisyenlerin selin ve yudum olduğunu düşünüyorum (uzman değil, dinleyici gözüyle... pardon kulağıyla)... çok beğendim... "bu hanımlar dikkate değer kesinlikle" dedim defalarca dinlerken ve izlerken... "izlerken"i ayrıca vurgulamak istedim çünkü bir sanatçının yüz ifadesi ve vücut dili çoğu zaman çok şey ifade ediyor... çok mutlular ve çok keyif alıyorlar... "işimizi yapıyoruz" dan çok ötedeler... müziğimizi sizinle paylaşıyoruz, kıymetimizi bilin diyorlar... ve benim açımdan en önemlisi, büyük ihtimalle ilerleyen yıllarda birbirinden çok farklı bir çok yola aynı anda dalacaklar... yani bir koltukta 2 değil, 5-6 karpuz taşıyacaklar... benim hiperaktif dediğim türden müzisyenler her ikisi de... yani aynı anda solo çalışmalar, film müzikleri, konserler, albümler, misafir sanatçılıklar, sosyal sorumluluk projeleri vs vs vs... bir filmde oyunculuk yaparken bile görebilirsiniz... ama piyano ve blanc et noir her zaman olacak gibi...



ben böyle yazıyorum, bana kimse inanmıyor ama bir kaç ay yada yıl sonra herkes görüyor aynen öyle olduğunu:))... reklama çıkan bile var...

"iki enstrümanda, iki kişilikte, çoklu kültürlerde; bir olma" yı başarabilen selin şekeranber ve yudum çetiner, 2008 yılından beri birlikte müzik yapıyorlar ve farklı kültürleri harmanlayıp tanıtmayı da çok iyi başarıyorlar... oda müziği dalında iki piyano üzerine master çalışması yapan ülkemizin tek piyano ikilisi blanc et noir üyeleri selin ve yudum, staatliche hochschule für musik und darstellende kunst stuttgart’da dünyaca ünlü hans-peter ve volker stenzl kardeşler ile çalışmışlar ve mezun olmuşlar... italyada düzenlenen ibla grand prize world music yarışmasına katılıp, jüri özel ödülünü almayı başarmışlar... lozan müzik festivali, stuttgart typisch türkisch festivali, uluslararası fransa belfort müzik festivali, marsyas kültür sanat ve müzik festivali, istanbul bosch genç klasikçiler festivali, stuttgart hock am turm müzik festivali ve italyanın ünlü piyano festivali pianocity milano; katıldıkları bazı önemli uluslararası festivaller... estonya tallinn müzik ve sahne sanatları akademisine konser vermeleri için davet edilen blanc et noir, burada iki piyano-oda müziği ustalık sınıfları da düzenlemişler... son bir yıl içinde, amerika richmond uluslararası green spring müzik akademisinde hem konser verdiler, hem de ustalık sınıfı açtılar... bunun yanında, moskova filarmoni derneği oda orkestrası salonunda da bir konser verdiler...

selin şekeranber ve yudum çetiner
ben kendi adıma gurur duyuyorum özellikle uluslararası ortamda masterclass düzenleyen genç yeteneklerimizi tanıdıkça... bence en az konserler ve yarışmalardan alınan dereceler kadar önemli... bu arada; ben bu sayfada 8 yaşındaki müzisyene de 30 yaşındaki müzisyene de duruma göre "genç yetenek" diyebiliyorum ve paylaşımlara da o şekilde anahtar kelime yazıyorum... yudum çetiner ve selin şekeranber için genç yetenek yazmam tuhaf karşılanabilir belki ama bu bazen olgunluk çağındaki müzisyenlerden gelecekte çok farklı adımlar beklediğim için de olabiliyor... bu arada, zaten çok gençler (pot kırdıysam toparlayayım bari) ama biraz hızlı yol kat etmişler...

sıra geldi libertangoya... 2014 yılında çıkardıkları the essence of piano duo albümünden...



the essence of piano duo albümü başarılı, ilginç ve tam bir kültür sentezi... kara toprak ve uzun ince bir yoldayım'dan paganini temasına, clair de lune'dan üsküdar'a ve karlı kayın ormanından libertangoya uzanan, oldukça keyifli bir albüm... reklam olmasın, bir çok mağazadan ulaşabilirsiniz... aşağıdaki linkten de dinleyip, satın alabilirsiniz... bir çok online satış ortamında da mevcut... mutlaka satın alın derim...

amazon

geçtiğimiz yıl yani 2017 yılında da fazıl say'ın iki piyano ve orkestra için bestelediği konçertosunun ve gezi park 1 adlı eserinin ülkemizdeki ilk seslendirilişini de eskişehir belediye senfoni orkestrası eşliğinde gerçekleştirdiler... 24 ekim 2016 tarihinde de stuttgartta fazıl sayın eserlerini seslendirdiler... bu konser hakkında çok olumlu yorumlar okudum, çok beğenilmiş...

hiç mütevazı değiller:)) ve bu samimiyet, daha doğrusu güven benim çok hoşuma gider... mütevazı değiller derken yanlış anlaşılmasın, "gereksiz tevazu" gibi samimiyetsiz bir göstermelik yaklaşımları yok ve ben kendi adıma bunu çok önemserim... önemserim çünkü nerede olduğunu ve neler yapacağını bilen insanlar nettirler, samimidirler... "blanc et noir, siyah ve beyazın karışımının her zaman alelade bir gri ile sonuçlanmadığının canlı kanıtıdır" :)... helal olsun diyorum gerçekten ve bu paylaşımda şu ana kadar yazdıklarımda isabetsiz olmadığımı da anlamış bulunuyorum kesinlikle...

blanc et noir
blanc et noir - yudum çetiner ve selin şekeranber
selin şekeranber ve yudum çetiner'in yolları bilkent üniversitesinde kesişmiş ilk olarak ama daha sonra ayrılmışlar... yudum, sırasıyla moskovadaki tchaikovsky devlet konservatuvarında ve münih üniversitesi müzik ve performans sanatları fakültesinde eğitimine devam ederken, selin ise bilkent üniversitesi ve sonrasında lausanne konservatuvarında eğitim almış ve yolları yeniden stuttgart'da müzik ve performans sanatları üniversitesinde kesişmiş... halen stuttgartda yaşıyorlar ve uluslararası konser piyanisti olarak dünyanın her yerinde önemli salonlarda sahneye çıkıyorlar... 2008 yılından beri de 10 yıldır blanc et noir olarak birlikteler...

yukarıda bahsetmiştim, the essence of piano duo albümünde de açılış parçası olarak yer alan, fazıl say tarafından yeniden bestelenen aşık veysel eseri kara toprak, blanc et noir tarafından iki piyano için yeniden düzenlendi ve almanyada schott music tarafından 40 sayfalık açıklama ve tanıtımıyla yeniden yayımlandı... buradan ulaşabilirsiniz...

sıra geldi libertangodan çok daha fazla sevdiğim kara toprak parçasına... aşık veyselin muhteşem eserine... dünyada bu derece üzerinde oynanabilecek ve her türlü akıma ve müzik türüne fazlasıyla açık bir başka ezgi var mıdır bilmiyorum... vardır mutlaka ve kara toprak da onların içindedir... aşık veysel; alın isterseniz senfonik çalın, isterseniz bağlamayla çalın, dilerseniz obua ile çalın, isterseniz prog yapın, caz yapın, rock yapın yada acapella yapın ama bunu yaşatın ve yayın demiş... iki piyano için düzenleyen de yudum ve selin olmuş... bu arada ben her seferinde soyadları ile yazmıyorum çünkü zor oluyor:)... umarım saygısızlık olarak algılanmaz...



bu paylaşım, blanc et noir paylaşımı olduğu için pek onun dışına şimdilik çıkmadım yani selin ve yudum hakkında pek bilgi sahibi değilim... daha doğrusu, bilgi sahibiyim ve bir çok konu var aslında ama hem doğruluklarından kesin emin değilim hem de her ikisi hakkında eşit bilgiye ulaşamadım... mesela şekeranber soyadı bizlere hiç de uzak değil... ailesi olduğu gibi tanınmış müzisyen ama şimdilik detayına girmiyorum... eğitim hayatları çok parlak geçmiş, bir çok başarıya imza atmışlar ama bu paylaşım blanc et noir olarak kalsın... her iki müzisyenin de solo çalışmaları hakkında yeterince bilgim yok... oda müziği çalışmaları hakkında da... bunların hepsi de "şimdilik"... artık klasikleşen ve tat verdiği söylenen cümlemin tam da zamanı; kendilerinden çok bahsedeceğiz ilerleyen süreçte:)... 

yolun başında olmamakla birlikte, çok gençler ve tahminimce şu içinde bulunduğumuz süreç onların atılım yapma ve zirveye doğru yola çıkma süreçleri... bilmiyorum, yine tahminimce kafalarında bir çok proje var şu anda... bir koltukta 2 karpuz değil, 2 koltukta bir çok karpuz taşımalarını bekliyorum ben kendilerinden:)... ben olsam, "buyur sen taşı" derim:)... dinleyici her şeyi bekler, kızmak yok... evet, caza çok açıklar ve ben kendi adıma söyleyeyim, yoğun caz çalışmaları da bekliyorum:)... bana bırakırsanız, herkesi zorla cazcı yaparım ben:))...

albümlerinde yer alan zülfü livaneli bestesi ile bitireyim... karlı kayın ormanı... kayıt çalışmalarını da içerdiği için aşağıdaki videoyu tercih ettim... can ünlüsoy da perküsyonu ile misafir sanatçı olarak katılmış kendilerine...



yukarıda "dinleyici her şeyi bekler" yazınca aklıma geldi, bir de bonus paylaşım yapayım dedim... müzisyen için konser asla bitmez ama seyirci de beklemez, gitmek lazım:))... amerika konserinde bis...

Yorumlar

bu sayfada; sadece "herkese açık paylaşılan" bilgi ve fotoğraflar kullanılmaktadır... hakkınızdaki yada yasal sorumluluğunuz altında bulunan yakınınız hakkındaki hatalı yada istenmeyen her türlü paylaşımın, fotoğrafın yada bilginin kaldırılmasını yada doğrusu ile değiştirilmesini sağlamak için, o paylaşım altına yorum yazmanız yada özel iletişim kurmanız yeterlidir...

Bu aralar çok okunan paylaşımlar