Son Paylaşımlar

12.05.2013

çılgın elmas

dövme tatoo
bir süredir, bir yandan dinlediğim, daha doğrusu "dinlemeden uyumadıklarım" olarak tabir ettiğim parçaları yazıyorum, bir yandan da "kime ne yahu benim dinlediklerimden" diyorum içimden... üstelik yazdıklarım da herkesin, daha doğrusu ilgili herkesin zaten dinlediği şeyler... üstelik bu "shine on you crazy diamond" denen şeyi belli bir kesim ezbere bilir... pink floyd; büyük bir kesim için the wall dur... daha küçük bir kesim için echoes, wish you were here ve shine on you crazy diamond dır... ben de daha küçük gruba girenlerdenim... gitar manyakları içindir bu parça özellikle... veya kafası sağlam olmayanlar içindir... bozuk kafalı gitar manyakları için ise; bu parça sadece çok özel anlarda, belli ritüeller eşliğinde dinlenir... bakmayın dinlemeden uyumadıklarım dediğime, bu parçanın hastaları çok az dinlerler... baş ucu parçaları da kendi içinde ayrılırlar; üst üste dinlenenler, her gün 1 kere dinlenenler, mutluyken dinlenenler, mutsuzken dinlenenler, arada sırada dinlenenler ve nadiren dinlenenler gibi... bu parça çok iyi olduğu için nadiren dinlenebilir... yada benim için öyle ama sanmıyorum bu parçayı öylesine, sebepsiz yere ve sağlam kafayla dinleyenler olabileceğini...
parça zaten çok uzun... yarım saat üzerindedir ve plağın bir yüzüne tamamı sığmadığı için -yada belki de tamamı insana bir anda sığmayacağı için- ikiye bölünmüştür ve yarısı arka yüzdedir... ben part 1 hastasıyım, yazdığım da part 1 zaten... parçanın toplamı 9 bölümden oluşuyor, ilk 5 bölümü 1. yüzde, 4 bölüm arkada... parça çok yumuşak, rahatlatıcı ve tekdüze synthisizer ile başlıyor, minimoog ile devam ediyor ve sakin sakin giderken david gilmour ın yine çok yumuşak gitar girişi ile devam ediyor... ilk dinleyişimde bu gitar tonuna hasta olmuştum... şu anda yazarken dinliyorum, hala daha hastayım... ben parçayı neden anlatıyorum ki film anlatır gibi... aşağıda paylaşayım hemen, dinlememiş olan varsa dinlesin bir yandan... gerçi filmden öte bir parça bu...


shine on you crazy diamond, "wish you were here" konsept albümünün ilk ve son parçası... daha doğrusu part 1 ve part 2 arasında, wish you were here, have a cigar ve welcome to the machine parçaları mevcut... 2 parça, müzik endüstrisi üzerine... ama albüme adını veren wish you were here çok çok önemli ve üzerinde durulması gerekiyor... wish you were here yani keşke burada olsaydın... albüm geneli ve özellikle shine on  you crazy diamond gibi, bu parça da pink floyd un kurucusu ve isim babası "syd barret" içindir... özellikle syd barrett e duyulan büyük özlemdir bu parça ve insanın yalnızlığıdır konu ... "cehennemden cenneti, acılar içinden mavi gökyüzünü anlatabileceğini mi düşünüyorsun?" sorusuyla başlayıp, "biz sadece balık kabında yüzen iki kayıp ruhuz, yıllar boyunca hep aynı yüzeyde koşan... ne buldun? aynı eski korkuları mı?" sorusuyla biter ve ekler, keşke burada olsaydın...

konu wish you were here değil tabii ama albüm konsept bir albüm yani konusu var ve konu syd barrett... hiç bir pink floyd üyesi bu albümün syd barrett a ithafen, ona duydukları büyük özlem ve sevgi sebebiyle yapıldığını söylememiştir ama tüm dünya bunun böyle olduğunu biliyor... sadece telaffuz edilmemiştir grup üyelerince... dediğim gibi, bu parçanın syd barrett için yapılıp yapılmadığı bir muamma ama yapıldığı dönem, şarkının sözleri ve pink floyd a yakın ciddi kaynaklar bu parçanın syd barrett için yapıldığını yoğun biçimde vurguluyor...

syd barrett
syd barrett çok önemli bir adam... pink floyd un kurucularından, isim babası... çok iyi bir müzisyen... ama çok erken yaşta babasını kaybetmiş olması sebebiyle yaşadığı travmayı bir türlü atlatamamış... bebek yüzlü olarak biliniyor ve içindeki çocuğu da hiç öldürmediği söyleniyor sağda solda... yani en kötü zamanlarında bile onu yaşatan içindeki çocuk olmuş... uyuşturucu sebebiyle, parçalarında fantastik kavramlar ve halüsinasyonlarında gördüğü kişileri kullanmış... daha sonra iyice sapıtmış... uyuşturucu sarmayı anlattığı parçası yasaklanmış... aynı melodileri dakikalarca kullandığı parçalar yapmaya ve konserlerde aynı akoru konser boyunca çalmaya devam etmesi gibi gibi tuhaflıklar yapmaya başlamış ve büyük ihtimalle çevresini yiyip bitirmiştir ki, grubun diğer üyeleri kendisiyle sadece söz yazarı olarak çalışma kararı almak zorunda kalmış... sonrasında da bir kaç solo çalışma yapıp, sırra kadem basmıştır...

shine on you crazy diamond ın 1, 3, ve 5. kelimelerinin ilk harfleri syd dir... pek bi anlam ifade eder mi bilmiyorum ama bu parçanın syd barrett için yapıldığı çok aşikar... tıpkı wish you were here gibi... albümün kayıtları esnasında, syd barrett in stüdyoya hiç tanınmayacak vaziyette geldiği, kim olduğunu söylemediği ancak grup üyelerince zor da olsa tanındığı söylenmektedir... kendisini görünce hepsinin sarılıp ağladığı da rivayet ediliyor... aslında rivayet değil, bu olayın olduğu stüdyo çalışanlarınca doğrulanıyor... kendisi için yapılan parçaları kötü ve demode bulduğunu söyleyip, ayrılmış stüdyodan ve bir daha görüşmemişler... syd barrett onlar için asla unutulabilecek birisi değildir... aşırı anormaldir, aşırı diyorum çünkü grubun diğer elemanlarının normal oldukları söylenemez... aşırı duygusaldır syd barrett... aşırı melankolik, tutkulu, depresif ve tepkisizdir... kendi halindedir vs vs vs... benzeri bir konuyu van gogh ve gaugin için daha önce de yazmıştım, şimdi onlar geldi aklıma... tek fark, pink floyd üyelerinin farklı davranması... hiç bir zaman unutmadılar... tüm zamanların en iyi eserleri arasında sürekli yer alan bu parçayı yaparak çok büyük bir vefa örneği gösterdiler... syd barrett i sürekli aramışlar, davet etmişler, araya elçiler koymuşlar ama barrett bir kez bile yanıt vermemiş, kendi kabuğuna çekilmiş ve ressamlık yapmış bir süre... 2006 yılının temmuz ayında da ebediyete intikal etmiş...

parça hem grup üyelerinin ruh durumunu, hem de barrett in durumunu çok iyi anlatmaktadır... başından sonuna kadar hüzünlü ve duygusaldır... çok ilginç, bu parça dinleyen herkesin beyninde farklı olmakla birlikte, birbirine çok yakın figürlerin oluşmasına sebep oluyormuş... insanın ruh halini değiştirebilen nadir parçalardan biri... stüdyoda david gilmour birden bu parçanın girişini çalmaya başlamış... büyük ihtimalle o anda ve doğaçlama olarak... roger waters, duyduğu bu melodinin çok hüzünlü olduğunu söylüyor daha sonra bir röportajında ve hemen o melodi üzerine parçanın sözlerini yazmış... aşırı felsefik sözler ve parçanın vokali de çok hüzünlü... sevilen ve unutulmayan bir dost anca bu parçadaki gibi anlatılabilir... sözler türkçeye çevrilince tuhaf oluyor, merak eden internetten bulup, okuyabilir...



yukarıda da david gilmour un muhteşem canlı kaydını paylaşmadan edemedim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Haftanın Videosu

önceki videolar için playlist oklarıyla ilerleyiniz...

facebook takipçisi olun