Ana içeriğe atla

möbius şeridi ve bach zekası

johann sebastian bach
sanatçı! dendiğinde, aklıma bach gelir benim... aaa nasıl unuturum! ağustos böceği gelir bach dan da önce... bach mı? ağustos böceği mi? derseniz, tartışmasız ağustos böceğidir:)... bach 2. dir...

neden bach derseniz, "o gerçekten bir dere değil, bir denizdi" demiş beethoven... yetmez mi?...

1000 den fazla eseri olduğu söyleniyor, kendisi hayattayken sadece 12 tanesi basılmış!... hemen bütün türlerde eserleri bulunan bach, eğitim amaçlı eserlere de sahip... eğitime önem veriyor... yaşamı boyunca çok büyük işlere imza atmış bu barok usta çok fazla çalışkan... tüm çağların en büyük bestecisi bach ama günümüzde olduğu gibi kısa yoldan yükselmemiş bu mertebeye... çocukken keman ve viyola öğrenmiş, kilise ve sokak korolarında şarkı söylemiş... sokak sanatçısıymış anlayacağınız... adım adım yükselmiş, saray orkestrası bestecisi olmuş... hiç bir zaman notalar tamamlandıkça soli deo gloria yazmayı ihmal etmemiş... yani zafer sadece tanrınındır... hiç bir zaman ahlakı da bir kenara atmamış... çağının hep ötesinde olmuş, yüzlerce yıl sonrasına da ışık tutmuş... günümüzde de ışık tutmaya devam etmektedir... hayattayken ışığı az iken, yüzyıllar geçtikçe daha fazla parlamaya başlamış... günümüzde de müzisyenlere gittikçe artan bir şekilde ilham kaynağı olmaktadır... sadece müzik açısından değil, görsel sanatlar ve edebiyat konularında da en büyük ilham kaynaklarından biri olmaya devam etmektedir... etkisi sürekli artan bach a 1 numaralı sanatçı demeyeceğim de kime diyeceğim?...

genelde ilk cümlelere yerleştirilen en önemli özelliğini ben mecburen sona bıraktım; asıl müzik dehası dendiğinde akla gelen ilk isimdir bach!... yahu belki de sanatçı ve deha dendiğinde benim aklıma bach geliyordur, bilemem çünkü herkes sevdiği sanatçıya deha demiş:)...

müzikte dahilik çok mu önemli? yooo değil tabii... beğendiğim müziği yapan kişi geri zekalı da olabilir bana ne, ben dinler geçerim ama dahi birinin beyninden akan şeyleri dinlediğini bilince, kendisini daha güvenilir ellerde hissediyor:)...

möbius şeridi (möbius strip)
ben matematikten zerre kadar anlamam ve sevmem de matematiği... kullanışlı ve zaman zaman işe yarayan bir şey sonuçta benim için... yani matematiğin bir kenarda durmasının bir sakıncası yok...

ama hep de ilginç gelmiştir şu matematik bana... daha önce fibonacci konusunda da yazmıştım ve yazarken canım çıkmıştı hiç anlamadığı o konuda ama çok da ilginç ve keyifli idi... bu paylaşım da öyle olacak...

bu günün konusu da ilginç... möbius şeridi... august ferdinand möbius ve johann benedict listing adlı iki farklı matematikçi, yakın zamanlarda ve birbirlerinden habersiz olarak bulmuşlar bu şeridi... neden ferdinand üzerine konup da adını vermiş anlamadım... o zamanları cazgırı da o idi herhalde... insan adını bari möbius-listing filan yapar... neyse...

şimdi ben matematiğe öküz gibi bakan bir herifim ya!... valla ne yalan söyleyeyim, "ne var lan! çok mu zor, çok mu matah bunu bulmak? anlamadım ki!" dedim içimden ve hala daha demekteyim...

şeridi alıyorsun, bir ucunu 180 derece çevirip, öbür ucu ile birleştiriyorsun!... bu mu yani matematik? anlamadım ki... hımmm anladım şimdi, listing bulmuş üstelik bunu! ama möbius tanımlamasını yapmış iki sene sonra... o yüzden şeride kendi adını vermiş uyanık... möbius demiş ki: "şerit yönlendirilememektedir... normal bir şeridin iki yüzü varken, bu şeridin tek yüzü vardır ve bu şeridin bir noktasından hareket etmeye başladığınızda, şeridin iki yüzünü de tarayarak, aynı noktaya geri dönersiniz!" böyle demiş möbius... çok da doğru söylemiş...

möbius ve listing tarafından bu şeridin keşfedilip, tanımlamasının yapılması ne zaman oluyor? farklı kaynaklardan anladığım kadarıyla, 1858-1861 yıllarında filan...

şimdi de aşağıdaki videoyu izleyelim... bach ın 1747 yılında yazdığı yengeç kanonu yani crab cannon... yani möbius şeridinin tanımlanmasından 111 yıl önce bach tarafından bestelenmiş bir kanon...

günümüz matematikçisi jos leys tarafından açıklanan videonun orijinali için tıklayınız... ve jos leys in diğer çalışmalarını da inceleyiniz derim...



bu kanonun ilk bölümünü tersten çaldığınızda da çok güzel bir kanon elde ediyorsunuz... üstelik möbius şeridinde dinlediğinizde artan bir muhteşemliğe tanık oluyorsunuz... keşfinden 100 yıl önce, bach ın beyni möbius şeridi gibi çalışıyormuş ve belki de 111 yıl sonrası ile dalga geçmek istemiş johann sebastian!... kim bilir?... sizin şeridinizin üstüne ben zekamla tüy dikerim gibi bir şey mi demiş? yoksa kendi de farkında mı değildi? belki de bütün olan biten sadece denk geliş idi... yada biz insanlık olarak sürekli daha fazla mı gerzekleşiyoruz ve bütün bunları taaaaa 2000 lerde anlıyoruz?... daha da kötüsü acaba daha keşfedilemeyen ne karmaşıklıklar vardı bach ve benzeri müzik dehalarının kafasında?... cevaplanması gereken çok soru var:)...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada