Ana içeriğe atla

gökçe küçükarslan

kontrbas
gökçe küçükarslan

bestecisi tarafından adına eser ithaf edilen genç kontrbas sanatçısı gökçe küçükarslan, son yıllarda çok önemli çalışmalarıyla ve başarılarıyla adından sürekli söz ettirmeye başladı... ben de "herhalde çok çalışkan, daha fazla birikmeden paylaşayım, sonra yaz yaz bitmiyor" dedim ve başladım yazmaya... korkarım hiperaktif müzisyen grubunda yer alıyor kendisi de... şimdiden kafamda bir sürü çalışması birikmiş durumda...

en başta şu kendisine eser ithaf edilme konusunu yazayım... 2019 yılında katıldığı galicia graves kontrbas yarışmasında birinci oldu... bu zorlu yarışmada birinci olmanın ötesinde, yarışmada zorunlu eser olan ve john alexander tarafından bestelenen tracktway adlı eseri en iyi yorumlayan yarışmacı olduğu için, jüri özel ödülünün de sahibi oldu ve besteci yeni bir eserini gökçe küçükarslan'a ithaf etti...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde onur özkaya ile kontrbas çalışmalarını sürdüren gökçe küçükarslan, bu sene yüksek onur derecesi ile lisans eğitimini de tamamlayıp, mezun oldu... diğer çalışmalarına geçmeden önce, şöyle güzel bir videosunu paylaşayım... kontrbas hakkında o kadar güzel bilgiler vermiş ki, bu olmazsa olmaz dedim... notalar arasındaki mesafenin o kadar fazla olabileceğini hiç düşünmemiştim... gözünüzü korkutmasın demiş ama neden korkutmaması gerektiğini söylememiş:))... nasıl korkmasın gözümüz, yahu nasıl çalınır o enstrüman öyle!... bir de daha bir kaç gün önce, instagramda bir italyan lutiye, kontrbasın içinden bir çubuk çıkardı ve "kontrbasın ruhunu aldım" gibi bir laf etti, merak etmiştim çok... can direğiymiş meğer...



2020 yılında da amerika california’da düzenlenen kings peak international music competition'da birincilik ödülünün sahibi olmayı başarmıştı gökçe küçükarslan... 2019 yılında önemli bir başarısı daha vardı, yukarıda yazmayı unutmuşum, slovakya’da düzenlenen karl ditters von dittersdorf kontrbas yarışmasından da dereceyle dönmüştü... bu başarılarından blogta sadece haber olarak bahsetmiştim, yukarıdaki arama kısmından adını aratırsanız, daha fazla başarı haberine ulaşabilirsiniz...

yukarıda da belirttiğim gibi, kendisi hakkında daha önce paylaşım yapamamıştım ama bir çok farklı paylaşımda defalarca adı geçen, çok çalışkan, başarılı ve kendisine çok iyi fırsatlar yaratmayı başaran bir sanatçımız... 2018 yılında türkiye gençlik filarmoni orkestrasının kontrbas grup şefliğini yapan gökçe küçükarslan; 2020 yılından beri borusan istanbul filarmoni orkestrasında da çalışmalarını sürdürüyor... cem mansur yönetimindeki gençlik filarmoni orkestrası ile avrupanın bir çok kentinde, çok önemli konserlere de imza attılar...

ilk hakkımı kontrbas tanıtımına kullandım, şimdi paylaşayım artık şöyle güzel bir eser... daha doğrusu, ilk bölümü şimdi, 2. ve 3. bölümleri sonraki videoda olan bir eser... serge koussevitzky, kontrbas konçertosu op.3 / bölüm 1... piyanoda kendisine eşlik eden piyanist ise; barış kahraman...


ben kendisini 2019 yılında tsinandali festivali için kurulmuş olan ve çok başarılı konserlere imza atan  pan caucasian youth orchestra'ya seçilmiş olması ile tanımıştım... yani pan kafkas gençlik orkestrası... ciddi bir eleme sonrasında, başarılı bulunan genç sanatçılarımız da bu uluslararası orkestraya kabul edilmişlerdi... bağlantıya gidip, okursanız sevinirim... hem seçilen diğer müzisyenleri de incelemeniz iyi olur, hem de muhteşem bir mahler senfoni no 2 sizi bekliyor o paylaşımda... shostakovich de vardı... mahleri mutlaka ama mutlaka izleyin, valla felaket bir orkestra performansı olmuş... feci şekilde gaza mı getirdiler ne yaptılar orkestrayı bilmiyorum ama öyle ortalama bir seslendirme değil... çok önemli ve büyük bir organizasyondur bu festival, 2019 yılında çin de ipek yolu projesi (bir kuşak bir yol) nedeniyle desteklemişti, orkestrasıyla, solistleriyle harika bir festival gerçekleştirilmişti...

müziğe başlaması gitar ile olmuş, daha sonra kontrbasa çok uygun bulunmuş konservatuvara başlarken... iyi ki de öyle olmuş... kontrbas ve viyolada bulduğumu, keman ve viyolonselde bulamıyorum bir türlü nedense ve bunu dillendirdiğimde genelde "aaaaa keman gibisi var mı?" oluyor tepkiler... yahu enstrüman konusunda bile ırkçı bir yaklaşım var... ne yapayım yani zorla keman hastası mı olayım... enstrüman seçimi yapılırken, herhalde do'dan re'ye en hızlı geçebileni hemen ayırıyorlar bir kenara, onu da şimdi anlamış oluyorum... ben ailelerin tepkilerini merak ediyorum esas... keman hayaliyle yanıp kavrularak, minicik çocuğunu konservatuvara götüren annelerin, kontrbası gördükleri ana tanık olmak isterdim... hele kız babalarını düşünemiyorum bile:)... vermiyorum kızımı bu izbandut gibi çalgıya bile diyorlardır...

yine gevezeliğim tuttu... ilk başlarda bahsettiğim gibi, gökçe küçükarslan çok çalışkan ve aktif bir sanatçımız... o kadar çok etkinlikte karşıma çıktı ki, sürekli aklıma bir şeyler geliyor... neredeyse tamamı da son 2-3 yıl içerisinde gerçekleşti... 2019 yılında fazıl say’ın doğa odaklı su piyano konçertosu ve terör konulu umut senfonisi çalışmalarının da içinde yer almıştı gökçe küçükarslan... bu iki önemli eser ülkemizde daha önce seslendirilmişmiydi bilmiyorum ama 2019 yılı sonlarında bu gösterimde eserleri seslendiren fazlı say festival orkestrasında yer almış olması da çok önemli bir başarı...

2019 yılı mayıs ayında süreyya operasında gerçekleştirilen ve  çok beğeni toplayan igor stravinsky'nin askerin öyküsü gösterisinde de minik orkestranın üyelerinden biri idi... izinli olarak memleketine dönen bir asker ile onun ruhuna sahip olmayı başaran şeytanın hikayesini anlatan müzikli oyunun yazarı ise charles ferdinand ramuz...

konzerthaus berlin
gökçe küçükarslan - young euro classic festival/konzerthaus berlin

içinde bulunduğumuz süreçte, sanat aktiviteleri büyük bir durgunluk yaşadı ve online konserlerle biraz idare edilemeye çalışıldı... bildiğim kadarıyla istanbul müzik festivali festival orkestrası ve cemal reşit rey gençlik senfoni orkestrası’sının online konserlerinde de yer aldı gökçe küçükarslan... bu bilgiden pek de emin değilim ama emin olduğum ve hatta paylaşımını bile yaptığım çok önemli son bir konu daha kaldı... 2018 yılından beri türkiye sınai kalkınma bankasının katkılarıyla istanbul müzik festivali kapsamında oluşturulan yarının kadın yıldızları destek fonu çerçevesinde, geleceğin kadın sanatçıları bu sene dördüncü kez belirlendi ve gökçe küçükarslan seçilen 13 yıldız arasında yer almayı da başardı... bağlantıya giderek, ayrıntılı bilgi alabilirsiniz...

çalışmalarını önemli başarılarla da süslemeyi başaran genç bir sanatçımız gökçe küçükarslan... katıldığı yarışmalardan başarılarla dönmüş olması tabii ki çok önemli ama ben konserlere, daha doğrusu sahne tozu yutmuşluğa çok daha fazla önem veren biri olarak; yer aldığı büyük ve önemli organizasyonlara öncelik veriyorum... avrupa'nın çok önemli merkezlerinde defalarca sahne almış olması, tsinandali festivaline katılmış olması, fazıl say ile konçerto ve senfoni seslendirmesi ve iksv tarafından geleceğin yıldızlarından biri olarak seçilmiş olması gibi başarıları çok ama çok önemli... sadece geleceğin kadın yıldızlarından biri olarak kabul edilmiş olması bile, bir genç sanatçı için uzun soluklu bir yarışma aslında... tüm yarışmalar böyle olmalı... tüm başarılar 4 yıla sığmış ama bu dört yıllık emek kendisine geleceğin yıldızlarından biri olarak kabul edilme şeklinde geri dönmüş... esas yarışma budur bence...

gökçe küçükarslan; bildiğim kadarıyla önemli bir destek almadan, ülkemiz konservatuvarında, ülkemiz öğretmenlerinden eğitim alan ve girdiği uluslararası tüm yarışmalardan iyi derecelerle dönen, avrupa'nın en önemli şehirlerindeki konser salonlarının havasını solumuş ve başvurduğu her etkinliğe kabul edilmeyi başarmış bir genç sanatçımız... tabii ki enstrüman eğitim sürecinin olmazsa olmazı ustalık sınıflarında çok önemli isimlerle de çalışmış... bundan sonra yurtdışı çalışmaları yapabilir mi? tabii ki yapar ve yapmalı bence de ama söylemek istediğim şu: bu iş istendiğinde ve gereken emek harcandığında, sabırla çalışıldığında, her türlü zorluğa karşın, ülkemizde de başarılabiliyor... işte bu paylaşımı yaparken aklımdan en çok geçen de bu konu oldu... sadece gökçe küçükarslan mı bunu başarabildi? tabii ki hayır... bu blogta da paylaştığım bir çok genç sanatçımız da bu başarılara ulaştılar... bir çok isim sayarım ama bu apayrı bir konu... yani bu iş, burada da fazlasıyla oluyor; yeter ki istensin ve emek harcansın...

yine vurgulayayım; sadece 4 yılda gerçekleşti tüm bu yazdıklarım... tabii ki o dört yılın gerisinde çok uzun bir süreç var... üstelik benim bilmediklerim belki çok daha fazladır ve daha da üstelik, neredeyse iki yılımız da heba oldu o malum mendebur yüzünden (adını yazmıyorum çünkü dsösünden tutun da, gugılına varıncaya kadar sayfaya çöküyorlar resmen:))... gelecekte adından fazlaca bahsedeceğimizden emin olduğum sanatçılarımızdan gökçe küçükarslan... yukarıda da belirttiğim gibi, hiç olmazsa bir kısmını yazmış olayım da, ileride kolaylık olsun dedim... şimdilik bu kadar... serge koussevitzky, kontrbas konçertosu op.3 / 2 ve 3. bölüm... piyanoda kendisine eşlik eden piyanist yine barış kahraman tabii... iyi dinlemeler...

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va