Ana içeriğe atla

müzisyenler sosyal medyayı nasıl kullanmalı

müzik paylaşımı filan değil bu ama konu müzisyenler... müzisyenler sosyal medyayı nasıl kullanmalı konusu bilmem kaçıncı defa... maalesef yine çeşitli ukalalıklar yaparak haddimi aşacağım ama yanlış düşünmediğimden emin olmadıkça yazmıyorum bu konuları...

işin aslı şu; buraya girip, sağa sola sataşıyorum canım sıkıldıkça... gerçek hayatta korkudan gıkımı çıkaramam ama burası internet ya! yaz yazabildiğince:)... şaka şaka, valla iyi niyetliyim... yoksa vakit harcamaya değecek konular bile değil aslında ve bana da zerre kadar bir faydası filan da yok...

vakit harcamaya değmez dedim ama şöyle bir geri dönüşü var bu vakit harcamanın; sanatıyla, işiyle, gücüyle, müziğiyle doğru düzgün bir şekilde uğraşan sanatçıların; emeklerinin karşılığını almaları, sanatlarını olabildiğince fazla kişiye ulaştırmaları, unutulmamaları gibi konuların mutlaka çok güzel geri dönüşleri olur... yani olur bir şekilde... bir şeylerin feed back'i olur... ille de para dönmesi gerekmez değil mi... bana olmaz faydası da başkasına olur...

öncelikle şunu yazayım; sosyal medya öyle olmazsa olmaz, çok da önemli bir konu değil... olursa ve etkin kullanılırsa, çok yararlı olabilir... ama resmi web sayfası bence önemli... gün gelir, o da şekil değiştirebilir, önemi kalmayabilir, bilemem... ama gidişat, şekli değişse de önemlerinin artacağını gösteriyor... baksanıza; konserler, müzeler filan online oldular!... umarım en kısa sürede online sanat performanslarından kurtuluruz... online konser mi olur arkadaş... bize dayatılan her şeyin online olması ama!... dikkatli olun... sakın kimsenin bir şekilde işine yada kolayına gelmesin bu iş...

asıl sorun şu: daha az önce 4 paylaşımın videolarını yeniledim!... ayda bir kere oluyor bu üstelik... hangi paylaşımlar olduğunu yazmayayım tabii ayıp olur ama bu 4 paylaşımın bütün videolarını ben daha bir kaç ay önce yenilemiştim... şimdi belirtmezsem yanlış anlaşılacak; bahsettiğim konu; hakkında paylaşım yaptığım bir müzisyenin kendisinin yada bir yakınının video yada bilgi değişiklik isteği değil... onda hiç bir sakınca yok... mesela bir müzisyen bir videonun kaldırılmasını yada değiştirilmesini isteyebilir... bu gayet normal ve benim açımdan da çok iyi bir şey ve en kısa sürede de isteği yerine getiririm çünkü kendisi hakkında neyin paylaşılıp paylaşılmayacağına karar verecek tek kişi müzisyenin kendisidir...

bahsettiğim konu; müzisyenin kendi videolarını yada paylaşımlarını youtube'dan yada benzeri platformlardan silmesi... bazen yeniden yüklemesi... bazen o sayfasını kapatıp, yenisini açması... bazen de 2 yada daha fazla youtube profilinin olması vs vs vs...

şu an farkındayım; "sana ne" dediniz... tabii ki bana ne... işin en gerçeği ve doğrusu o ama ben yine de yazacağımı yazayım... farkındalığım ne kadar yüksek değil mi:))... sana ne dediniz ama de mi?... zaten her zaman öyledir; biri yararlı bir şey söylerse, hemen sana ne deriz... bizi mahvedecek her şeyi de anında uygularız... ilginç...

bundan sonra o paylaşımlarımları tamamen sileceğim... neden uğraşayım ki? ama şimdiye kadar uğraştım... şu an yine farkındayım; "aman silersen sil, alt tarafı blog... ansiklopedi değilsin, gazete değilsin, tv değilsin" dediniz... o da doğru kesinlikle... ama ben yine de yazayım... interneti ve sosyal medyayı kullanmayı bilmeyenler; aslında blogların ne kadar önemli olduklarını da bilmezler... bu da doğal... zannederler ki gazete ve televizyonlar önemli... net biçimde ifade edeyim; mesela google için kişisel bir blog, o bildiğiniz bütün medyadan daha önemlidir... inanmıyorsanız, sizin sorununuz...

gelelim asıl konuya... eğer internete şuna buna önem vermiyorsanız, tabii ki saygı duyulur... o apayrı bir konu... daha doğrusu, keşke önemli olmasaydı internet... bir kaç sene önce ben de önem vermezdim... ama işler çok değişti...

bakın; emin olun, gerçekten çok değişti işler...

bizim müzisyenimiz genel olarak internete pek önem vermez ama kalkar mutlaka youtube kanalı açar... instagram ve facebook profilleri oluşturur... sayın müzisyenim; eğer gerçekten önem vermiyorsanız, o işlere sakın girmeyin... girmeyin çünkü hiç aklınıza gelmeyecek teknik sebeplerle ciddi zararlar görüyorsunuz... "seo" nedir? ve nasıl işler bilin derim öncelikle...

youtube sayfanız (kanalınız) var, 12 videonuzu paylaşmışsınız... ben (ve tabii ki bir çok blog, sayfa, gazete ve tv sayfası hatta wiki, miki, ekşi vs vs vs) de sizin hakkınızda haber yada paylaşım yapmışız; duruma göre, diyelim ki 50 ayrı yerde hakkınızda paylaşımlar yapılmış, yazılar yazılmış, haberler yapılmış... uzatmayayım... ama bir gün -artık sebep ne ise bilemem- siz youtube videolarınızın bir kısmını yada tamamını siliveriyorsunuz!... yada kanalınızı tamamen kapatıp, bazen yenisini açıyorsunuz!!!!... çok ilginç gerçekten... bazen 2 ayrı kanalınız oluyor!!!... bazen de aynı videoları yine yüklüyorsunuz!!! en tuhafı da bu!... mesela en son bahsettiğim olayda, benim sayfada videolar görünmüyordu, youtube kanalına gittim o ilgili müzisyenin, tamamını silmiş ama bir süre sonra tamamını yeniden yüklemiş!... sebebi psikolojik midir? nedir? gerçekten anlamadım... yahu hiç bir anlamı yok ve size çok ciddi zarar veren bir iş...

ülkemiz müzisyeninin zoru nedir? sorunu nedir? sıkıntısı nedir? sadece youtubeda da değil... web sayfaları kapatılıyor!... neden?... facebook ve instagram paylaşımları öylesine yapılıyor, öylesine siliniyor... bakıyorum, 3 gün sonra yine başlıyor paylaşım yapmaya...

bir şey yapılacaksa, ya tam yapılır, yada hiç yapılmaz... siz alelade biri değilsiniz ki...

bir rock grubumuz internet sayfası açmıştı... oh be dedim, her bilgi vardır... sayfaya girdim; hiç bir şey yok!... galiba egzantrik takılmak istemişler... grup elemanlarının adları yok... albümlerin çıkış parçalarının videoları var... albümler hakkında hiç bilgi yok... grubun tarihçesi filan yok... 1 adet foto var... albümlerdeki parçalar yanlış yazılmış!!! olabilir mi böyle bir şey yahu!... özetle sayfada hiç bir şey yok... grup elemanlarının adlarını, albümlerini ve albümlerdeki eserlerin doğru isimlerini ekşi sözlükten filan bulmuştum... komedi... sonra bana kızdılar bunları yazınca:)...

kızmaları da çok egzantrik idi... "çok mu önemliymiş internet"... silah zoruyla mı açtırttık arkadaş... önemsizse açmasaydın web sayfası... kendine ait 2 albümün parça listesini birbirine karıştıracağına, hiç açmasaydın zaten:))...

yahu yemin ederim, aslında umrumda değil... ama o kadar iyi müzik yapan bir grubun tanınmasını, bilinmesini, dinlenmesini istiyorum... en önemlisi de unutulmamasını... kendim için hiç bir şey istemiyorum ki...

sayfaları değiştirenler var... mesela burs verdiği müzisyenleri tanıtmış, çok güzel... 2 sene sonra, sayfayı değiştiriyorlar... adresi de değişiyor tabii!... bir çok farklı sayfadan da sizin bursiyerlerinizi tanıtmak için link veriyorlar... mesela ben veriyorum... işte o link tıklanınca hata mesajı geliyor tabii... arkadaş, onun teknik yolu yordamı var... öyle kafaya göre eskiyi sil, yenisini yap olmaz!...

bu hataları yapanlar da "kurumlar" bildiğiniz büyük kurum ve kuruluşlar!... festival sayfaları!... üniversite sayfaları... burs veren kuruluşların tamamı... evet, tamamı yaptı bu çok büyük hatayı!!... bu işlerle ilgilenen bankalar!... bu hataları çok yaptılar ve yapıyorlar... arkadaş, sen bankasın!... elinde bir sürü uzman var!...

mesela bir uluslararası etkinlik düzenleniyor... gerçeğini yazmayayım... diyelim ki 12. uluslararası bilmem ne festivali... hemen gidip web sayfası açıyorlar!... devamı gelmeyecekse açmayın... işte o durumlarda facebook sayfası açın... gidip de web sayfası açmayın... bütün bilgiyi belgeyi orada paylaşıyorlar... festival bitiyor, 3 ay sonra sayfa kapanıyor!... yahu gazetesinden, dergisine, wikipediadan bloğuna kadar herkes sizin kapattığınız sayfanıza bağlantı vermiş oluyor!... ben de bunu artık öğrendiğim için, hiç bulaşmıyorum o işlere...

yaptığınız hiç bir şey kalıcı ve sürekli değil... ne anladım ben bu işten?... bakın artık hakkınızda paylaşım yapmıyorum ben...

özetle; bu ülke müzisyeninin internet ve sosyal medya kullanım tarzı çok çok tuhaf ve saçma sapan... kendileri açısından çok sakıncalı... yine yazıyorum; benim yada bir başkası için zerre kadar sakıncası yok... tecrübeme dayanarak yazıyorum, kabaca gördüğüm kadarıyla, en az % 85 - 90'ı interneti ve sosyal medyayı bence hiç kullanmasın daha iyi...

peki müzisyenler sosyal medyayı nasıl kullanmalı...

1200 yılında doğmuş olsa bile; her müzisyenin uzun yıllar hizmet verecek resmi web sayfası olmalı artık... biyografisi, çalışmaları, projeleri, albümleri vs vs vs... önemli gördüğü her şey... onu geçiyorum...

geçiyorum dedim ama işler çok hızlı değişiyor ve eskiden olmayan sorunlar çıkıyor... aklıma gelmişken yazayım; web sayfalarının çoğu mobil cihazlara uygun değil... yani cep telefonu ve tabletlere uygun değil... artık internete % 50 - 60 oranında mobil cihazlardan giriliyor ve bu oran % 100 e kadar gidecek bir kaç yılda... web sayfalarınızın "responsive" olması lazım yani hangi cihazdan girilirse girilsin, düzgün görünecek... bunu ilgili firmalarınıza iletin lütfen...

sosyal medya ayrı... sosyal medya resmi web sayfası olamaz...

her sosyal medya ortamının mutlaka kullanılmasına gerek yok... ama size kalmış...

"bugün için!" youtube ve instagram yeterli... buradaki kilit konu ve tüm bunları yazıyor olmamın en önemli sebeplerinden biri bu işte!... "bugün için"... web sayfası kalıcıdır... sosyal medya gidici!... sosyal medyayı resmi web sayfası olarak kullananlar iyi düşünsünler... bir zamanların müzik devi myspace bugün ne durumda... bugün nasıl bütün dünya youtube da ise, bir zamanlar myspacede idi... ben bunları yıllar önce de yazdım bu sayfada, o zamanlar bana inanmayıp, laf edenlerin gözleri önünde google + ın fişi bir kaç ayda çekildi! koskoca google plus gitti... artık yok... halbuki bir çok sanatçı orayı sanki resmi web sayfasıymış gibi kullanıyordu...

bakarsınız 3 5 ay sonra bugünkü o caaaanım profillerinizin de yerinde yeller eser...

özetle; sosyal medya ortamlarınıza sakın aşık olmayın... aşık olmayın ama hakkını vererek kullanmaya çalışın... hakkını veremeyecekseniz, hiç bulaşmayın...

yukarıda uzunca yazdığım gibi, zırt pırt profil açıp kapamayın... paylaştığınızı gerekli gereksiz silmeyin... 50 tane sayfa açmayın...

1 adet müzisyen sayfanız olsun ve mümkünse gerçekten siz olduğunuzu onaylatın...

sanatçı ve müzisyen kimliğinizi yansıtan profiller herkese açık olmalı... sanatçı ulu orta her yerde sanatını yaşatan, paylaşan insandır... gizlilik de ne demek!... yahu görülmemesi, paylaşılmaması istenen sanat mı olur... telif hakkı vs vs vs gibi durumlar tabii ayrı... ama onun dışında, hangi sanatçı herkesin görmemesini istediği bir sanatla uğraşır ki... en yakın arkadaşlarınız ve akrabalarınız için mi yüklüyorsunuz o videoları?... anlamak çok güç...

yaşınız mı küçük?... olsun, siz sanatçısınız... 5 yada 11 yaşında olabilirsiniz, sanatçısınız... ailenizden biri ilgilensin profilinizle... olabiliyorsa, özel mesajlaşmayı da kapatın... olmuyorsa, bir büyüğünüz takip etsin... bu konuya ayrıca değineceğim ama bugün "bullying" denen bu konu çok önemli... bu yazı ile alakası yok pek, çok ciddi bir konu o... tam türkçe karşılığı olmamakla birlikte, şu oluyor: biri gelip, sizin harika videonuza olmayacak laflar ediyor!... ülkemizde buna rastlamadım ama oluyordur... yada başlar yakında... amerikanın en büyük sorunu... mesela gelip "çok berbat çalıyorsun" der... buna henüz rastlamadım ama bilin ki çekemiyor sizi ve o derece iyisiniz... bu sebeple; aileniz ilgilenecek o işlerle... bu derin konu, ayrıca yazılması lazım...

yaşınız küçükse, aileniz ama büyükse siz; mutlaka gelen mesajlara bir bakın derim... evet, biliyorum, yüzde 99,999'u saçma sapan ve gereksiz... ama arada 1 tanecik de olsa, ayda yılda bir, önemli bir mesaj alabilirsiniz... size kalmış bu sebeple ama çoğu anlaşılıyor şöyle bir göz gezdirince...

ayda bir paylaşım yapacaksanız, bence sayfa, profil, kanal vs açmayın...

günde 80 paylaşım yapacaksanız, bence işte o hesabı gizli yapın:)))... 7/24 paylaşım yapanlar var...

hangi tip paylaşımlarınız çok beğeni alıyor? hangileri almıyor bir inceleyin...mesela evde çekim yaptıklarınız çok beğeniliyor diyelim, işte size ip ucu bu... paylaşımlarınız konusunda yaratıcı olmaya çalışın...

ama... sadece müzik de paylaşmayın derim... küresel, ülkesel, insansal, felsefik, ilimsel vs vs... görüşlerinizi de paylaşırsanız iyi olur... yani; "bugün dünya hekimler günü, ay iyi ki varlar canlarım benim, olmasalardı napardık bu coronada" şeklinde değil tabii... onu benim gibi insanlar yapabilirler... siz sanatçısınız...

ben mesela takip ettiğim bir sanatçının gdo, nanoteknoloji, müzik endüstrisi, günümüz yazarları, sinema, heykel, ozon tabakası, foklar, hayvanat bahçeleri, sirkler, kimyasal atıklar vs vs vs gibi konulardaki fikirlerini ve hassasiyetlerini de merak ediyorum... sanatçı olmak kolay değil... bu böyle... dünyadan haberi olmayan sanatçı olamaz... olur ama olmasa daha iyi...

fanatik bir şekilde politikaya (politics değil! bizdeki politika!) ve dini değerlere filan bulaşmamak yerinde olur... siyaset, siyasi görüş ayrıdır, politik fanatizm ayrıdır... din ayrıdır, inançlara saygı ayrı... yüzde yüz "siyasi sanat" ile uğraşıyor olsanız bile, bu konu önemli... ince bir çizgi bu... mesela ateist yada dindar olabilirsiniz ve açıkça açıklayabilirsiniz, hiç bir sorun yok ama kalkıp da dalga geçmeyin... yada protest müzik yapıyorsanız bile, karşı tarafla insanca muhabbet edin derim...

sanatçının her türlü fikir ve duygusunu öncelike sanatı ile yansıtmasını tercih ederim kişisel olarak ama yazı yada sözle de edebilir... kırmadan, dökmeden ve sanatçıya yakışır ifadelerle... arkasında çetesi ile sosyal medya sokaklarında terör estiren sanatçılar bile var...

pek teknik yada terminolojik bir ifade olmasa da "takipçi kasma" denen konu, sanatçı kişiliğine aşırı derecede ters, itici ve sanatçıyı yerle bir eden bir durumdur... takipçi kasma gibi komik bir şekilde ifade edilse de, takipçi sayısını çeşitli zırvalıklarla artırma olayı bu... bunu fenomenler yapar!... sanatçı da fenomendir ama sosyal medya da değil, gerçek dünyada evrensel bir fenomen olmalıdır...

"takip isteği gönderip, takip edilince de o kişiyi silmek sanatçı için aşırı derecede berbat bir durumdur... basitliktir... aklı sıra 8 bin takipçisi olacak ama kendisi 80 kişiyi takip edecek... şu an 16 grammy ödüllü itzhak perlman'ın 148 bin takipçisi var ve kendisi 108 kişiyi takip ediyor:))... herkes itzhak perlman olmamalı... nusretin ise 30.7 milyon takipçisi var:))...

günümüz dünyasında, gerçek bir sanatçının mümkün değil çok takipçisi olamaz!... varsa eğer, bence çok itici mesela...

takipçisini basitlikle ve hile ile artırmaya çalışana sanatçı demem ben... sanatçının takipçisi zaten istemese de yeterince çok olur!... takipçi sayısını yükseltmek amacıyla hileli olmayan yollara başvurmanın, çeşitli şekillerde daha fazla kişi tarafından takip edilmenin ise hiç bir zararı filan da yok... amaç o zaten!... ama unutmayın, size yaraşır takipçi olacak...

işin ince ayrıntısı da bu takipçi sayısını artırabilmek zaten... kötü değil ki bu... ama bu iş bıçak sırtı bir iş... resmen teknik ve stratejisi olan bir konu... aslında çok da basit... "doğal olun, samimi bir şekilde, yapmacık olmadan, kendinizi sıkıntıya sokmadan, tam olarak ne iseniz, o olun" yeter... bu işin algoritması budur... doğallık, samimiyet... ama işin suyu da çıkmamalı samimi olacağım derken:)...

benim kişisel olarak tanık olduğum en doğal, samimi ve olması gerektiği şekilde sosyal medyada var olan sanatçı örneğim, dünya piyansitimiz ayşedeniz gökçin... anlaşılması zor ve çok samimi bir tam profesyonellik var ayşedeniz gökçinde... üstelik, tüm çalışmalarını, projelerini ve konserlerini izleyiciyi de katarak, sosyal medya ile bir bütünlük içinde yürütmeyi çok iyi başarıyor... tahminimce işin sırrını çözmüş ve sadece kendisi gibi davranarak olabilecek en iyi iletişimi sağlıyor... şu internet ortamında çok karmaşık algoritmalarla işler yürüyordu, google başta olmak üzere internetin hakimleri en sonunda döndüler, dolaştılar ve gerçek algoritmayı çözdüler... o da "samimiyet" "dürüstlük" ve "kendi gibi olmak"...

yapılan yorumlara bir şekilde mutlaka yanıt verilmeli... bu işler zor... ya yapılır yada hiç yapılmaz... nasıl yapılır bilemem... ama olacak... 450 kişi sizi çok beğenmiş ve tebrik etmiş diyelim... valla nasıl yaparsanız yapın, gece uyumayın ve hepsine teşekkür edin... en kötüsü de 50 sine teşekkür edip, 400 ünü öyle bırakmanız...facia... samimiyet ve doğallık dediğim şudur mesela: kimseye teşekkür etmeyin, bir şekilde herkese açıkça "ben sanatçıyım, her anım değerli, zaman ayıramıyorum, hepinize teşekkür ederim" gibi kendinizce bir şey yapın...

merak uyandırın:)... gerçekten ciddiyim... etkinlik düzenleyin, ara ara çalışmalarınız hakkında bilgi verin... vs vs... size kalmış...

ardı ardına aynı tip onlarca, yüzlerce paylaşım yapmayın... mesela viyolonsel çalıyorsunuz diyelim, 89 tane video olmasın... arada konserlerinizden, albümlerinizden vs paylaşın... bayram seyran paylaşın... ne bileyim, çorba ve tatlı tarifi verin...

yada en iyisi, sosyal sorumluluk projelerinizden bahsedin... vardır de mi?... yoksa da olsun...

eğer işleriniz ciddi profesyonelliğe ulaşmışsa, sizin sosyal medyanızı artık profesyonellere emanet etmenizde yarar olabilir... bu daha ticari durumlar için... çok önemli... ama gerçek profesyonellere emanet edin... olmayacak kişiler sizi batırır...

çok üst düzey bir müzisyenin sayfasına ne zaman girsem, kavga ve küfür görüyorum... yorumlarda meydan savaşı yaşanıyor:)... savaşı başlatan da sanatçı:)... belki o da profesyonellere bırakmıştır işi:)...

hiç bir şey asla ve asla sanatınızın önüne geçmemeli... kesinlikle... ne projeniz, ne de çorba tarifiniz...

etik kurallara mutlaka uyun...

en önemli konu!... bunu sona bıraktım, halbuki en başta olmalı idi...

paylaşımı hakkında "etik" kurallara zerre kadar uymayanlar var... mesela 5 kişi konserde bir eser seslendirmiş, sanatçıların isimleri yok!... yahu bu çok ayıp!... gerçekten çok ayıp... eserin adı yok... hangi yıl nerede verilmiş o konser? besteci kim?... hiç biri yok...

sadece bir adet video var... yada fotoğraf... işte onu bence hiç paylaşmayın... gerçekten çok itici...

varsa diğer sanatçılar, besteci, eser, orkestra, şef vs vs vs... bunlara ek olarak; enstrümanlar, kullanılan ekipman, marka ve model olarak... valla mümkünse, konserdeki tonmayster ve ışıkçıya kadar... reklam amaçlı da olabilir, neden olmasın... eser, besteci vs hakkında detaylı bilgi de verilebilir... konser salonu hakkında da... aklınıza gelen gelmeyen her bilgi olabilir... olsun zaten, ne zararı var... hem de bir kaç dilde olsun...

araya sıkıştırayım... bizim müzisyenimizde pek görmüyorum... çaldığınız enstrüman ve modeli, kullandığınız aksesuarlar, teller, arşeler, mikrofonlar, penalar ve daha benim bilmediğim ne varsa; reklamını yapın sosyal medyadan ve para kazanın... para kazanmak ayıp değil... çok örneği var bu yazdıklarımın, burada ben de paylaştım, sonra onu da yazayım...

dil deyince bir diğer önemli konu geldi aklıma... ingilizceyi kullanmak iyidir... söylemesi zor olsa da uluslararasılaşma iyidir yani... ama kendi dilinizde de bilgileriniz olursa fena olmaz... zaten dünya sanatçısı da öyle olunmuyor, o ayrı... yani dünyadaki yaygın dilleri kullanarak dünya sanatçısı olunmuyor... o iş sanatla oluyor... sanatını kabul ettirebilene dil zaten gerekmez... yani sayfamı ingilizce, almanca yapayım da avrupaya, dünyaya açılayım demek, işe sondan başlamaktır... siz avrupaya, uzak doğuya, amerikaya, dünyaya açılın, sayfanızı türkçe yapsanız da çevirirler zaten:)...

örnek olarak verdiğim ve çok beğendiğim ayşedeniz gökçin'in son çalışması cycle ile bitireyim... tüm sosyal medya hesaplarını takip edin derim...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.