Ana içeriğe atla

kaybolup gidecek müzisyenlere 2 çift laf...


tepem attı artık iyice... bir önceki paylaşımımı yaparken delirdim bir anda... bir anda olmadı tabii, öncesi var ciddi ciddi...

öncelikle şunu belirteyim; ben internet hastası yada manyağı değilim... keşke hiç olmasaydı şu internet bile demişliğim çoktur ama var sonuçta ve ben kendi adıma hakkını da teslim edeyim bu internetin, bir çok amatör müzisyenin bile ciddi biçimde tanınmasını sağlayabiliyor... onlarca yıl evvel verilmiş konserleri izleyebiliyoruz... jimi hendrix i izliyoruz be daha ne olsun!... yüzlerce yıl önce yaşayan o bestecilerin orijinal notlarına bile ulaşıyoruz... el yazması metinleri okuyoruz... 3 yaşındaki sümüklü velet şarkı söylerken babası çekiyor, koyuyor internete, onu da izliyoruz... sadece müzik konusunda değil, akla hayale gelebilecek her konuda her türlü bilginin en doğrusu da en yanlışı da internette var... yeter ki kullanmayı bilelim... ve yeter ki: en doğru bilgiyi paylaşanlar bulunsun!...

internete asla güvenmeyin, yanlış bilgi dolanıyor ortalıkta denir hep ve doğrudur da... ama kardeşim sadece yanlış bilgi de dolanmaz ki ortalıkta!... ben eğer saygınlığı bilinen bir kuruluşun sayfasına bakıyorsam yada gerçekliğinden emin olduğum bir resmi sayfaya bakıyorsam; neden güvenilir olmasın?... ben bach konusunda uzman dünya çapında isim yapmış iki ismin hazırladıkları bach sayfasına neden güvenmeyeyim?... yazacakları kitaba güveneceğim ya aynı isimlerin!... yada bizzat timur selçuk tarafından hazırlanmış olan resmi timur selçuk web sayfası na neden güvenmeyeyim?... herhangi bir üniversitenin, vakfın yada kuruluşun sayfasına neden inanmayayım?...

ortada iki adet gerçek var; birincisi, güvenilir kaynağa ulaşmayı beceremeyenler interneti karalayıp durmasınlar çünkü doğru kullanıldığında müthiş bir hazinedir internet... ikincisi, her konuda en doğru bilgi paylaşılsın mutlaka ilgili kişilerce çünkü bugünün ve geleceğin bilgi kaynağı internettir artık, bu da kolay kolay değişmez artık bundan sonra...

ben neden ille de resmi kaynak üzerinde duruyorum?... internet gerçekten bilgi çöplüğü!... internette eğer sizin hakkınızda bilgi bulunacaksa, ---ki bulunacak siz istemeseniz de--- hiç olmazsa sizin tarafınızdan paylaşılan, gerçek ve doyurucu bilgi olsun... anlaşıldı mı?... bir yandan internete çöplük diyorsunuz, diğer yandan sizin hakkınızda her türlü yalan bilginin ortalıkta dolanmasına göz yumuyorsunuz!... anladınız mı bu konu neden bu kadar önemli?... sizin tarafınızdan paylaşılan resmi bilgi olmadığı sürece, bizler de gidip, o çöplüğü okuyoruz!... umarım artık anlatabildim...

tepem en son şöyle bir olay sonucunda attı... anlatayım da görün... bir facebook grubunda, ilgili bir arkadaş; d.e.f orkestranın ingiltere konseri hakkında bir haber okumuş ama hiç bir bilgiye ulaşamamış!... normaldir, doğaldır, ulaşamaz çünkü bilgi zaten yok!!!... konu şurada, okuyun: d.e.f orkestra... ben de daha bir kaç ay önce o konuyu paylaştığım için elimde az da olsa bilgi vardı... kendisine bildiğim videoyu göndereyim dedim ama videoyu youtube a koyan kişi kaldırmış!... iyi mi? yahu keyfinin kahyası değiliz ki... paylaştığı gibi kaldırır da... eğer okuduysanız yazıyı, anlamışsınızdır d.e.f orkestranın önemini... ama hiç bir kaynakta d.e.f orkestra hakkında dişe dokunur bilgi yok!... ben bulunabilecek bilgiyi paylaştım, o da hiç bir şey!... bu derece önemli bir müzik olayını, sahipleri neden ciddi biçimde paylaşarak duyurmazlar ki?... yahu o konserdeki en kıytırık grup bile resmen davul çalmış, abarta abarta sayfalar dolusu paylaşımlarda bulunmuş!...

özetle: o d.e.f orkestra aslında yok!... bu kadar!... eğer varsa d.e.f orkestra; fuat güner ispatlasın!?... ben iddia ediyorum ki: d.e.f orkestra kraliçenin jübile konserine katılmamıştır!... hadi bakalım:)...

internete mi kaldık! diyorlar! cevap: evet! ona kaldınız... internet nedir ki! diyorlar... çok mu önemli internet!?... böyle düşünüyor bizim sanatçılarımızın çoğu!... interneti aşağılamak moda oldu... "ben eserimi koyuyorum ortaya, albümüm de var, ben eserimle yaşarım, nedir ki internet! hiç uğraşamam"... görüştüğüm sanatçılarımız aynen böyle düşünüyorlar!... ama albümlerini internetten satışa çıkarıyorlar:))... o zaman onu da yapmayacaksın arkadaş... internete kalmadıysan, albümünü de satma...

tek bir soru soruyorum, öylece kalıyorlar kem küm!... sorularım şunlar, tek bir soru adı altında:

albümünüz kaç adet satıldı? cevap: 3000 (çok iyi aslında)... şimdi piyasada mı? cevap: yok canım nerdeee... sizin hakkınızda kitap yazıldı mı? cevap: yok... hakkınızda britannica ansiklopedisinde başlık var mı?... cevap: yok... adınıza vakıf var mı?... cevap: yok... sizinle ilgili bilgi almak istesem, nereye başvuracağım? size nasıl ulaşacağım? cevap: e face var, twitter var, var da var... falan filan...

şimdi; aslında hiç bilgi yok!... bir zamanların o çok ünlü sosyal paylaşım siteleri bugün varlar mı?... hepsi de kapıya kilidi vurdular... gelecekte facebook ne olacak?... bilinmez, teorik olarak, yarın sabah bir bakarsınız kapatma kararı almışlar! olabilir... ne olacak o güzelim videolarınız gün gelir de youtube iflas ederse?...

facebook sayfanız var ya o şimdi 500 bin kişinin beğendiği? işte o 10 sene sonra olmayacak!...

youtube videolarınız var ya 600 bin kişi tarafından izlenmiş olan?... o da olmayacak 10 sene sonra...

10 sene sonra; o hayranlarınızın çocukları sizi tanımıyor olacaklar!...

anlatamadım gitti derdimi ülkem sanatçılarının büyük bölümüne... böyle giderse; inanın, o dünyanın bence en büyük müzisyeni erkan oğur bile tanınmıyor olacak 50 sene sonra!... gerçi kendisi dert etmiyor ama ben ediyorum...

neden!?

şundan: eskiden internet olmadığı için, yazılı kaynaklar çok önemli, idiler... her şey yazıldı bir kenara... dergiler, kitaplar, ansiklopediler... daha da eski dönemlerde, insanlar el yazması kaynakları kullanıyorlardı... bugün paganini hakkında çok bilgi var mesela!... paganini hakkında tarih içinden gelen o kadar çok bilgi var ki!... ailesi, hayranları, onu inceleyen uzmanlar, üniversitelerin ilgili bölümleri, kitaplar, ansiklopediler, vakıflar şunlar bunlar; her şeyi saklamışlar ve bugün internette paganini yanında; hemen bütün o eski müzik devleri ile ilgili her şey var!...

1901 doğumlu abd li müzisyenin bile resmi web sayfası var!... ama bizim günümüz müzisyenlerinin büyük kısmının yok!... olanların da bir kısmı yarım yamalak!... bir zamanlar olanların da büyük kısmı artık yok...

bakın sayın yerli sanatçılarım, yerli müzisyenlerim; gün gelecek bu boşvermişliğin cezasını çok ağır yaşayacaksınız!... ciddi biçimde tepem atıyor bu konuda... kaldı ki benim de sorunum değil... sizlerin sorunu ama bir müziksever olarak, bir blog yazarı olarak; benim de sorunum oluyor... gidin şimdi bir bakın nerede o eski rock grupları adlı bir önceki paylaşımıma... bakın; 10 sene öncesinin bile o güzelim grupları bugün yoklar!... bugünün gençleri o gruplardan zerre kadar habersizler... şaka yollu yazmıyorum; gerçekten de ciddi ciddi yazıyorum... sizleri çok sevdiğim, önem verdiğim için yazıyorum...

hadi gidin bana o güzelim 657 adlı rock grubumuz hakkında bilgi bulun bakalım!... 2 tane muhteşem albüm sahibi, ilgilisi tarafından birazcık bilinen, rock müzik tarhimiz açısından çok büyük öneme sahip o ünlü 657 hakkında bana doğru, güvenilir bilgi getirin!... gidin yoldan geçen siyah tişörtlü rocker gence sorun bakalım tanıyor mu 657 yi?...

gidin bana barış manço hakkında güvenilir, doğruluğu % 100 kesin bilgi getirin!... evet; o koskoca barış manço!... alın size resmi web sayfası!!!

http://www.barismanco.com.tr/

gördünüz mü?

alın size; resmi site olduğunu iddia eden, büyük ihtimalle benim gibi biri tarafından sevabına hazırlanmış bir diğer site!

http://barismanco-com.tr.gg/

bereket; kadıköy belediyesi barış manço evi olarak bir sayfa açmış!... o sayfa oldukça iyi ama ya 2 sene sonra belediye fikir değiştirirse?!...

daha en az 100 örnek koyarım buraya! ama ben miyim bu işlerin sorumlusu?

nerede edip akbayramın sitesi?... edip akbayram resmi sayfası neresi biliyor musunuz?... twitter!

bi zahmet, tarayın bakın bakalım google da edip akbayram hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin karşısına neler çıkıyor!...

bu ülkenin en iyi rock gruplarından biri olan hardal grubu hakkında zerre kadar güvenilir bilgi yok!... videoları var sadece ki birisi parçaları video yapıp koymuş o kadar...

çok büyük yanılgı içindesiniz sayın ülkem sanatçıları... bir daha da bu konuya değinmeyeceğim... barış manço verebileceğim en büyük örnek isim!... edip akbayram da... bir çoğunuzun hakkında ne kitap var, ne müze, ne bir dergi... albümleriniz de yok!... hadi bana bi tane hardal kaseti getirin bakalım!... bende var, ilgilisinde var... ne anlam ifade ediyor? hardal artık yok... geçmiş olsun...

o sosyal paylaşım sitelerine güvenmeyin!... viki ve miki gibi yazarı belli olmayan yerlere, o sözlüklere güvenmeyin... biyografi bilmem ne yada about bilmem kime güvenmeyin... binlerce kişilik takipçilerinize de güvenmeyin... çok değil; daha 10 sene önce rafları süsleyen albümleri bile bugün bana bulup getiremezsiniz!... o sanatçılar hakkında 2 paragraf yazı bulamazsınız...

dilimde tüy bitti söylemekten... son kez ayrı bir paylaşımla yazayım dedim...

10 sene sonra bilin ki yoksunuz!!!... daha ne yazayım... örneklerini veriyorum artık... 7 den 77 ye tanınan barış mançomuzu gidin bir çocuğa hatta bir gence sorun bakalım... korkmayın, sorun...

alın size bir de denk geliş bir güzel örnek:

eskilerden bir örnek olsun dedim, aklıma ilk gelen kişiyi yazdım, anında önüme serildi her türlü bilgi... frank sinatra...

frank sinatra

Supported and endorsed by the Sinatra family, www.sinatra.com is the official web site of the legendary entertainer Frank Sinatra. yazıyor hakkımızda kısmında!... ailesince desteklenen sayfa!...

alın size bir diğeri:

https://www.louisarmstronghouse.org/

hadi bana bir döneme damgasını vurmuş ersen ve dadaşlar hakkında "güvenilir" bilgi getirin!...

o kadar ilginç ki; erkin baba hakkındaki en fazla bilgiyi ben yabancı sitelerde buldum!... resmi olduğu belirtilen sayfada değil!...

alın size üstün körü bir tarama sonucunda bulduğum ilk sayfa...

http://www.headheritage.co.uk/unsung/thebookofseth/erkin-koray-elektronik-turkuler


son sözüm: ister inanın, ister inanmayın; hiç yaşamamış, hiç sanatla uğraşmamış, hiç müzik yapmamış gibi olacaksınız vakti şimdilik belli olmayan gelecekte... kiminiz 5 sene sonra, kiminiz 50 sene sonra...

gerisi size kalmış...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada