Ana içeriğe atla

kaybolup gidecek müzisyenlere 2 çift laf...


tepem attı artık iyice... bir önceki paylaşımımı yaparken delirdim bir anda... bir anda olmadı tabii, öncesi var ciddi ciddi...

öncelikle şunu belirteyim; ben internet hastası yada manyağı değilim... keşke hiç olmasaydı şu internet bile demişliğim çoktur ama var sonuçta ve ben kendi adıma hakkını da teslim edeyim bu internetin, bir çok amatör müzisyenin bile ciddi biçimde tanınmasını sağlayabiliyor... onlarca yıl evvel verilmiş konserleri izleyebiliyoruz... jimi hendrix i izliyoruz be daha ne olsun!... yüzlerce yıl önce yaşayan o bestecilerin orijinal notlarına bile ulaşıyoruz... el yazması metinleri okuyoruz... 3 yaşındaki sümüklü velet şarkı söylerken babası çekiyor, koyuyor internete, onu da izliyoruz... sadece müzik konusunda değil, akla hayale gelebilecek her konuda her türlü bilginin en doğrusu da en yanlışı da internette var... yeter ki kullanmayı bilelim... ve yeter ki: en doğru bilgiyi paylaşanlar bulunsun!...

internete asla güvenmeyin, yanlış bilgi dolanıyor ortalıkta denir hep ve doğrudur da... ama kardeşim sadece yanlış bilgi de dolanmaz ki ortalıkta!... ben eğer saygınlığı bilinen bir kuruluşun sayfasına bakıyorsam yada gerçekliğinden emin olduğum bir resmi sayfaya bakıyorsam; neden güvenilir olmasın?... ben bach konusunda uzman dünya çapında isim yapmış iki ismin hazırladıkları bach sayfasına neden güvenmeyeyim?... yazacakları kitaba güveneceğim ya aynı isimlerin!... yada bizzat timur selçuk tarafından hazırlanmış olan resmi timur selçuk web sayfası na neden güvenmeyeyim?... herhangi bir üniversitenin, vakfın yada kuruluşun sayfasına neden inanmayayım?...

ortada iki adet gerçek var; birincisi, güvenilir kaynağa ulaşmayı beceremeyenler interneti karalayıp durmasınlar çünkü doğru kullanıldığında müthiş bir hazinedir internet... ikincisi, her konuda en doğru bilgi paylaşılsın mutlaka ilgili kişilerce çünkü bugünün ve geleceğin bilgi kaynağı internettir artık, bu da kolay kolay değişmez artık bundan sonra...

ben neden ille de resmi kaynak üzerinde duruyorum?... internet gerçekten bilgi çöplüğü!... internette eğer sizin hakkınızda bilgi bulunacaksa, ---ki bulunacak siz istemeseniz de--- hiç olmazsa sizin tarafınızdan paylaşılan, gerçek ve doyurucu bilgi olsun... anlaşıldı mı?... bir yandan internete çöplük diyorsunuz, diğer yandan sizin hakkınızda her türlü yalan bilginin ortalıkta dolanmasına göz yumuyorsunuz!... anladınız mı bu konu neden bu kadar önemli?... sizin tarafınızdan paylaşılan resmi bilgi olmadığı sürece, bizler de gidip, o çöplüğü okuyoruz!... umarım artık anlatabildim...

tepem en son şöyle bir olay sonucunda attı... anlatayım da görün... bir facebook grubunda, ilgili bir arkadaş; d.e.f orkestranın ingiltere konseri hakkında bir haber okumuş ama hiç bir bilgiye ulaşamamış!... normaldir, doğaldır, ulaşamaz çünkü bilgi zaten yok!!!... konu şurada, okuyun: d.e.f orkestra... ben de daha bir kaç ay önce o konuyu paylaştığım için elimde az da olsa bilgi vardı... kendisine bildiğim videoyu göndereyim dedim ama videoyu youtube a koyan kişi kaldırmış!... iyi mi? yahu keyfinin kahyası değiliz ki... paylaştığı gibi kaldırır da... eğer okuduysanız yazıyı, anlamışsınızdır d.e.f orkestranın önemini... ama hiç bir kaynakta d.e.f orkestra hakkında dişe dokunur bilgi yok!... ben bulunabilecek bilgiyi paylaştım, o da hiç bir şey!... bu derece önemli bir müzik olayını, sahipleri neden ciddi biçimde paylaşarak duyurmazlar ki?... yahu o konserdeki en kıytırık grup bile resmen davul çalmış, abarta abarta sayfalar dolusu paylaşımlarda bulunmuş!...

özetle: o d.e.f orkestra aslında yok!... bu kadar!... eğer varsa d.e.f orkestra; fuat güner ispatlasın!?... ben iddia ediyorum ki: d.e.f orkestra kraliçenin jübile konserine katılmamıştır!... hadi bakalım:)...

internete mi kaldık! diyorlar! cevap: evet! ona kaldınız... internet nedir ki! diyorlar... çok mu önemli internet!?... böyle düşünüyor bizim sanatçılarımızın çoğu!... interneti aşağılamak moda oldu... "ben eserimi koyuyorum ortaya, albümüm de var, ben eserimle yaşarım, nedir ki internet! hiç uğraşamam"... görüştüğüm sanatçılarımız aynen böyle düşünüyorlar!... ama albümlerini internetten satışa çıkarıyorlar:))... o zaman onu da yapmayacaksın arkadaş... internete kalmadıysan, albümünü de satma...

tek bir soru soruyorum, öylece kalıyorlar kem küm!... sorularım şunlar, tek bir soru adı altında:

albümünüz kaç adet satıldı? cevap: 3000 (çok iyi aslında)... şimdi piyasada mı? cevap: yok canım nerdeee... sizin hakkınızda kitap yazıldı mı? cevap: yok... hakkınızda britannica ansiklopedisinde başlık var mı?... cevap: yok... adınıza vakıf var mı?... cevap: yok... sizinle ilgili bilgi almak istesem, nereye başvuracağım? size nasıl ulaşacağım? cevap: e face var, twitter var, var da var... falan filan...

şimdi; aslında hiç bilgi yok!... bir zamanların o çok ünlü sosyal paylaşım siteleri bugün varlar mı?... hepsi de kapıya kilidi vurdular... gelecekte facebook ne olacak?... bilinmez, teorik olarak, yarın sabah bir bakarsınız kapatma kararı almışlar! olabilir... ne olacak o güzelim videolarınız gün gelir de youtube iflas ederse?...

facebook sayfanız var ya o şimdi 500 bin kişinin beğendiği? işte o 10 sene sonra olmayacak!...

youtube videolarınız var ya 600 bin kişi tarafından izlenmiş olan?... o da olmayacak 10 sene sonra...

10 sene sonra; o hayranlarınızın çocukları sizi tanımıyor olacaklar!...

anlatamadım gitti derdimi ülkem sanatçılarının büyük bölümüne... böyle giderse; inanın, o dünyanın bence en büyük müzisyeni erkan oğur bile tanınmıyor olacak 50 sene sonra!... gerçi kendisi dert etmiyor ama ben ediyorum...

neden!?

şundan: eskiden internet olmadığı için, yazılı kaynaklar çok önemli, idiler... her şey yazıldı bir kenara... dergiler, kitaplar, ansiklopediler... daha da eski dönemlerde, insanlar el yazması kaynakları kullanıyorlardı... bugün paganini hakkında çok bilgi var mesela!... paganini hakkında tarih içinden gelen o kadar çok bilgi var ki!... ailesi, hayranları, onu inceleyen uzmanlar, üniversitelerin ilgili bölümleri, kitaplar, ansiklopediler, vakıflar şunlar bunlar; her şeyi saklamışlar ve bugün internette paganini yanında; hemen bütün o eski müzik devleri ile ilgili her şey var!...

1901 doğumlu abd li müzisyenin bile resmi web sayfası var!... ama bizim günümüz müzisyenlerinin büyük kısmının yok!... olanların da bir kısmı yarım yamalak!... bir zamanlar olanların da büyük kısmı artık yok...

bakın sayın yerli sanatçılarım, yerli müzisyenlerim; gün gelecek bu boşvermişliğin cezasını çok ağır yaşayacaksınız!... ciddi biçimde tepem atıyor bu konuda... kaldı ki benim de sorunum değil... sizlerin sorunu ama bir müziksever olarak, bir blog yazarı olarak; benim de sorunum oluyor... gidin şimdi bir bakın nerede o eski rock grupları adlı bir önceki paylaşımıma... bakın; 10 sene öncesinin bile o güzelim grupları bugün yoklar!... bugünün gençleri o gruplardan zerre kadar habersizler... şaka yollu yazmıyorum; gerçekten de ciddi ciddi yazıyorum... sizleri çok sevdiğim, önem verdiğim için yazıyorum...

hadi gidin bana o güzelim 657 adlı rock grubumuz hakkında bilgi bulun bakalım!... 2 tane muhteşem albüm sahibi, ilgilisi tarafından birazcık bilinen, rock müzik tarhimiz açısından çok büyük öneme sahip o ünlü 657 hakkında bana doğru, güvenilir bilgi getirin!... gidin yoldan geçen siyah tişörtlü rocker gence sorun bakalım tanıyor mu 657 yi?...

gidin bana barış manço hakkında güvenilir, doğruluğu % 100 kesin bilgi getirin!... evet; o koskoca barış manço!... alın size resmi web sayfası!!!

http://www.barismanco.com.tr/

gördünüz mü?

alın size; resmi site olduğunu iddia eden, büyük ihtimalle benim gibi biri tarafından sevabına hazırlanmış bir diğer site!

http://barismanco-com.tr.gg/

bereket; kadıköy belediyesi barış manço evi olarak bir sayfa açmış!... o sayfa oldukça iyi ama ya 2 sene sonra belediye fikir değiştirirse?!...

daha en az 100 örnek koyarım buraya! ama ben miyim bu işlerin sorumlusu?

nerede edip akbayramın sitesi?... edip akbayram resmi sayfası neresi biliyor musunuz?... twitter!

bi zahmet, tarayın bakın bakalım google da edip akbayram hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin karşısına neler çıkıyor!...

bu ülkenin en iyi rock gruplarından biri olan hardal grubu hakkında zerre kadar güvenilir bilgi yok!... videoları var sadece ki birisi parçaları video yapıp koymuş o kadar...

çok büyük yanılgı içindesiniz sayın ülkem sanatçıları... bir daha da bu konuya değinmeyeceğim... barış manço verebileceğim en büyük örnek isim!... edip akbayram da... bir çoğunuzun hakkında ne kitap var, ne müze, ne bir dergi... albümleriniz de yok!... hadi bana bi tane hardal kaseti getirin bakalım!... bende var, ilgilisinde var... ne anlam ifade ediyor? hardal artık yok... geçmiş olsun...

o sosyal paylaşım sitelerine güvenmeyin!... viki ve miki gibi yazarı belli olmayan yerlere, o sözlüklere güvenmeyin... biyografi bilmem ne yada about bilmem kime güvenmeyin... binlerce kişilik takipçilerinize de güvenmeyin... çok değil; daha 10 sene önce rafları süsleyen albümleri bile bugün bana bulup getiremezsiniz!... o sanatçılar hakkında 2 paragraf yazı bulamazsınız...

dilimde tüy bitti söylemekten... son kez ayrı bir paylaşımla yazayım dedim...

10 sene sonra bilin ki yoksunuz!!!... daha ne yazayım... örneklerini veriyorum artık... 7 den 77 ye tanınan barış mançomuzu gidin bir çocuğa hatta bir gence sorun bakalım... korkmayın, sorun...

alın size bir de denk geliş bir güzel örnek:

eskilerden bir örnek olsun dedim, aklıma ilk gelen kişiyi yazdım, anında önüme serildi her türlü bilgi... frank sinatra...

frank sinatra

Supported and endorsed by the Sinatra family, www.sinatra.com is the official web site of the legendary entertainer Frank Sinatra. yazıyor hakkımızda kısmında!... ailesince desteklenen sayfa!...

alın size bir diğeri:

https://www.louisarmstronghouse.org/

hadi bana bir döneme damgasını vurmuş ersen ve dadaşlar hakkında "güvenilir" bilgi getirin!...

o kadar ilginç ki; erkin baba hakkındaki en fazla bilgiyi ben yabancı sitelerde buldum!... resmi olduğu belirtilen sayfada değil!...

alın size üstün körü bir tarama sonucunda bulduğum ilk sayfa...

http://www.headheritage.co.uk/unsung/thebookofseth/erkin-koray-elektronik-turkuler


son sözüm: ister inanın, ister inanmayın; hiç yaşamamış, hiç sanatla uğraşmamış, hiç müzik yapmamış gibi olacaksınız vakti şimdilik belli olmayan gelecekte... kiminiz 5 sene sonra, kiminiz 50 sene sonra...

gerisi size kalmış...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…