Ana içeriğe atla

kaybolup gidecek müzisyenlere 2 çift laf...


tepem attı artık iyice... bir önceki paylaşımımı yaparken delirdim bir anda... bir anda olmadı tabii, öncesi var ciddi ciddi...

öncelikle şunu belirteyim; ben internet hastası yada manyağı değilim... keşke hiç olmasaydı şu internet bile demişliğim çoktur ama var sonuçta ve ben kendi adıma hakkını da teslim edeyim bu internetin, bir çok amatör müzisyenin bile ciddi biçimde tanınmasını sağlayabiliyor... onlarca yıl evvel verilmiş konserleri izleyebiliyoruz... jimi hendrix i izliyoruz be daha ne olsun!... yüzlerce yıl önce yaşayan o bestecilerin orijinal notlarına bile ulaşıyoruz... el yazması metinleri okuyoruz... 3 yaşındaki sümüklü velet şarkı söylerken babası çekiyor, koyuyor internete, onu da izliyoruz... sadece müzik konusunda değil, akla hayale gelebilecek her konuda her türlü bilginin en doğrusu da en yanlışı da internette var... yeter ki kullanmayı bilelim... ve yeter ki: en doğru bilgiyi paylaşanlar bulunsun!...

internete asla güvenmeyin, yanlış bilgi dolanıyor ortalıkta denir hep ve doğrudur da... ama kardeşim sadece yanlış bilgi de dolanmaz ki ortalıkta!... ben eğer saygınlığı bilinen bir kuruluşun sayfasına bakıyorsam yada gerçekliğinden emin olduğum bir resmi sayfaya bakıyorsam; neden güvenilir olmasın?... ben bach konusunda uzman dünya çapında isim yapmış iki ismin hazırladıkları bach sayfasına neden güvenmeyeyim?... yazacakları kitaba güveneceğim ya aynı isimlerin!... yada bizzat timur selçuk tarafından hazırlanmış olan resmi timur selçuk web sayfası na neden güvenmeyeyim?... herhangi bir üniversitenin, vakfın yada kuruluşun sayfasına neden inanmayayım?...

ortada iki adet gerçek var; birincisi, güvenilir kaynağa ulaşmayı beceremeyenler interneti karalayıp durmasınlar çünkü doğru kullanıldığında müthiş bir hazinedir internet... ikincisi, her konuda en doğru bilgi paylaşılsın mutlaka ilgili kişilerce çünkü bugünün ve geleceğin bilgi kaynağı internettir artık, bu da kolay kolay değişmez artık bundan sonra...

ben neden ille de resmi kaynak üzerinde duruyorum?... internet gerçekten bilgi çöplüğü!... internette eğer sizin hakkınızda bilgi bulunacaksa, ---ki bulunacak siz istemeseniz de--- hiç olmazsa sizin tarafınızdan paylaşılan, gerçek ve doyurucu bilgi olsun... anlaşıldı mı?... bir yandan internete çöplük diyorsunuz, diğer yandan sizin hakkınızda her türlü yalan bilginin ortalıkta dolanmasına göz yumuyorsunuz!... anladınız mı bu konu neden bu kadar önemli?... sizin tarafınızdan paylaşılan resmi bilgi olmadığı sürece, bizler de gidip, o çöplüğü okuyoruz!... umarım artık anlatabildim...

tepem en son şöyle bir olay sonucunda attı... anlatayım da görün... bir facebook grubunda, ilgili bir arkadaş; d.e.f orkestranın ingiltere konseri hakkında bir haber okumuş ama hiç bir bilgiye ulaşamamış!... normaldir, doğaldır, ulaşamaz çünkü bilgi zaten yok!!!... konu şurada, okuyun: d.e.f orkestra... ben de daha bir kaç ay önce o konuyu paylaştığım için elimde az da olsa bilgi vardı... kendisine bildiğim videoyu göndereyim dedim ama videoyu youtube a koyan kişi kaldırmış!... iyi mi? yahu keyfinin kahyası değiliz ki... paylaştığı gibi kaldırır da... eğer okuduysanız yazıyı, anlamışsınızdır d.e.f orkestranın önemini... ama hiç bir kaynakta d.e.f orkestra hakkında dişe dokunur bilgi yok!... ben bulunabilecek bilgiyi paylaştım, o da hiç bir şey!... bu derece önemli bir müzik olayını, sahipleri neden ciddi biçimde paylaşarak duyurmazlar ki?... yahu o konserdeki en kıytırık grup bile resmen davul çalmış, abarta abarta sayfalar dolusu paylaşımlarda bulunmuş!...

özetle: o d.e.f orkestra aslında yok!... bu kadar!... eğer varsa d.e.f orkestra; fuat güner ispatlasın!?... ben iddia ediyorum ki: d.e.f orkestra kraliçenin jübile konserine katılmamıştır!... hadi bakalım:)...

internete mi kaldık! diyorlar! cevap: evet! ona kaldınız... internet nedir ki! diyorlar... çok mu önemli internet!?... böyle düşünüyor bizim sanatçılarımızın çoğu!... interneti aşağılamak moda oldu... "ben eserimi koyuyorum ortaya, albümüm de var, ben eserimle yaşarım, nedir ki internet! hiç uğraşamam"... görüştüğüm sanatçılarımız aynen böyle düşünüyorlar!... ama albümlerini internetten satışa çıkarıyorlar:))... o zaman onu da yapmayacaksın arkadaş... internete kalmadıysan, albümünü de satma...

tek bir soru soruyorum, öylece kalıyorlar kem küm!... sorularım şunlar, tek bir soru adı altında:

albümünüz kaç adet satıldı? cevap: 3000 (çok iyi aslında)... şimdi piyasada mı? cevap: yok canım nerdeee... sizin hakkınızda kitap yazıldı mı? cevap: yok... hakkınızda britannica ansiklopedisinde başlık var mı?... cevap: yok... adınıza vakıf var mı?... cevap: yok... sizinle ilgili bilgi almak istesem, nereye başvuracağım? size nasıl ulaşacağım? cevap: e face var, twitter var, var da var... falan filan...

şimdi; aslında hiç bilgi yok!... bir zamanların o çok ünlü sosyal paylaşım siteleri bugün varlar mı?... hepsi de kapıya kilidi vurdular... gelecekte facebook ne olacak?... bilinmez, teorik olarak, yarın sabah bir bakarsınız kapatma kararı almışlar! olabilir... ne olacak o güzelim videolarınız gün gelir de youtube iflas ederse?...

facebook sayfanız var ya o şimdi 500 bin kişinin beğendiği? işte o 10 sene sonra olmayacak!...

youtube videolarınız var ya 600 bin kişi tarafından izlenmiş olan?... o da olmayacak 10 sene sonra...

10 sene sonra; o hayranlarınızın çocukları sizi tanımıyor olacaklar!...

anlatamadım gitti derdimi ülkem sanatçılarının büyük bölümüne... böyle giderse; inanın, o dünyanın bence en büyük müzisyeni erkan oğur bile tanınmıyor olacak 50 sene sonra!... gerçi kendisi dert etmiyor ama ben ediyorum...

neden!?

şundan: eskiden internet olmadığı için, yazılı kaynaklar çok önemli, idiler... her şey yazıldı bir kenara... dergiler, kitaplar, ansiklopediler... daha da eski dönemlerde, insanlar el yazması kaynakları kullanıyorlardı... bugün paganini hakkında çok bilgi var mesela!... paganini hakkında tarih içinden gelen o kadar çok bilgi var ki!... ailesi, hayranları, onu inceleyen uzmanlar, üniversitelerin ilgili bölümleri, kitaplar, ansiklopediler, vakıflar şunlar bunlar; her şeyi saklamışlar ve bugün internette paganini yanında; hemen bütün o eski müzik devleri ile ilgili her şey var!...

1901 doğumlu abd li müzisyenin bile resmi web sayfası var!... ama bizim günümüz müzisyenlerinin büyük kısmının yok!... olanların da bir kısmı yarım yamalak!... bir zamanlar olanların da büyük kısmı artık yok...

bakın sayın yerli sanatçılarım, yerli müzisyenlerim; gün gelecek bu boşvermişliğin cezasını çok ağır yaşayacaksınız!... ciddi biçimde tepem atıyor bu konuda... kaldı ki benim de sorunum değil... sizlerin sorunu ama bir müziksever olarak, bir blog yazarı olarak; benim de sorunum oluyor... gidin şimdi bir bakın nerede o eski rock grupları adlı bir önceki paylaşımıma... bakın; 10 sene öncesinin bile o güzelim grupları bugün yoklar!... bugünün gençleri o gruplardan zerre kadar habersizler... şaka yollu yazmıyorum; gerçekten de ciddi ciddi yazıyorum... sizleri çok sevdiğim, önem verdiğim için yazıyorum...

hadi gidin bana o güzelim 657 adlı rock grubumuz hakkında bilgi bulun bakalım!... 2 tane muhteşem albüm sahibi, ilgilisi tarafından birazcık bilinen, rock müzik tarhimiz açısından çok büyük öneme sahip o ünlü 657 hakkında bana doğru, güvenilir bilgi getirin!... gidin yoldan geçen siyah tişörtlü rocker gence sorun bakalım tanıyor mu 657 yi?...

gidin bana barış manço hakkında güvenilir, doğruluğu % 100 kesin bilgi getirin!... evet; o koskoca barış manço!... alın size resmi web sayfası!!!

http://www.barismanco.com.tr/

gördünüz mü?

alın size; resmi site olduğunu iddia eden, büyük ihtimalle benim gibi biri tarafından sevabına hazırlanmış bir diğer site!

http://barismanco-com.tr.gg/

bereket; kadıköy belediyesi barış manço evi olarak bir sayfa açmış!... o sayfa oldukça iyi ama ya 2 sene sonra belediye fikir değiştirirse?!...

daha en az 100 örnek koyarım buraya! ama ben miyim bu işlerin sorumlusu?

nerede edip akbayramın sitesi?... edip akbayram resmi sayfası neresi biliyor musunuz?... twitter!

bi zahmet, tarayın bakın bakalım google da edip akbayram hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin karşısına neler çıkıyor!...

bu ülkenin en iyi rock gruplarından biri olan hardal grubu hakkında zerre kadar güvenilir bilgi yok!... videoları var sadece ki birisi parçaları video yapıp koymuş o kadar...

çok büyük yanılgı içindesiniz sayın ülkem sanatçıları... bir daha da bu konuya değinmeyeceğim... barış manço verebileceğim en büyük örnek isim!... edip akbayram da... bir çoğunuzun hakkında ne kitap var, ne müze, ne bir dergi... albümleriniz de yok!... hadi bana bi tane hardal kaseti getirin bakalım!... bende var, ilgilisinde var... ne anlam ifade ediyor? hardal artık yok... geçmiş olsun...

o sosyal paylaşım sitelerine güvenmeyin!... viki ve miki gibi yazarı belli olmayan yerlere, o sözlüklere güvenmeyin... biyografi bilmem ne yada about bilmem kime güvenmeyin... binlerce kişilik takipçilerinize de güvenmeyin... çok değil; daha 10 sene önce rafları süsleyen albümleri bile bugün bana bulup getiremezsiniz!... o sanatçılar hakkında 2 paragraf yazı bulamazsınız...

dilimde tüy bitti söylemekten... son kez ayrı bir paylaşımla yazayım dedim...

10 sene sonra bilin ki yoksunuz!!!... daha ne yazayım... örneklerini veriyorum artık... 7 den 77 ye tanınan barış mançomuzu gidin bir çocuğa hatta bir gence sorun bakalım... korkmayın, sorun...

alın size bir de denk geliş bir güzel örnek:

eskilerden bir örnek olsun dedim, aklıma ilk gelen kişiyi yazdım, anında önüme serildi her türlü bilgi... frank sinatra...

frank sinatra

Supported and endorsed by the Sinatra family, www.sinatra.com is the official web site of the legendary entertainer Frank Sinatra. yazıyor hakkımızda kısmında!... ailesince desteklenen sayfa!...

alın size bir diğeri:

https://www.louisarmstronghouse.org/

hadi bana bir döneme damgasını vurmuş ersen ve dadaşlar hakkında "güvenilir" bilgi getirin!...

o kadar ilginç ki; erkin baba hakkındaki en fazla bilgiyi ben yabancı sitelerde buldum!... resmi olduğu belirtilen sayfada değil!...

alın size üstün körü bir tarama sonucunda bulduğum ilk sayfa...

http://www.headheritage.co.uk/unsung/thebookofseth/erkin-koray-elektronik-turkuler


son sözüm: ister inanın, ister inanmayın; hiç yaşamamış, hiç sanatla uğraşmamış, hiç müzik yapmamış gibi olacaksınız vakti şimdilik belli olmayan gelecekte... kiminiz 5 sene sonra, kiminiz 50 sene sonra...

gerisi size kalmış...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va