Ana içeriğe atla

emre nurbeyler

henüz 15 yaşında genç bir delikanlı emre nurbeyler... yine denk geliş karşıma çıktı, dinledim, izledim ve çok beğendim... çok beğenmenin ötesinde; çok dikkat çekici, fazlasıyla gelecek vaad eden, dünya sanatçısı olabilecek kapasitede geldi bana emre...

böyle durumlarda hep şöyle denir: "geleceğin fazıl sayı, idil bireti vs vs vs"... ben de hiç bir zaman öyle söylemem, geleceğin emre nurbeyleri olacak ve adından çok söz ettirecek... hep yazının sonlarında kehanetlerde bulunurdum ama şimdiden yazayım; kehanet de değil, belki de bir dilek, geleceğin önemli cazcılarından olacak:)...

emre nurbeyler
aslında bir süredir adından zaten fazlasıyla söz ettiriyormuş ama ben yeni keşfettim... 6 yaşında başlamış piyanoya, öncesini bilmiyorum... şu anda dokuz eylül üniversitesi devlet konservatuvarı piyano bölümü öğrencisi...

kendi yoluna çoktan çıkmış aslında... kendi besteleri de var ve klasik piyano eserleri yanında, kendi eserlerini de seslendiriyor resitallerinde...

içinde bulunduğumuz milenyumun ilk çocuklarından olan emre, 2012 yılından itibaren, katıldığı etkinlikleri paylaştığı bir blog yazmaya başlamış... şu anda resmi sayfa olarak verebileceğim sayfa da bu blog... büyük ihtimalle yakında resmi sayfası değişir ama bu blog umarım sürekli kalır... yazıları ve paylaşımları çok güzel...

Piyano Bloğu - Emre Nurbeyler

yazıları çok güzel dedim, aslında tek yeteneği piyano ve müzik değil... öyküleri ve oyunları da var!... 2011 yılında izmir gazeteciler cemiyetinin düzenlediği öykü yarışmasında aldığı birincilik, kendisine bir bilgisayar getirmiş, bunun üzerine "babamın gizli ve kaçak kullandığım bilgisayarından da, babamdan zılgıt yemekten de kurtuldum" demiştir:)... bu çok yönlülüğün, kendisini çok yaratıcı yerlere götüreceğinden eminim ve bu sebeple geleceğin cazcısı demekten çekinti duymadım...
ilk paylaşımım; çekimi evde kendisi tarafından yapılan chopin minute waltz opus 64 no 1 olsun bakalım... eski kayıtlardan biri... kaç yaşındayken çekildi bilmiyorum...



harika:)...

ayşe yavaş dirik ile başlamış piyanoya... 8 yaşındayken yrd. doç. dr. aslı tuncay ile yarı zamanlı devam etmiş... 11 yaşına geldiğinde ise tam zamanlı eğitim hakkı kazanmış ve eğitimine devam ediyor şu anda...

2013 yılında bodrumda düzenlenen fazıl say kompozisyon masterclassında, kendisine ait karagöz-hacivat, gılgameş ve oyuncakların dansı adlı eserlerini fazıl saya da dinletti ve eserler fazıl sayca çok beğenildi...

6 yaşından günümüze kadar bir çok etkinliğe, konsere ve çalışmaya katılmış olan emre nurbeyler hakkında yeni bilgilere ulaştıkça buraya ekleyeceğim... ama şunu belirtmem gerekiyor; zannedersem önümüzdeki yıllarda emrenin ard arda gelen başarılarını bol bol yazacağım... zannedersem değil, eminim...

bir de en son videolardan birini paylaşayım...

bu arada, tüm video paylaşımlarını izlemek için tıklayınız

rachmaninoff prelude op. 32 no. 12 - Emre Nurbeyler



emre nurbeyler için bir de bonus paylaşımda bulunayım çünkü önemli... 14 mayıs 2014 tarihinde türk amerikan derneğinde verdiği resital... tüm resitali izlemeseniz bile (ki izleyin) 34:23 ve 37:00 dakikalarda kendisine ait karagöz hacivat ve gılgameş eserlerini mutlaka izleyin derim... çok çok iyi çalışmalar...



ekleme/29 temmuz 2015

yukarıda emrenin ard arda gelecek başarılarını bol bol yazacağım gibi geliyor demiştim ya! yanılmadım yine ve başladık... hatta erken bile başladık:)... emre şu anda ne mi yapıyor?...

prof. edna golandsky tarafından, geçtiğimiz şubat ayında izmir adnan saygun müzik festivali kapsamında gerçekleştirdiği masterclass esnasında, her sene princeton üniversitesinde gerçekleştirilen önemli bir sempozyuma burslu olarak davet edilmiş emre nurbeyler ve şu anda da orada... detayları okumak için tıklayınız...



Yorumlar

  1. Bu pırıl pırıl gençleri bize tanıttığınız için çok teşekkür ederim. Devletin ve dahada önemlisi insanımızın bu yeteneklere sahip çıkmasını bekliyorum. Böyle başarılı genç sanatçıları bir çok ülkede vakıflar, holdibgler ve eğitim kurumları hemen sahipleniyorlar, sponsor oluyorlar ve destekliyorlar ama ülkemizde ne acı ki bu tip yaklaşımlara neredeyse hiç tanık olamıyoruz. Siz başka bir yazınızda bahsetmişsiniz zannedersem Eren Başbuğ ile iligli olan yazınızdaydı, bu gençler ünlü olduktan sonra isimleri duyulduktan sonra sahiplenilmeye çalışılıyorlar halbuki o zaman artık çok önemli olmuyor o sahiplenme. Önemli olan şimdi desteklenmeleri. Ben buradan Emreciği yürekten kutluyorum ve başarılar diliyorum bu zorlu yolda kendisine.

    YanıtlaSil
  2. ÖĞRETMENLERİ ÇOK İYİ OLMALI. GENELDE BÖYLE İYİ ÇOCUKLAR YURT DIŞINA KAÇIRILIYORLAR DEMEK Kİ EĞİTİM ALDIĞI HOCALAR GERÇEKTEN İYİLER. ÇOK İYİ ÇALYOR. TEBRİK EDERİM.

    YanıtlaSil
  3. Gençlerimize verdiğiniz destek için, onları tanıttığınız için teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  4. tüm katkılar için çok teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  5. Emre de bir harika dostum:=)
    Piyanoya çok yakışıyor ve Çok karizmatik:)
    Bir emre daha var eski piyanistlerden, ona çok benzettim kardeş.....

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

tarık kaan, ilyun ve mina'dan başarı haberi

şu yukarıda gördüğünüz üç genç piyanistimiz; tarık kaan alkan, mina urgun ve ilyun bürkev, ispanya al hambra'da düzenlenen 9. uluslararası maria herrero piyano yarışmasına gittiler ve güzel derecelerle döndüler...

ilyun bürkev ve tarık kaan alkan, kendi kategorilerinde birinci olurlarken, mina urgun da kategorisinde üçüncü olmayı başardı... her üç genç yeteneğimiz de mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde öğrenimlerine devam ediyorlar... mina urgun ise henüz yarı zamanlı olarak piyano eğitimi alıyor olmasına rağmen bu büyük başarıyı elde etti... her üç genç piyanistimizi, öğrenim gördükleri yüz aklarımızdan biri olan okullarını, öğretmenlerini ve ailelerini ayrı ayrı kutluyorum... mina'yı ise apayrı ve özel olarak kutluyorum...

üç gencimizi de maalesef daha önce paylaşma fırsatı bulamamıştım... tarık kaan alkan'ı önceki başarılarından dolayı tanıyorum ve bu sayfada defalarca hakkında güzel haberler verdim... bir paylaşımı buradan okuyabilirsiniz... kısaca da olsa…

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

light in babylon

dinlediğimde hayran kaldığım, uzun süredir paylaşmak istediğim ancak bir türlü beceremediğim bir grup light in babylon... itiraf edeyim, ön plana çıkan 2 konu var light in babylonda, şarkı söyleyen kız ve müziğin rengi... düşündüm bir an "nedir müziğin rengi" diye! tabii yok öyle bir şey ama hadi tarzı diyelim; özetle yaptıkları müzik... kişi olarak ön plana çıkan ise bence vokalist kız, yani adını bin bir zahmetle öğrendiğim michal elia kamal... israilli oluyor kendisi ama iran orijinliymiş... hemen belirteyim, vokal ön plana çıkıyor derken kesinlikle gruptaki diğer müzisyenleri bir kenara atıyor değilim!... çok başarılılar ancak michal elia kamal şarkı söylerken apayrı bir dünyaya gidiyor sanki... sesi çok iyi ve çok severek şarkı söylediği apaçık belli... izlerken kendisinin söylediği parçayı resmen yaşadığını görüyorsunuz...

santur çalan ise türk... metehan çiftçi... michal elia kamal ve julian demarque (fransız, gitarist) gezgin müzisyenler olarak 2009 yılında istanbul…