Ana içeriğe atla

nehir özzengin

nehir özzengin
mutlaka okuyun: nehir özzengin'den umuda haykırış

yine bir dünya derecesi... bu sefer piyanodan... 4 buçuk yaşında piyanoya başlayan bir hanımefendi nehir özzengin... tabii yaş küçüldükçe o buçuk anlamlı oluyor zannedersem:)... bence 4 yaşında demek daha doğru ama kendileri öyle demişler...

neyse, minicik yaşında izmir yaşar üniversitesi sürekli eğitim merkezinde başladığı koskoca piyanoda gitmiş dünya ikincisi olup, gelmiş... öğretmeni de öykü özkurtul... ben önce hem nehiri hem öğretmenini hem de ailesi kutlayayım...

nehir şu anda takev izmir alman lisesi beşinci sınıf öğrencisi ve zannedersem başarılı olmak için gelmiş dünyaya... ben artık bu sayfada yaza yaza bu konuda çok tecrübeli oldum... nehir özzenginin geleceğini şu anda görebiliyorum:)... başarılarla dolu gençlik yılları sonrasında caz piyanisti olacak... şimdiden yazayım:)... sallamıyorum, gerçekten öyle olacak...

zaten bir çok ulusal derecesi varmış... tam tarihine ulaşamadım ama zannedersem 2015 aralık ayı sonunda, gitmiş belçika bürükselde düzenlenen uluslararası cesar frank piyano yarışmasında, 27 ülkeden 50 piyanistin arasından dünya ikinciliğini alıp gelmiş... birinciliği kıl payı kaçırmış, o da mutlaka gelecektir merak etmeyin...

hemen yarışma performansını paylaşayım...



zaten üstün zekalıymış nehir... devletin özel yetenekli ve zeki çocukları belirlemek için yaptığı sınavı da kazanmış ve bilsem de okuyormuş... tenis ve basketbol oynuyormuş... basketbolda da birincilik almış zaten... yalnız ben şu zekaya takıldım kaldım, yazmazsam çatlarım; iyi bir şey değil yahu zeki olmak bu dünyada... neyse zaten bakışlarından da belli, yapacak bir şey yok...

nehirin en büyük hayali, gelecekte hangi mesleği yaparsa yapsın, sanat, spor ve mesleği sayesinde dünyayı dolaşıp, her milletten insanı tanımakmış... merak etmesin nehir, ben yukarıda yazdım az önce, caz piyanisti olarak zaten turneden turneye, festivalden festivale dolaşacak durmadan:)...

ben yine kendisini, eğitmenlerini ve ailesini kutluyorum... dediğim gibi, ben sadece sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum kendisine, ilerleyen süreçte, başarılı çalışmaları hakkında bir çok paylaşım yapabileceğimi düşünüyorum...

çok iyi:)... nehire "sokak müzisyeni" etiketini de ekleyeceğim:)... bayılıyorum sokakta da çalanlara... ayşedeniz gökçin i de ben ilk olarak sokakta çalarken görmüştüm:)...

Brugge Meydanında Küçük Bir Piyanist



ekleme/

nehir özzengin, paylaşımı yaptığı günden beri neler yaptı acaba dedim ve biraz inceledim... iyi ki incelemişim... hiç boş durmamış... gülsin onayın piyano ustalık sınıfına katılmış, masterclass sonrasında harika bir konser vermişler... sonrasında 23 nisan konserinde sahne almış...

uluslararası mozart akademi piyano yarışmasında üçüncü olmuş...

8 yaşındayken sahneye ilk çıktığı izmir adnan saygun sanat merkezinde 3 yıl sonra yine sahne aldı... bu sefer senfoni orkestrası eşliğinde chopin den devrim etüdünü çaldı... çok da beğeni aldı, çok güzeldi... konser aslında rotary vakfınca düzenlenen ve çocuk felcine dikkat çeken bir sosyal sorumluluk projesi idi...

son katıldığı, italya ischia uluslararası piyano yarışmasında da üçüncü oldu nehir... bazı konular hakkında daha detaylı bilgiye ulaşamadığım için kısaca yazıyorum...

11 Ekim 2017 tarihinde ise, tüm dünyada kutlanan dünya kız çocukları günü kapsamında, türkiye'deki kız çocuklarının eğitim hayatları yarım kalmasın konulu sosyal sorumluluk projesine tüm türkiye'den seçilen, kendi alanında başarılı 6 türk kızının yer aldığı kısa filmde de bu başarılı kızlarımızdan biri idi nehir... video da her birinin isimleri yazılı zaten ama buraya da yazayım, seçilen diğer başarılı isimler; 95 madalya sahibi 16 yaşındaki jimnastikçimiz ayşe begüm onbaşı, 17 derece sahibi 15 yaşındaki matematikçi açelya özçelik,  8 derece sahibi, 17 yaşındaki fizikçi deniz gülbaharlı, 18 yaşındaki ygs birincisi zeynep ahsen kaya, 30 kupa ve 100 civarı madalya sahibi 11 yaşındaki satranç ustası elif keskin... nehir sayesinde, farklı alanlardaki üstün yetenekli başarılı genç kızlarımızı da tanımış oldum...



16 ağustos 2017 akşamı çeşme alaçatı zio beach'te düzenlenen piyano gecesinde nehir de vardı... bu konsere, son yıllarda büyük başarılar elde etmiş olan kaan turan, çınara manaflı ve beren gürcüoğlu da katıldı ve çok beğenilen bir konser gecesi yaşattılar... hepsi de çok başarılı genç yeteneklerimiz...

2017 yılı aralık ayı içinde, bir sosyal sorumluluk projesi olan tarihe saygı yerel koruma ödülleri kapsamında izmir adnan saygun sanat merkezi konser salonunda sahneye çıkarak piyanosuyla bu anlamlı etkinliğe destek verdi... 2018 yılının ilk ayında da istanbul klasik müzik festivalinde bir konser verdi...

2017 yılında yine oldukça önemli bir ödülün de sahibi oldu nehir... elele-avon yılın kadını ödüllerinde halk oylaması sonucunda birinci olarak "güzel sanatlar alanında yılın en başarılısı" ödülüne layık görüldü... nehir, ödülünü aldıktan sonra, bu ödülü ülkemizdeki tüm kız çocukları adına aldığını ve onlara armağan ettiğini söylemiş...


nisan ayında da izmir inner whell kulübünde çok güzel bir resital verdi nehir özzengin... tam bilmiyorum ama bu konser de bir yardım konseri idi ve konserden elde edilen gelir bir okula bağışlandı... çoğu zaman bu blogta bu detaylara girmiyorum, ne yalan söyleyeyim hem üşeniyorum hem de paylaştığım genç hakkında tüm detayları ille de yazacağım gibi bir amacım yok ama nehirin neredeyse anlamsız tek bir etkinliği bile yok... tam "bunu da yazmayayım derken, sosyal proje yada yardım konseri çıkıyor:)... nehir'in bu sorumlu etkinliklerini yazmamam mümkün değil... hem kendisi hem de ailesi teşekkürü hak ediyorlar fazlasıyla...

en son, geçtiğimiz ay, yani ekim 2018 de, italyada düzenlenen cortemilia uluslararası piyano yarışması'ndan da birincili ile döndü nehir... katıldığı her yarışmadan mutlaka ödül alıyor...

fazıl say eseri kara toprak yakaladığımda paylaşırım mutlaka... bir de nehir'den dinleyelim... şu anda ilk defa dinliyorum, kayıt nerede yapıldı bilmiyorum ama çok başarılı bir yorum...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da