Ana içeriğe atla

cansu sezal

cansu sezal (fotoğraf özkan samioğlu)
kendisini tanımam bir birincilik haberi ile olmuştu, az önce de çok önemli bir ikincilik haberi geldi... çok başarılı genç bir arp sanatçısı cansu sezal ve gelecekte de çok üst seviyelere çıkacağı belli...

cansu sezal, 11 yaşında istanbul üniversitesi devlet konservatuvarında başladığı eğitimine şu anda salzburg mozarteum üniversitesinde devam ediyor... avrupanın en önemli müzik okullarından biri olan bu okulda stephen fitzpatrick ile çalışmalarını sürdürüyor ancak ben istanbul üniversitesindeki ilk öğretmeni olan ümit tunak ı da mutlaka belirtmek istiyorum çünkü kendisi de oldukça başarılı bir sanatçı ve çok başarılı bir çok sanatçının arkasında bu ismi sürekli görmekteyim... ceren necipoğlunun da hocası daha ne olsun... sanatçıların ilk öğretmenleri çok önemlidir... nasıl başlanırsa öyle gidiliyor çünkü...

ve tabii stephen fitzpatrick!... bu sayfada paylaşımda bulunduğum üç başarılı genç arpistin hocası!... cansu sezal, merve kocabeyler ve güneş hızlılar bu hocanın öğrencileri ve kendisi de bu başarılardan dolayı çok mutlu ve gururlu çünkü öğrencileri girdikleri her yarışmadan derecelerle ayrılıyorlar...

yıldız teknik üniversitesi tarafından düzenlenen genç arpistler konserinde dikkatleri çeken cansu sezal, 2010 yılında uluslararası peter konjovic yarışmasında dördüncülük ödülünün sahibi oldu... 2008 yılında da katılmış olduğu italyadaki marcel tournier yarışmasında zannedersem derece alamadı ama sadece beş sene sonra tekrar katıldığı bu çok önemli uluslararası arp yarışmasından birincilikle döndü... eğer ilk yarışmadan birincilik ile dönmüş olsaydı, "yetenek" diyecektim, şimdi "yetenek+eğitim+çalışmak" diyorum... benim gördüğüm kadarıyla çok çalışkan bir sanatçı cansu sezal ve ilerleyen yıllarda bu çalışkanlığının getireceği başarılarını bir çok defalar buradan yazabileceğimi düşünüyorum...

ustalık sınıflarına katılım genç yetenekler için çok önemli ve cansu sezal da benoit wery, jana bouskova, isabelle moretti ve susann mcdonald gibi bir çok ünlü arpistin ustalık sınıflarına katılmış...

şimdi çok önemli bir durumu da fark etmiş bulunuyorum... cansu sezal ın 13 şubat 2016 tarihinde yeldeğirmeni sanat merkezinde (notre dame du rosaire kilisesi) verdiği konserde çekilmiş yukarıdaki fotoğrafı özkan samioğlu tarafından çekilmiş... fotoğrafı çeken kişi eğer bir fotoğraf sanatçısı ise mutlaka belirtmeye çalışıyorum ve fotoğraf da öyle bir sanatçıdan çıkmış olduğunu her hali ile gösteriyor... isim çok tanıdık gelmişti ama ne yalan söyleyeyim, konu cansu sezal olduğu için pek de üstünde durmamıştım... daha sonra fark ettim ki, özkan samioğlu, cansu sezal ın eniştesi oluyor! ve ben özkan samioğlunun aynı zamanda bir fotoğraf sanatçısı olduğunu da bilmiyordum... konumuz cansu sezal tabii ve özkan samioğlundan bu paylaşımda uzun uzun bahsetmek istemiyorum ama bu isim aslında uzun uzun yazılması gereken bir isim... kim mi özkan samioğlu? kendisi pek ön planda durmayı sevmese de biz onu çok çok iyi tanıyoruz... beyinlerimize kazınmış muhteşem bir çok eserin bestecisi... fikret kızıloktan beynimize kazınan gönül ve bu kalp seni unutur mu desem, daha da fazla bir şey söylememe gerek kalmaz zannedersem... fikret kızılok a ait olduğu zannedilen bir çok muhteşem eserin sahibi aslında özkan samioğludur, onu da belirteyim... bu kalp seni unuturmu albümünü ezbere bildiğimiz ve cansu sezal ile aynı soyadı paylaşan sibel sezal ile de acaba bir bağ var mı? sorusuna şimdilik yanıt bulup bu paylaşımı rayından çıkarmak istemiyordum ama muhteşem sesli sibel sezalın da eniştesi oluyor özkan samioğlu... bence geri vokal yaptığı kişilerden çok daha önemli bir isimdir sibel sezal deyip, bırakayım...

kadıköy belediyesine ait yeldeğirmeni sanat merkezinde 1 ay önce verdiği resitali videolarından da olsa izleme fırsatım oldu... izlediğim videolar facebook üzerinde olduğu için ne yazık ki burada paylaşamıyorum ama konserin çok büyük bir beğeni aldığını biliyorum... cansu sezalın paylaşım yapabileceğim bir ortamda solo ve iyi kayıt edilmiş bir videosuna da ulaşamadım... şimdilik mozarteum üniversitesindeki bir performansı paylaşabiliyorum... eser paul patterson a ait olan avian arabeques... llywelyn ifan jones, hansi niedermaier, cansu sezal ve milica pašić...




Yorumlar

  1. Cansu Karaman1 Nisan 2016 11:58

    Adaşımla gurur duydum:) Bu başarılar bu ortamda gerçekten bizi gururlandırıyor. Kutluyorum seni Cansu ve gelecektede başarılar diliyorum.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.