Ana içeriğe atla

beste gürkey

besteyi facebookta tanıdım, paylaştığı videosunu çok beğendim... 10 yaşında beste gürkey... yok yok 11 yaşında, okursa kızmasın, 2003 doğumluymuş... genç kız, genç bir yetenek artık beste gürkey... hızlı yol alanlardan... 1 yaşında başlamış vurmalı çalgı çalmaya!... aileden gelen bir yeteneğinin olduğu gerçek, anne ve baba sıkı müzisyenler çünkü ama bu kesinlikle beste babasının kızı anlamına gelmesin... çok sevdiği belli vurmalı çalgıları ve çok çalıştığı da belli...

engin ve şirin gürkey çiftinin yetenekli kızı olan beste müziğin içine doğmuş... işe biraz magazin katmakta fayda var çünkü ilginç geldi gerçekten bana bu magazin kısmı, daha doğrusu magazin demek yanlış olur, hayatın cilvesi diyelim... şirin gürkey bankada çalışmaktadır, gergin bir zamandır... o anda içeriye giren müşteri ise engin gürkeydir... şirin hanım gözyaşı dökmektedir o anda ama engin bey hayatının aşkını bulmuştur... daha doğrusu her ikisi de bulmuş oluyorlar... kısa sürede evleniyorlar ve beste dünyaya geliyor... benden magazin yazısı en fazla bu kadar çıkar işte... tabii detayı da var işin, engin bey para yatırıyor bankaya ama gözü yaşlı, sinirleri yıpranmış şirin hanım bir türlü dekontu yazıcıdan çıkarıp veremiyor!... yazıcı bozuk... tabii mecburen daha sonra da görüşmek zorunda kalıyorlar... engin bey boş durmuyor, dekont bahanesiyle konsere filan davet ediyor şirin hanımı... bu hikaye hayatının aşkını, prensini yada prensesini bekleyenler için umut verici ama hayat tesadüflerden ibaret değildir zannedildiği gibi... tesadüfler herkese gülmez... önce engin ve şirin olabilmek lazım tesadüfleri yaşayabilmek için... beste sonrasında geliyor...

önce şirin hanım ülkemizin en iyi perküsyoncularından biri oluyor!... şimdi de beste oluyor... hatta o da olmuş çoktan... beste 1 yaşına girmeden başlıyor müziğe, 6 yaşındayken konservatuvara başlıyor... babasının resmi öğrencisi oluyor ve sinir bozucu konuşmalar bile yapıyor beste... "baba, senin 8 yaşında başladığın konservatuvara ben 6 yaşında kabul edildim" filan bile diyor:)... ben engin gürkey in yerinde olsam 2 sene bırakırdım sınıfta besteyi:)...

ilginç bir kişi bestenin annesi şirin hanım... engin bey bankacılığı bıraktırıyor resmen!... şirin hanımı da yönlendiriyor ve iç mimar oluyor şirin hanım ama kurtuluş yok! şirin hanım engin beyin okulunda yani gürkey perküsyon atölyesinde eğitime başlıyor... kısa bir eğitim sonrası kalkıyor engin beye rakip oluyor şirin hanım!... hatta türkiyenin ilk kadın perküsyon grubu olan "zilli" yi kuruyorlar...

yahu benim asıl konum beste ama aile perküsyoncu olunca onlardan bahsetmemek de olmuyor... anlayacağınız gürkey malikanesinde olağan dışı bir gürültü söz konusu sürekli... benim ilk izlediğim videosu ne yazık ki burada paylaşacağım şekilde yok... facebookta evfer videosunu izleyince çok dikkatimi çekmişti beste gürkey... kulağı çok iyi... aşağıdaki videoyu izleyince de beste gürkey hakkında bir şeyler yazmam gerektiğini anladım... yukarıda yazdığım her şeyi de sonrasında öğrendim... benim asıl dikkatimi çeken bestenin yeteneği... kazandığı ödülleri ve kaydettiği başarıları da sonrasında öğrendim...



daha önce de belirttiğim gibi, benim asıl konum beste ama özellikle babası engin gürkey den de bahsetmem gerekiyor kısaca... resmi web sayfasından hem engin gürkey hakkında, hem de perküsyon, ritm ve müzik hakkında oldukça detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz...
engin gürkey: klasik vurmalı çalgıların yanı sıra türk, latin ve afrika vurmalı çalgılarını da kullanan sanatçı; stüdyo müzisyenliğinin yanında, gürkey perküsyon atölyesi, engin gürkey perküsyon topluluğu ve engin gürkey ensemble ile birçok konser ve festivale katılmış... çok çalışkan bir müzisyen engin gürkey... istanbul vurmalı çalgılar Topluluğunu, ülkemizin ilk ve tek bayan perküsyon topluluğu olan zilliyi ve istanbul ritim tiyatrosunu da kuran sanatçı; trt de 13 bölüm gösterilen müziğin binbir dili adlı programı da hazırlayıp, sundu... engin gürkey apayrı bir derya resmen... istanbul devlet senfoni orkestrası, istanbul belediyesi şehir tiyatroları orkestrası, ayangil türk müziği oda orkestrası, enka sinfonietta, ccr senfoni orkestrası, istanbul oda orkestrası, milli reasürans oda orkestrası ve akbank oda orkestrasında çalışmış... bununla da bitmiyor!... istanbul vurmalı çalgılar topluluğu, turkuaz dans company, velvele, chamelon quartet, piyanonun türküsü, mızrabın nefesi, hi-jazz, yansımalar, incesaz, hybrid project, halit turgay jazz kuarted gibi gruplarla da çalışmaları mevcut... world of percussion, güldede ve nabız olmak üzere, 3 de albümü var katkıda bulunduğu albümlere ek olarak...



toca ve yamaha perküsyon yarışmasında aldığı birincilik yanında, bir çok başarısı var beste gürkeyin... doğuş çocuk senfoni orkestrasına da seçilen beste, izmir devlet senfoni orkestrası 23 nisan çocuk solist seçmelerinde de başarılı oldu... 25 Nisan 2014 de adnan saygun kültür merkezinde, babasının besteye ithafen yazdığı ''mallet dans suiti'' eserini seslendirecek... bunun yanında; bir çok resitali oldu ve yakın tarihte de resitalleri devam ediyor... resmi web sayfasından takip edebilirsiniz...

beste gürkey

çok başarılı bir müzisyen beste gürkey ve gelecekte kendisinden çok bahsedilecek... benim tahminim, bir kaç sene defalarca klasik konserlerde izleyeceğiz, sonrasında da iyi bir cazcı olacak beste... tabii çok çalışırsa... doğru adımları acele etmeden atarsa... ailesi bu noktada mutlaka destek olacaktır tabii ve bu çok büyük bir şans beste için ancak göz ardı edilmemesi gereken gerçek şu: "beste zaten çok yetenekli, başarılı, çalışkan ve özgüveni çok yüksek bir genç müzisyen"...

ekleme/25 ekim 2014



Orkestra:İzmir Devlet Senfoni Orkestrası
Müzik: Engin Gürkey
Düzenleme: Evrim Demirel
Genç Solist Konseri-25 Nisan 2014-İzmir-Adnan Saygun Sanat Merkezi


ekleme/27 kasım 2014

en çok eklemede bulunduğum müzisyenlerden biri oldu beste... neredeyse ayda bir yeni bir performansı ve başarısı ile karşılaşıyorum...

22 kasımda isviçrede bir konser daha verdi friburg tafers bando binasında ve 12. engin gürkey uluslararası perküsyon buluşmaları kapsamında cenevre konservatuvarında başta philippe spiesser olmak üzere bir çok eğitmenle çalışmalara katıldı...

facebook sayfasındaki fotoğrafların tamamında perküsyon sınıflarına dalan bestenin gözlerinden resmen heyecan ve mutluluk akıyor ben mükemmel küçük prenses yazan kıyafetlisini seçtim burada paylaşmak için... sayfasındaki diğer fotoğrafları görüp, sayfasını beğenmek için tıklayın...

zannedersem daha çok bahsedeceğiz burada besteden ama artık onları ayrı paylaşımlar yaparız...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

gelem gelem (djelem djelem)...

"öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti"

"gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum...

çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz

çingeneler

çingene müziği

tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği için marş olarak kabul edilmiş 197…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …