Ana içeriğe atla

perküsyon sanatçımız beste gürkey

perküsyon,vibrafon,marimba
beste gürkey

belli aralıklarla eklemelerde bulunuyorum özellikle eski paylaşımlara... aradan uzun süre geçtiğinde ise yenilemeye çalışıyorum... genç perküsyon sanatçımız beste gürkey de ilk paylaştığım sanatçılardan biri sayılır, 10 yaşında idi kendisini ilk tanıdığımda, şimdi 18 yaşında... ben yazdıklarımı genelde silmem, sadece gereksiz kısımları silebiliyorum bazen çünkü çocukken yazılabilen bir çok şey, doğal olarak olgun sanatçılağa doğru yürümekte olan genç sanatçılar için yazılamıyor... italik kısımları 2022 yılı şubatında ekliyorum...

son atılan adımları, bu tip eski paylaşımlarda mutlaka en başa ekliyorum çünkü okumaya devam ettiğinizde 10 yaşına geri döneceksiniz... bu blogta yapmış olduğum bir çok paylaşımda sürekli belirttim, şimdi yine yazmak istiyorum; ulusal ve uluslararası olmak üzere, toplam 25 önemli ödülün sahibi beste gürkey... ve 18 yaşında... ingiltere'nin ünlü müzik okulu purcell school'dan bu sene mezun olacak ve ingiltere'nin daha da ünlü bir okulu olan royal collage of music'de tam burslu olarak devam edecek lisans eğitimine... royal birmingham conservatoire, guildhall school of music ve royal welsh college of music gibi ünlü okullardan da kabul almış olması cabası...

2022 yılında tekli çalışmaları ve albümü de yayınlanacak olan beste gürkey; 2021 yılının gelecek vaad eden kadın yıldızlarından biri olmayı da başardı geçtiğimiz yıl... ve bu haberlere ek olarak, benim takip edemediğim bir çok konseri ve başarısı da mutlaka olmuştur...

bu paylaşım sonrasında beste gürkey ile ilgili yapmış olduğum önceki paylaşımları da okursanız, farklı bilgilere de ulaşabilirsiniz...

genç perküsyoncular beste ve yiğit

beste gürkey'e ingiltere'den iki büyük ödül

çev sanat bursiyeri de olan beste gürkey; görülebileceği üzere, sadece 8 sene içinde sürekli büyük başarılara imza attı ve gelecek yıllarda da atmaya devam edecek olan en parlak genç sanatçılarımızdan biri... ilk yazmış olduğum yazı ile devam edebilirsiniz ama önce son videolarından birini eklemek istiyorum... defalarca dinlediğim, oblivion'a apayrı bir tat katmış olan bir vibrafon performansı...

astor piazzolla - oblivion...


besteyi facebookta tanıdım, paylaştığı videosunu çok beğendim... 10 yaşında beste gürkey... yok yok 11 yaşında, okursa kızmasın, 2003 doğumluymuş... genç kız, genç bir yetenek artık beste gürkey... hızlı yol alanlardan... 1 yaşında başlamış vurmalı çalgı çalmaya!... aileden gelen bir yeteneğinin olduğu gerçek, anne ve baba sıkı müzisyenler çünkü ama bu kesinlikle beste babasının kızı anlamına gelmesin... çok sevdiği belli vurmalı çalgıları ve çok çalıştığı da belli... babası ünlü perküsyon ustamız engin gürkey'in katkısı mutlaka çok önemli ama beste ileride dünya sanatçısı beste gürkey olacaksa -ki olacak kesinlikle- kendi gayretleriyle olacak...

engin ve şirin gürkey çiftinin yetenekli kızı olan beste müziğin içine doğmuş... işe biraz magazin katmakta fayda var çünkü ilginç geldi gerçekten bana bu magazin kısmı, daha doğrusu magazin demek yanlış olur, hayatın cilvesi diyelim... şirin gürkey bankada çalışmaktadır, gergin bir zamandır... o anda içeriye giren müşteri ise engin gürkeydir... şirin hanım gözyaşı dökmektedir o anda ama engin bey hayatının aşkını bulmuştur... daha doğrusu her ikisi de bulmuş oluyorlar... kısa sürede evleniyorlar ve beste dünyaya geliyor... benden magazin yazısı en fazla bu kadar çıkar işte... tabii detayı da var işin, engin bey para yatırıyor bankaya ama gözü yaşlı, sinirleri yıpranmış şirin hanım bir türlü dekontu yazıcıdan çıkarıp veremiyor!... yazıcı bozuk... tabii mecburen daha sonra da görüşmek zorunda kalıyorlar... engin bey boş durmuyor, dekont bahanesiyle konsere filan davet ediyor şirin hanımı... bu hikaye hayatının aşkını, prensini yada prensesini bekleyenler için umut verici ama hayat tesadüflerden ibaret değildir zannedildiği gibi... tesadüfler herkese gülmez... önce engin ve şirin olabilmek lazım tesadüfleri yaşayabilmek için... beste sonrasında geliyor...

beste ve engin gürkey ile perküsyon dünyası üzerine söyleşi


bu arada; o bozuk yazıcıya mı borçluyuz biz beste gürkey gibi bir geleceğin yıldızına sahip olmamızı:))... şimdi çok düşündüm "bu kısmı neden yazmışım ki, çıkarsam mı acaba" diye ama tam silecektim ki aklıma bu geldi... güzel bir olay sonuçta... hayatımız ne kadar çok tesadüflere bağlı değil mi?... tabii ki her şey yazıcının bir türlü çıktı vermemiş olmasına da bağlı değil ama önemsiz de değil...

önce şirin hanım ülkemizin en iyi perküsyoncularından biri oluyor!... şimdi de beste oluyor... hatta o da olmuş çoktan... beste 1 yaşına girmeden başlıyor müziğe, 6 yaşındayken konservatuvara başlıyor... babasının resmi öğrencisi oluyor ve sinir bozucu konuşmalar bile yapıyor beste... "baba, senin 8 yaşında başladığın konservatuvara ben 6 yaşında kabul edildim" filan bile diyor... ben engin gürkey'in yerinde olsam, 2 sene bırakırdım sınıfta besteyi:)...

ilginç bir kişi bestenin annesi şirin hanım... engin bey bankacılığı bıraktırıyor resmen!... şirin hanımı da yönlendiriyor ve iç mimar oluyor şirin hanım ama kurtuluş yok! şirin hanım engin beyin okulunda yani gürkey perküsyon atölyesinde eğitime başlıyor... kısa bir eğitim sonrası kalkıyor engin beye rakip oluyor şirin hanım!... hatta türkiyenin ilk kadın perküsyon grubu olan "zilli" yi kuruyorlar...

perküsyon, marimba
beste gürkey

benim asıl konum beste ama aile perküsyoncu olunca onlardan bahsetmemek de olmuyor... anlayacağınız gürkey malikanesinde olağan dışı bir gürültü söz konusu sürekli...

ilk izlediğim videosu ne yazık ki burada paylaşacağım şekilde yok... facebookta evfer videosunu izleyince çok dikkatimi çekmişti beste gürkey... kulağı çok iyi... aşağıdaki videoyu izleyince de beste gürkey hakkında bir şeyler yazmam gerektiğini anladım... yukarıda yazdığım her şeyi de sonrasında öğrendim... benim asıl dikkatimi çeken bestenin yeteneği... kazandığı ödülleri ve kaydettiği başarıları da sonrasında öğrendim...


toca ve yamaha perküsyon yarışmasında aldığı birincilik yanında, bir çok başarısı daha var beste gürkeyin... doğuş çocuk senfoni orkestrasına da seçilen beste, izmir devlet senfoni orkestrası 23 nisan çocuk solist seçmelerinde de başarılı oldu... 25 Nisan 2014 de adnan saygun kültür merkezinde, babasının besteye ithafen yazdığı ''mallet dans suiti'' eserini seslendirecek... bunun yanında; bir çok resitali oldu ve yakın tarihte de resitalleri devam ediyor...

22 kasımda isviçrede bir konser daha verdi friburg tafers bando binasında ve 12. engin gürkey uluslararası perküsyon buluşmaları kapsamında cenevre konservatuvarında başta philippe spiesser olmak üzere bir çok eğitmenle çalışmalara katıldı...

ekleme/mayıs 2016

bazı sanatçılar hiperaktif oluyorlar... sürekli bir hareket, yerinde duramama, yarışmalar, konserler, performanslar vs vs vs... beste gürkey de o hiperaktif sanatçılardan biri olma yolunda... beni çok yoruyor bu tip müzisyenler:)... ben takip etmeyi ve sürekli yeni paylaşımlarda bulunmayı seven biriyim ama dediğim gibi takip etmek de kolay olmuyor... arkadaş bi dur yahu, biraz nefes al, bir kaç birinciliği de başkaları alsın:)...

artık 13 yaşında bir genç yetenek olan beste gürkey; bu sefer de italyaya gitti ve iki ayrı birinciliği kaptı geldi... 12-15 mayıs 2016 tarihleri arasında italyanın filadelfia şehrinde yapılan 7. perküsyon yarışmasında marimba ve vibrafon kategorilerinde iki birincilik birden kazanan beste, festival kapsamında verdiği başarılı bir konserle de dikkatleri iyice üzerine çekmeyi başardı...

uluslararası bir çok yarışma ve festivale katılan beste; beş yılda girdiği 7 yarışmada 8 ödül almış... 6 birincilik, 1 ikincilik ve 1 üçüncülük!... bestenin bu festivaldeki videolarına ben ulaşamadım, eğer bulursam, yüklerim buraya mutlaka...

ekleme/eylül 2016

36 ülkeden, 100 ün üzerinde yarışmacının katıldığı 14. italya perküsyon yarışmasının vibrafon kategorisinde yarıştı beste ve birinciliği yine hak etti... yetmedi, claudio santangelonun for you in the sky adlı eserini en iyi yorumlayan yorumcu ödülüne de layık görüldü...

bu güzel haberi ekleyeyim derken, bir güzel haber daha öğrendim!... cihat aşkının önderliğinde çalışmalarını sürdüren aşkın ensemble ile, 2016-2017 konser sezonunda oda müziği, orkestra ve solistlik çalışmalarına katılmaya da hak kazandı beste gürkey...

ekleme/2017 yılı

portekizde düzenlenen 11. paços'premium perküsyon yarışmasında birincilik ödülüne layık görüldü... yarışmaya istanbul üniversitesi devlet konservatuvarından arkadaşlarıyla birlikte katıldı... birinci olmasına rağmen, türkiyeye dönmek zorunda olduğu için, kategori birincisi olarak kazandığı konser hakkını da yarışmada 2. olan joao dura ya verdi...

bulgaristanda pleven şehrinde düzenlenen 4. uluslararası marimba ve perküsyon festivaline katıldı...

izmire konser için gelen ünlü vibrafon sanatçısı ve besteci ted piltzecker, istanbulda beste gürkey ile masterclass düzenledi...

yeni kurulan istanbul avangard trio ile çalışmaya başladı beste gürkey... nağme yarkın klaik kemençe, baturay yarkın piyano çalarken, beste grupta marimba ve vibrafon çalıyor...

19 kasım 2016 tarihinde haliç kongre merkezinde yga zirvesi bünyesinde düzenlenen konserde percussion ensemble ile birlikte solist olarak sahne aldı...

1 aralık 2016 tarihinde düzenlenen international percussion dialogues açıklamalı konser etkinliğine katıldı... doğuş çocuk senfoni orkestrasıyla konserler verdi... avangard trio konserleri de devam etmiş bu arada... bir çok şeyi yazmıyorum:)... 18 şubat 2017 tarihinde küçükçekmece perküsyon orkestrasıyla konsere katıldı...15 mart 2017 tarihinde engin gürkey yönetimindeki percussion ensemble orkestrasıyla interaktif katılımlı güzel bir konser verdiler...

itü türk müziği devlet konservatuvarı katkılarıyla, küçükçekmece belediyesi müzik akademisi öğrencileri 13 mayıs 2017 tarihinde ustalarıyla bir araya gelerek sahne aldılar... konsere katılanlar arasında beste gürkey de yer aldı...

9. italya uluslararası perküsyon festivali ve yarışmasında timpani ve trampet kategorilerinde 2 birincilik aldı geçtiğimiz mayıs ayında beste gürkey... festival sonunda da bir konser verdi... itü den katılan geçler, bu yarışmadan toplam 13 ödülle döndüler...

27-28 mayıs 2017 tarihlerinde gerçekleşen uluslararası genç yetenekler müzik yarışmasında da hem büyük ödülün sahibi oldu beste hem de en iyi türk bestecisi yorumcusu ödülüne layık görüldü...

istanbul üniversitesi devlet konservatuvarının bu yılki mezuniyet ve ödül töreninde beste iki ayrı sevinci birlikte yaşadı... son eğitim dönemi içinde en fazla ödül kazanan öğrenci olduğu beste bir ödülü de bu sebeple rektör prof. dr. mahmut ak ın elinden aldı...

çağrı çetinsel'in son albümü kar küresinde konuk sanaçı olarak yer aldı beste ve bu albümde vibrafon çaldı... albüm, ütopya müzik tarafından yayınlandı... çağrı çetinsel, aynı zamanda ezginin günlüğü grubunda da vokalist, onu da belirteyim... albümü satın almayı unutmayın... hemen paylaşayım kar küresi adlı parçayı...


beste gürkey, çağdaş eğitim vakfı genç yetenekler bursuna da layık görüldü bu arada... 2 ekim 2017 tarinde de şef ibrahim yazıcı yönetiminde, merve kocabeyler, elvin hoxha ganiyev, berfin aksu, ıraz yıldız ve utar artun ile birlikte sahne aldı... finansbank çev işbirliğiyle zorlu psm de verilen bu genç yetenekler konseri de çok dikkat çekici bir organizasyon oldu...

ekleme/2019

biraz fazlaca ekleme oldu ama en azından lisans eğitimine başladığı yeni okulu london royal music academy öncesindeki çalışmaları bu paylaşımda bulunsun, gelecekteki çalışmalarını ayrı paylaşımlar yaparım... eğitimine purcell school of music'de devam ettiği süreçte, ingiltere’nin önde gelen vakıflarından austin & hope pilkington tarafından her yıl müzik dalında takdim edilen olağanüstü genç yetenek onur ödülüne layık görüldü beste gürkey... bu çok önemli ödül 2019 yılındaki tek başarısı da değil; kısa bir süre önce de the wall trust vakfı tarafından onur ödülüne layık görülmüştü beste gürkey...

çok başarılı bir müzisyen beste gürkey ve gelecekte kendisinden çok bahsedilecek... benim tahminim, bir kaç sene defalarca klasik konserlerde izleyeceğiz, sonrasında da iyi bir cazcı olacak beste... tabii çok çalışırsa... doğru adımları acele etmeden atarsa... ailesi bu noktada mutlaka destek olacaktır tabii ve bu çok büyük bir şans beste için ancak göz ardı edilmemesi gereken gerçek şu: beste zaten çok yetenekli, başarılı, çalışkan ve özgüveni çok yüksek bir genç müzisyen...

evet; yukarıda tahminimi yazmışım henüz 10 yaşındayken ve bugün caz yolunda da hızla ilerliyor beste gürkey... şu anki tahminim ise oldukça ilginç... "tahmin edemeyeceğimiz farklı çalışmalar yapacak kendisi:)))"... evet, öyle olacağını düşünüyorum ve şu anda pek fikrim yok ama bir kaç sene sonra da bakın tahmin edemediğim çalışmalar yapıyor yazacağım:)... özetle; alışılmışın dışında, yenilikçi projelerle gösterecek kendisini...

eski videolarını daha yenileri ile de değiştiriyorum... yukarıda bahsettiğim izmir devlet senfoni orkestrası konseri vardı, aşağıdaki performansı ise 2018 yılı çev sanat genç yetenekler konserinden... emmanuel sejourne - vibrafon konçertosu 1. bölüm ve engin gürkey - mallet latin suite...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da