Ana içeriğe atla

rus okulu temsilcisi piyanistlerden rachmaninoff konçertoları

rachmaninoff, cem babacan, özgür ünaldı, kandemir basmacıoğlu, başar can kıvrak, gökhan aybulus, ibrahim yazıcı ve olten filarmoni

rahmaninov'un doğumunun 150. yılı şerefine, rus piyano ekolünün ülkemizdeki temsilcilerinden cem babacan, özgür ünaldı, kandemir basmacıoğlu, başar can kıvrak ve gökhan aybulus; şef ibrahim yazıcı yönetimindeki olten filarmoni orkestrası eşliğinde, bestecinin bütün konçertolarını izmirde seslendirecekler... sonradan rachmaninov maratonu olarak çok güzel bir şekilde adlandırılan bu konser; ankara, istanbul, bursa ve eskişehirde de tekrarlanacak...

rachmaninoff maratonu 15-16 şubat 2023 tarihlerinde koşulacaktı ama o tarihlerde iktisat kongresi düzenleneceği için, ileri bir tarihe ertelenmiş... galiba birden bire "ya bi kongre mi patlatsak şöyle iktisatlı filan ciddi bir şey olsun" dediler:))... bu gidişle, diğer dört ilde tamamlandıktan sonra, en son bizim burada verilecek bu konser...

üst kısmı haber aldıkça güncelliyorum, aşağıdaki kısmı yazarken, detayları (hatta hiç bir şey) bilmiyordum... detaylar da gıdım gıdım geliyor ve heyecan da yaratıyor tabii, iyi oluyor:)... şu konseri sağ salim bi izlesem için rahatlayacak...

değişiklik olur mu? bilmiyorum ama hangi konçertonun hangi sanatçımız tarafından seslendireceği bilgisi ise şöyle:

paganini çeşitlemeleri: cem babacan

rachmaninoff maratonu

işte bize böyle projelerle gelin... çok açamayacağım bu lafı, ayıp olur ama şu kadarını yazayım, laf etmezsem çatlarım; bu ülkede klasik müziğin durumu söylendiği gibi (daha doğrusu, söylendiği kadar) içler acısı değil... bütün dünyada içler acısı müziğin durumu... çok güzel istisnaları ve örnekleri de az olmamakla birlikte (örneğin bu konser serisi); ben aynı bestecilerden, aynı eserlerden, dolayısıyla aynı programlardan ve birbirinden pek de farkı olmayan sezonlardan sıkıldım gibi sanki (bu sezon, izmir devlet senfoni harika, haklarını yemeyelim... onu da belirtmem lazım)... bu konser de şeker gibi geldi bu sebeple...

sanatçı olmamakla beraber; kendisini bu ülke sanatının bel kemiği, kilometre taşı, omurgası, her şeyi, olmazsa olmazı, vazgeçilmezi filan zanneden bir kesim; sanat camiası içinde cebren ve bazen de hile ile yer edinip, orada tutunabilmek için, gerçek ülke sanatseverini ve deli cesaretini bulduğu her fırsatta da sanatını sürekli aşağılar, kusur bulur... tamam; bir viyana, berlin, milano, st petersburg yada new york değiliz ama bu tip konserler, projeler yapıldığı sürece, orkestra programlarımız biraz daha ilginç ve yenilikçi olduğu sürece, o konser salonlarını da mı dolduramayacak kadar içler acısıyız?... yani... hatırlatayım, blog burası, gazete değil:)..

biz izleyiciler olarak; online bilet satışı 09:00'da açılacak, 09:15'de tüm biletler bitecek, salonun güzel yerleri 3 buçuk dakikada doluverecek, izleyemeyeceğiz diye binbir akrobasiyle bilet almaya çalışıyoruz (çoğu zaman alamıyoruz), "salonlar boş" muhabbeti dinlediğimde kafayı yiyorum, belirtmeden geçemedim... uzun süredir konsere filan gitmediğim için bilmiyorum, boş da olabilir ama hangi salonlar boş? neden boş? bi zahmet sebepleri iyi analiz edilsin derim...

rachmaninov'un ellerine kafayı takıp da müzikal dehasını es geçenler için bir video paylaşayım... aklıma geldi birden, araya sıkıştırayım dedim...

igudesman and joo "rachmaninoff had big hands"


neyse... biz dönelim bu harika konsere... bu konserin benim açımdan en güzel yanı izmir'de olması... yani umarım koskoca orkestrayı taşımaya üşenirler (üşenmişler)... izmir konusunu ben ekledim.. diyorlar ya fezaya iyi dileklerini gönder, döner dolaşır seni bulur diye, o bakımdan...

sonradan öğrendiğime göre; ilk konser izmirde tabii ki... ve sonrasında 4-5 şehirde daha olacak... yani çıkıp da buraya gelmeyin, şehrinizde kalın... ve yine havada uçuşan laflara göre; üst üste iki gün olacak... umarım bir defada iki günlük bilet satılır çünkü izdiham olur bu konserde, bir günü alıp diğerinde açıkta kalmak, koyar adama... şimdiden strese girdim...

rach'ın doğumu nisanda ama herhalde şubat ayı zaman olarak uygun idi.. ne zaman olacağı çok da önemli değil, zaten 2023 yılı normal koşullarda rachmaninoff yılı ilan edilebilirdi ama rusyanın edebiyatçısından, bestecisine, orkestra şefinden sanatına, sporuna hatta minicik öğrencisine kadar savaş açmış olan, enstitü kapatıp, orkestra şefinin işine son veren batı; bu aralar rach yılı mılı ilan etmez... 2073'e kaldı o iş... hatta şu batı hazretleri emretsin, rachmaninov hiç yokmuş, hiç doğmamış gibi bile yapacak büyük bir hayran kitlesi var batının ülkemizde:)...

bizim batı hayranları da ne yapacaklarını şaşırmış olmalılar... düşünsenize; koskoca batı! koskoca rus bilimini, kültürünü, sanatını ve edebiyatını sildi attı:))... hindistan üzerinden petrol almaya devam ediyorlar ama... batıcı kafalar kuma daldırıldı tabii:)... onlar da bu zırvalıklar batı tarafından hiç yapılmamış gibi davranıyorlar..

konsere daha çok var, sabırsızlıkla bekliyor olacağız... konser sonrasında devam etmek üzere, şimdilik güzel bir haber niteliğinde kalsın bu paylaşım... kaçırmayın, 10 dakika bile sürmez bu konserin bilet satışı... yani zahmet olmayacaksa, bir kaç konser planlansa iyi olacak (ne yazdıysam olmuş yahu!... bilsem, araya 3-5 cümle para muhabbeti de sıkıştırırdım)...

orkestra, şef, solistler ve tabii besteci olağanüstü... çok ses getirecek muhteşem bir konser olacağı kesin.. kim(ler) düşünüp, hayata geçirdi bilmiyorum ama kesinlikle harika bir proje... benzeri çalışmaları tüm sanatçılarımızdan ve ilgili çevrelerden bekliyoruz...

videosuz ve müziksiz paylaşım olmaz... konser sonrasında paylaşım olursa buraya eklerim ama şimdilik konser için bizler de izleyici provası yapalım dedim... provasız, hazırlıksız gitmek olmaz...

Yorumlar

  1. Müthiş bir haber.. Olağanüstü bir konser olacağı açık. Makul bir tarihte takipçilerinize hatırlatmada bulunursanız çok iyi olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tabii ki.. konser netleştikçe, ben de bilgi aldıkça paylaşırım mutlaka..

      Sil
  2. AVVVVV! NERDEN ÇIKTI BU? BU KONSER KAÇMAZ GERÇEKSE!?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gerçek değil, yok böyle bir şey.. ben kafadan salladım, olsa çok iyi olurdu tabii... yahu nereden çıkacak!.. biz konser vereceğiz dediler, ben de yazdım.. benim de içime kurt düşürdünüz şimdi..

      Sil
    2. Süper bir haber! Bursa tarihi belli mi? Bursa da var seride değil mi? Her yerde iki gün mü?

      Sil
    3. çok teşekkürler katkılarınız için... bilgi aldıkça paylaşmaya çalışıyorum çisil hanım... konser serisi çok yakın bir tarihte olmadığı için, muhtemelen tarihler vb gibi konular yavaş yavaş şekilleniyordur...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada