size uygun ucuz şeyler üretiyoruz

bana fenalık geldi artık:)
bu blogta mümkün olduğunca kimseyi kırmamaya üzmemeye çalıştığım için, çoğu zaman bir çok konuyu es geçip, sallıyorum gidiyor ama aslında dellenmekten normale dönemiyorum bir türlü... bu sebeple normalleşmem lazım... corona konusunda normalleşiriz ama bu konularda normalleşmemiz mümkün değil artık...

önüne gelen bana kızıyor arkadaş!... nedir derdiniz?...

bana derken, halka... daha doğrusu, gençlere... dolaylı yada dolaysız, bana kızılmasından ve aşağılanmaktan bıktım iyice...

ne kadar cahilmişim arkadaş ben!... hiç bir boktan anlamıyormuşum... sıkışıp kalmışım cahilliğimin içine... ezik büzük bir şey olmuşum iyice... gelen laf ediyor, giden laf ediyor...

salonu dolduramayan, halka kızıyor... programı izlenmeyen, halka kızıyor... bilet satamayan, kitabı okunmayan, dergisi satılmayan, oyunu izlenmeyen, şiiri beğenilmeyen, albümü tutmayan, sergisi ziyaret edilmeyen... vs vs vs... herkes halka kızıyor...

her an ve her yerde... sürekli halk cahil, halk anlamıyor, halk arabeske gömülmüş, halk türküye sıkışmış, popçu olmuş... kimse kaliteden anlamıyor, hiç kimse konsere gitmiyor, kitap okumuyor, bale ve opera zaten bizi aşar... dergi satın almıyor bu halk vs vs vs... ekleyin gerisini...

bir paket sigara, iki tost fiyatına dergi çıkarıyoruz, alan yok...

bu laf  gibi laflar çok edilir mesela... benzeri lafları kimlerin nerelerde ettikleri bende duruyor... sadece dergiler değil; dergi, süreli yayın, gazete, kitap vs vs vs... yani kağıda yazılıp, satılan her şey... ben konserleri de katacağım işin içine çünkü aynı laflar konserler için de ediliyor... tabii albümler için de...

yahu her şey için aynı laflar ediliyor işte... cigara tost fiyatına iş yapıyoruz, satın alan yok... özetle bu...

çok fazla klişe bir laf... bu lafı gördüğüm anda tepem fena atıyor... hele hele kitap, dergi, kaset, plak, konser, tiyatro vs konusunda ise bu kıyaslama, çok kızıyorum... işin gerçeği, bu kıyaslamalar edebiyatçılar ve sanatçılar tarafından yapıldığında, kızma durumum, alev almaya dönüşüyor...

farkında mısınız? siz dergileri 1 paket sigara parasına çıkarmaya çalıştığınız günden beri dergiler okunmuyorlar... bir bir yayın hayatlarına son veriyorlar... daha da acısı, sıkıntıya düşen, yayın hayatına son verenleri de izliyorsunuz!... dergileri ucuzlattığınızda, çok okunacaklar zannediyorsunuz "hala daha"... bu nasıl bir mantıktır!?...

yahu kendinize gelin... akşam pazarında elde kalan son kasa domatesi satmıyorsunuz siz... bu şekilde olacağına, bence hiç olmasın, bu defterleri kapatalım tamamen, bu iş olsun bitsin...

her şeyden önce; bu tavır, yapılan işe bir hakarettir... derginin konusuna, konseptine, yazar çizerine, dizgicisine, baskıcısına, editörüne hatta varsa, o derginin çaycısına da hakarettir... edebiyata, müziğe ve sanata hakarettir...

içindeki eşantiyonları, abonelikteki hediyeleri, indirimleri ve bilmediğim promosyonları ile... saatlerce, günlerce emek harcayanları ile... hele hele yazarları hayatlarını vermişlerse o konuya, tüm yazarlarının emekleri ile ortaya konan o devasa işi ve emeği eğer siz 1 paket sigara fiyatına zar zor tüketiciye ulaştırıyorsanız; bence bu gerçekten hakarettir... hiç çıkarmayın o dergiyi...

ben gerçekten çok merak ediyorum... bu eziklik nereden kaynaklanıyor? bizim aydın olarak tanımlanabilecek takımımız ezik ve korkak... özgüvenin de zerresi yok... bence aydın filan değil, yok aydın takımı filan... sadece bir kaç isim haricinde, aydınımız hiç olmadı zaten... "aydın" dediğin, "kendi ışığı"nı yayar... ordan burdan toplama, derme çatma ithal kültürle aydın maydın olunmaz...

güyya olabildiğince ucuz çıkaracaklar dergiyi ve "ucuz olduğu için çok okunacak!" "gençlik okuyacak, üniversite öğrencisi okuyacak! ucuz ya!"...

yahu; sadece kendine hakaret değil, okuyucu kitleye de ağır hakaret... "bak, sana ucuz dergi çıkarıyoruz, konser düzenliyoruz... 10 tl! ama sen bunu bile almıyorsun!...

buradaki algı nedir biliyor musunuz?... şudur "size uygun ucuz şeyler üretiyoruz"... iyi mi... ben öyle algılıyorum...

konserler de öyle... "aman ucuz olsun, gençleri de çekelim vs vs vs"... ondan sonra da bi bakıyorlar, konser 5 tl! ama öğrenciler yine yok!!!... haydaaaaaaa!...

sonra da serzenişler, bağırmalar filan başlıyor! "biz size ucuz dergi çıkarıyoruz, ucuz konser veriyoruz, siz berbat, basit, nankör, cahil vs vs gençler yine dergi kitap satın almıyorsunuz, konsere gelmiyorsunuz!!"... ellerinden gelse boğuverecekler gençliği:)...

zorla mı satacaksınız arkadaş... almıyorlar işte... icabında günde 18 tl den 2 paket sigara alıp, 36 tl veriyor her gün ama ayda 18 tl yi dergiye vermiyor! bu kadar basit... ama bu durum, ille de o kişinin cahil, kültürsüz vs olduğu anlamına gelmez... onu inatla öyle zanneden, sizsiniz... belki derginizi yada konserinizi, albümünüzü, serginizi filan beğenmiyor! olamaz mı?...

daha da acısı; bazı pahalı konserlerin biletlerini 15 dk da satın alanlar, dergi almıyorlar... o sızlandığınız konserlere de gitmiyorlar... yani cahil değiller, paraları da bol... fakir değiliz arkadaş biz:)... cahil filan da değiliz:)))...

o kendi ürettiğiniz bahanelerin arkasına sığınmayın...

o gençlik, sizin derginiz, konseriniz yada sanat etkinliğiniz pahalı olduğu için size pek bulaşmıyor değil ki!... neden anlamak istemiyorsunuz?...

siz her şeyi para olarak mı görüyorsunuz da, herkesi paracı zannediyorsunuz?... siz bu tip yüzeysel yaklaşımları sürdürürseniz yıllarca, gerçek çözümü bulmayı beceremezseniz ve sağa sola durmadan laf ederseniz, ben de bu işi sokak kavgasına çeviririm, olur biter... bakın nelere sebep oluyorsunuz yüzeysel tavırlarınızla...

"şu dergiyi, etkinliği özellikle genç kesime nasıl ulaştırırız? nasıl yapalım? neler yapalım ki?" diye beyin fırtınası yaptığınızda aklınıza bu mu geliyor yani?...

şu 1 paket sigara yada 2 tost fiyatı lafını duyduğumda gerçekten deliler gibi sinirleniyorum... derdinizi bu yaklaşım üzerinden anlatmak zorunda mısınız?... başka bir şey bilmiyor musunuz?... başka sebepler bulamıyor musunuz?... sebeplerin sizden kaynaklanıyor olabileceği hiç mi aklınızdan geçmiyor?...

"e biz 1 paket sigara yada 2 tost fiyatına koskoca dergi çıkarıyoruz hala almıyorlar... manyak mı bunlar! cahiller! kültürsüzler!... nereye gidiyor bu gençlik? bu millet!? ucuza çıkarıyoruz, daha ne yapalım!" bu mu yani söyleyeceğiniz!...

bence siz o "daha ne yapalım" kısmı konusunda biraz kafa patlatın... daha neler yapabilirsiniz?...

şunu bilin, gerçeklerle yüzleşin artık: ayda bin tl sigaraya veriyor... klasik müziğin, cazın bilmem neyin içinde yüzüyor, icabında 650 tl de konsere veriyor ama derginizi satın almıyor, bazı konserlere de gitmiyor sizin hedef kitleniz... sorun parada yada kültürsüzlükte yatmıyor... şu işi bir çözemediniz... çözemediniz çünkü kabuğunuzu kıramadınız bir türlü...

şu üniversite kampüslerini ve o kampüslerdeki kafeteryaları bir dolaşın derim...

80'leri düşünelim

ünlü bir şairimiz, geçen sene "sigara, tost fiyatına dergi çıkarıyoruz, ortalıkta şairim diye dolanan binlerce kişi var, onlar bile almıyorlar" deyip, halbuki 80'ler öylemiydi şeklinde devam etmişti serzenişe... yani 1980'li yıllar çok iyiymiş ama şimdiki halk yada gençler falan filan, kimse muhatap, dergi satın almıyormuş... bu tip serzenişler de benim çok sinirimi bozar... "ah azizim aaaah eskiden böylemiydi vs vs vs" ... 80'lerde de aynı laflar ediliyordu...

örnek verdiği yıllar da 80'ler!!!...

e hadi düşünelim eskileri, 80'leri... siz istediniz...

bence düşünmeye gerek de yok... arkadaş 1930 lardan bahsetseniz anlayacağım... yahu o bahsettiğiniz 80'lerin nesli toprak olmadı ki:)... hayattayız çok şükür... çok şükür siz de hayattasınız... her ay 8-10 dergi alıp okumuş olan bizlere siz bugün bi sigara iki tost fiyatına çıkardığınız dergilerinizi satamıyorsanız, siz bence gerçekten o "daha ne yapalım" konusunu etraflıca bi düşünün derim...

yada "artık ne yapmayalım" konusunu da düşünebilirsiniz... bakın, bu daha uygun oldu...

ben sizin adınıza yazıyorum aslında bütün bunları... sıkıştınız kaldınız... bir bir yayın hayatından çekiliyor dergiler, gerçekten üzülüyoruz...

dergi takip etmek, sabırsızlıkla çıkmasını beklemek... eve gelip, ambalajından çıkarıp, hızlıca gözden geçirmek... bacakları uzatıp, okumak... bir fincan çay ve kahve ile, müzik eşliğinde okumak... diğer sayı çıkana kadar, yavaş yavaş okumak... sonra onları biriktirip, defalarca okumak... bu bir yaşam biçimidir... keyiftir, zevk almadır... ayrı bir kültürdür... kitaplar satın almak, kişisel kütüphane oluşturmak, sürekli kitap ve dergi okumak; ciddi biçimde sosyal ve psikolojik yönü olan konulardır... ama tek zorunluluk da değildir...

bütün bunları yazan, eleştiren bir kişi olarak yeniden belirteyim ki; sayımızı bilmiyorum ama bizler öyle sanıldığı gibi az değiliz... takip ettiği dergiyi artık rafta göremediğinde dünyası yıkılan kişi sayısı aslında o sektörü besler, geliştirir, hatta büyütür...

ya sizin dünyanız ayrı yada bizimki...

bence neler yapmalısınız?

önerilerim sadece kültür, sanat, edebiyat dergileri için... aynı önerilerin benzerleri; konserler, albümler, radyo ve tv programları (varsa, kaldıysa) vs vs vs için de uyarlanabilirler...

neredeyse her konuda olduğu gibi, bu sektörde de "bize ait, saçma sapan sorunlar" mevcut...

mesela ilk aklıma gelen, sizler de birlik olamıyorsunuz!... birlikte hareket edemiyorsunuz!... niyet okumayayım, tahminde bulunayım, sizler de en iyi ihtimalle diğerlerinin batışını izliyorsunuz... çok feci...

mesela, diğer aklıma gelen; sizler farkında değilsiniz ama aslında büyük bir iş yapıyorsunuz!... bakıyorum, neredeyse hiç birinizde profesyonel yönetim yok... sanata ve edebiyata gönül verenler dergi çıkarıyorlar... olmaz ki öyle... sanatçı, edebiyatçı ne anlar dergi vs işinden...

çağı yakalamaktan biraz uzaksınız çünkü doğal olarak idealist ve kendine özel şahsiyetlersiniz... sanat ve edebiyatın bir dalına tutkulusunuz ve sıkı sıkıya bağlısınız... doğal olarak dergileriniz yavanlaşabiliyor... işte bu noktada profesyonel olamamak önem kazanıyor...

çağı yakalamak, gençliği yakalamaktır... neden mi?... şundan: hazır çağı yakalamak için gayrete girmişken, gençlere ve çocuklara odaklanın ki, tam çağı yakaladığınızı düşünürken ihtiyarlamayın... dünya hızlı dönüyor artık... çağı yakalamışken, önümüzdeki 20 - 30 yılı da yakalayın... mesela; bugünün klasik müzik severini hedeflerseniz olmaz... ölecek arkadaş onlar:)... doğanın kanunu bu... tamam, allah gecinden versin, o ayrı ama ölmese bile, gözü görmeyecek, kafa gidecek:)...

bir kez daha yazayım: siz bugünün klasik müzik dinleyicisini hedefliyorsunuz... ama derginizi almadığı için gidip z kuşağına kızıyorsunuz!... hitap ettiğiniz kitle ile serzenişte bulunduğunuz kitle arasında zerre kadar alaka yok...

çok ağır bir dergi olabilirsiniz... hafifleyin biraz:)... gerçek hedef kitleniz her zaman 15 yaşında... sanat, kültür, edebiyat, felsefe vs vs vs dergisi olmak, ille de ağır olmak değildir... zaten bu "ağır" kavramından da gına geldi... tıpkı sanatsal filmlerin özellikle çaba sarf edilerek ağır ve anlaşılmaz hale sokulması gibi... yada anlaşılması zor romanların sanki daha bi edebi olduğunun düşünülmesi gibi... halbuki ustalık tam tersidir... çok ağır bir fikri, felsefeyi; olabilecek en basit şekilde yansıtabilmektedir ustalık...

çok da romantiksiniz... bir yandan romantik olup, diğer yandan kağıt masraflarıyla kafayı yorarsanız, zaten olmaz... yine iş dönüyor dolaşıyor "azcık profesyonel olabilmek lazım" a geliyor...

abartıp, romantik derginize acar bir ceo da bulmayın sakın!... aman haaa:))... derginizi tanıyamazsınız o zaman... dergi başlar eşantiyon olarak telefon kılıfı hatta bulaşık deterjanı vermeye:))...

kağıt fiyatları sebebiyle, matbu medya batıyor... biliyorum, hiç de kolay değil... dergi fiyatlarını artırmaktan çekinmeyin... birlik olun... vs vs... sizin dergilerinizi okuyan kişilerde para var... siz neden bu para lafını sıcak tutuyorsunuz sürekli?... siz paradan bahsettikçe, ben de almamaya başladım dergileri... düşünüyorum, 3 dergi alacağıma, 1 adet günlük market alışverişini bedavaya getirebiliyorum::)))... 2 dergiyi almayıverdim, teflon tava seti aldım mesela:)...

dergilerinizi pırıl pırıl kağıtlara basmayın... bir yandan ekonomik zorluklardan bahsediyorsunuz, diğer yandan dergilerinizin hamur kalitesinden bahsedip, hava atıyorsunuz... ne biçim iş bu?... dergilerinizi gerekiyorsa, farklı bütçelere göre farklı hamur kalitesindeki kağıtlara basın... biri 15 tl olsun, diğeri 35 tl... yahu adam kitabı 1500 tl ye sattı...

şimdi kontrol ettim, o 80'lerin yazkoları, varlık dergileri filan hiç bozulmamışlar, gıcır gıcır duruyorlar... siz neden o yıllardan bahsedip de, fiyatlardan bahsedip de; kalkıp dergilerinizi pırıl pırıl ağır kağıtlara basıyorsunuz? bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu:)...

zaten hedef kitleniz geri dönüşüm kağıtlar ister sizin... moda dergisi çıkarmıyorsunuz ki...

maalesef yada değil; doğal olarak dünya ve insanlık değişiyor... bugün artık eskisi gibi değil... bakın, ben bu yazıyı yazarken, çok kısa bir süre içinde şunları araştırıp, öğrendim: kağıt fiyatları... şu anda çıkan dergilerin tamamı... fanzinlerin fiyatları, satış ve dağıtım şekilleri... dergi ve kitap maliyetleri... diğer ülkelerdeki durum... hangi ülkede kaç kişi konserlere gidiyor... kaç dergi ve kitap okuyucusu var... avrupa ülkeleri ile türkiyenin tüm bu konulardaki kıyaslamaları... avrupadaki yazar ve medya birlikleri... vs vs vs... bunu neden yazıyorum?...

neden yazıyorum konusunu ayrı yazayım... bugün artık alelade bir kişi olan ben bile, anında her şeye ulaşıyorum!... bilgiyi yaymak da, ona sahip olmak da çok kolay... sanat ve edebiyatı üretip, tüketiciye ulaştırmak da çok kolay...

bakın; yemin ediyorum ki gerçekleri göremiyorsunuz!... tahmininizin yüzlerce, binlerce kat üstünde önemli bir kitle sizden konserler, kitaplar ve dergiler bekliyorlar... ama siz onlara ulaşamıyorsunuz!... aklınızı takmışsınız cigara tost fiyatına...

siz onları yetersiz buluyorsunuz ama onlar da sizi yetersiz buluyorlar... ciddi sorun... bunu biraz açayım... arkadaş, insanları küçük görüyorsunuz ama o insanlar zannettiğinizden çok daha fazlasına sahipler... biliyorlar, takip ediyorlar, hatta bir kısmının ufku sizinkinden daha açık... önemli bir kısmı sizden daha fazlasını istiyor ama siz hala daha sigara-tost edebiyatı yapıyorsunuz...

organizatöründen tutun da, yayımcısına, satıcısına kadar, en baştan en sona kadar... dünyadan ve ülkeden zerre kadar haberiniz yok!... sorun bu işte... sorun 2 tost, 1 sigara değil...

yeniye açık olun derim... yeni akımlara... sanat akımlarına ve edebiyat akımlarına... açık değilsiniz... bir kez daha yazayım: boş boş ağlayıp, sızlanma yerine, dünyayı, ülkeyi, özellikle çocukları ve gençleri tanımaya çalışın... önemli bir potansiyel var, es geçip durmayın...

Yorumlar

Çok Okunanlar