Ana içeriğe atla

concertgebouworkest'te üç bilkentli

meriç nisan soytutan (viyola), arcan isenkul (viyola), kerem erşahin (fagot)

bilkent üniversitesi müzik hazırlık lisesi 11. sınıfta öğrenimlerine devam eden meriç nisan soytutan (viyola), arcan isenkul (viyola) ve kerem erşahin (fagot); concertgebouworkest young orkestrası tarafından davet edildiler... daha doğrusu; farklı ülkelerden toplam 73 seçilmiş öğrenci arasına girmeyi başardılar... 4-21 ağustos 2022 tarihleri arasında hollanda'da hem eğitim alacaklar hem de önemli solistlerle konser verecekler...

concertgebouworkest; 130 yılı aşkın bir süredir ara vermeden sesini duyuran, dünyanın en iyi orkestralarından biri olarak kabul ediliyor... concertgebouworkest young ise; adı üstünde, bu orkestranın uluslararası gençlik orkestrası oluyor... üç başarılı genç sanatçımız, bu orkestranın etkinliğine katılacaklar...

concertgebouworkest young, avrupa ülkelerinde öğrenim gören 14-17 yaş grubundaki genç sanatçılara önemli bir tecrübe kazandırmayı ve eşitlik ilkesi içinde fırsat yaratmayı hedefliyor...

francesco coll - himnica, beethoven - keman konçertosu ve dvorák - 9. senfoninin seslendirileceği konserler; 18 ve 20 ağustos tarihlerinde amsterdam ve hamburg'ta verilecek ve orkestrayı gustavo gimeno yönetecek... konserler öncesinde ise yaz okulu var ve hem eserler çalışılacak hem de orkestra elemanlarınca eğitimler verilecek...

her üç genç sanatçımız da özellikle son yıllarda başarılı çalışmaları ile dikkat çeken isimler... arcan isenkul hakkında geçen sene paylaşım yapmıştım, bağlantıya gidip okursanız sevinirim... genç piyanist  zelal aktaş ile birlikte seslendirdikleri vocalise'yi dinlerseniz de sevinirim... az önce belirttiğim gibi, son yıllarda bu isimleri çok sık görür oldum; arcan isenkul, geçtiğimiz nisan ayında enka sanat tarafından düzenlenen enka sahne gala konserinde de çok başarılı bir konser vermişti, o konseri de mutlaka izleyin derim başından sonuna kadar...

viyola çalışmalarına sema hakioğlu ile devam eden meriç nisan soytutan hakkında ayrı bir paylaşım maalesef henüz yapmış değilim ama nisan da son zamanlarda sürekli karşıma çıkan başarılı bir viyolacımız... ben kendisini mart ayında gerçekleştirilen ve altıncısı düzenlenen bilkent müzik günleri kapsamında verdikleri genç ustalar konseri sayesinde tanıdım... bu konserde quartet quattro e mezzo olarak sahne almışlardı ve beethovenin piyanolu dörtlüsünü seslendirmişlerdi... bu konserin videoları da o paylaşımda mevcut, mutlaka izleyin o konseri de...

meriç nisan soytutan geçtiğimiz şubat ayında da viyana'da düzenlenen grand prize virtuoso yarışmasından birincilikle dönmüştü... bu başarısı, kendisine dünyanın en ünlü salonlarından biri olan musikverein'de konser verme fırsatını da sağlamıştı... nisan ayında sahne almış olması gerekiyor ama kendisi herhangi bir paylaşımda bulunmadı...

yukarıda verdiğim paylaşımlarda, arcan isenkul'un önemli videolarını paylaşmış durumdayım.. bu sebeple haklarında paylaşım yapmadığım genç sanatçılarımızın birer videosunu paylaşacağım sadece... meriç nisan soytutan'ın güzel bir glinka viyola sonatını paylaşayım...


kerem erşahin de bir çok konserde ve farklı etkinlikte karşıma çıkıyor ancak maalesef ben hakkında güvenilir bilgiye pek ulaşamadım... bu yılın başlarında, ünlü fagotçu mor biron tarafından düzenlenen ustalık sınıfına katılmıştı ve cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası salonunda saint-saens ve rossini eserlerini seslendirmişti... bugün de, yani yaklaşık 20 saat sonra, şef ışın metin yönetimindeki bilkent gençlik senfoni orkestrası ile sahne alacak kerem erşahin... tam denk geldi.. umarım bu konserin videoları paylaşılır, ben de eklerim buraya taze taze... nisan ayında da aynı orkestra ile sahne almıştı... doğuş çocuk senfoni orkestrasının da üyelerinden kendisi... kerem erşahin hakkında bilgim bu kadar ve internette de detaylı bilgi bulamadım... olsa iyi olurdu.. daha doğrusu olmalı mutlaka... bir çok konserde çaldı şimdiye kadar ama hiç birinde de kısaca ilgi ilave etmemişler özgeçmişi hakkında.. halbuki solistlerin kısa özgeçmişleri verilir genellikle...

her yazışımda adını dönüp kontrol etme gereği duydum çünkü keren erşahin yazacağıma, kerem görsev ve ilhan erşahin yazıyorum:)...

her üç genç sanatçımız da yolun oldukça başındalar ama tecrübesiz değiller.. yakın gelecekte farklı başarılarıyla ve çalışmalarıyla karşımıza sürekli çıkacaklarından da kesinlikle eminim ve haklarında bir çok paylaşım yapacağım demek oluyor bu...

kerem erşahin'den de vivaldi fagot konçertosunu paylaşıp, şimdilik bitireyim... amsterdam ve hamburg konserleri paylaşılırsa ağustos ayından sonra, onları da ilave ederim mutlaka...

Yorumlar

  1. Bu çocukların hocalarına da değinseymişsiniz keşke. Sonuçta evde kendi kendilerine çalışarak gelmediler bu noktaya. Onların sınırlarını zorlayan, ufuklarını açan, gelişim grafiklerini belirleyen, saatlerce emek veren hocalar var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkürler güzel katkınız için.. öğretmenleri asla atlamayan, onların katkılarını vurgulamadan geçmeyen, hatta ulaşabildiğim sürece ilk öğretmenlerinden, anaokulu öğretmenlerinden bile bahsetmeden geçmeyen biriyim... bu blogtaki diğer genç sanatçılarımızı da merak edip, "acaba hangi gençlerimiz önemli başarılar elde etmişler" deyip de en azından bir kaç sanatçımızı daha tanımayı isteseydiniz, mutlaka görecektiniz... yada bu paylaşımda verdiğim arcan isenkul'u ve zelal aktaş'ı da okumaya üşenmeseydiniz, görecektiniz... enka sanat konseri bağlantısını yada bilkentli genç ustalar bağlantılarını da inceleseydiniz keşke:))... işlerimden dolayı çok dar zamanlarda yapabiliyorum bu paylaşımları ve bu paylaşımdaki bir genç sanatçımızın öğretmenlerine ulaşacak vaktim olmadı... yada okurken dikkatinizi çekmiştir belki; gençlerimizin bilgileri oldukça sınırlı ve doğru bilgiye ulaşılamıyor... kaldı ki meriç soytutan'ın öğretmenini de yazmışım... tahminimce siz de öğretmensiniz, belki de bir kaç cümle ile öğretmenlerini de öven sözler aradınız haklı olarak ama bu sayfada yüzlerce gençten bahsettim, her ay bir çok genç sanatçımızı da yazmaya çalışıyorum; inanın her paylaşımda o tip övgüler olunca, çok fazla doğallıktan uzaklaşılıp, yapaylığa kaçıyor övgü sözcükleri... belli değil mi bu gençlerin her başarısının altında öğretmenlerinin ve ailelerinin emeklerinin olduğu... ulaşabildiğim öğretmenin adını mutlaka yazıyorum, gerisi okuyan kişinin öğretmenlerine içten bir teşekkür hissetmesine kalıyor...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada