Ana içeriğe atla

önder baloğlu - sözsüz günlükler

gedik sanat
sözsüz günlükler
oldukça ilginç ve bir o kadar da önemli bir proje gerçekleştirildi gedik sanat tarafından... sözsüz günlükler (unvoiced diaries) dijital projesi kapsamında, 24 bestecimizin solo keman için yazdığı eserler keman sanatçımız önder baloğlu tarafından seslendirildi ve 19 temmuz 2020 günü her saat başı bir eser gedik sanat instagram sayfasından yayınlandı...

covid 19 sürecinde yaşadıkları duyguları tasvir eden bestecilerin eserleri, projenin yaratıcısı önder baloğlu tarafından titizlikle yorumlandı ve çekimler cem önertürk tarafından istanbul arter binasında gerçekleştirildi... eserlere, yorumlara ve çekim kalitesine de bayıldım...

önder baloğlu ve cem önertürk
sözsüz gülükler kapsamında solo keman için 24 minyatür besteleyen isimleri vereyim hemen... bazı bestecilerimiz hakkında daha önce paylaşım yapmıştım... uzun süredir takip etmeye çalıştığım, müziklerine aşina olduğum isimler oldukça fazla ama maalesef ilk defa adını duyduğum isimler de var... gedik sanat sayfasında her bir besteci hakkında bilgi mevcut, bunun yanında her biri ile söyleşiler de yapılmıştı ancak onlara ulaşamadım... 24 besteci arasında bulunan sayın emre sihan kaleli, bu paylaşıma yorum olarak yazmış sağolsun... bu söyleşilere de gedik sanat instagram sayfasından ulaşabileceğimizi belirtmiş...

ahmet tamer topuz
aslıhan keçebaşoğlu
cem esen
deniz nurhat
didem coşkunseven
emre sihan kaleli
enver yalçın özdiker
evrim demirel
hakan ali toker
kamran ince
mahir cetiz
mehmet can özer
murat cem orhan
oğuzhan balcı
onur türkmen
orhan veli özbayrak
orhun orhon
özkan manav
tolga yayalar
uğurcan öztekin
utku aşuroğlu
yunus gencer
yusuf yalçın
zeynep gedizlioğlu

sözsüz günlükler kapsamında izolasyon üzerine eser besteleyen 24 sanatçımız
bu proje çok önemli... devamı mutlaka gelmeli... bu proje dijital idi ve online olarak yayınlandı eserler bir gün boyunca ve her saat başı... umarım ileride gedik sanat bu projenin devamını canlı konser şeklinde de yapar... sevindirici haber; yapılacakmış, yorumları okursanız, göreceksiniz... bu bestecilerimiz açısından dileğim idi... bir de hepimiz için de aynı dileği tekrar edeyim; umarım bu proje seyircili de yapılabilir 2021 yılında...

covid 19 mendeburu en çok sanatı vurdu... evet, "on-line canlı" kavramı da hayatımıza girmiş oldu ve bu proje de başarılı on-line bir proje olarak tarihe geçti ama sahnede ter döken sanatçıları, ter dökerek eser ortaya koyan bestecilerimizin eserlerini yorumlarken canlı (gerçekten canlı) izlemenin yerini hiç bir şey tutamaz...

bu proje önemli dedim, önemli çünkü bestecilerimizin eserlerinin ilk seslendirilişi gerçekleştirildi... gedik sanatı ve gedik sanat bünyesinde bu projeye emeği geçen herkesi kutluyorum... en çok da keman sanatçımız önder baloğlu'nu... tabii ki sanat yönetmeni caner akgün ile gedik sanat danışma kurulu üyeleri şef cemi’i can deliorman ve onur türkmen de kutlanmalı çünkü emekleri geçmiş... bunun yanında; çekimleri yapan cem önertürk ve arter istanbul'u da unutmamak lazım...

keman, violin
önder baloğlu
essen'de bulunan folkwang sanat üniversitesinde akademisyen olarak görev yapan ve öğrenciler yetiştiren önder baloğlu, konserlerini 1850 yapımı gagliano keman ile veriyor... bildiğim kadarıyla baba ve evlat gagliano'lar vardı, rafaelle ve antonio gagliano yapımıymış kullandığı keman... en başta bu bilgiyi yazmamın sebebi, bu kemanın bir grup müziksever tarafından kendisine tahsis edilmiş olması... yani dünyada böyle şeyler de oluyor... aklıma; arpı, fagotu, kemanı, flütü olmayan ama ona rağmen dünya ölçeğinde büyük başarılara imza atan gençlerimiz geldi nedense... hatta yurt dışına konser daveti almasına rağmen gidemeyen genç sanatçılarımız...

folkwang'da eğitim almakta olduğu süreçteyken öğrenciyken diyemedim, komik bir cümle oldu... öğrenciyken tabii ama kariyer yaparkendir muhtemelen duisburger philharmoniker ve deutsche oper am rhein düsseldorf-duisburg gibi iki önemli kurumda baş kemancı olmayı başaran bir isim önder baloğlu... oda müziği sevdalısı bir kemancımız, 1 yaşını dolduran gedik filarmoni yanında bir çok orkestrada baş kemancılık yapmış ve yapmakta olan bir isim ve solist olarak da bir çok ülkede önemli orkestralar eşliğinde konserler vermiş bir keman ustası... les essences yaylı grubunun kurucusu... çok çalışkan, çizgi üstü ve karşınıza her an her yerden çıkabilen bir sanatçı...

sözsüz gülükler kapsamında solo keman için bestelenen eserler
bizim millete klasik müzik dediğinizde anında mozart der ama besteciye pek de önem vermez... besteciye nedense önem vermesi gerekenler de vermezler!!!... kimse artık o önem vermesi gerekenler, onlar üzerlerine alınırlarsa, demek ki önem vermeyenler onlarmış... herkes rachmaninoff, bartok, vivaldi, bach yada stravinsky çalan yorumculara hayrandır (ben de tabii ki) ama besteci yine geri planda kalır... halbuki müzik en başta bestedir... de mi?...

çağdaş bestecileri, ülkemiz bestecilerini, genç bestecileri ve eskisi yenisi beni pek ilgilendirmiyor ama mesela yeni müzik bestecilerini de konser programlarında görmemiz gerektiğini düşünüyorum... görüyoruz zaman zaman ama daha çok, daha sık görmeliyiz... belli zamanlarda değil, her an görmeliyiz...


bestecilerimize eserler ısmarlanmalı... bu kısa kaldı ama o kadar yani... ısmarlayın...

şimdi detayına girmeyeyim ama bizim genç bestecilerimize eser ısmarlayan yabancılar az değil... yerliler var ama çok az... sanat gibi bir konuda bana yerli-yabancı lafı da yazdırtmayın ama mecburen yazıyorum... amerikalı piyanist istiyor da, türk neden istemiyor?...

bestecilerimiz kendilerine ayrı bir festival düzenlemek zorunda kalmamalı... hazır yapılanlar varken, oraya davet etseniz yeter... çok güzel örnekleri oldu şimdiye kadar ama bir kaç tane... mesela festivalinizin açılışını bestecilerimizin eserlerini yorumlayan genç solistlere yaptırın...

aklıma gelmişken araya sıkıştırayım; festivallerde yada benzeri organizasyonlarda belli günleri ayırmayın genç solistlere ve bestecilere... yada 23 nisan, 19 mayıs, kadınlar günü vs gibi ayrı zamanlarda değil, her zaman genç solist ve bestecilere yer ve zaman ayırın... sadece solistleri de değil, orkestralarınıza konservatuvar öğrencilerini serpiştirin... mesela antalya piyano festivalinin bir gününün genç piyanistlere ayrılması gibi program hazırlıkları bence çok ayıp... yapmayın böyle şeyler...

bu tip projeler yaygınlaşmalı... bu da kısa oldu... mesela sözsüz günlükler gibi 5 proje yapılsa yılda fena mı olur?...

bir de şunu çok merak ediyorum... mesela burs veren kişiler, kurumlar, kuruluşlar, vakıflar vs vs vs var... ben onların hiç birisinde desteklenen besteci görmedim!... bestecilere gereken önem verilmiyor dediğimde yukarıda, bana "hadi ordan!" diyenlere gelsin... yani arkadaş, önemsemiyorsunuz işte... basılı yada dijital medyanızda da önemsemiyorsunuz... camia olarak tümden, başından sonuna yada yukarıdan aşağıya kadar, hiç biriniz önemsemiyorsunuz... bu arada bestecileri desteklemiyorsunuz derken; enstrümanist olmayan, kompozisyon vs bölümlerinde eğitim alan, eğitim almaya hak kazanan öğrencilerden bahsediyorum...

gedik sanat; 24 bestecinin 24 solo keman eserini paylaşmış youtube kanalında, tamamı aşağıda... aşağıdaki tek bir video değil, bakın sağ üstte 1/24 yazıyor, oraya tıklayın gerekirse... yada vaktiniz varsa, ardı ardına 24 eser de çalacak... kendini defalarca dinleten eserler var...

Yorumlar

  1. Merhabalar,

    Öncelikle, Önder Baloğlu'nun proje çerçevesinde bestecilerle gerçekleştirdiği söyleşilere Gedik Sanat Instagram hesabından ulaşabilirsiniz:
    https://www.instagram.com/gediksanat/
    Bunun yanında, temenninizin gercekleşeceği yani eserlerin bir konserde de seslendirileceği bilgisini paylaşmak istedim.

    Saygılar,
    Emre Sihan Kaleli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim hem katkınız hem de güzel haber için... paylaşıma ekleyeceğim instagramdaki söyleşileri... konserinizi de sabırsızlıkla bekliyor olacağım... güzel günler dilerim...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da