Ana içeriğe atla

zeynep gedizlioğlu

zeynep gedizlioğlu

son yıllarda birbirinden önemli ödüllerle ve farklı başarılarla adını sürekli duyuran zeynep gedizlioğlu, bir kez daha önemli bir haberle gündemde... 2016 yılı ekim ayında avusturyada dünya prömiyeri yapılan, senfoni orkestrası için bestelediği verbinden und abwenden adlı eseri, önümüzdeki ay almanyada düzenlenecek olan cresc müzik bienali 2017 kapsamında programa alındı... eser, hr-radyo senfoni orkestrası ve ensemble modern tarafından 23 kasımda alte oper konser salonunda seslendirilecek... bu önemli organizasyonda eserinin seslendiriliyor olması çok önemli... alte oper konser salonu da almanyanın en önemli salonlarından biri olarak dikkati çekiyor...

ekleme/ zeynep gedizlioğlu, 2020 yılında, gedik sanat tarafından desteklenen önder baloğlu - sözsüz günlükler projesinde de eseriyle yer aldı... incelerseniz sevinirim...

mediterranean voices den kelimeler... 2014 şubatında eclat festivali kapsamında yapılmış dünya prömiyeri... seslendiren neue vocalsolisten... bu arada; 2019 yılında didem özcebe tarafından tamamlanmış olan master tez çalışması, zeynep gedizlioğlu'nun kelimeler isimli eserinin göstergebilim açısından incelenmesi üzerine... ilgilisi buradan tezi inceleyebilir... ilgilisi zaten bulur ya neyse artık:))...

Neue Vocalsolisten: Zeynep Gedizlioglu - Kelimeler (from Mediterranean Voices)


zeynep gedizlioğlu'nun bazı önemli ödülleri ise şöyle;

alman müzik yazarları ödülü, 2022
berlin Sanat Ödülü, 2019
heidelberg kadın sanatçı ödülü, 2018
donizetti klasik müzik ödülleri yılın bestecisi ödülü, 2014
ernst von siemens besteci ödülü, 2012
baden württemberg sanat vakfı-sanatçı bursu, 2010
centre for composers visby / composer in residence, 2008
hoepfner-vakfı-wolfgang rihm bursu, 2008
state graduate funding (almanya), 2005
franz-liszt-bursu teşvik ödülü (förderpreis), weimar, 2005
saarland kültür bakanlığı bursu, 2004
elisabeth-ve-bruno-meindl-vakıf bursu, 2003

son bir kaç yıldır, eserleri dünyaca ünlü orkestra ve topluluklar tarafından seslendirilen zeynep gedizlioğlu, özellikle 2012 yılında kazandığı ernst von siemens besteci ödülü ile dünyanın dikkatini çekmeyi başarmıştı... aynı yıl ernst von siemens müzik vakfının desteğiyle albümü yayınlanmıştı... dünyada sadece kadın bestecilere verilen tek ödül olan heidelberg kadın sanatçı ödülüne de layık görülen ve bize yine büyük bir gurur yaşatan zeynep gedizlioğlu hakkında her türlü güncel bilgiye aşağıdaki resmi web sayfasından ulaşabilirsiniz...

www.zeynepgedizlioglu.com 

ekleme/2022

çok önemli bir ödül haberi daha geldi zeynep gedizlioğlu'ndan... 2016 yılında da aday gösterilmiş olduğu alman müzik yazarları ödülü/deutscher musikautorenpreis ödülüne bu yıl da oda müziği kategorisinde aday gösterildi ve bu önemli ödülün sahibi olmayı başardı... ödülü kendisine layık gören jüriye göre; renkli, çeşitli, yenilikçi ve aynı zamanda heyecan verici müziğiyle almanya sınırlarının çok ötesinde bir besteci olan zeynep gedizlioğlu 2019 yılında da berlin sanat akademisi tarafından müzik dalında verilen berlin sanat ödülünün sahibi olmuş, 2020 yılında da alman plak eleştirmenleri ödülüne adaygösterilmişti...

1977 izmir doğumlu zeynep gedizlioğlu... mimar sinan üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı kompozisyon bölümünden 2000 yılında mezun olmuş... çok erken yitirdiğimiz cengiz tanç ile çalışmış üniversitede... bildiğim kadarıyla ilk kompozisyon hocası oluyor kendisi... eğitimini almanyada ve fransada bestecilik ve elektronik müzik alanlarında sürdürmüş... ben detaya girmiyorum çünkü web sayfasında her türlü detay zaten mevcut... hochschule für musik karlsruhe da sürdürdüğü sanatta yeterlilik yani doktora çalışmasını 2009 yılında tamamlamış... daha sonra 2 yıl süreyle pariste bulunan müzik ve akustik araştırmalar merkezi (ircam) bünyesinde canlı elektronik ve elektroakustik üzerine çalışmalar yapmış... eserleri ülkemizde ve dünyada bir çok önemli radyo-tv kanallarında, orkestralarda çalınıyor ve besteci çalışmalarına şu anda almanyada devam ediyor...

zeynep gedizlioğlu'nun albümleri;

verbinden und abwenden portre cd’si (edition zeitgenössische musik – wergo, 2020)
kesik portre cd’si (ernst von siemens müzik vakfı desteğiyle col legno, 2012)
hezarfen ensemble’ın of light and shadows cd’sinde akdenizli ve susma (çağsav müzik, 2015)
begegnung mit beethoven cd’sinde durak (beethoven festivali ve deutsche welle, 2013)
seda röder’in listening to ıstanbul cd’sinde duvar boyunca (a.k. müzik, 2010)
ulucan trio’nun bir ağaç gibi cd’sinde akdenizli (lila müzik, 2009)
new music art cd’sinde yaylı çalgılar dörtlüsü no. 1 (2004)

hadi araya bir paylaşım sıkıştıralım bari... şimdiye kadar hiç duymadığım farklı bir çalışması elektrikli bot... harika... yahu elektrikli botu görünce aklıma erik satie geldi... dinlerken de timur selçuk... nasıl alaka kurdun derseniz, erik satie kısmı kolay, armut şeklinde parça derim olur biter de, timur selçuk ile bağlantısını anlatabilmem için iyi bir müzik bilgisine sahip olmam lazım... o da bende yok... ama nedense timur selçuk çağrışımı yaptı bende... 

Zeynep Gedizlioglu - Elektrikli Bot


zeynep gedizlioğlu adını "ne yazık ki" ben de dünyayla birlikte! 2012 yılında ernst von siemens ödülünü aldığında duymuştum!... hatta büyük ihtimalle dünya benden önce tanımıştır kendisini... bu kadar başarılı ve genç bir bestecimizi bu kadar geç tanımış olmanın suçunu kendi üzerime alıyorum... ne diyeyim:)... medyaya kızamam çünkü beklentim yok o medyamızdan... peki ya diğer medya?... bu ülkenin klasik müzik camiası bile önemli bir başarı gelmeden bahsetmiyor hiç bir kimseden... üçüncü heber cresc bienali oldu... önümüzdeki ay eseri çalınacak bu organizasyonda... 2015 yılında da bilkent senfoni orkestrası, emekçi kadınlar günü etkinliği düzenlemişti 7 mart 2015 tarihinde, o etkinlik vesilesiyle de adından çok söz edilmişti... etkinlikte; marta klimasara, blazhevichin marimba konçertosunu, tolga salman ise düzenlemeleri kendisine ait olan astor piazzollanın eserlerini seslendirirken, zeynep gedizlioğlunun kayıp sessizliğin anısına rağmen adlı eseri de çalınmıştı... etkinliğe özellikle polonyalı bir kadın şef de davet edilmişti... patrycja pieczara...

almanyada seslendirilecek olan verbinden und abwenden adlı eserini de, kayıp sessizliğin anısına rağmen i de ben paylaşılabilecek formatta bulamadım... akdenizli ile yavaş yavaş bitireyim şimdilik... birsen ulucan (piyano), ayşen ulucan (keman) ve özcan ulucan (viyola) tarafından seslendirilmiş oldukça etkileyici bir eser...


oldukça sert, keskin ve kestirip atan bir müziği var zeynep gedizlioğlunun... başkaldırı müziği resmen... ben dinlediğim bütün eserlerinde radikal bir devrimcilik hissettim... zaten müziği yapı olarak da oldukça devrimci... arditti quartet, ensemble modern, ensemble recherche, neue vocalsolisten stuttgart, xenia ensemble, orchestre national de lorraine gibi dünyaca tanınmış topluluklar ve bir çok önemli orkestra tarafından eserleri repertuvara alınan önemli bir bestecimiz... ben gelecekte ağırlıklı olarak elektronik müziğe kayacağını düşünüyorum... adından sürekli bahsettireceği de kesin...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada