Ana içeriğe atla

uğurcan öztekin

besteci
uğurcan öztekin
uzunca bir süredir hakkında paylaşım yapmak istediğim genç bestecilerimizden uğurcan öztekin hakkında derlediğim bilgiler vs vs dağınık ve kopuk halde belki de bir senedir öylece duruyordu draft olarak draft ne yahu:))... neyse, 2019 yılında gerek ülkemizde, gerek yurt dışında eserleri bir çok önemli sanatçı ve grup tarafından seslendirildi, bir çok etkinliğe ve festivale katıldı ama bir türlü paylaşamamıştım tembellikten... bereket hollanda'dan birincilikle döndü uğurcan öztekin ve ben de gayrete geldim nihayet...

önce önemli haberi vereyim; conference of the birds amsterdam adlı eseriyle, hollanda’da düzenlenen calefax besteciler yarışması’nda birinci oldu uğurcan öztekin... conference of the birds serisinin ikinci parçası olarak bestelenen bu eser, 2020 yılı içinde calefax reed quintet (hollanda), nexus reed quintet (isviçre) ve splinter reed quintet (abd) tarafından da seslendirilecek... çok önemli bir başarı...

uğurcan öztekin

yukarıda resmi web sayfasını verdiğim uğurcan öztekin'in paylaştığı bazı eserlerini de aşağıdaki playlistten dinleyebilirsiniz...



eserleri; türkiye, kanada, almanya, avusturya, fransa, isviçre, ispanya, hollanda, rusya, ingiltere, amerika birleşik devletleri, bulgaristan, slovenya ve karadağ gibi ülkelerde de seslendirilen uğurcan öztekin; 2012 - 2016 yıllarında kocaeli üniversitesi devlet konservatuvarında mehmet ali uzunselvi ile kompoziyon, onur dülger  ile de elektroakustik müzik üzerine çalışmalar yapmış... bu eğitim öncesinde de 2008 - 2012 yılları arasında mimar sinan güzel sanatlar üniversitesinde sanat tarihi eğitimi almış...

mark andre, jerome combier, mahir çetiz, dmitri kourliandski, yannis kyriakides, josé manuel lópez, elzbieta sikora ve onur türkmen gibi önemli isimlerin ustalık sınıfı çalışmalarına da katılan uğurcan öztekin'in katıldığı bazı önemli etkinlikler ise şöyle:

sesin yolculuğu genç besteciler festivali (2013-2017)
atlas festivali (2014)
international computer art forum (2015 ve 2017)
festival mixtur (2016)
donaueschinger musiktage: next generation concert (2017)
st. petersburg international composers seminar closing concert (2017)
barcelona modern festival (2018)
pirineus- mediterrània modern (2018)
österreichisches kulturforum österreich-türkei-projekt (2018)
festival turbulences sonores (2018)
baroquestock festival (2019)

çok laf ettim, hemen bir lazarus paylaşayım... perküsyon dörtlüsü için yazılmış bu eseri; okan akan, ceren aydın, can güler ve kağan söylerkaya seslendirmişler... youtube kanalını da takip etmeyi unutmayın bu arada...



yeni müziğin ülkemizdeki önemli temsilcilerinden biri olan uğurcan öztekin, 2015 yılında mutatio isimli eseriyle computer space bilgisayar sanatları festivalinde elektronik müzik kategorisinde birincilik ödülü almıştı... geçtiğimiz yıl da pre-art yarışmasında wandlungen adlı eseri ile üçüncü olmuştu... bu yarışmada ikincilik ödülünün sahibi de emre eröz idi ve birinci de seçilmemişti... bestecilerimizin bu önemli yarışmalarda elde ettikleri bu dereceler çok büyük öneme sahip... derece alan eserler; 2019 yılı mart ayında basel ve winterthur'da düzenlenen konserlerde seslendirildi... bu dereceler dışında da kazandığı önemli ödüller de var... 2016 yılında, ispanyada düzenlenen festival mixtur'da hem birinciliğe layık görülmüş, hem de seslendirilmek üzere eser siparişi almış...2017 yılında, almanyada düzenlenen donaueschinger musiktage kapsamında, eseri seslendirilmek üzere seçilmiş, aynı yıl bulgaristanda düzenlenen computer space international computer art forum bilgisayar sanatları yarışmasında da üçüncülüğe layık görülmüş...

besteciler için, alınan eser siparişleri de çok büyük önem taşıyor ve yukarıda bahsettiğim eser siparişleri dışında, viyolonsel sanatçısı gökhan bağcı tarafından verilen eser siparişi oldukça önemli... şu anda almış olduğu siparişler de çok önemli... österreichisches kulturforum istanbul ve trio amos ortak bir siparişte bulunmuşlar, fazıl say da solo piyano eseri istiyor kendisinden...

uğurcan öztekin'in başka dereceleri var mı? şimdilik bilmiyorum... son zamanlarda dikkatimi çeken bazı çalışmalarını da vereyim; conference of the birds serisi 17 ve 22 kasım 2019 tarihlerinde barcelona modern ensemble tarafından madrid ve barcelona'da seslendirildi... ekim, kasım ve aralık aylarında türkiye ve kanada'da da eserleri seslendirilen uğurcan öztekin'in blocks adlı çalışması kanadada seslendirilirken, türkiyede verilen üç konserde ise gitar ve trombon için bestelediği yeni eseri seslendirildi...

flüt ve blok flüt için blocks... ensemble airborne extended... elena gabbrielli (flüt) ve caroline mayrhofer (blok flüt) notre dame de sion lisesi... şubat 2018...



flüt ve blok flüt için yazılan blocks, oldukça ses getiren bir çalışma ve geçtiğimiz ekim ayı içerisinde slovenyada ensemble airborne extended tarafından hem ljubljana unicum 2019 festivalinde hem de maribor'da seslendirildi... bu yıl içinde bildiğim kadarıyla ingiltere, karadağ ve hollanda'da da seslendirilmişti blocks...

flüt, akordiyon ve viyolonsel için yazılmış conference of the birds; bu sene nisan ayı içerisinde trio amos tarafından yaşar, bilkent ve anadolu üniversitelerinde ve avusturya kültür ofisinde seslendirilecek olan uğurcan öztekin'in şimdiye kadar seslendirilen tüm eserlerini ise aşağıda yeniden eskiye doğru, toplu şekilde vermek istiyorum...

obua, klarnet, saksofon, bas klarnet ve fagot için conference of the birds, calefax reed quintet tarafından geçtiğimiz yıl seslendirildi ve 2020 yılında da nexus reed quintet tarafından isviçrede, splinter reed quintet tarafından da abd'de seslendirilecek...

solo viyolonsel için aks-i mülevven... gökhan bağcı
sabit medya/elektronik sesler için visions of z 3...
orkestra için cordelia...
flüt, obua, saksofon, akordeon, piyano, viyolonsel ve kontrbas için wandlungen... pre-art ensemble...
flüt, tenor saksofon, keman ve piyano için conference of the birds... barcelona modern ensemble...
flüt/bas flüt, soprano blok flüt/bas blok flüt için blocs... ensemble airborne extended...
perküsyon dörtlüsü için lazarus... okan akan, ceren aydın, can güler ve kağan söylerkaya...
flüt, bas klarnet, piyano, keman ve viyolonsel için images sonores... molot ensemble...
flüt, bas klarnet, perküsyon, piyano ve yaylı dörtlü için naufragii... ensemble sinfonietta für neue musik. hezarfen ensemble...
blok flüt dörtlüsü için kopfkino 1... istanbul besteciler kolektifi..
solo piyano için armamentarium...
flüt, bas klarnet, tenor saksofon, akordeon, keman ve viyolonsel için ars moriendi... ensemble diagonal...
kontrbas ve elektronikler için mutatio... tekin okcebe...
erhu, kamancha, kemençe, keman, viyola, viyolonsel ve kontrbas için epitaph... atlas ensemble...
arp ve viyolonsel için delacroix... aslıhan güngör ve çağlayan çetin...
keman ve viyolonsel için fragments... gonca bilget ve çağlayan çetin...

izmir devlet senfoni orkestrasının 19 mayıs 2019 tarihinde hakan şensoy şefliğinde verdiği atatürk’ü anma, gençlik ve spor bayramı konserinde seslendirilen yüksek sadakat şarkılarının orkestra için düzenlemeleri de uğurcan öztekin tarafından yapıldı... o konserin tamamını aşağıdaki trt kaydından izleyebilirsiniz... harika bir konserdi... "bir yıl boyunca emeği geçen isimleri de hiç olmazsa bir kağıda yazıp söyleseydi iyi olurdu" demezsem, çatlarım... bu paylaşımda hiç bir şeye laf etmediğimi hayretle fark ettim, o yüzden:))... ama arkadaş gerçekten bozuluyorum bu işlere... eskiden de kasetlerin kapağında sadece müzisyenler yazmazdı:)... o hesap... neyse artık...



istanbul composers collective'in kurucularından olan ve sanat direktörlüğünü de yürüten uğurcan öztekin'in çalışmaları 2014 yılından beri fransız babelscores tarafından yayınlanıyor... şimdiye kadar; ars moriendi, armamentarium, epitaph ve delacroix olmak üzere, dört çalışması yayınlanmış.. eserleri ensemble airborne extended, atlas ensemble, barcelona modern ensemble, ensemble diagonal, hezarfen ensemble, istanbul composers collective, molot ensemble, pre-art soloists, ensemble sinfonietta für neue musik, splinter reed quintet, nexus reed quintet, calefax reed quintet, trio amos gibi önemli gruplarca seslendirilmiş... eserlerini seslendiren solistler ise; gonca bilget, çağlayan çetin, tekin okcebe, aslıhan güngör, gökhan bağcı, okan akan, ceren aydın, can güler ve kağan söylerkaya...

yukarıda istanbul composers collective deyip geçtim ama bu önemli birliktelik hakkında da kısaca bilgi vereyim... birliktelik deyince tuhaf oldu ama bugün de beynim durdu resmen... yukarıda draftın türkçesini hatırlayamadım, şimdi de kollektif için diyecek bir şey bulamadım:)... alışık değiliz böyle kollektif mollektif şeylere... ensemble değil, band değil, proje değil... ama nedir? derseniz, birliktelik işte... birlikte hareket... yan yana olma, fikir alışverişi, paylaşım, güç birliği, dayanışma vs vs vs... alışık olmadığımız, bilmediğimiz, anlam veremediğimiz, korktuğumuz şeyler... değişik insanlar... sağa sola çelme takmayıp, onu bunu itmeyip, bir araya gelebilen sanatçılar... işte bu sebeple müziğin de farklı ve değişik boyutlusunu sunuyorlar bize...

uğurcan öztekin yanında; onur dülger, emre dündar, mithatcan öcal, mehmet ali uzunselvi ve şahin kureta, bir araya gelmişler ve hem ortak projelere imza atıyorlar hem de birbirlerinin bireysel çalışmalarına destek oluyorlar... bence çok önemli ve yaygınlaşması gereken bir organizasyon bu istanbul composers collective... aslında haklarında ayrıca paylaşım yapmam gerekiyor -tahminen 5 yıl içinde yaparım, takipte kalın:)...

uğurcan öztekin hakkında bildiklerim bu kadar... tabii fazlası da var ama bilgi alabileceğiniz sayfaları da zaten verdim... uğurcan öztekin, benim yıllar öncesinden bildiğim ve aşina olduğum bir isim ve farklı rock gruplarında klavye çalıyordu öğrenciliğinde... o dönem, yine tahminimce mimar sinan üniversitesindeki öğrenciliğine denk geliyor yada öncesine... o dönem kapandı mı kendisi açısından bilmiyorum ama kapanmadıysa, ikinci ve farklı bir paylaşım mutlaka gelir diyeyim:)... şu an kapalı gibi ama bakarsınız açılır?... bu sayfada, klasikçileri prog yada caza çekme gayretim çok olmuştu ama zaten o alanın ustalarından biri için yazacak bir şey bulamadım:)... eskisinden yenisine, müziğin fazlasıyla içinde uğurcan öztekin... klasikten rock ve elektroniğe kadar... klavye, bas gitar, gitar... ne ararsanız var kendisinde... muhtemelen bilmediklerim çok daha fazla...

visions of z 1, 2, 3... aşağıdaki playlistten 3 bölümü de dinleyebilirsiniz...



kitlelerin haberdar bile olamadıkları çizgi üstü bir çok değerimiz var uğurcan öztekin gibi ve dünya ölçeğinde önemli başarılara sürekli imza atıyorlar... kitlelerin haberdar olmasını bırakın, olmasınlar zaten, zararı yok; çoğu zaman haberdar olması gerekenler bile bihaberler maalesef... en kötüsü de bihaber olmayıp da es geçenler... bizler kendi bestecilerimizi sürekli dinlemek istiyoruz konserlerde... kendi solistlerimizi de... özellikle gençlerimizi... tamam, sanat evrenseldir, ona bir şey demiyoruz ve sadece bu evrensel sanat içinde bu coğrafyanın değerlerini de tanımak istiyoruz... nasıl bir evrenselliktir bu onlarca yıldır aynı çerçevenin içinde dönüp duruyoruz?... yukarıda uğurcan öztekin eserlerini seslendirenleri özellikle yazdım... maalesef özellikle yeni müzik olarak tanımlanan bu müziğin icracıları da sanki sınırlı... ben yeniden eskiden anlamam, müzik müziktir ve yeni müzik icracıları, yeni müzik solistleri vs vs vs yi de ben kabul etmiyorum... madem evrensel... de mi? bu evrensel değerler içinde sanki yeni müzik yok gibi?... üstelik bu müziğin de sadece adı yeni, kendisi oldukça köklü ve muhtemelen en eskisi... musique savante diyorlar bakın... kabına sığmayan anlamıyla bilimsel müzik diyorlar... kültür, ilim ve bilgelik diyorlar... multidisipliner sanat diyorlar... onların bu evrensellik içinde yerleri neden çok sınırlı?... neden kendilerine apayrı bir festival düzenlemek durumunda kalıyorlar?...

dediğim gibi; benim için müziğin yenisi, eskisi yok... türü yok... alternatifi yok... hatta romantiği, klasiği, rönesansı, medievali, moderni ve futuristi filan da yok... birileri müzik yapar, birileri de dinler... hele hele o adına inatla klasik denmeye devam edilen müzik de kesinlikle sadece bach, mozart ve beethoven değildir... yeni yıla girerken strauss dinlemek değildir... ışıltılı ve süslü püslü ortamlarda andre rieu vs dinlemek hiç değildir... neyse artık... fazlası uğurcan öztekin'e saygısızlık olacak bu paylaşımda...

son olarak; flüt, klarnet, perküsyon, piyano ve yaylı sazlar dörtlüsü için yazılmış olan naufragii adlı eserini paylaşayım ve şimdilik bitireyim... 2017 haziranında, şef orhun orhon yönetimindeki hezarfen ensemble tarafından seslendirilen bu performansta yer alan sanatçılar ise; cem önertürk (flüt), elif aksoy (klarnet), amy salsgiver (perküsyon), müge hendekli (piyano), özcan ulucan (keman), doğu kaptaner (keman), ulrich mertin (viyola) ve çağlayan çetin (viyolonsel)...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada