Ana içeriğe atla

müziğin keyfi mi kaçtı?

keyfi kaçık müzik

sağda solda ilginç paylaşımlar, blog yazıları ve makaleler okumaya başladım... "artık müzik dinleyemiyorum" yada "müzik dinlemek artık bana keyif vermiyor" gibi... çoğu da müzisyen üstelik... hatta "müzik yapmak benim için işkenceye dönüştü" diyen ve tanımadığım orta halli bir müzisyen facebookta bir abd sayfasında diğer müzisyenlere sordu yakın bir zamanda "sizde de aynı durum var mı?" diye... alta yapılan benim okuduğum 108 yorumun en az 90 tanesinin yanıtı evet idi!... bir besteci de aynen şunu yazmış yorum olarak: "para kazanmak zorunda olmasam, artık angaryaya dönüşen müziği bırakırım, tıpkı dinlemeyi yıllar önce bıraktığım gibi!"... böyle bir şey bir çok meslek için geçerli olabilir... mesela hekim, hekimlikten bıkabilir ama müzisyenin müzikten bıkmasının sebepleri ne olabilir?... üstelik müzisyenlik bir meslek de değilken...

bana iki el lazım ama peşinden insan da geliyor
henry ford
cevap şu olabilir: teknoloji insanı öldürdü... insanın içinin ölmesi gibi bir şey bu... doğal olarak müzisyenin de içi öldü, dinleyicinin de... çünkü insanın ölmesi gerekiyordu!... bildiğimiz anlamda "insan" ciddi bir sorundur... bunu nerden biliyoruz? şu otomobil, yürüyen bant vs gibi şeylerin mucidi henry ford'dan biliyoruz... "bana sadece iki el lazım ama peşinden bir insan geliyor" diyerek dert yanmış zamanında... ne yapsın adamcık?... insan yoruluyor, hasta oluyor, uykusu geliyor, üzgün olabiliyor, karnı acıkıyor vs vs vs... sigortası, vergisi, girdisi, çıktısı falan filan... bakmış ki olacak gibi değil, insanı hemen bozamamış, bari yürüyen bantı icat edeyim demiş garibim... o zihniyetle başlayan insanın bozulması, bugüne kadar geldi... sadece para kazandıran o iki el bırakılmak isteniyor ve o zihniyet çoktan başarılı da oldu üstelik... artık size kalmış; ya makine olacaksınız yada duygularını kaybetmemiş bir insan...

insan üretime katkı sağlamalı, ama çok daha önemlisi bol bol da tüketmelidir... tüketim çok hızlı olmalıdır... tüketim de makineleşmelidir... buna müzik de dahil... aynı anda binlerce müzik yapılmalı, bu müzikler hemen dijital ortamlarda satışa sunulmalı, tüketici binlercesine cebinde de olsa sahip olmalı, o binlercesi onu kısa sürede sıkmalı ve diğer binlercesi dinlenmeli... müziğin üretimi, tüketimi filan hızlı hızlı olmalı... insanlar müziği keyifle değil de mecbur oldukları için dinlemeli... müziğin kalitesi şusu busu, keyfi, kültürü, tekniği ve aklınıza gelebilecek hiç bir şeyi önemli değildir... iyi müzik filan olmasına gerek yoktur... bol bol üretilsin, bıkılsın, üretilsin bıkılsın, üretilsin bıkılsın...

uzunca bir süredir bizler kaliteli müzik dinleyelim diye yapılmıyor müzik... en son 70 li yıllarda yapıldı, tabii ki şimdi de yapılıyor ama bir gıdım kaldı!... o sanatçılar da bir bir ayrılıyorlar aramızdan... amaç kesinlikle sanatsal ve emek isteyen kaliteli müzik yapmak ve dinletmek değil artık... bir şekilde bir şeyler dinleyelim, türkçe tabiri ile "şu iş dönsün bi şekilde:)"... piyasa dönsün:)... sürümden kazanalım:)))... endüstri için ne dinlediğimizin hiç bir önemi yok... ama dinlemek zorundayız!... cep telefonundan dinlersek, tadından yenmez!...

kalite her alanda sürekli düşüyor... basitlik (bayağılık anlamında) ise yükselen değer... diğer basitliğe (sadelik) ulaşılabilmesi de şimdilerde çok güç... emek gerektiren her şeyden ciddi bir kaçış var... mesela mektup yada kartpostal gönderme, alma ve sabırla bekleme gibi çok önemli insani duyguları silip süpürdü, her yerde ve ortamda sürekli takip edilir ve ulaşılır yaptı hepimizi o gelişmiş teknoloji... her türlü emeği çaldı... ve zaten gıdım gıdım bize kakalanan teknoloji sadece hız ve kolaylaştırma üzerine kurulu... asıl amacı da zaten haberleşme yada iletişim filan değil, asıl amaç bizi takip edip, bizi çözmek ve para harcamaya zorlamak... yahu adam biz iletişebilelim diye neden o kadar külfete girsin? para kazanmak ve bizi kukla gibi yönetmek için geliştiriyor o teknolojiyi... bizi bilgilendirmek için yada aramızdaki iletişimi sağlamlaştırmak için yanıp tutuşan bir kitlenin gece gündüz durmadan çabalıyor olduğunu düşünmüyorum ben...

teknoloji müziğe de bodoslama daldı çünkü müzik çoooooook fazla önemli, aşırı derecede önemli... bizi yönetmenin kukla gibi, en kestirme yoludur müzik... müziğin ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu müzisyenler filan da pek bilmezler... bilirler ama çoğu zaman yanlış bilirler... onlar naif insanlardır... bilen biliyor... o konuya başka zaman gireriz... teknoloji müziğe bodoslama daldı dedik ya, oradan devam edelim, müziğin en olmayacak mahrem yerlerine kadar tecavüz etmiş durumda teknolojik gelişmeler!... daldı ama biz çok kaliteli ve güzel müzikler dinleyelim amacıyla dalmadı!... tıpkı arama motorları yada sosyal medya gibi... nasıl onların derdi bize hizmet etmek değilse, müziğe giren teknolojinin derdi de bize hizmet edip, muhteşem müzikler dinlememiz değil kesinlikle... teknolojinin müziğe bodoslama dalmasının sebepleri; emeği yok etmek, işleri hızlandırmak, kolaylık sağlamak, hızlıca tüketmek, yok etmek vs vs vs... ve tabii bolca para kazanmak...

teknoloji, müzisyenin eline minik bir kutu verdi, müzisyen en başından en sonuna kadar müziğini yapar oldu... teknoloji müzisyene minik bir sanal alan verdi, müzisyen müziğini o minik alanda satar oldu... teknoloji, dinleyicinin eline çok daha minik bir kutu verdi, dinleyici dünyadaki bütün müzikleri o minik sanal alandan satın alıp, o minik kutunun içine sakladı... teknoloji hem müzisyene, hem de dinleyiciye her türlü sesi ve efekti de verdi... bir başka minik kutuya incecik bir telle bağlı kulaklıklarla o müziği; dilersek hangardaymış gibi, dilersek odamızdaymış gibi, dilersek hamamda yada dev konser salonundaymışız yada stadyumdaymışız gibi dinler olduk... halbuki sabahın köründe metrodaydık ve işe yada okula gidiyorduk!...

teknoloji müziği bu hale getirdi... tıpkı tarım ve gıda teknolojisi gibi... midemize tıkalım bir şeyler de, nasıl olursa olsun!... aman bayatlamasın!... 2 hafta kasada dursun, çürümesin:)... ye, kanser ol, ne yediğin önemli değil... bol bol ye... obez ol, çatla ama ye sürekli... "çin tuzu kat içine yesin şu salak" ile "aman yap bi müzik de dinlesin şu salak" arasında ben artık hiç bir fark görmüyorum... gıda teknolojisi kanser ve kalp hastası etmeli ki, tıp teknolojisi kanseri ve kalp hastalığını teşhis edebilmeli!... teşhis teknolojisi gelişti bol bol ama nedense tedavi teknolojisi 70 sene önceki gibi duruyor!... hastalığı önleme teknolojisi ise henüz keşfedilemedi bir türlü!... hasta ol, hasta olduğunu biz sana söyleriz, bunun için yılda bilmem kaç kere radyasyon al, daha da sürün... biz sana hasta olduğunu söyleriz ama maalesef tedavi edemeyiz diyor tıp... bir şeyin içinde teknoloji varsa, ha beslenme olmuş, ha tıp ha sanat... hiç bir fark yok... bir şeyler ye, iç, giy, dinle, izle... nasıl olduğu önemli değil ama aman ihmal etme tüketmeyi...

70 ler dedik... müzikte emeğin ve kalitenin sonu dedik... o yıllara bi bakalım bari... çok laf salatası yaptım... 78 yılı... kalitenin can çekişmeye başladığı yıllar... o zamanlar az can çekişiyordu, şimdi çok fazla can çekişiyor müzik... çok moral bozdum belki ama şunu da eklemenin tam sırası... müzikte kalite ve emek asla ölmeyecek... yapanı da dinleyeni de her zaman oldu, insan var oldukça da olacak...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

eylül eda yıldız'dan başarı haberi

sessiz sedasız ama emin adımlarla ve hızla gelişen bir genç yetenek piyanist eylül eda yıldız... benim çok önem verdiğim gençlerden biri... hem emin adımlarla ilerliyor, hem de emin ellerde çünkü elena çekiç ile çalışıyor...

eylül hakkında daha önce yaptığım paylaşımı da mutlaka okuyun: eylül eda yıldız

aşağıda eylül'den gnossienne no 1 paylaşacağım, ben bayılarak izliyorum bir süredir... aslında onu paylaşmak için fırsat kolluyordum, o da çıktı... eylül eda yıldız, nisan 2019 da almanyada girdiği bir yarışmada birinci oldu...

bir yarışmada lafını ilk defa kullanıyorum çünkü ailesi ve öğretmeni tarafından yapılan paylaşımlarda hangi yarışma olduğu yazmıyor:)... aslında atlanmaması lazım tabii ama benim için yarışmalar en önemli konu değiller... ama yazmaları gerekirdi, o ayrı...

yarışmaları pek önemsemiyorum dediğimde bazen kızılıyor... tabii ki önemsiyorum, önemsiz değiller ama ben çocukların yarıştırılmalarına ve sanatta yarışma olmasına karşıyım... kişisel görüştür sadece... e…