Ana içeriğe atla

defne güngör

keman
defne güngör
paylaşımlarımın yaş ortalaması iyice düştü artık:)... ben bu en yeni nesilden korkmaya başladım:)... biz büyükleri de beğenmiyorlardır kesin... bizi gördükçe, ağız burun kıvırıp, "ne aptal şey bunlar ya" filan diyorlardır... diyorlarsa, yada yakında demeye başlarlarsa, sonuna kadar haklılar derim... fazlası var, eksiği yok da derim...

kısa bir süre önce, aşağıdaki paylaşımın en tepesine koymuştum defne güngörü... bir çok genç yeteneğin başarısını yazarken, daha paylaşım bitmeden gelmişti defnenin başarı haberi... o günden beri yazacağım defneyi ama tembellik işte...

genç müzisyenlerden son haberler

o paylaşımda da yazmıştım ama buraya da yazmam lazım... defne gitti çek cumhuriyetine, prag'da düzenlenen 6. uluslararası the j. micka keman yarışmasında, kendi kategorisinde birinciliği kaptı geldi... birincilik yetmedi defneye, viyana prof. dora scharzberg academy masterclass ödülünü de kazandı... yani bulunmaz bir fırsat yakaladı defne viyanadaki bu ustalık sınıfına katılma hakkı kazanarak... 11 mart 2018 tarihinde de çek radyosunda canlı konser verdi... işimiz iş... defne her gidişinde 3 iş çıkarırsa yandık, yaz yaz bitmez... defne güngör de hakkında defalarca paylaşım yapacağımdan emin olduğum bir isim... kesinlikle yanılmam bu konuda... en geç bir kaç ay içinde ilk eklemede bulunurum muhtemelen...

fazla gevezelik yapmadan, harika bir eser paylaşayım... pragdaki j. micka yarışmasında seslendirdiği carmen fantezisi...



bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi müzik hazırlık ilkokulu 3. sınıf öğrencisi olan defne güngör 2009 doğumlu... müzik öğretmeni bir anne ve resim öğretmeni bir baba ile ynı evde 9 yıl geçiren defnenin oldukça erken bir yaşta bu başarıları elde etmiş olması tesadüf değil gibi ama sadece sanatla iç içe bir aileden olmak ile açıklanamaz bu durum... öyle derler ya! evde sanat var, tabii başarılı olur!... yok öyle bir şey... defnenin müziği ve kemanı çok sevdiğinden ve sınırlarını zorlayarak çalıştığından eminim...

tabii şu da var, bir çok yetenekli çocuk da ilgisiz alakasız ebeveynleri yüzünden zorla hekim ve mühendis yapıldıkları için heba olup gidiyorlar... aile o noktada önemli işte... yoksa defne gibi keman çalma durumunu aktarabilecek gen henüz keşfedilmedi...

konu dağıldı mı ne:)... yahu ne yapayım, paylaşıma başladım artık heyecanla ve bir şeyler yazmam lazım ama muhtemelen 9 yaşına yakın zamanda giren ama prag a gidip birinci olup gelen genç bir sanatçı için ne yazabilirim ki!... yazılabilecek biyografileri bile yok ama kariyer sağlam:)...

kariyer sağlam demişken devam edeyim... ulusal egemenlik ve çocuk bayramı nedeniyle, 27 nisan 2018 tarihinde eskişehir belediyesi senfoni orkestrası ile çocuk solistler konserinde sahneye çıktı defne güngör ve muhtemelen ülkemizde bir senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak çalan en genç kemancılardan biri oldu... belki de en miniğidir bilmiyorum...

keman aile öğretmen
vseslava kudinova, gulerman claasz coockson, defne güngör ve duygu & mustafa güngör
yukarıdaki fotoğraf herkese açık olarak paylaşılmış, o sebeple paylaşmakta bir sakınca görmedim...

ben aile ve öğretmenlere çok önem veren biriyim çünkü aile hassas olmadığı, öğretmen de bu işi sevdiremediği anda her şey başlamadan bitebiliyor... işin kötüsü bittiğinin farkına da varamıyorsunuz çünkü başlayamıyor zaten... 4 yaşındayken ilk öğretmeni nazlı aytekin ile piyanoya başlayan defne güngör, kemana ise 6 yaşında vseslava kudinova ve muhammedjan turdiev ile başlamış... okulunu ve sınıf öğretmeni gulerman claasz coockson ı çok seviyor defne anladığım kadarıyla...

defne güngör; tv, bilgisayar, tablet, telefon vs ile vakit öldürmüyormuş... günde 2-3 saat keman çalışıyormuş, kitap okuyup, müzik dinliyormuş ve hatta oyun bile oynuyormuş!... oyun oynayan bir çocuğu en son ne zaman gördüğümü yemin ederim hatırlayamadım...

sırası gelmişken araya hemen sıkıştırayım; sırf kakalayabilmek adına başına "akıllı" ibaresi konan, vietnam savaşından önce icadedilmiş aptalın da aptalı bu tabletleri, telefonları, laptopları filan geliştirip üreten silikon vadisi mühendisleri, çocuklarına bu zımbırtıları göstermiyorlar bile... ve hepsinin çocukları vadideki waldorf okuluna gidiyor, tohum ekerek, ev temizleyerek, örgü örerek, fidan dikerek ve muhtemelen "yağ satarım bal satarım" türevi oyunlar oynayarak yetiştiriliyorlar... adamlar biliyorlar tabii ne amaçla ne ürettiklerini...

defne hakkında şimdilik bilgim çok sınırlı... çok başarılı ama başarının sadece derece almak olmadığını da hemen sıkıştırayım araya... başarılı olmaları, bizim kısa sürede kendilerinden haberdar olmamızı sağlıyor ama ben defneyi pragda derece aldığı için değil, carmeni bana keyifle dinletmeyi başardığı için paylaştım... bu sayfada paylaştığım bütün gençleri ben müziklerini bana keyifle dinletebildikleri için paylaştım, defne de onlardan biri oldu...

yukarıda da belirttiğim gibi, defne hakkında gelecekte bol bol paylaşım yapacağız diye düşünüyorum, şimdilik burada bitireyim... defne güngör henüz oldukça genç ve şimdilik iki videosuna ulaşabildim... yine bir carmen fantezisi... rustam rahmedov yönetimindeki eskişehir belediyesi senfoni orkestrası eşlik ediyor bu sefer kendisine...



ekleme/nisan 2020

7-10 mart 2019 tarihleri arasında 12. si düzenlenen grumiaux uluslararası genç kemancılar yarışmasında kendi kategorisinde birinci olan defne güngör'ün yarışma performansını paylaşıp, bitireyim... ama önce en son aldığı dereceyi de ekleyeyim... defne güngör, 13. uluslararası grumiaux keman yarışması'nda da kendi kategorisinde birinciliğe layık görüldü... tahminmce, 14. yü de ekleyeceğim inşallah önümüzdeki yıl...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.