Ana içeriğe atla

ıraz yıldız

ıraz yıldız
çok fazla paylaşıma aynı şekilde başladım, artık tat da vermiş olabilir ama ıraz yıldız da oldukça uzun bir süredir hakkında mutlaka yazmak istediğim çok önemli genç sanatçılardan biri... ve ben şimdiden bu klişeleşmeye başlayan girişe ek olarak, klişeleşmeye başlayan kapanış cümlemi de en baştan yazayım; yakın yada uzak gelecekte kesinlikle kalbur üstü bir cazcı olacak ıraz... hiç kimseye bu kadar emin olarak yazmamıştım bu öngörümü... bütün derdim, klasikçileri cazcı yapmak benim:)...

ıraz yıldızı ben fazıl say sayesinde tanıdım... fazıl sayın övgüyle bahsettiği genç bir piyanisti yakalarım da bırakır mıyım hiç... o zamandan beri aklımda ama şimdi o yazıyı bulamadım... bulunca eklerim mutlaka... izlediğim ilk videosunu hemen paylaşayım... bu kadar mı hissederek çalınır!... aslında çok daha yakın tarihli canlı kayıtları da var ama ben özellikle bu kaydı paylaşıyorum..

fazıl say - nazım balad 1



burada da bir çok kez elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım, son yıllarda ülkemizde genç yeteneklerin elinden tutan ustalar oldukça arttılar... bildiklerimi yazayım; mesela ilk aklıma gelen cihat aşkın oldu... güher süher pekineller gençleri ustalarla buluşturuyorlar... gülsin onay, idil biret... ve daha çok var... mesela flüt ve arp derneklerini unutmamak lazım... fazıl say da aynı şekilde gençlerin elinden tutmayı ihmal etmeyen bir usta... berfin aksu örneğin fazıl sayın övgüyle bahsettiği bir diğer isim... bodrum kalesindeki d-marin festivalinde çalan bir diğer isimdi berfin aksu... ıraz yıldız da aynı konserde çalmış ve dikkatleri üzerine ciddi biçimde çekmişti... ama benim ırazı ilk tanımam çok daha eskidir zannedersem çünkü çocuk idi ve yine fazıl sayın antalyadaki bir konseri idi... fazıl sayın genç arkadaşları olabilir... yaşlandım artık, karıştırıyor da olabilirim:)...

genç yeteneklere el uzatan, ellerinden geldiğince gençlerin yanında olan bu ustalar çok önemliler... ülkemizdeki bazı konservatuvarlar da son yıllarda ciddi bir atak yaptılar... bilkent, çukurova, dokuz eylül ve anadolu üniversitesi gibi... bunun yanında, yukarıda belirttiğim arp ve flüt dernekleri de oldukça aktifler... tabii ıraz yıldıza da sahip çıkan çağdaş eğitim vakfını da unutmamak lazım... 5-6 sene öncesiyle kıyaslandığında, dünya ölçeğinde büyük başarılara imza atan gençlerimizin sayısı da birden arttı... kabaca yaptığım paylaşımlara bakınca da görüyorum ki, piyano, keman, arp, biraz da viyolonsel ve flüt dallarında ciddi bir gelişme söz konusu...

piyano
ıraz yıldız
ben paylaşımlarımda biyografik bilgi vermeyi seven biri değilim ama en azından eğitim hayatını yazayım... şu anda 20 yaşında ıraz yıldız, 6 yaşındayken çağla çoker ile başlamış piyano eğitimine... ben en çok ilk öğretmene değer veririm... 6 yaşındaki bir çocuğa piyanoyu sevdirmek kolay değil... daha doğrsu çocuğu piyanoya küstürmemek diyeyim:)... her neyse işte anladınız... ilk öğretmen her zaman en önemlisidir:)... şimdi okuduğum bir bilgiyi de ilave etmem lazım, aslında kulağının yatkınlığını ilk fark eden kişi, ana okulu öğretmeni olmuş, kutluyorum o öğretmeni de... çağla çoker, zeynep yargının da öğretmeni ve kısa bir süre önce yargı kardeşleri de yazmıştım... sonrasında antalya devlet konservatuarında yuriy sayutkin ile çalıştı ıraz yıldız... 2010 yılından itibaren bilkent üniversitesinde gülnara aziz ve ersin onay ile lise eğitimine devam etti... iki yıl brükselde koninklijk conservatorium da boyan vodenitcharov ile eğitimine devam eden ıraz, 2017 2018 yıllarında codarts rotterdam'da bart van de roer ile çalıştıktan sonra 2019 yılında da paris ecole normale de musique’de jean-bernard pommier ile çalışmaya başladı... 2010 yılından itibaren çağdaş eğitim vakfınca desteklenen ıraz yıldız, 2017 yılından beri çev sanat genç yetenekler projesince de desteklenmeye başladı...

bir çok yarışmada önemli dereceler almış ıraz yıldız... bu derecelerin yanında, katıldığı konser ve festivaller de çok önemli... 10. uluslararası antalya piyano festivaline katıldı ve genç yetenekler konserinde çaldı... miam tarafından düzenlenen muammer sun onur gecesine cihat aşkın tarafından davet edildi... yukarıda da belirttiğim gibi, fazıl say ve arkadaşları projesi kapsamında bir çok yerde konserlere çıktı... 2012 yılında da iksv tarafından düzenlenen müzik festivaline katıldı... hatırladığım kadarıyla bu konserde genç ustalar tecrübeli ustalarla çalmışlardı... ıraz yıldız da muhiddin dürrüoğlu ile birlikte schubert fantasie'yi seslendirmişti... hatırladığım kadarıyla yazıp da bunu da yazınca komik oluyor okurken ama dediğim gibi okurken komik oluyor çünkü cümlenin ilk yarısı ile son yarısı arasında resmen 3 yıl var:)... yani sonradan ilave ediyorum ve sonuçta saçma sapan bir yazı oluyor:))... saçma sapan oluyor ama ben önceden yazdıklarımı sonradan silmiyorum kesinlikle... tuhaflık işte:)...

2013 mayıs ayında borusan quartet ile zurich tonhalle ve bilkent konser salonu’nda ulvi cemal erkin’in piyanolu kentet’ini seslendiren ıraz yıldız, 2017 yılında da kapadokya bezirhane'de bir resital verdi... arada başka neler yaptığını şimdilik bilmiyorum... öğrendikçe eklerim...

araya hemen bir muhteşem performans sıkıştırayım... ıraz yıldız denince aklıma benim bu performans geliyor... tabii eminim, yakın gelecekte kim bilir ne performanslar izleyeceğiz kendisinden... paganini jazz variations... fazıl saydan dinlemek muhteşemdi, ama ıraz yıldızdan izlemek de neredeyse o kadar muhteşem... fazıl sayın bu yorumu ve türk marşı yorumu zaten felaket... henüz denk gelmedim, belki çalıyordur ama ırazdan ben yine felaket bir türk marşı fazıl yorumu da bekliyorum...



ıraz yıldızı izlerken ben kırk yıl sahne tozu yutmuş bir sanatçı görüyorum... ne çalıyorsa, o olmayı başarıyor sahnede... hatta çoğu 40 yıllık piyanist bile kendini bu derece bütünleştiremiyor piyano ve sahne ile... tabii burada sanatçının kişiliği de çok önemli... tam bir performans sanatçısı ıraz ve hem müziğe hem de piyanoya aşık... ben kendisinden çok daha fazlasını bekliyorum sadece piyano adına değil, müzik adına!...

şimdilik burada bitireyim... yine bir klişe söz olacak ama "zaten daha çok paylaşım yapacağız ıraz yıldız ile ilgili"... bu klişe sözlerim aslında gayet normal çünkü ben "kendimce" en iyileri yazıyorum burada! ve doğal olarak beklentim de yüksek oluyor hepsinden...

fazıl say takdimi ile, fazıl say eseri... sevenlere dair balad no3...



çok önemli ve sevindirici bir haber geldi ıraz yıldızdan... önümüzdeki günlerde viyana radyo senfoni orkestrasıyla albüm kaydına girecekmiş... fazıl say duyurdu bu haberi... fazıl sayın "enteresan, karizmatik, müzik ile nefes alıp veren, deli gibi bir yetenek" olarak tanımladığı ıraz yıldızın bu başarısı çok önemli, kutluyoruz kendisini... bu haberi böyle vermiştim... tabii hemen eylül ayında ünlü şef howard griffits yönetimindeki wien radio symphonieorchester eşliğinde fazıl say'ın china rhapsody adlı eseri viyana'da sony classical ile kaydedildi...

1001 nights in the harem
bu haber 2017 yılında idi... 2018 yılında yayınlandı sony tarafından, 2019 mart ayında da ülkemizde çıktı... albümde, china rhapsody yanında, fazıl say'ın kapalı çarşı (grand bazaar) adlı eseri de var ve iskandar widjaja da keman konçertosunu seslendirmiş... harika bir albüm, mutlaka edinip, dinleyin derim... aşağıda china rhapsody adlı eseri dinleyebilirsiniz...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.