Ana içeriğe atla

hakan başar

hakan başar - on top of the roof

bir süredir karşıma çıkan, youtube'da videoları büyük beğeni ile takip edilen, ilk dinlediğimde beni çok fazla şaşırtan ve bir o kadar da mutlu eden, yaşı küçük ama yeteneği büyük bir isim genç caz piyanistimiz hakan başar... caz gitarcılarımızdan hakan başar'ın oğlu ve babasının izinden gidiyor... zannettiğiniz gibi yanlış yazmış değilim, baba-oğul aynı ada sahipler...

2004 doğumlu olan hakan başar, 8 yaşındayken başlamış piyano çalışmaya ve çok kısa bir süre ders almış... anlayacağınız, kendi gayretleri ile, bir çok önemli caz müfredatını takip ederek gelmiş bu konuma... ilk konserini ise 10 yaşındayken vermiş... bir yandan yazıyorum, bir yandan da dinliyorum videolarını... çok beğendiğim muhteşem poinciana'yı aynı muhteşemlikle çalan hakan başar'a davulda ferit odman ve basta halil çağlar serin eşlik etmişler... paylaşayım hemen, harika bir yorum... helal olsun...



özellikle keith jarrett ve oscar petersondan etkilenmiş hakan başar ve tarzı da tam oturuyor... hank jones ve bill evans'dan da etkilenmiş... etkilendiği ve ilk repertuvarına aldığı diğer önemli isimler; michel petrucciani, kenny barron, tommy flanagan, art tatum, chick corea ve thelonious monk... klasik caz aşığı bir genç!... her açıdan, neresinden bakarsanız bakın, ilginç bir genç hakan başar... bırakın iyi bir caz piyanisti olmasını bir kenara, bu isimleri dinleyen 10 yaşında bir genci bile kolay kolay bulamazınız...

valla bana şu anda ilaç gibi geldi hakan başar'ın varlığı:)... çalışmalarını önce sosyal medyaya yüklemiş, dünyanın her yerinden bir çok hayran toplamış kısa sürede... çok da iyi yapmış tabii... bir çok ülkeden, bir çok ustadan övgüler almış...

hakan başar, kolayı seçmemiş!... bu çok önemli... yapılabilecek en zor müziği sevmiş ve bu müzik türünde çıkmış yola... hakan bugüne neredeyse tek başına gelmiş!... yurt dışından getirttiği eğitim kitaplarını hakan tamamen kendisi çözüp çalışmış ve çalışmaya da devam ediyor... üstelik bir yandan okulunun derslerini de aksatmadan, fen, matematik vs vs çalışarak!... bu konu o kadar önemli ki!... cazı bu şekilde çözüp, öğrenmek ve çıkıp sahneye büyük bir başarıyla icra etmek bile başlı başına aşılması çok güç bir yol...

yazı eski ama aralara albümünden yeni kayıtları da ekliyorum ve bu yazıyı yazarken paylaşmış olduğum videoları da yenileri ile değiştiriyorum çünkü hakan başar, çok kısa sürede çok büyük bir aşama kaydetti... ben ilk kayıtlarına bile hayrandım ama dediğim gibi, anormal bir gelişme ekledi 2 sene içinde... charlie parker bestesi au privave'yi harika çalmış... yine davulda ferit odman ve basta halil çağlar serin eşlik etmiş kendisine...



yurt dışındaki bir çok otoritenin dikkatini kısa sürede çekmeyi başarmış hakan başar ama benim anladığım kadarıyla, yurt içinden destek her zaman olduğu gibi yine yok denecek kadar az... benim izlenimim o şekilde... zaten ben burada kimi yazdıysam, hangi genç yeteneği yazdıysam, elinden ciddiyetle tutulduğunu hiç görmedim!... başarılar gelmeye başladığında çevre birden kalabalıklaşır ama artık iş işten geçmiştir... sponsor filan! hak getire zaten... kendisine destek olan, yönlendiren isim kerem görsev olmuş... izzet öz ise hakan'ın isminin duyulmasında katkı sağlamış...

hakan başar, çok yetenekli ve oldukça iyi bir cazcı ama dünyaya açılıp, evrensel bir caz piyanisti olabilmesi için nasıl bir yolu olacak önünde onu ben şimdilik bilmiyorum... hatalı olabilecek kişisel görüşüme göre, en iyi yol işi sahnede öğrenmektir, sahnede pişmektir ama bilemem ben o kadarını:)...

şimdilik bildiğim tek şey şu; genç caz piyanisti hakan başar'dan çok bahsedeceğiz önümüzdeki yıllarda... ben biraz geç keşfettim kendisini... bugün keşfettim, 4 gün sonra akbank sanatta konser verecek!... izlediğim videolarının tamamında notaya bağlı çalıyor ama konserlerde kaptırıp gidecek, dolanıp dolanıp dönecek bir havası var:)... kolay değil bu işler, her şeyin bir zamanı var... hayranı olduğu peterson, petrucciani ve jarrett gibi isimlerin etkileri çok belli tarzında... çok çalıştığı, insan üstü bir gayret gösterdiği kesin... yıllarca her gün 20 saat çalışmış gibi bir havası var:)...



dört sene gibi çok kısa bir sürede çok yol kat etmiş hakan başar... bir çok canlı performansı var... tv programları var, önemli konserleri var... en çok dikkatimi çeken konulardan biri ise şu oldu; tıpkı keith jarrett gibi, michel petrucciani gibi, çalarken çok farklı bir ruh haline bürünüyor ve yine tıpkı onlar gibi bir yandan da sesiyle parçaya eşlik ediyor, mırıldanıyor, konuşuyor...

belki en önemlisi; ki bunu ayrıca yazmak istedim, dikkat çekmek istedim, hakan başar yolun çok başında!... en başında!... hatta daha yola çıkmadı bile diyebilirim... şu övgüleri alan, dünyada adından bahsettiren ne kadar şey varsa, hiç biri henüz tam olarak gerçek hakan başar değil!... gerçek hakan başar'ın tam kapasiteyle kendini göstermesine daha çok var... kısa sürede öyle bir beklentim de yok, hiç kimsenin de şimdilik olmasın... şu hali fazlasıyla olması gerekenin üstünde zaten...

bunu neden özellikle vurguluyorum?... şundan: yola çıktığı kulvar çok zorlu ama sadece 1-2 sene içinde bile çok fazla yol kat etmiş durumda... 17 mart 2017 tarihinde izmir avrupa caz festivalinde, nisan ayı içinde 7. pera müzik festivali açılışında ve summart sanat merkezinde konserleri gerçekleşti... 6 mayıs 2017 tarinde psm zorlu center'da, 20 mayıs 2017 de ankara caz festivalinde, 8 temmuz 2017 tarihinde de istanbul caz festivalinde çaldı... harbiye açık hava kenan doğulu konserinde misafir sanatçı olarak yer aldı... tüm bu konserlerde kendisine nezih yeşilnil, alkan başar, yunus muti, berkan tilavel ve yarkın tuncer eşlik ettiler... bunun yanında; michel petrucciani, oscar peterson ve keith jarrett repertuvarıyla; büyük kulüp, ckm, istanbul hilton, raffles hotel, sabancı center gibi sahnelerde performans sergiledi...

hakan başar, 2017 yılında chick corea, ron carter, russell malone, eddie gomez ve donald vega gibi önemli isimlerle de tanışma fırsatı buldu... en önemlisi ise; chick corea'nın istanbul konseri öncesinde kendisiyle çalışma fırsatı bulmuş olması...

Hakan Başar & Jimmy Haslip & Will Kennedy
henüz 12 yaşındayken, istanbul caz festivalinde sahne alan hakan başar; 2017 yılı boyunca bir çok etkinliğe katıldı ve neredeyse tüm yıl oldukça yoğun idi... tamamını yazabilmem oldukça güç, gerek de yok çünkü kendi sayfasından da takip edebilirsiniz ancak istanbul caz festivali dışında, akbank sanat genç yetenek konseri, izmir'de düzenlenen avrupa caz festivali, ahmet ertegün'ü anma gecesi, dünya caz günü konseri, zorlu psm festivali, 7. pera müzik festivali, ankara caz festivali ve akbank caz festivali gibi çok önemli etkinliklerde de sahneye çıktı... bunun yanında, kenan doğulu'nun harbiye açıkhava sahnesindeki konserinde de konuk sanatçı idi...

eylül 2017 tarinde ise albüm çalışmalarına başladı hakan başar ve babajim istanbul stüdyolarında kayda başladılar... bu albümde kendisine eşlik edecek olan isimler ise; babası f. hakan başar, imer demirer, halil çağlar serin, kağan yıldız ve ferit odman... bu albümde iki sürpriz isim de olacak bildiğim kadarıyla; yellow jackets grubundan will kennedy ve jimmy haslip...



ekleme/2019 yılı çalışmaları

genç yetenek, genç cazcı vs derken; hakan başar, dünya cazcısı olma yolunda adım adım ilerliyor... on top of the roof; montreal coco jazz radyo programında yayınlandı ve başta jazzwise olmak üzere, önemli medya kanallarında da duyurulmaya başlandı... aşağıdaki dergi, nisan 2019'a ait...

hakan başar - on top of the roof (kaynak: jazzwise)
2019 yılı ocak ayında cemal reşit rey konser salonu'nda istanbul büyükşehir belediyesi kent orkestrası'na konuk olan hakan başar, hakan aysev ile aynı sahneyi paylaştı. nisan ayında ise trt caz orkestrası ile yine crr'de çaldı...

22 mayıs 2019 tarihinde akbank sanat'ta önemli bir konser verdiler halil çağlar serin ve ferit odman ile birlikte hakan başar trio olarak... bu konsere ubuntu müziğin sahibi ve yöneticisi martin hummel de katıldı...

akbank sanat konserinden lookin up paylaşayım... petrucciani parçası...



16 temmuz 2019 tarihinde ise; iksv istanbul caz festivalinde sahne aldı hakan başar trio... ardı ardına çok ses getiren konserlerle ciddi biçimde dikkat çeken hakan başar, istanbul caz festivalindeki konserden bir kaç gün önce de ubuntu music ile 5 yıllık anlaşma imzalayarak ubuntu ailesine katıldı... verdiğim bağlantıya gidip, ubuntu müzik sayfasından bu aileye bir göz atmanızı öneririm... on top of the roof albümünün yapımcısı olan ubuntu music kurucusu martin hummel de konsere katıldı...

ubuntu/hakan başar

ellora management/hakan başar

istanbul caz festivalinin hemen ardından da efsane cazcı ahmad jamal'ın şirketi ellora management ile sözleşme imzaladı hakan başar...

hakan başar trio - londra caz festivali
hakan başar trio, son dönemdeki üçüncü önemli konserini de bu sefer londrada verdi... efg london jazz festival 2019 çerçevesinde, 15 kasım 2019 tarihindeki konserden yaklaşık bir ay önce de hakan başar'ın ilk albümü on top of the roof 18 ekim 2019 tarihinde tüm dünyada yayınlandı... albümün türkiye dağıtımcısı ise, equinox... londradaki bu önemli albüm tanıtım konseri, ingilterede oldukça dikkat çekti ve london jazz news kendisiyle röportaj yaptı... albüm parçaları ise jazz fm'de uzun süre yayınlandı...

lansman konseri hakan başar'ın öğrenimine devam ettiği özel pera güzel sanatlar lisesinde yapılan bu ilk albümün kayıtları bir sene içinde tamamlandı... kağan yıldız ve imer demirer gibi isimlerin de katkı sağladıkları albümdeki star eyes adlı parçada da hakan başar'ın babası fahrettin hakan başar da gitar çaldı...

efg london jazz festival'den görüntüleriyle bitireyim, siz de bu albümü sakın kaçırmayın...

Yorumlar

  1. Methini duymuştum çevremden ancak bu kadar iyi olacağını zannetmiyordum. Hakancığım, okursan bil ki çok sevindim senin gibi bir gencimizin bu derece iyi bir cazcı olmasına. Kutluyorum seni, açık olsun yolun.

    YanıtlaSil
  2. İnanılmaz yetenek! Hayretlerr içinde okudum ve izledim videolarını. Helal olsun sana güzel çocuk okursan burayı bil ki müthişsin Hakan

    YanıtlaSil
  3. Hem İzmirde hem de istanbulda izledim Hakan Başarı gerçekten çok gurur duydum. Helal olsun bu çocuğa.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.