Ana içeriğe atla

yunus muti

yunus muti
hakan başar, sayfasında paylaşmıştı caz gitarcı yunus mutinin videosunu ve ben de budur işte demiştim... şimdi ben de burada paylaşıyorum ama hakkında şimdilik çok az bilgiye sahibim!... yaşar üniversitesi caz bölümünde gitar çalışmalarına devam ediyor ve tahminimce master yapıyor... öncesinde de hacettepe üniversitesi devlet konservatuvarında eğitim almış ve şu anda aynı konservatuvarda öğretmenlik yapıyor... öncesinde ise ankanom müzik akademi ve art n more da öğretmenlik yapmış yunus muti... hakkında bildiklerim bu kadar...

ufak bir araya girme:)...

ben aşağılarda bir yerlerde güvenilir ve ilk ağızdan bilgiye ulaşmanın zorluğundan bahsetmiştim... o kısmı çıkarmıyorum ama artık yunus mutinin resmi sayfası var... bu beni çok mutlu etti... aşağıdaki bağlantıdan mutlaka gidip inceleyin...

yunus muti resmi sayfası

tamam, devam edebilirsiniz:)...

konservatuvarda hocalık yapıyor dedik ama 1991 doğumlu, çok dikkat çekici genç bir yetenek yunus muti... hakkında biyografik bilgim pek olmamasına rağmen, bir çok çalışmasına ve performansına ulaşabildiğimi de düşünüyorum... artık olduğu kadar... bilgi sahibi oldukça eklerim... önce ilk izlediğim videosunu paylaşayım... no more blues...



tarafından kurulduğunu düşündüğüm no trio ile çalışıyor bu aralar yunus muti... daha doğrusu, bir öğrenci grubu olarak başlamış no trio ama sadece öğrenci grubu olarak kalmayacak gibi... no trio adı değişebilir, müzisyenler biraz değişebilir ama bu oluşum bir şekilde devam edecektir mutlaka... yunusun gitaristliği kadar, no trionun tarzına ve başarısına da hayran kaldım... klasik çizgide caz standartlarından oluşan performanslarını izledim ve çok beğendim...

gitarda yunus muti, trompette kaan karadavut, pianoda umut tosunlar ve davulda burak durman dan oluşan no trio hakkında da ben hiç bir bilgiye ulaşamadım... eski paylaşımlarda bu bilgisizliğe çok sinirlenip laf ederdim ama artık beni ilgilendirmiyor... müzisyenlerin kendi sorunu... etkinliklerden ve videolardan çıkarıyorum kimlerin çaldığını ama çekirdek kadro kimlerden oluşuyor? değişimler var mı? gibi konuları bilmiyorum... bence çok büyük eksiklik ama dediğim gibi artık beni ilgilendirmiyor ve ulaşabildiğim kadarını yazıp geçiyorum... ağustos 2016 etkinliği ile ocak 2017 etkinliği arasında farklılıklar mevcut mesela... 20 eylül 2016 etkinliğinde ise emre topak, ahmet emlams ve sefer can zor ile çalmış yunus muti... bir başka performansada ise piyanoda anıl bilgen katılmış kendilerine... anıl bilgen tanıdığım bir isim; o da hacettepe klasik piyano mezunu daha sonra yurt dışında şimdi hatırlayamadığım bir okulda eğitimine devam etmişti yada ediyor ve montreux caz festivaline de katılmıştı yanlış hatırlamıyorsam...

ben müzisyenlerin isimleri mümkün olduğunca geçsin diye yazdım ulaşabildiğim isimleri çünkü her performanslarına bayıldım, hepsi de çok iyi müzisyenler ama no trio adı verilen oluşum tam olarak kimlerden oluşuyor bilmiyorum... şu yukarıda bahsettiğim isimler hakkında hiç bir bilgi yok! ve ben müziklerini çok beğendiğim için kendilerini merak ediyorum!...

şeklinde yazmıştım... kendisi bu yazının altına yorum yazıp, birinci ağızdan çok önemli bir katkıda bulunarak, beni gerçekten çok memnun etti... konu ile ilgili açıklamasını alıntı olarak buraya da ekliyorum...
No Trio grubunu İzmirdeyken kurdum; ancak grup elemanlarının belirli olmasını gözetmedim çünkü No Trio kişilerden ziyade belli bir tarzı ifade eden bir isimdir bana göre. Çoğu zaman üç kişiden bile oluşmaz. İfade ettiği tarz, daha doğrusu yapmaya çalıştığımız müzik kesinlikle sadece swing, sadece bebop, sadece modern hatta sadece world music değil, bunların bir karışımı olup, doğaçlama iletişim kurmaya dayalı bir müziktir. Belki Youtube'da bulamayabilirsiniz ancak sahnedeyken bazı şarkıların sonu hiç gelmez çünkü başka bir titreşim yakalanmıştır ve belki de daha önce hiç belirlemediğimiz başka bir şarkıya ya da groove'a götürmüştür bizi... Çaldığım her müzisyen ile farklı enerjiler yakaladığım için sabit kişileri temsil eden bir isimdense, (örneğin yunusmuti trio) No Trio gibi trio bile olmayan bir isim düşündüm.
harika bir performansla devam edeyim, stella by starlight paylaşayım no trionun ankara voodoo blues performansından...



bu paylaşımın başlığı yunus muti ve ben kendisini keşfettikten sonra çalıştığı diğer isimlere ulaştım bu sebeple başlığı değiştirmeden aslında bir çok caz müzisyenini de yazma fırsatım oldu... ayşe cansu tanrıkulu quartet ile de çalışmış yunus muti... bunun yanında kontrbasçı jairo rodriguez ile de videoları var ve çok hoşuma gitti...

caz müziğinde isimlerin sürekli değişmesi, çok farklı müzisyenlerle çalışılması, jam performansları şunlar bunlar gayet normal ve benim de hastası olduğum işler bunlar ama arkadaş derli toplu ve doğru bilgiyi bir yerlere müzisyenler kendileri koysalar iyi olmaz mı?... ben ulaştığım herhangi bir bilginin doğruluğunu yada yoğunluğunu bilemem ki... jairo rodriguez ile videoları var demek ile onunla çalışmaları var demek arasında dağlar kadar fark var!... birlikte çalışmışlar diyemiyorum bile!...

zaten çok zor ulaşılabilen ve çok zor bilgi alınıp, paylaşılabilen bir tarz olan caz paylaşımları yaparken (pardon, sadece ülkemiz cazından paylaşımlar yaparken) ciddi sıkıntılar yaşıyorum... bir yandan da özellikle gençler bu tarza ilgi duysunlar istiyoruz!... benim gibi radarla ortalığı tarayıp, çizgi üstü müzisyenlerimize ulaşmak için resmen bir taraflarını yırtan biri bile ulaşamıyor arkadaş bu müzisyenlere!... daha ne diyeyim?... yahu sizi tanımak, attığınız her adımı bilmek, takip etmek ve sizi tanıtmak için ben (ve benim gibiler) resmen saatlerce günlerce mesai harcıyorum:)... bunu seve seve zevk alarak yapıyorum ama arkadaş bu bu kadar da zor olmamalı...

olan şu: çok çok iyi çizgi üstü müzisyenlerimiz var ama onlara ulaşmak çok ama çok güç... yakın çevreleri haricinde birilerinin kendilerini bulması neredeyse mümkün değil... böyle olmamalı...

neyse... artık laf etmeyeceğim diyorum ama içim de el vermiyor... jairo rodriguez ile rhythm a ning...



yunus muti ve adı geçen tüm müzisyenler çok iyi müzik yapıyorlar... yunus muti hakkında gelecekte yeni paylaşımlar yapacağımdan eminim... umarım adı geçen diğer müzisyenler hakkında da güzel haberler paylaşacağız...

hacettepe üniversitesi devlet konservatuvarı caz bölümünün ilk mezuniyet konserini paylaşarak şimdilik bitireyim... chris potter ın lift albümünü çalmışlar... güzel bir caz ziyafeti olmuş... no trio kadrosu dışında sadece ali bertan akın bas çalmış...



Yorumlar

  1. Hheyy çok iyi. Hacettepede cazzda mı varmış :O

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar ben ¥unus Muti. Öncelikle teşekkür ederim, böyle bi yazı ile karşılaşmam beni hem şaşırttı hem mutlu etti. Bahsettiğiniz konularda haklısınız ancak ben No Trio ile ilgili bir şey eklemek isterim.
    No Trio grubunu İzmirdeyken kurdum; ancak grup elemanlarının belirli olmasını gözetmedim çünkü No Trio kişilerden ziyade belli bir tarzı ifade eden bir isimdir bana göre. Çoğu zaman üç kişiden bile oluşmaz. İfade ettiği tarz, daha doğrusu yapmaya çalıştığımız müzik kesinlikle sadece swing, sadece bebop, sadece modern hatta sadece world music değil, bunların bir karışımı olup, doğaçlama iletişim kurmaya dayalı bir müziktir. Belki Youtube'da bulamayabilirsiniz ancak sahnedeyken bazı şarkıların sonu hiç gelmez çünkü başka bir titreşim yakalanmıştır ve belki de daha önce hiç belirlemediğimiz başka bir şarkıya ya da groove'a götürmüştür bizi... Çaldığım her müzisyen ile farklı enerjiler yakaladığım için sabit kişileri temsil eden bir isimdense, (örneğin yunusmuti trio) No Trio gibi trio bile olmayan bir isim düşündüm.
    Saygılar, sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim bu önemli ve değerli katkınız için... tabii müziğiniz ve çalışmalarınız için de ayrıca teşekkür ederim...

      Sil
  3. Hacettepenin konservatuvarın en cazcı iyi kalpli cool hocası (Yunus MUTİ)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben müziğini tanıyorum sadece ama kendisini de tanıyanlar hep benzeri güzel ifadeler kullanıyorlar:)... tahminimce öğrencisisiniz... teşekkürler katkınız için...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada