Ana içeriğe atla

seikilos mezar yazıtı

seikilos mezar yazıtı - tralleis
"nota denen şeyi hangi sivri zekalı akıl etmiş acaba!?" gibi saçma ve gereksiz bir şey takıldı boş kafama gece gece... dur bi bakayım, google ekselansları kendimi şanslı hissettirsin dedim... üniversite, enstitü, müze sayfalarını dolanırken, karşıma yukarıdaki sütun çıktı... yanında da tralleis filan yazıyor... "yahu benim memleket orası!" dedim... doğup, serpildiğim yer!... hatta biraz fazlaca serpilip, serpme börek gibi olduğum aydın!... efeler diyarı... dağlarından yağ, ovasından bal akan bu küçük anadolu şehrinin tepelerinden de notalar süzülüyormuş meğer... anlatıma bak!... yaşlandıkça salak bir şey olmaya başladım iyice...

yukarıdaki fotoğrafta, sağda üç gözlü, kemerli bir yapı var ya!... işte ona üç gözler deniyor... isimlendirmeler böyle oluyor işte... "aa bunun 3 gözü var, adı üç gözler olsun:)" ... onun her yerinde dolanmış bir herif olarak, hiç bilmediğim bir şeyi öğrendim!... denk geliş... bıraktım notaların peşini... bana ne yahu kim neden icad ettiyse etmiş...

meğer, bizim bu üç gözler deyip geçtiğimiz, ilkokul boyunca gidip altında piknik yaptığımız yerde; dünyanın "bilinen" en eski ikinci şarkısı, seikilos tarafından, büyük ihtimalle karısı euterpeye yazılmış!... bir ihtimal, oğluna yazılmış... euterpe için yazılmış olması bence daha iyi çünkü daha romantik olacak bu durumda bu yazı... bilineni kocamanca vurgulamamın sebebi, müziğin bu kadar yeni olmaması gerektiğini düşünüyor olmamdandır... öncekileri bilmiyoruz, bulamadık henüz... müziğin evren ile aynı yaşta olduğunu düşünüyorum... big bang den günümüze kadar çıkan bütün sesler genlerimizde mevcut sonuçta...

e tabii bilinen en eski ikinci şarkı deyince, insan birincisini merak ediyor... bilinen en eski şarkı 3400 yıl öncesine ait olan hurri ilahisi... hurri ilahisi ise ugarit kraliçesi nikkal için bestelenmiş... onu geçiyorum, konumuz seikilos yazıtı...

ah bu kadınlar!... erkekleri şair ve müzisyen yapmışlar:)... her başarılı erkeğin arkasında mutlaka bir kadın vardır lafı da buradan  geliyor zaten... her zaman kadın ne isterse erkeğe yaptırtmış!... hala daha öyle:)... kadın sanat yapmak istemiş, "aman ne uğraşacağım şimdi, şu salağa yaptırırım, olur biter" demiş... bence aynen böyle olmuş...

neyse; derin mevzular bunlar, biz daha basit konumuza dönelim...

hiç sormuyorsunuz!... neden birinci olan hurri ilahisini yazmıyorum da, ikinciyi yazıyorum?... hurri ilahisinin notaları ve sözleri eksik! tam bilinmiyor... ama seikilosun yazdığı sözler tam, üstelik hemen altında notaları da tam!...

yani her şeyi ile eksiksiz bilinen, çalınabilen, yorumlanabilen en eski şarkı!...

offf işte bu çok önemli... düşünsenize, ms 2. yüzyılda seikilosun eşi euterpe yada oğlu için hissettiklerini, bugün tam olarak yada gerçeğe çok yakın hali ile yeniden seslendirip, dillendirebiliyorsunuz!...

yaşadığın müddetçe parla...
ışılda henüz yaşıyorken...
gamı tasayı at bir kenara...
hayat çok kısa...
hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme,
yaşam dediğin böyle kısayken...
her şey yenik düşerken zamana

bu her yerde daha kısa idi... ben yazınca neden uzadı anlamadım valla:)... 4 satır idi, ben yazınca 7 satır oldu... neyse, gidin bulun kendiniz... ben eklemelerde bulunmuş olabilirim...

bu seikilos delirtecek beni!... arkeologlar filan da... arkadaş belli değil mi?, oğluna yazmış adam bunu!... yok bilinmiyormuş da, anlaşılamamış da... bunda anlaşılamayacak ne var!... ben de euterpe ye yazmıştır da romantizm sınırlarına uçarız diyordum... bu ne yahu!... bizim shine on you crazzy diamond ın dedesi bu:)... tamam tamam, doğruyu söylemek gerekirse, çok güzel öğütler vermiş bence oğluna, arkeologlara göre ise eşi euterpeye...

ben hemen euterpe kimdir? onu ilave edeyim... tabii çok eskilerden bahsediyoruz, bir ihtimal, alakaları da olmayabilir çünkü seikilos ve euterpe hakkında bilgi neredeyse hiç yok bu şarkı dışında... daha önce ilham perileri olarak yazdığım 9 kız kardeşten biri oluyor euterpe... mutlaka okuyun derim ilham perilerimizi... çok önemli!... gerçekten... özellikle euterpe, elinde sürekli aulos adı verilen bir flüt taşıyan, bize müziğin değerini ve güzelliğini yansıtan perimiz olması sebebiyle çok ama çok önemli... diğer önemli güzel perimiz olan terpsikhore ise lir çalıp, dans etmektedir... bunlar çok önemli... kulağımıza küpe olmalılar... müzik varsa, bu kız kardeşler sayesinde...

tüm bu yukarıda bağlantılarını da verdiğim konular, hep bizim coğrafyamızda geçen konulardır!... çok önemliler!... ve büyük ihtimalle bir çoğu birbiri ile bağlantılı ama tam olarak çözülemiyor...

aşağıda bu şarkının san antonio vocal arts ensemble tarafından seslendirilmiş güzel bir örneğini paylaşayım... gerçekten çok güzel... tabii yazının sonlarına doğru göreceğiniz üzere, aslında orijinali çok kısa ama burada savae tarafından yorumlanmış...

Seikilos Epitaph - Song of Seikilos



seikilos mezar anıtı, aydın-izmir demiryolu yapılırken, 1882 yılında bulunmuş... ms 2. yüzyılda yapıldığı kuvvetle muhtemel olmakla birlikte, mö 200 - ms 100 yılları arasında yapılmış olduğu kesin...

bazı türkçe kaynaklarda bence hatalı bilgi veriliyor!... mesela bu şarkıya sümer şarkısı demişler!... ne alakası var?... seikilos anıtı, aydın tralles antik kentinde!... sümerler nerede?... yahu insan yazarken biraz düşünür, araştırır!... herkes tek bir kaynaktan gördüğünü yazmış geçmiş... ben 80 tane ciddi kaynağı inceledim! peeehhh:)...

birincisi; bu şarkı sümer şarkısı değil, antik yunan şarkısı...

ikincisi; bazı kaynaklara göre, babasının seikilos için bu şarkıyı yazmış olabileceği belirtilmiş ama benim bulduğum kaynaklarda, seikilosun oğluna yazmış olabileceği ifade ediliyor...

Σείκιλος Εὐτέρ[πῃ]
Seíkilos Eutér[pēi]

tam çözülemeyen kısım, eğer yukarıdaki gibi ise; seikilos bu şarkıyı euterpe ye yazmış... ama eğer aşağıdaki gibi ise; euterpenin oğlunadır... euterpenin, seikilosun eşi olduğu varsayımına göre, bu oğlan aynı zamanda seikilosun da oğlu oluyor... seikilos, euterpenin komşusu yada babası ise bilemem:)...

Σείκιλος Εὐτέρ[που]
Seíkilos Eutér[pou]

seikilos kime yazmış, bilmiyorum ama bildiğim tek şey; iyi yazmış:)... yazıtın kaidesinde ise şunlar yazıyor:

“ben bir taşım, bir imgeyim... seikilos, beni ölümsüz anısının sonsuz bir belirtisi olarak, buraya koydu”

seikilos yazıtı - kopenhag müzesi
seikilos mezar anıtı, aydın - izmir demiryolu yapılırken, firma yetkilisi edward purser tarafından bulunmuş... purser, bütunu kendi koleksiyonuna dahil etmiş... bir rivayete göre, purserin eşi, bu sütunun tabanını saksı olarak kullanmış (hay allah yaaa valla çok güldüm buna ama blogda nasıl gülünür ki)... :)... gerçi nerden bilsin kadıncağız canım, ben olsam, kapı çarpmasın diye önüne koyardım:)... neyse, saksı olarak kullanıldığı için, metnin en altı yokmuş artık ve bu sebeple kime yazıldığı anlaşılamamış:)... tam da orada o yazıyormuş:)... bak allahın işine...

bir başka makaleye göre ise, bu yazıt iskoç arkeolog sir william mitchell ramsay tarafından 1883 yılında bulunup, izmirde müzeye konmuş ancak yunan işgali esnasında kaybolmuş... bu arada alman konsolosu tarafından korunmuş olabilir ama makaleye göre, savaştan sonra bir türk kadının bahçesinde saksı olarak kullanılırken bulunup, yurt dışına kaçırılmış...

galiba biz purserin eşine çamur atarken, onlar da bizim kadınlara çamur atıyorlar... aptal bir türk kadın ibaresini bile okudum... olan her zamanki gibi kadınlara olmuş!... iyi de arkadaş; hiç kimsenin sormadığını ben sorayım: işgal ettin! müzeye neden zarar veriyorsun? bu bir... ikincisi; çok küçük bölümü zarar görmüş, neden ille de alıp danimarkaya götürüyorsun?... üçüncüsü; kardeşim, geri zekalı mısın? neden kafana estikçe savaşıyorsun?... dördüncüsü; her şeyin içine edip edip, iş kaidenin zarar görmesine gelince, neden topu ille de bir türk yada danimarkalı kadına atıyorsun?... salaklar... zevzekler... bunları yapanlar hep erkekler!...

özetle; bu yazıt, bir erkek tarafından bulunduktan sonra, erkeklerce çalınıp, kaçırılmış; götürülmüş yaban ellere... ama bir kadın onu saksı yapmış!... hadi ordan!... zamane erkekleri...

bakın; binlerce yıl önce adam gibi adam olan seikilos eşine yada oğluna neler neler yapmış, yazmış, bestelemiş... siz içine etmişsiniz...

seikilosun şarkısının sözleri ve notaları
yukarıdaki fotoğrafta birinci ve üçüncü satırlar şarkının notaları ve ritmi, ikinci ve dördücü satırlarda ise sözleri verilmiş... tabii burada kullanılan notalar, bizans dönemine kadar kullanılan notalar oluyor... yani antik yunan notaları... günümüzdeki karşılığı ise aşağıdaki gibiymiş...


şarkı aslında kısacık... büyük ihtimalle yarım dakika kadar... yada daha kısa...

bugün bizim sahip çıkmadığımız bu değere önem veren, onu değişik şekillerde araştırıp, değerlendiren müzisyenler az değil... çok örneği var ama ben beğendiğim farklı bir kaçını paylaşmak istedim... sizler de arayıp, disco remix ine varıncaya kadar, kendiniz uygunları bulabilirsiniz...

orijinale en yakın hali büyük ihtimalle aşağıdaki...



Seikilos Epitaph (played on a Harp) - bilgi vermiş ve çok da güzel çalmış ama ne yazık ki çalanın adını bulamadım...



Epitaph of Seikilos όσον ζης φαίνου Manolis Papadakis



Lyre 'n' Rhapsody - Oson Zeis (Epitaph of Seikilos/Ancient Greek Music)



tabii ülkemizde de bu değeri yeniden ait olduğu topraklara getirme çabaları var ama bu çabaya çok ciddi destek sağlanması da şart... devlet desteği!...
2300 yıl önce notaya dökülmüş ilk müzik kayıdı olan Seikilos Mezar Yazıtı'nı ait olduğu yere geri getirmek için çaba harcayan Aydınlılar, seslerini mezar taşı üzerindeki notaları seslendirerek duyuracak. Danimarka'nın başkenti Kopenhag Müzesi'nde sergilenen Seikilos Mezar Yazıtı'nın Aydın'a getirilmesi için Aydın Tiyatro Derneği çalışma başlatmıştı. Bu çalışmaya destek veren Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü, Seikilos Mezar Yazıtı'na kayıtlı notaları orijinal ve Türkçe olarak seslendirecek. ADÜ Müzik Topluluğu öğrencilerinin seslendireceği şarkı, 21 Mayıs'ta Aydın Belediyesi Şükran Güngör Salonu'nda ve ADÜ Mandreos Salonu'nda düzenlenecek "Tralleis Seikilos" etkinliğinde kamuoyuna sunulacak. kaynak...
kurcaladıkça güzel düzenlemeleri çıkıyor şarkının... seikilos bu kadar ünlü olacağını biliyormuydu acaba... hadi bir de caz versiyonunu ekleyeyim...

Epitaph of Seikilos Jazz Arrangement



Yorumlar

  1. Merhaba Seikilos hakkında derlediğin bilgileri bloğunda yayınlaman çok güzel. Ama sadece internetteki bilgilere bağlı kalmayıp akademik makaleleride okusaydın keşke. O zaman daha bilimsel bilgiler verebilirdin. Mesela Euterpe!nin Seikilos'un karısı değilde Antik Greek'te Tanrı Zeus'un 9 kızından birisi olduğunu ve bu dokuz kızın Mousalar olduğunu, her birinin ayrı bir müzik türünün İlham perileri olduğunu yazabilirdin. Örneğin Euterpe Lirik şiir ve flütün ilham perisi. Yinede Seikilos'u sayfanda paylaşman çok güzel. Başarılar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. https://www.academia.edu/8544696/Seikilosun_%C5%9Eark%C4%B1s%C4%B1

      Sil
    2. teşekkür ederim aynur hocam, yayınınıza ulaştım...

      Sil
  2. çok teşekkür ederim katkınız ve bilgilendirmeniz için... işlerimden dolayı biraz geç gördüm katkınızı... siz de keşke eleştirdiğiniz yazıyı üşenmeyip de bir kere okusaydınız... ben zaten o konuya değinmişim... ben zaten ilham perilerini de bir kaç yıl önce yazmıştım... http://www.muzikguncesi.com/2015/01/ilham-perileri.html yandaki adresi kopyalayıp, dilerseniz okursunuz... gerçi benzer paylaşımlar içinde de geçiyor ama neyse artık:)... seikilos ile ilgili bütün arkeolojik çalışmalarda bilim adamları seikilosun eşinin euterpe olduğunu bilimsel olarak ifade ediyorlar ya! peki onu ne yapacağız? Warren Becker and Catherine C. Gleason tarafından yazılan müzik tarihi serisinde de (Music Literature Outline Series 1 Outline 1, Middle Ages and Renaissance) euterpe geçiyorsa eşinin adı, ben ayşe mi diyeceğim?... sizce dünyada kaç tane euterpe yaşadı? mitoloji bilim midir? yoksa eskilerden gelen anlatılar mıdır? hadi bunların hepsini geçtim; burası BLOG! keyfime göre yazdığım bir MÜZİK BLOĞU üstelik... siz hiç girerken sayfaya bir baktınız mı? yoksa yazıyı bile okumadan "dur yahu laf edip de çıkayım" mı dediniz?...

    YanıtlaSil
  3. bu arada, mousa bir adadır... müzler yada muses demek istediniz zannedersem... yahu ne kadar yarım yamalak eleştirilerde bulunuyorsunuz:) ben her hangi bir konuyu yazarken bir blog olmasına rağmen elimden geldiğince özen gösteriyorum ama siz bir yorum yazarken bile gerekli hassasiyeti gösteremiyorsunuz:)...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.