Ana içeriğe atla

seikilos mezar yazıtı

seikilos mezar yazıtı - tralleis
"nota denen şeyi hangi sivri zekalı akıl etmiş acaba!?" gibi saçma ve gereksiz bir şey takıldı boş kafama gece gece... dur bi bakayım, google ekselansları kendimi şanslı hissettirsin dedim... üniversite, enstitü, müze sayfalarını dolanırken, karşıma yukarıdaki sütun çıktı... yanında da tralleis filan yazıyor... "yahu benim memleket orası!" dedim... doğup, serpildiğim yer!... hatta biraz fazlaca serpilip, serpme börek gibi olduğum aydın!... efeler diyarı... dağlarından yağ, ovasından bal akan bu küçük anadolu şehrinin tepelerinden de notalar süzülüyormuş meğer... anlatıma bak!... yaşlandıkça salak bir şey olmaya başladım iyice...

yukarıdaki fotoğrafta, sağda üç gözlü, kemerli bir yapı var ya!... işte ona üç gözler deniyor... isimlendirmeler böyle oluyor işte... "aa bunun 3 gözü var, adı üç gözler olsun:)" ... onun her yerinde dolanmış bir herif olarak, hiç bilmediğim bir şeyi öğrendim!... denk geliş... bıraktım notaların peşini... bana ne yahu kim neden icad ettiyse etmiş...

meğer, bizim bu üç gözler deyip geçtiğimiz, ilkokul boyunca gidip altında piknik yaptığımız yerde; dünyanın "bilinen" en eski ikinci şarkısı, seikilos tarafından, büyük ihtimalle karısı euterpeye yazılmış!... bir ihtimal, oğluna yazılmış... euterpe için yazılmış olması bence daha iyi çünkü daha romantik olacak bu durumda bu yazı... bilineni kocamanca vurgulamamın sebebi, müziğin bu kadar yeni olmaması gerektiğini düşünüyor olmamdandır... öncekileri bilmiyoruz, bulamadık henüz... müziğin evren ile aynı yaşta olduğunu düşünüyorum... big bang den günümüze kadar çıkan bütün sesler genlerimizde mevcut sonuçta...

e tabii bilinen en eski ikinci şarkı deyince, insan birincisini merak ediyor... bilinen en eski şarkı 3400 yıl öncesine ait olan hurri ilahisi... hurri ilahisi ise ugarit kraliçesi nikkal için bestelenmiş... onu geçiyorum, konumuz seikilos yazıtı...

ah bu kadınlar!... erkekleri şair ve müzisyen yapmışlar:)... her başarılı erkeğin arkasında mutlaka bir kadın vardır lafı da buradan  geliyor zaten... her zaman kadın ne isterse erkeğe yaptırtmış!... hala daha öyle:)... kadın sanat yapmak istemiş, "aman ne uğraşacağım şimdi, şu salağa yaptırırım, olur biter" demiş... bence aynen böyle olmuş...

neyse; derin mevzular bunlar, biz daha basit konumuza dönelim...

hiç sormuyorsunuz!... neden birinci olan hurri ilahisini yazmıyorum da, ikinciyi yazıyorum?... hurri ilahisinin notaları ve sözleri eksik! tam bilinmiyor... ama seikilosun yazdığı sözler tam, üstelik hemen altında notaları da tam!...

yani her şeyi ile eksiksiz bilinen, çalınabilen, yorumlanabilen en eski şarkı!...

offf işte bu çok önemli... düşünsenize, ms 2. yüzyılda seikilosun eşi euterpe yada oğlu için hissettiklerini, bugün tam olarak yada gerçeğe çok yakın hali ile yeniden seslendirip, dillendirebiliyorsunuz!...

yaşadığın müddetçe parla...
ışılda henüz yaşıyorken...
gamı tasayı at bir kenara...
hayat çok kısa...
hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme,
yaşam dediğin böyle kısayken...
her şey yenik düşerken zamana

bu her yerde daha kısa idi... ben yazınca neden uzadı anlamadım valla:)... 4 satır idi, ben yazınca 7 satır oldu... neyse, gidin bulun kendiniz... ben eklemelerde bulunmuş olabilirim...

bu seikilos delirtecek beni!... arkeologlar filan da... arkadaş belli değil mi?, oğluna yazmış adam bunu!... yok bilinmiyormuş da, anlaşılamamış da... bunda anlaşılamayacak ne var!... ben de euterpe ye yazmıştır da romantizm sınırlarına uçarız diyordum... bu ne yahu!... bizim shine on you crazzy diamond ın dedesi bu:)... tamam tamam, doğruyu söylemek gerekirse, çok güzel öğütler vermiş bence oğluna, arkeologlara göre ise eşi euterpeye...

ben hemen euterpe kimdir? onu ilave edeyim... tabii çok eskilerden bahsediyoruz, bir ihtimal, alakaları da olmayabilir çünkü seikilos ve euterpe hakkında bilgi neredeyse hiç yok bu şarkı dışında... daha önce ilham perileri olarak yazdığım 9 kız kardeşten biri oluyor euterpe... mutlaka okuyun derim ilham perilerimizi... çok önemli!... gerçekten... özellikle euterpe, elinde sürekli aulos adı verilen bir flüt taşıyan, bize müziğin değerini ve güzelliğini yansıtan perimiz olması sebebiyle çok ama çok önemli... diğer önemli güzel perimiz olan terpsikhore ise lir çalıp, dans etmektedir... bunlar çok önemli... kulağımıza küpe olmalılar... müzik varsa, bu kız kardeşler sayesinde...

tüm bu yukarıda bağlantılarını da verdiğim konular, hep bizim coğrafyamızda geçen konulardır!... çok önemliler!... ve büyük ihtimalle bir çoğu birbiri ile bağlantılı ama tam olarak çözülemiyor...

aşağıda bu şarkının san antonio vocal arts ensemble tarafından seslendirilmiş güzel bir örneğini paylaşayım... gerçekten çok güzel... tabii yazının sonlarına doğru göreceğiniz üzere, aslında orijinali çok kısa ama burada savae tarafından yorumlanmış...

Seikilos Epitaph - Song of Seikilos



seikilos mezar anıtı, aydın-izmir demiryolu yapılırken, 1882 yılında bulunmuş... ms 2. yüzyılda yapıldığı kuvvetle muhtemel olmakla birlikte, mö 200 - ms 100 yılları arasında yapılmış olduğu kesin...

bazı türkçe kaynaklarda bence hatalı bilgi veriliyor!... mesela bu şarkıya sümer şarkısı demişler!... ne alakası var?... seikilos anıtı, aydın tralles antik kentinde!... sümerler nerede?... yahu insan yazarken biraz düşünür, araştırır!... herkes tek bir kaynaktan gördüğünü yazmış geçmiş... ben 80 tane ciddi kaynağı inceledim! peeehhh:)...

birincisi; bu şarkı sümer şarkısı değil, antik yunan şarkısı...

ikincisi; bazı kaynaklara göre, babasının seikilos için bu şarkıyı yazmış olabileceği belirtilmiş ama benim bulduğum kaynaklarda, seikilosun oğluna yazmış olabileceği ifade ediliyor...

Σείκιλος Εὐτέρ[πῃ]
Seíkilos Eutér[pēi]

tam çözülemeyen kısım, eğer yukarıdaki gibi ise; seikilos bu şarkıyı euterpe ye yazmış... ama eğer aşağıdaki gibi ise; euterpenin oğlunadır... euterpenin, seikilosun eşi olduğu varsayımına göre, bu oğlan aynı zamanda seikilosun da oğlu oluyor... seikilos, euterpenin komşusu yada babası ise bilemem:)...

Σείκιλος Εὐτέρ[που]
Seíkilos Eutér[pou]

seikilos kime yazmış, bilmiyorum ama bildiğim tek şey; iyi yazmış:)... yazıtın kaidesinde ise şunlar yazıyor:

“ben bir taşım, bir imgeyim... seikilos, beni ölümsüz anısının sonsuz bir belirtisi olarak, buraya koydu”

seikilos yazıtı - kopenhag müzesi
seikilos mezar anıtı, aydın - izmir demiryolu yapılırken, firma yetkilisi edward purser tarafından bulunmuş... purser, bütunu kendi koleksiyonuna dahil etmiş... bir rivayete göre, purserin eşi, bu sütunun tabanını saksı olarak kullanmış (hay allah yaaa valla çok güldüm buna ama blogda nasıl gülünür ki)... :)... gerçi nerden bilsin kadıncağız canım, ben olsam, kapı çarpmasın diye önüne koyardım:)... neyse, saksı olarak kullanıldığı için, metnin en altı yokmuş artık ve bu sebeple kime yazıldığı anlaşılamamış:)... tam da orada o yazıyormuş:)... bak allahın işine...

bir başka makaleye göre ise, bu yazıt iskoç arkeolog sir william mitchell ramsay tarafından 1883 yılında bulunup, izmirde müzeye konmuş ancak yunan işgali esnasında kaybolmuş... bu arada alman konsolosu tarafından korunmuş olabilir ama makaleye göre, savaştan sonra bir türk kadının bahçesinde saksı olarak kullanılırken bulunup, yurt dışına kaçırılmış...

galiba biz purserin eşine çamur atarken, onlar da bizim kadınlara çamur atıyorlar... aptal bir türk kadın ibaresini bile okudum... olan her zamanki gibi kadınlara olmuş!... iyi de arkadaş; hiç kimsenin sormadığını ben sorayım: işgal ettin! müzeye neden zarar veriyorsun? bu bir... ikincisi; çok küçük bölümü zarar görmüş, neden ille de alıp danimarkaya götürüyorsun?... üçüncüsü; kardeşim, geri zekalı mısın? neden kafana estikçe savaşıyorsun?... dördüncüsü; her şeyin içine edip edip, iş kaidenin zarar görmesine gelince, neden topu ille de bir türk yada danimarkalı kadına atıyorsun?... salaklar... zevzekler... bunları yapanlar hep erkekler!...

özetle; bu yazıt, bir erkek tarafından bulunduktan sonra, erkeklerce çalınıp, kaçırılmış; götürülmüş yaban ellere... ama bir kadın onu saksı yapmış!... hadi ordan!... zamane erkekleri...

bakın; binlerce yıl önce adam gibi adam olan seikilos eşine yada oğluna neler neler yapmış, yazmış, bestelemiş... siz içine etmişsiniz...

seikilosun şarkısının sözleri ve notaları
yukarıdaki fotoğrafta birinci ve üçüncü satırlar şarkının notaları ve ritmi, ikinci ve dördücü satırlarda ise sözleri verilmiş... tabii burada kullanılan notalar, bizans dönemine kadar kullanılan notalar oluyor... yani antik yunan notaları... günümüzdeki karşılığı ise aşağıdaki gibiymiş...


şarkı aslında kısacık... büyük ihtimalle yarım dakika kadar... yada daha kısa...

bugün bizim sahip çıkmadığımız bu değere önem veren, onu değişik şekillerde araştırıp, değerlendiren müzisyenler az değil... çok örneği var ama ben beğendiğim farklı bir kaçını paylaşmak istedim... sizler de arayıp, disco remix ine varıncaya kadar, kendiniz uygunları bulabilirsiniz...

orijinale en yakın hali büyük ihtimalle aşağıdaki...



Seikilos Epitaph (played on a Harp) - bilgi vermiş ve çok da güzel çalmış ama ne yazık ki çalanın adını bulamadım...



Epitaph of Seikilos όσον ζης φαίνου Manolis Papadakis



Lyre 'n' Rhapsody - Oson Zeis (Epitaph of Seikilos/Ancient Greek Music)



tabii ülkemizde de bu değeri yeniden ait olduğu topraklara getirme çabaları var ama bu çabaya çok ciddi destek sağlanması da şart... devlet desteği!...
2300 yıl önce notaya dökülmüş ilk müzik kayıdı olan Seikilos Mezar Yazıtı'nı ait olduğu yere geri getirmek için çaba harcayan Aydınlılar, seslerini mezar taşı üzerindeki notaları seslendirerek duyuracak. Danimarka'nın başkenti Kopenhag Müzesi'nde sergilenen Seikilos Mezar Yazıtı'nın Aydın'a getirilmesi için Aydın Tiyatro Derneği çalışma başlatmıştı. Bu çalışmaya destek veren Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü, Seikilos Mezar Yazıtı'na kayıtlı notaları orijinal ve Türkçe olarak seslendirecek. ADÜ Müzik Topluluğu öğrencilerinin seslendireceği şarkı, 21 Mayıs'ta Aydın Belediyesi Şükran Güngör Salonu'nda ve ADÜ Mandreos Salonu'nda düzenlenecek "Tralleis Seikilos" etkinliğinde kamuoyuna sunulacak. kaynak...
kurcaladıkça güzel düzenlemeleri çıkıyor şarkının... seikilos bu kadar ünlü olacağını biliyormuydu acaba... hadi bir de caz versiyonunu ekleyeyim...

Epitaph of Seikilos Jazz Arrangement



Yorumlar

  1. Merhaba Seikilos hakkında derlediğin bilgileri bloğunda yayınlaman çok güzel. Ama sadece internetteki bilgilere bağlı kalmayıp akademik makaleleride okusaydın keşke. O zaman daha bilimsel bilgiler verebilirdin. Mesela Euterpe!nin Seikilos'un karısı değilde Antik Greek'te Tanrı Zeus'un 9 kızından birisi olduğunu ve bu dokuz kızın Mousalar olduğunu, her birinin ayrı bir müzik türünün İlham perileri olduğunu yazabilirdin. Örneğin Euterpe Lirik şiir ve flütün ilham perisi. Yinede Seikilos'u sayfanda paylaşman çok güzel. Başarılar diliyorum.

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkür ederim katkınız ve bilgilendirmeniz için... işlerimden dolayı biraz geç gördüm katkınızı... siz de keşke eleştirdiğiniz yazıyı üşenmeyip de bir kere okusaydınız... ben zaten o konuya değinmişim... ben zaten ilham perilerini de bir kaç yıl önce yazmıştım... http://www.muzikguncesi.com/2015/01/ilham-perileri.html yandaki adresi kopyalayıp, dilerseniz okursunuz... gerçi benzer paylaşımlar içinde de geçiyor ama neyse artık:)... seikilos ile ilgili bütün arkeolojik çalışmalarda bilim adamları seikilosun eşinin euterpe olduğunu bilimsel olarak ifade ediyorlar ya! peki onu ne yapacağız? Warren Becker and Catherine C. Gleason tarafından yazılan müzik tarihi serisinde de (Music Literature Outline Series 1 Outline 1, Middle Ages and Renaissance) euterpe geçiyorsa eşinin adı, ben ayşe mi diyeceğim?... sizce dünyada kaç tane euterpe yaşadı? mitoloji bilim midir? yoksa eskilerden gelen anlatılar mıdır? hadi bunların hepsini geçtim; burası BLOG! keyfime göre yazdığım bir MÜZİK BLOĞU üstelik... siz hiç girerken sayfaya bir baktınız mı? yoksa yazıyı bile okumadan "dur yahu laf edip de çıkayım" mı dediniz?...

    YanıtlaSil
  3. bu arada, mousa bir adadır... müzler yada muses demek istediniz zannedersem... yahu ne kadar yarım yamalak eleştirilerde bulunuyorsunuz:) ben her hangi bir konuyu yazarken bir blog olmasına rağmen elimden geldiğince özen gösteriyorum ama siz bir yorum yazarken bile gerekli hassasiyeti gösteremiyorsunuz:)...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…