Ana içeriğe atla

sina drums

sina-drums
sina-drums

kaç yıl oldu tam bilmiyorum ama tahminimce 8-9 yıl olmuştur sina'yı youtube üzerinden takip ettiğim süre... çocuk idi, şimdi 22 yaş civarında... youtube'da müziğini paylaşan, daha doğrusu çok ciddi, titiz ve düzenli bir şekilde paylaşan, tanıdığım ilk youtuber oluyor sina-drums... adı sina doering ama soyadını çok yeni öğrendim... sina drums olarak tanınıyor ve bence artık resmen bir marka oldu denebilir...

sina, başlı başına bir başarı öyküsü ve en önemlisi de şu; kendi yaşıtı o kadar çok genç müzisyenle ortak çalışma yaptı ki, onlarca genç müzisyenin birlikte gelişmesine de ciddi katkı sağladı diyebilirim... tabii karşılıklı bu katkı sağlama... yani ellerinden tutup da bir yerlere getirmiş değil ama birbirlerinin eksiğini gediğini kapadıklarını da tahmin ediyorum... sadece geleceği iyi gördü, yola erken çıktı ve bir çok genç müzisyenin ortak mekanı oldu sina drums youtube kanalı... her biri de kendi kanallarına sahipler... çok fazla sayıda gence iyi bir örnek de oldu sina...

bu paylaşımı iki sebepten yapıyorum; birincisi tam kafa dengim sina... klasik rock ve progresif rock hayranı ve o eksende cover'lar yapıyor... daha doğrusu ilk yıllarda uzunca bir süre o şekilde gitti, kendisine ait orijinal çalışmaları da oldu ve son yıllarda da albüm çalışmaları yaptı... ben sina'nın tüm çalışmalarını kendisini ilk tanıdığım günden bugüne, çok severek sürekli izledim...

aşağıda chi might albümlerinden bahsedeceğim... chi might III henüz çıkmadı ama ilk single çalışmasını kaydettiler... harika bir çalışma ve sonradan en başta paylaşmayı uygun buldum... uwe müller çalışması downstream'in orkestral versiyonu... çok kaliteli bir kayıt ve mutlaka kaliteli bir ekipman ile dinleyin... sina-drums'ın sadece 7 yıl içinde ulaştığı noktayı, yazının tamamını okuyunca anlamak mümkün... uwe müller (piyano), noah-benedikt (saksafon), peter kalff (trompet), mike wilbury (gitar, bass), rick benbow (klavye ve düzenleme) ve tabii ki sina...


yıllar sonra bu paylaşımı yapmaya karar vermemin ikinci ve asıl önemli olan sebebi ise; az önce belirttiğim gibi, kendisinin çok güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum... sina sayesinde ben de onlarca genç ve çok başarılı müzisyeni tanımış oldum...

ve demek istiyorum ki: dünya en azından 15 yıldır böyle, siz de böyle olun... özetle; budur... ama bu konuda maalesef henüz pek bir kıpırdanma yok... kimseden yardım eli destek vs de beklemeyin çünkü destek filan olmaz kimse, herkes kendi derdinde... bunu bilin... birlik olun, birlikte gelişin...

çok laf etmeden, hemen bir paylaşım yapayım... an itibarıyla 52 milyon izlenme -ki bu sadece kendi kanalından izlenme... mesela ben paylaştım ya burada, o gibiler de dahil değil-... ile sultans of swing gelsin dire straits'ten... özellikle eski videolardan birini seçtim...


şimdi kontrol ettim, 2013 yılından beri böyle sina... ve ben 2013 yılından beri kendisini izliyorum... ve yine ben 2013 yılından beri; yaptığı müziğin türü ne olursa olsun, genç sanatçılarımızın sina'nın yolundan gitmelerini arzu ediyorum... ama olmuyor pek... halbuki karşılarına çıkabilecek en kolay ve en kısa yoldan fayda sağlayacak fırsat da bu... ama anlatmak da mümkün değil...

dönelim sina'ya... yukarıdaki videoyu izlediniz, sina-drums'ın artık herkesçe tanınan logosunu da görmüşsünüzdür... ilk günden beri var o logo ve sina'nın yola ne kadar bilinçli, planlı, programlı çıkmış olduğunun da bir göstergesi...

sina doering aka sina-drums

bir süredir oldukça iyi bir resmi sayfası da mevcut... sayfasına gittiğinizde, collaboration kısmından dünyanın her yerinden kimlerle ortak çalışmalar yapmış olduğunu da görebilirsiniz...

girls-got-groove.com

yukarıda da belirttiğim gibi, sina-drums ile bir çok genç müzisyen ortak çalışmalar yaptılar ve artarak devam ediyor bu birlikte hareket etme ve yol alma projeleri... mesela jadyn rylee ilk dikkat çaken isimlerden biri oldu... sound of silence sina ile yaptıkları ortak çalışmalarından biri... jadyn de çok önemli bir isim... çok küçük yaşta yaptığı nothing else matters çalışması da olay olmuş bir isim... bizzat şarkının sahibi olan metallica tarafından onaylanmıştır kalitesi ve en beğendikleri cover olmuştur...


burada çok fazla örnek vermem mümkün değil, bir kaç örnekle geçeceğim ama sina ile birlikte çalışan dünyanın çok farklı ülkelerinden genç müzisyen sayısı çok fazla...

tabii ki artık sina da jadyn de daha profesyonel destekçilere sahipler ama ilk adımları kendileri attılar ve yaşları da çok küçük idi... sadece youtube takipçilerinin sayısı bugün sina'nın 1.3 milyon, jadyn'nin 300 bin üstü... videoları milyonlarca gerçek izlenmeye ve yüzbinlerce beğeniye sahip...

sina-drums çatısı altında öyle isimleri tanıma fırsatı yakaladım ki... her yaştan, amatör, öğrenci, her türlü imkanı olan, hiç bir imkanı olmayan, sadece amatörce vokal yapandan tutun da virtüöze ve multienstrümaniste kadar... hep birlikte, birbirlerine destek olarak çalıştılar ve aşağıdaki chi might 1 ve 2 albümlerini çıkardılar...

chi might I

chi might II

romanya'dan andrei cerbu  gibi çok önemli bir genç gitaristi de tanıdım bu çalışmalardan mesela... ve tabii diğer isimleri de... rob lundgren (vokal), rick benbow (klavye) ve ursula wienken (bas)... ursula için bir link bulamadım... deep purple seçtim bu sefer, seçenek çok çünkü... child in time...

çok çalışkan, hedefleri ve projeleri olan, kendisini "nerd" olarak tanımlayan bir genç müzisyen sina... almanya marburg'da dünyaya gelmiş sina... annesi; amatörce piyano çalıp, şarkı söyleyen annelerden... babası ise; profesyonel bir konser ve stüdyo müzisyeni... babasıyla birlikte turnelerde bol bol gezmiş küçük yaşlardan itibaren... 2010 yılında davul çalmaya başlamış... yarım saatte öğrenmiş çalmayı... tabii ki şakaymış... babası ile çalışmış önceleri, sonra kayıtlara başlamış... o süreçte, daha önce de belirttiğim gibi, youtube üzerinden cover parçaları paylaştı... 2015 yılından itibaren de orijinal ve kendine özgü çalışmalara odaklandı... chi might I ve II albümleri de  bu çalışmaların ürünü... 2018 yılında da the guess grubunu kurdu arkadaşları ile ve almanya'da farklı mekanlarda çaldılar...

14 yaşındayken ilk kaydedip, kanalından paylaştığı cover, dream theater'ın metropolis'i idi ve ilk çalışması bile ciddi bir beğeni toplamıştı... tabii ki sonrasında dikkat çeken diğer çalışmaları ardı ardına geldi... bu tip cover çalışmalarını aslında kendisini geliştirmek ve öğrenmek adına yaptığını, tatmin edici özgün çalışmalar olmadığını kendisi de ifade ediyor... aslında ilk albüm çalışması, daha doğrusu içinde yer aldığı ilk albüm briony williams'ın solstice albümü... bağlantılardan bilgi alıp, albümü dinleyebilirsiniz...

kafası kafama denk isimlerden daha çok bahsetmeye çalışıyorum... sina ve andrei cerbu yanında, japonya'dan bir bas canavarı olan juna serita'yı da unutmamam gerekiyor... sina ve juna'dan tiny voice...

şimdilik bu kadar diyeyim... mutlaka sina sayesinde tanımış olduğum yeni isimler gelecek aklıma, gelince eklerim... sina; henüz çocuk denecek yaşlarda çok büyük işler başarmış, elindeki imkanları da zorlayarak çıktığı yolda ilerlemeyi sürdürmüş ve bugün dünyaya ulaşabilmiş, neredeyse marka olmuş bir isim... "sina-drums" dünyada sayısı tahmin bile edilemeyecek kadar büyük bir dinleyici kitlesine sahip olan ve çok sevilen bir müzisyen...

başından sonuna sadece kendi prodüksiyonu olan bir videosu da bonus olarak gelsin...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da