Ana içeriğe atla

duygu alkan - my garden's perennıals

duygu alkan

duygu alkan - my garden's perennials

on yıllık müzik kariyerine sahip olan ve yaklaşık dört yıldır hollanda'da yaşamakta olan duygun alkan, my garden's perennials albümünü çıkardı kısa bir süre önce... günümüze kadar canlı kalmayı başarabilmiş beş farklı dilde beş ninni içeren bu albüm, oldukça dikkat çekici ve bir o kadar da önemli çünkü yaşam alanı artık çok sınırlı olan dillere de nefes oluyor aynı zamanda...

bahçesinin uzun ömürlüklerini topladığı bu albümde; anadolu ve mezopotamya'dan günümüze kadar gelen farklı dillerdeki anonim ninnilerle, farklı coğrafyalara ait insanların da çocukluklarına dokunmayı amaçlamış duygu alkan ve ortaya harika bir ninni albümü çıkmış...

ödüllü bir sanatçı olan duygu alkan; 2017 yılında ege üniversitesi devlet türk musikisi konservatuvarında lisans eğitimini tamamladıktan sonra, hollandaya gitmiş ve codarts rotterdam konservatuvarında da lisans üstü eğitimini tamamlamış... orta doğu ve avrupa ülkelerinde önemli etkinliklerde ve mekanlarda aralıksız sahne almış olan sanatçı, tiyatro ile de profesyonel anlamda ilgileniyor ve geçtiğimiz yıl amsterdam theatre rast ile de sahneye çıkarak ilk müzikal deneyimini de yaşamış...

duygu alkan

aynı zamanda vokal koçu, doğaçlamacı ve orkestra şefi de olan duygu alkan; önce işletme okumuş, sonrasında ege üniversitesinde türk müziği eğitimi almış ve hollanda'da master yapmış... öğrenciliği esnasında, avrupa ve orta doğu ülkelerinde bir çok performans sergilemiş, uluslararası bir çok festivale katılmış ve ırak süleymaniye konservatuvarında da öğretmenlik yapmış... eğitimini tamamladıktan sonra; ses koçluğu yanında, öğretmenlik ve orkestra şefliği de yapmış ve bildiğim kadarıyla bu çalışmalarına da devam ediyor... hollanda ve belçika'da osmanlı müziği repertuvarı ve ses tekniği konularında atölye çalışmaları da yapıyor duygu alkan...

beş ninnilik my garden's perennials, tadı damakta kalan bir albüm ve dinleyip, bitirdiğinizde ister istemez "neden bu kadar kısa!" dedirtiyor...

sebebini gerçekten hiç bilmiyorum ama bende nedense bir ninni hastalığı var... çocukluğumuzdan beri sürekli uyutulduğumuz ve sürekli ninni dinlediğimiz için muhtemelen... gerçi o ninniler sevimsiz, bu ninniler harika... bu blogta daha önce de ninniler paylaşmıştım, mesela bir tanesi en bayıldığım nana... felaket ninnilerden biridir... bir diğer dünyaca ünlü ninni ise; durme durme ve bu ninni duygu alkan'ın albümünde de yerini almış olan ladino dilinde bir eser... albümdeki en iyi ninniye karar vermek pek kolay değil ama durme durme benim her zaman favorim olmuştur ve gerçekten bu albümde ille de tek bir eser adı vermek gerekirse (biliyorum, saçma), ben durme durme derim bu albüm için de... ladino dili, sefarad yada safardi olarak da bilinen ve artık neredeyse ortadan kalkmaya yakın olan harika bir dil... biraz yarım yamalak yazmışım, sefarad yahudilerinin dili oluyor ladino... türkler, yahudiler ve ispanyollar bu dili hiç bilmeseler de anlayabilirler... ülkemizde bu dili konuşan büyük bir kesim vardı ama sayıları tahminimce çok az kalmıştır... mor karbasi paylaşımında daha detaylı bilgi vermişimdir muhtemelen, göz atarsanız, sevinirim...

ck music production tarafından yayımlanan albümün müzik direktörlüğü de coşkun karademir'e ait ve albümde bağlama, kopuz ve cura da kendisi tarafından çalınmış... duygu alkan'ın harika sesi ve yorumuna ek olarak üst düzey bir müzisyen desteği de var albümde... cenk erdoğan (gitar), derya türkan (klasik kemençe), emre sınanmış (duduk), serkan yıldırım (kaval), ayhan beyazdağlı (keman), murat süngü (viyolonsel), adem gülşen (piyano ve klavye), ömer arslan (vurmalı) ve hakan gürbüz (bas); albümde çalan usta müzisyenler...

bu harika albümün tamamını aşağıdaki spotify çalma listesinden dinleyebilirsiniz, spotify üyeliği olmayanlar, youtube üzerinden de dinleyebilirler... albümdeki parçalara çekilmiş klip yada canlı performans videosu şimdilik yok, ya da ben bulamadım ama mutlaka olacaktır, ulaştığımda buraya eklerim... on yıllık bir kariyer sonrasında çıkmış bir albüm, evet gerçekten çok kısa ama kısa da olsa, çok güzel bir albüm... duygu alkan'ın yeni çalışmaları da mutlaka olacaktır, ben de burada bir çok kez paylaşacağım kendisini tahminimce... sizi şimdilik albümle baş başa bırakayım...


Yorumlar

  1. Sayenizde keşfettim bu muhteşem sesi. Çok güzel şarkılar ve müzikler. Sesine aşık oldum resmen.

    YanıtlaSil
  2. Bende bu sese aşik oldum şimdi canlıbir müzik vidyosu istiyorum lütfen şu şarkı tam duygu hn.sesine çok uygun çok sevinirim.

    YanıtlaSil
  3. Keklik dağlarda çağilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adımızi bile unutturdu vay halime(espri)
      Sadi

      Sil
  4. Duygu hn.
    Amsterdam da türk müzik gurubu var ordan cansu acar diye bir sanarçıdan dinledim keklik şarkısını int. Var

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da