Ana içeriğe atla

mor karbasi

mor karbasi
bir dinleyen bir daha bırakamaz mor karbasi'yi... hiç bu kadar iddialı bir cümle kurmamıştım, zaten kurulmaması da gerekir ama mor karbasi bu cümleyi bence fazlasıyla hak ediyor... oldukça uzun bir süredir hakkında ne bulduysam okuyorum, bütün müziklerini dinledim defalarca, bütün videolarını da izledim diyebilirim... istisnasız, dünyanın her yerinde tanınıyor, dinleniyor ve çok seviliyor...  hakkında yazılan bir çok yorumu da hiç üşenmeden okudum, aptalca yapılan siyasi yorumları saymazsak -ki o yorumlar da çok az-, 1 adet bile olumsuz ifadeye rastlamadım!... sanatın içine o anlamsız fikirlerini ille de sokmaya çalışanlar bile, "sesi ve müziği harika, bir şey diyemem, ama dır dır vır vır......" şeklinde yazmak zorunda kalıyorlar mecburen... asyadan amerikaya, afrikadan, avrupaya ve avustralyaya kadar her coğrafyada ve kültürde bıraktığı etki de neredeyse aynı: her türlü duyguyu aynı anda yaşatabilen, üzerken umutlandırabilen ses...

sadece tek bir müzik türüne tutkulu, başka hiç bir müziğe zerre kadar pirim vermemeye özen gösteren saplantılı dinleyiciler bile mor karbasi'ye ayrıcalık tanıyorlar... mor karbasiye bu derece hayranlıkla bağlı kalınmasının ve en başta iddialı bir şekilde ifade etmiş olduğum gibi bırakılamamasının tek bir nedeni var: sanatını yaşayarak ve yaşatarak icra ediyor olması... büyük bir içtenlikle ve samimiyetle yaptığı tek şey bu... söylediği her kelimenin arkasında büyük hikayeler var... bir türlü unutulamayan hikayeler... şarkılarının dilini de anlamanıza hiç gerek yok... o şarkının ne anlattığını rahatlıkla anlayabiliyorsunuz... tabii şunu da ilave etmek durumundayım; ladino söylediği için zaten konuyu tahmin edebiliyorsunuz, o ayrı ama mor kabasi üzüntüyü de sevinci de hüzünlü söylemesine rağmen, siz ne anlattığını anlayabiliyorsunuz... o derece doğal bir aktarımı var yani... uzun uzun anlatmaya çalışmaktansa, ilk dinlediğimde donup kalmama sebep olan judia adlı parçasını paylaşayım... the beauty and the sea albümünden... klibinde kürt kökenli iranlı yönetmen bahman ghobadi'nin ünlü ve unutulmaz yapıtı kaplumbağalar da uçar filminin can alıcı sahneleri kullanılmış... bu filmi mutlaka izlemenizi öneririm bu arada...



ses bu kadar mı etkili ve doğru kullanılır!... topu topu 5 küsur dakikalık bir şarkı ama insanı oturduğu yere çivileyen bir eser... parça bitince "bu neydi yahu" deyip, bir kaç kere daha dinlememek oldukça güç... iddialı ifadeler kullanıyorum sürekli ama gerçekten böyle düşünüyorum ve böyle düşünmeyene de henüz rastlamadım... sadece benim düşüncem yada beğenim olsa, bu şekilde zaten yazamam...

judia, çok önemli bir şarkı... ben yukarıda filmde kullanılan versiyonunu paylaşmayı tercih ettim ve bu versiyon albümdeki halinden çok daha iyi bence... filmdeki görüntülerin kullanılmış olması da etkili tabii ama sadece dinlediğimde de bu versiyon bana daha etkileyici geliyor... albüm versiyonu için tıklayın... aşağıdaki bağlantıdan da resmi web sayfasına sosyal paylaşım sayfalarına ulaşabilirsiniz...

www.morkarbasi.com

judia'nın sözleri mor karbasi'nin annesine aitmiş... şarkının özü şu: "nereye gidersen git, adın her zaman yahudidir" judia aslında yahudi demek ama şarkıda kadın olarak algılanıyor...
Judia will be your name...

My mother kissed my forehead when I was born,
a kiss of love
my mother gave to me when I was born.

Filled with pain she said:
Judia, Judia will be your name [x2]

My mother lit the candles of Sabbath,
they illuminated my eyes
my father sang to me festive songs,
they remained in my heart.

And he said to me:
Judia, Judia will be your name [x2]

In my dark eyes,
in my dark hair
the flames of my country
burned like candles
like candles of consolation.

Silently, as they burned out they said:
Judia, Judia will be your name [x2]

And I wanted to run away,
and lose my way
to no longer carry the pain in my heart
the horrible mark on my chest
as they died screaming
and I cried by the river.

Judia, Judia will be your name.
sözlerinin türkçesini buldum ama bana çok alakasız geldi!... ingilizcesini paylaşayım, siz bakın çaresine... ingilizcesi de ne kadar isabetli bilmiyorum çünkü ispanyolcası ile pek de uyumlu gelmedi bana... neyse... yukarıdaki oldukça doğru sayılır...

yukarıda da bahsettiğim gibi, en önemli ladino şarkıcılarından biri mor karbasi... bu arada ladino, 15. yüzyıl ispanyolcası ile ibranice karışımı bir dil ve o dönemde ispanyadan sürülen yahudilerin ülkemize, daha doğrusu ege bölgesine taşıdığı dil oluyor... bilindiği üzere, ispanyadan sürgün edilen bu insanlar sefarad olarak tanınıyorlar ve oldukça köklü bir kültüre sahipler ancak yakın bir zamana kadar kullanılmaya devam eden bu dil maalesef bugün yok olmakla yüzyüze... sefarad, ibranicede ispanya demektir ve ispanyadan ayrılan yahudiler kendilerine sefarad demişlerdir... kullandıkları ladino dili ise ispanyolcanın kastilyano lehçesine türkçe, ibranice ve biraz da rumca kelimeler karışmış halidir... kaybolma tehlikesi altındaki ladino dili için genelde bu ifadeler kullanıyor ama ben bir ara ilgilenip okumuştum, ladino dilinin aslında o dönemde ispanyada kullanılan dil olduğu, oradan kovulan ve osmanlı devletine sığınan sefaradlar tarafından bir çok kelimenin osmanlıcaya sokulduğu da ifade ediliyor ve bu bana daha mantıklı geliyor...

shecharhoret paylaşayım arada, bu harika şarkıyı dinlerken okumaya devam edin... en az judia kadar güzel bir diğer karbasi şarkısı... yine ilk albüm olan the beauty and the sea'den... tabii şunu belirtmem şart, bu şarkıyı 1976 yılında da ofra haza seslendirmişti... diğer bir çok ladino şarkıcısı da seslendirmiştir...



düğün şarkısıymış aslında... yani öyle deniyor, yeni öğrendim... sözleri kabaca şunu anlatıyor: "aslında esmer değilim, bembeyazım ama yaz güneşi beni kara yaptı... denizciler bana esmer kız diyorlar, bir daha derlerse onlara giderim... kralın oğlu bana esmer kız diyor, bir daha derse ona giderim..." arkadaş böyle düğün şarkısı mı olur yahu:))... damadın suratına baka baka:))... neyse... benim en çok dikkatimi çeken şarkının ilk cümlesi oldu, gerisi hikaye... shecharhoret, esmer demek bu arada... bu parçanın devamı morenicadır ve ayrı bir şarkıdır...

bir şey yazınca, yarım bırakmak olmuyor, yahudiler ispanyadan neden sürgün edildiler? onu da yazayım bari... önemli konu, çünkü mor karbasi'yi bir bakıma o dönemin kastil-leon kraliçesi 1. isabella'ya ve aragon kralı 2. ferdinand'a borçluyuz... özellikle isabella'ya... özetle şöyle oldu; yahudiler çok eski dönemlerde yerleşmişlerdi aslında iber yarımadasına... ispanyada islamiyetin hakim olduğu dönemde, müslümanlar hıristiyanlara ve yahudilere hoşgörü ile yaklaşmışlardı ve özellikle yahudi halkın katkılarıyla ispanya oldukça gelişmişti ve hoşgörü ortamı ve refah sebebiyle ispanya yahudilerin göç ettiği bir yer olmuştu... bu süreçte kuzeyde dar bir alanda yaşayan katolikler zamanla güçlenerek ispanyanın tamamına 14. yüzyılda yeniden hakim oldular... tabii ilk yapmaya çalıştıkları, buradaki yahudileri hıristiyanlaştırmaya çalışmak oldu... bu plan ters tepti çünkü yarı yahudi yarı katolik tuhaf bir toplum oluştu... bazı yahudiler hıristiyanlığa geçtiler ancak bazıları hristiyan görünüp, yahudiliğe sadık kaldılar ve sonuçta yahudilik yer altına indi yani gizli ve bilinmeyen bir halk kitlesi doğdu... bu durum özellikle kendi geçmişinde de yahudilik bulunmakla birlikte koyu bir katolik olan isabellayı çok rahatsız ediyordu... gün geldi, isabella ile ferdinand evlendiler!... ferdinandı kullanmak için evlenmiştir bu isabella kesin... neyse, dedikodu yapmayalım... 1478 yılında engizisyonu kurdular ve 1492 yılına kadar dinini değiştirmeyen yahudileri yakarak öldürdüler... 1492 yılının başlarında kral ve kraliçe alhambra kararnamesini imzaladılar ve 31 temmuz tarihine kadar tüm yahudilerin bütün varlıklarını bırakarak ispanyayı terk etmelerini istediler... bu arada, 31 temmuz tarihi yahudiler için matem ve oruç günüdür yani o tarih özellikle seçilmiştir... uzatmayayım, 1492 yılında ispanyadan sürgün edilen yahudiler, daha sonra sicilya ve portekizden de uzaklaştırıldılar...



burası müzik bloğu, dolayısıyla her şey objektif olmak zorunda... 1735 yılında kurulan ispanya kraliyet tarih akademisi, tarihi kaynakları araştırmak ve belgeleri toplamak amacıyla görevlendirilmiştir... daha sonra resmi kimlik kazanan bu kurum real academia de historia başlığıyla tüm belgeleri yayınlamıştır... bu belgelere göre; yahudileri ispanyadan kovan sistem içinde etkin olan çoğu önemli kişinin de aslında sonradan katolik olan yahudilerdir!... bu dönme yahudiler konverso olarak tanımlanmaktaydılar... isabella'nın da geçmişinin musevi olması, sonradan koyu bir katoliğe dönüşmesi de en az bu kadar ilginç...

bu paylaşımda ben sadece şu kadarcık bir yorum yapayım: yahudiler, o dönemde matematikten anlayan, ticaret yapan, bilgili tek toplum idi... bir diğer ilginç nokta da şu; colomb'un da gizli yahudilerden olduğu konusunda ciddi belgeler var... özetle, aydın ve bilgili kesim her zaman sorun olarak görülmüştür ve yok edilmiştir... sonradan katolik olan konversolar için bile...

1492 yılında başka ne oldu? yine ispanya vardı gündemde... hem de dünyanın yeni keşfedilen öbür yakasında... yahudiler ispanyadan çıkarılmalarından sadece 2 ay sonra colomb amerika kıyılarına ulaştı... cenovalı kaşif ispanya krallığı himayesinde çıktı sefere ve karşı kıyıya ulaştığında kendisini karşılayan kızılderililerin ne kadar insancıl olduklarını, savaşmayı hatta kılıcı bile bilmediklerini yazdı seyir defterine... yazmakla kalmayıp, ispanya kraliçesine de anlattı... bizim şu ferdinand ile isabella kendisini barcelonada karşıladılar ve amiral yaptılar... yetmedi, keşfettiği bölgenin valisi de oldu colomb... colomb'u sevmediğim gibi, şimdi uzayda dolanan kaşifleri de sevmiyorum zerre kadar... ödüm kopuyor gariban bir gezegen keşfedeceğiz diye... aklımızdaki uzaylılar hep gelişmiş yaratıklar olduğu için üstünde durmuyoruz ama kalkıp da gariban bir gezegen keşfedersek olacakları tahmin etmek hiç de zor değil...

mor karbasi ve diğer ladino şarkıcılarının şarkıları bu sebeple hep hüzünlü ve üzüntülüdür... bu hüznü sesi ile en iyi yansıtanlardan biridir mor karbasi ve günümüzde ladino dilinin yaşaması için de gayret sarfetmektedir...


mor karbasi, 2008 yılında çıkardığı ilk albümü the beauty and the sea ile adını dünyaya duyurmayı başardı... çarpıcı sesi ve sahne performansları sayesinde kısa sürede dinleyici kitlesi hızla genişledi... ikinci albümü daughter of the spring ile de ladino'nun divası olarak anılmaya başlandı... özellikle bu albüm sonrasında dünyanın bir çok ülkesinde konserler verdi... la tsadika isimli üçüncü albümünde ise annesinden gelen fas kültürü ağır basıyor... 1986 yılında jerusalemde doğup büyüyen mor karbasi'nin babası ise iranlı bir musevi... bu sebeple farklı coğrafyalardan köken alan bir kültüre sahip ve bu renklilik doğal olarak müziğine de yansıyor... bu kültürlerden beslenen geleneksel ve anonim eserler yanında, kendisine ait eserleri de seslendiriyor mor karbasi... 2016 yılında da en son albümü ojos de novia çıktı piyasaya...

faslı annesi, büyükannesi, hatta daha da büyük annesi şarkıcı mor karbasinin ... kim bilir önceki büyük anneleri de şarkıcıdır da kendisi de bilmiyordur... özellikle anne tarafı çok fazla sanatçı ruhlu anladığım kadarıyla... annesi sürekli yanında mor karbasinin ve en büyük desteklerinden biri... ilham aldığı kişi de doğal olarak annesi... annesinin hikayeleri ve şarkı sözleri albümlerinde mor karbasinin... büyük annelerinin ortalıkta ulu orta şarkı söylemeleri büyük olasılıkla yasak idi çünkü o dönemlerde pek de hoş karşılanmazdı kadınların şarkı söylemeleri ama mor karbasi bugün dünyanın her yerinde şarkılarını seslendiriyor... 500 küsur yıllık kültürü yaşatmak için çabalıyor... eskiden ulu orta söylenemeyenleri bugün o söylüyor tıpkı diğer ladino şarkıcıları ve müzisyenleri gibi... ve bütün bunları da en iyi şekilde yapıyor...

son albümünden aynı adı taşıyan şarkısıyla bitireyim artık... ojos de novia... yani sevgilinin gözleri...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

eylül eda yıldız'dan başarı haberi

sessiz sedasız ama emin adımlarla ve hızla gelişen bir genç yetenek piyanist eylül eda yıldız... benim çok önem verdiğim gençlerden biri... hem emin adımlarla ilerliyor, hem de emin ellerde çünkü elena çekiç ile çalışıyor...

eylül hakkında daha önce yaptığım paylaşımı da mutlaka okuyun: eylül eda yıldız

aşağıda eylül'den gnossienne no 1 paylaşacağım, ben bayılarak izliyorum bir süredir... aslında onu paylaşmak için fırsat kolluyordum, o da çıktı... eylül eda yıldız, nisan 2019 da almanyada girdiği bir yarışmada birinci oldu...

bir yarışmada lafını ilk defa kullanıyorum çünkü ailesi ve öğretmeni tarafından yapılan paylaşımlarda hangi yarışma olduğu yazmıyor:)... aslında atlanmaması lazım tabii ama benim için yarışmalar en önemli konu değiller... ama yazmaları gerekirdi, o ayrı...

yarışmaları pek önemsemiyorum dediğimde bazen kızılıyor... tabii ki önemsiyorum, önemsiz değiller ama ben çocukların yarıştırılmalarına ve sanatta yarışma olmasına karşıyım... kişisel görüştür sadece... e…