Ana içeriğe atla

ayşegül yörükoğlu

piyano, piyanist
ayşegül yörükoğlu
çok başarılı bir genç piyanistimizi maalesef çok geç tanıma fırsatım oldu... sosyal medya sağ olsun... başka medyaların pek işe yaradıkları yok bu konuda... ana akım medyadan bahsetmiyorum, bildiğiniz kültür sanat medyası bahsettiğim... neyse, piyanist ayşegül yörükoğlu'na saygısızlık olmasın, ayrıca yazarım derdimi artık...

bu kadar geç tanımış olmamın şaşkınlığını yaşıyorum gerçekten... bu genç sanatçılarımıza ulaşıp, onları tanımak için büyük bir gayret içinde olmama rağmen, ben bu kadar geç ulaşabiliyorsam, gerisini siz düşünün artık...

çok fazla başarıya imza atmış bir genç sanatçımız ayşegül yörükoğlu... henüz 10 yaşındayken elde etmiş olduğu başarıları ile gazetelerde haber olmuş... tabii benim pek hoşlanmadığım dahi, harika çocuk vs gibi ifadelerle ama olsun... sonuçta ilgilenmişler ve haber yapmışlar... 1993 antalya doğumlu kendisi ve henüz 10 yaşındayken, şef yalçın adıgüzel yönetimindeki antalya devlet senfoni orkestrası eşliğinde seslendirdiği mozart'ın piyano konçertosu ile adını duyurmaya başlamış bir isim...

piyanoya antalyada beyhan bakırcı ile başlamış, sonrasında akdeniz üniversitesi, antalya devlet konservatuvarında samir mirzoev ile piyano çalışmalarına devam etmiş ve bu okulda lise öğrenimini tamamladıktan sonra, başarılarından dolayı, önceki adı moskova devlet konservatuvarı olan ünlü moskova tchaikovsky konservatuvarına davet edilmiş... dikkatinizi çekerim; davet edilmiş! herkesin girebilmek için yarıştığı bu okula... davet eden de çok önemli bir isim; victor merzhanov... bir diğer isim ise, yuri didenko... bildiğim kadarıyla bu okuldaki ilk öğretmeni yuri didenko... istanbulda düzenlenen rachmaninov yarışmasında ayşegül yörükoğlu'ndan çok etkilenmiş anladığım kadarıyla merzhanov çünkü bu yarışmanın jürisinde de bulunuyor...

çok gevezelik yapmadan bir chopin paylaşayım kendisinden...



2011 yılında okula davet almış ve 1 sene sonra da ne yazık ki vefat etti merzhanov... sergey koudriakov gibi yine çok önemli bir ismin sınıfında eğitimine devam eden ayşegül yörükoğlu, 2017 yılında lisans eğitimini tamamlamış...

moskovada eğitimine başladıktan bir sene sonra, 2012 yılında ukrayna'da düzenlenen uluslararası slobozhanska fantasy piyano yarışmasında birinciliğe layık görülmüş... 2013 yılında da almanya'da düzenlenen rachmaninov festivalinde özel ödül sahibi olmuş ve burs kazanmış...

yukarıda tempest'in ilk bölümünü paylaşmıştım ama son anda chopin fantasie ile değiştirdim aynı eser olmasın diye... tempest'in hastası olduğum bölümünü paylaşmadan da olmaz tabii... ben kendim için paylaşıyorum bu videoları, girip dinlemesi kolay oluyor... biraz güneş azizlik yapmış ama akşam güneşidir...



şu anda amsterdam konservatuvarında naum grubert ile master (yüksek lisans) çalışmalarını jacques vonk vakfı tarafından kendisine verilen burs ile sürdüren ayşegül yörükoğlu, müzik yaşamına bir çok ödülü ve daha da önemlisi bir çok başarılı konseri de sığdırmış...

müzik kariyeri boyunca almanya, hollanda, italya, rusya, ukrayna, azerbaycan, malta, kuzey kıbrıs ve türkiye'de konserlere çıkan ayşegül yörükoğlu, lugansk philharmonic orchestra (rusya), nrw orchester-zentrum (almanya), sumy regional symphonic orchestra (ukrayna), antalya devlet senfoni orkestrası ve antalya devlet opera ve bale orkestrası gibi çok önemli orkestralar eşliğinde solist olarak sahneye çıkmış... bunun dışında, 2014 yılında verdiği akbank sanat yada 2018 yılında erimtan'da verdiği konserleri gibi bir çok önemli konseri de var ama şimdilik maalesef detaylı bilgiye sahip değilim...

erten deniz ispir ile 25 ocak 2020 tarihinde hollanda'da konser verdiler
bugüne kadar ikili olarak çalışmalar yaptığı önemli isimler de var...kendisi gibi moskova konservatuvarı öğrencileri olan piyanist ecem alnıaçık ve keman sanatçımız erten deniz ispir ile verdiği konserler büyük beğeni toplamış... bu konserlerle ilgili videolara ulaşamadım... eğer paylaşılabilecek nitelikte videolarını bulursam, buraya eklerim mutlaka çünkü bu tip çalışmalar çok önemli... ecem alnıaçık ile yeldeğirmeni sanat merkezinde 2018 yılında verdikleri konser de oldukça beğeni toplamış ve ses getirmiş...

ecem alnıaçık ile anadolu üniversitesi konserinden (2018)
ben unutmadan youtube kanalını paylaşayım, sürekli güncel bir kanal, mutlaka takip edin ve tüm videolarını da izleyin derim... aslında iki ayrı kanalı var, aşağıdaki ilk kanal daha yeni... ikincisinde de çok iyi konser videoları mevcut ama çoğu oldukça eski kayıtlar... aslında birleştirilse çok da iyi olur düşüncesindeyim... ben burada mümkün olduğunca son kayıtları paylaşmayı tercih ediyorum istemeden de olsa çünkü hem sanatçılarımız çoğu zaman eski kayıtlardan pek hoşlanmıyorlar hem de eskileri yayından kaldırabiliyorlar... ben ise tam tersi, ille de eski kayıtları paylaşmak için can atıyorum ama olmuyor... eski kanalında daha çok konser kaydı bulunuyor ve eserlerin tamamı var kayıtlarda, her iki kanalını da takip edin derim...

youtube - ayşegül yörükoğlu

youtube - ayşegül yörükoğlu (eski)

ayşegül yörükoğlu'nun, bugüne kadar elde ettiği bir çok önemli başarı da var... ukrayna'da düzenlenen 8. uluslararası vladimir horowitz piyano yarışması’ndan ve rusya'da düzenlenen uluslararası vavilov piyano yarışması'ndan özel ödül ve burs kazanmış... letonya’da düzenlenen uluslararası müzik yarışması’nda, malta piyano yarışması’nda ve 10. pera piyano festivali’nde ikincilik ödülleri ve ukrayna’da düzenlenen slav fantazisi piyano yarışması’nda da birincilik ödülü kazanmış... benim ulaşabildiğim dereceleri 2008 ile 2014 yılları arasında, sonrasını bilmiyorum yada yarışmaya katılmamış...

kısa sayılmayacak bir süre biraz sessiz kalmış sanki... benim ayşegül yörükoğlu'nu çok geç tanımış olmamda bunun da etkisi var muhtemelen... 2014 yılından bugüne kadar geçen sürede çok fazla bilgiye ulaşamadım ama öncesi de oldukça yoğun ve aktif... herhalde eğitimin ağırlığından ve yoğunluğundan kaynaklanan bir durum... bazen de okullardan kaynaklanan bazı katı kurallar sebebiyle çok fazla görünemiyor genç sanatçılarımız...

2011 yılında 12. uluslararası antalya piyano festivali bünyesinde, kamuran gündemir anısına düzenlenen genç yetenekler konseri'nde yer almış ve bu konser sonrasında da övgüler almayı başarmış... bu arada; o yıllar, fazıl say'ın bu festivali düzenlediği yıllar idi... daha sonra bıraktı yada bıraktırıldı işte her neyse ve kamuran gündemir de kendisinin hocasıdır... sadece fazıl say'ın değil, aynı zamanda muhiddin dürrüoğlu'nun da hocalığını yapmıştır, belirtmek istedim...

antalya piyano festivali çok prestijli bir konumda idi o dönemlerde ve o festivalin genç yetenekler konserlerine kabul edilebilmek (yada davet alabilmek belki de) çok önemlidir... ben o konserlere katılan her genç piyanisti tanırdım, bilirdim ama ayşegül yörükoğlu'ndan gerçekten özür diliyorum... gerçi benim 2011 yılım berbat geçmişti... galiba o yüzden...

ben ulaşabildiğim bilgileri paylaşıyorum sadece, özellikle son bir kaç yıl içindeki konserlerine tam ulaşamadım... gerçi bütün konserlerini vermem zaten hem gereksiz hem de mümkün değil ama özellikle ses getiren konserlerini daha sonra da ulaştıkça eklerim mutlaka...

rachmaninov olmadan olmaz tabii... prelude op.3... harika... kendisi tarafından paylaşılan son video oluyor aynı zamanda... çok iyi ve farklı bir yorum olmuş...



eski ve daha bilinen adı ile moskova devlet konservatuvarı, yeni adı ile moskova tchaikovsky konservatuvarı; bize ayşegül yörükoğlu dışında, gökhan aybulus, cem babacan, kenan tatlıcı, ecem alnıaçık gibi önemli isimleri kazandıran, dünyanın en önemli müzik okullarından biri... aklıma gelmişken hemen yazayım, şu anda da beren gürcüoğlu orada piyano eğitimi alıyor ve o da mutlaka paylaşacağım isimlerden... master'a başlasın yazarım:))... tabii ben bildiğim isimleri yazıyorum sadece, bu durumları hiç sevmem ama ille de kalkar yazarım... şimdi kesin aklıma gelmeyen de vardır, hatta çoktur...

klasik piyanoda rus ekolü dendi mi akan sular durur... yada bende duruyor bilmiyorum ve rus ekolü nedir derseniz, onu da bilmiyorum:)... bu blogta ben her zaman bilmediklerimi yazmışımdır... benim ekolüm de bu:)... hadi ekol demeyeyim de, rus tarzı mı diyeyim ne diyeyim bilemedim ama sadece piyanoda da değil, müzikte bana her zaman rusya diyarı çok daha sıcak, eğlenceli ve zarif gelmiştir... tabii sadece rusya değil, rusya etkisindeki tüm coğrafyalar... "rus" dendiğinde halkımızda bir soğukluk yaşanır nedense ama bana da hiç bir zaman soğuk gelmemiştir... ruslar iyidir özetle... yani 2 kelam ekol mekol lafı edeyim de karizmatik ve entelektüel olsun dedim diğer havalı bloglar gibi ama "ruslar iyidir" çıktı nihayetinde...

felix mendelssohn - variations sérieuses op. 54



rus ekolü, zaten adı üstünde rus okulu... rusyada verilen eğitimden kaynaklanan bir gelenek zannedersem... yani piyano başında oturuştan ve bileklerin hareketinden tutun da eserin yorumuna kadar etkisi var bu eğitimin... yıllardır rus piyano eğitmenlerinin eğitim videolarını bıkmadan usanmadan izlemiş biri olarak (üstelik hiç de anlamadan) gördüğüm bu oldu... çok gevşek ve yumuşak çalıyorlar... tabii bunun terminolojik kısmını bilemem... seslerle çok daha farklı oynuyor ruslar... yani piyanonun tek bir tuşuna 80 kere basıp, 80 farklı ses çıkarıyorlar... makine gibi değil de, insan gibi çalıyorlar diyeceğim, alman ekolünden gelenler kızacaklar:)... bilmediğim konularda çok da fazla yazmayayım, suyu çıkacak... anlatamadım zaten:)... çok inceledim aslında bu işi ben; buraya yazmadım... yerli yabancı her kaynakta "piyanoya şarkı söyletmek" şeklinde ifade ediliyor... gökhan aybulus da aynı ifadeyi kullanmış ama o da çok özet bir yaklaşım gibi...

covid mereti sürecinde en çok yara alan kesim sanat kesimi oldu maalesef... hem maddi hem de manevi açıdan... bu süreçte sosyal medyada challenge'lar havada uçuştu doğal olarak ve ayşegül yörükoğlu da jukebox challenge düzenledi... nasıl bir türkçe ama değil mi kurduğum cümle:)... yani seslendirmesini istediğimiz eserleri sordu... biz de müzik dayatmaları ailesi olarak:)) kendisinden gnossienne 1 istedik ve sağolsun bizi kırmadı, seslendirdi... tam bu rus geleneği şarkısallığına uygun bir eser ve kendisinden olağanüstü dokunaklı bir gnossienne 1 çıkacağından emindim, öyle de oldu... bu eserin hakkını kat kat fazlasıyla vermiş... müzik dayatmaları ailesi adına çok teşekkür ediyorum kendisine... daha önce gnossienne paylaşımı yapmıştım, oraya da ilave edeceğim hemen... bağlantıya gidip, incelerseniz sevinirim...



neyse işte; adına ekol deyin, üslup deyin, teknik deyin, gelenek deyin, ne derseniz deyin; ayşegül yörükoğlu'nun doğal olarak içine işlemiş bu rus diyarı... o kadar net yansıtıyor ki... kupkuru teknik bir yorum almıyorsunuz çalarken... o an nasıl hissediyorsa, onu alıyorsunuz... benim ayşegül yörükoğlu'nu dinlerken, daha doğrusu izlerken algıladığım en önemli konu da şu oldu: tabii doğal olarak eseri seslendiriyor ve eseri yorumlarken bağlı kalmak zorunda o esere ama kendisinden çok fazla şey katabiliyor... işte bu yahu bütün söylemek istediğim:))... kendi kendine çıktı... eser tabii önemli ama yorumcu çok daha fazla inisiyatife sahip ve ben eminim, ayşegül yörükoğlu besteciden çok kendisini yansıtıyor eserleri yorumlarken...

ayşegül yörükoğlu master çalışmalarını tamamladı mı bilmiyorum ama bana sanki kafasındaki müzik yoluna yeni çıkmaya başlamış gibi geldi... yani hedeflerine ulaşmasını sağlayacak kariyer yolculuğuna yeni çıkmış yada yakında çıkacak... özetle; daha başlamadı, başlayacak... bilinen klasik piyano çizgisinin biraz dışına da çıkacak gibi görünüyor... çok değil, biraz... umarım çok çıkar ama biraz gibi görünüyor...

ben kendisini çok geç tanıdım ama kesinlikle eminim; çok yakın bir gelecekte adını sık sık duyacağım ve çalışmalarını buraya ekleyeceğim... şimdilik bu kadar diyeyim ve harika bir ravel ile bitireyim... valses nobles et sentimentales... bu eserde piyano sanki sizinle sohbet ediyor... işte rus piyanistlerde hissettiğim tam olarak bu... bu arada, anlatmayı da seven ve yazıyla da anlatabilen bir yetenek kendisi... henüz 12 yaşındayken yazmış olduğu satranç isimli bir hikaye bile kullandığı ifadeler açısından çok dikkat çekici... kelimelerle de notalarla da oynamayı seven bir yapısı var... çok iyi caz yapar ayşegül yörükoğlu... uzun süredir bu lafı etmediğimi fark ettim, umarım cazcı olarak da izleriz bir gün:)... tabii kehanet gibi olacak ama sanki film müziği de yapacak gibi görünüyor... neyse, bu yazı şimdilik bitti...

Yorumlar

  1. MÜTHİŞ BAŞARILI. OLAĞANÜSTÜ GÜZEL ÜSTELİK..DİNLEDİKÇE AŞIK OLDUM HEM KENDİSİNE HEMDE MÜZİĞE. UMARIM ÜLKEMİZE DÖNER VE BURADA KENDİSİ Gİ Bİ GENÇLERİ YETİŞTİRİR. KUTLARIM

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. katkınız için teşekkür ederim... umarım bir çok başarılı genci de yetiştirir...

      Sil
  2. sihanayse61@gmail.com
    Heyecanla , mutlulukla , gururla izliyorum , Aysegül Yörükoglu'nu en basindan beri .Uzun yolu hep açik ve alkışı bol olsun ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim güzel yorumunuz ve dilekleriniz için

      Sil
  3. Son derece başarılı, gittikçe yükselen çizgisini izliyoruz. İpek gibi tekniği ile, yoğun duygu katkıları ile sahnede develeşen zarif kız. İnanılmaz mütevazi... inşallah en kısa zamanda layık olduğu ilgiyi daha geniş kitlelerden götürür. Piyanistliği kadar mükemmel kişiliği ile de AYŞEGÜL YÖRÜKOĞLU gurur kaynağımız. Yolu açık şansı bol olsun.
    Sanatçı annenin sanatçı kızı. Annesi de Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu yetenekli bir sanatçıdır.
    Bu güzel paylaşımınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim bu güzel katkınız ve bilgilendirmeniz için... dünya sanatçısı olarak layık olduğu ilgiyi göreceğinden eminim... ülkemizde de mutlaka görmesi gerekiyorsa, mütevazılıktan vazgeçmesi lazım:)... tekrar teşekkür ederim yorumunuz için, saygıdeğer annesini de araştırıp, tanımaya çalışacağım...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada