Ana içeriğe atla

ilona fehér 2019

ilona fehér 2019
17-26 temmuz tarihlerinde düzenlenen 3. ilona feher keman yarışmasına, geçen sene olduğu gibi, bu sene de ülkemizden katılım oldukça yüksek oldu ve katılan tüm genç kemancılarımız budapeşte'de büyük bir başarıyla performanslarını sergilediler... geçen sene de bu yarışmadan iyi derecelerle dönmüştü kemancılarımız... buradan okuyabilirsiniz...

defne güngör, nil ipek şabi, ilke ışı tuncer, doruk deniz aksu, defne ekmekçi, ahmet eren, bahar erunsal, doğa altınok ve sinem ceylan bu sene yarışmaya katılan genç keman sanatçılarımızdı... hepsini de ayrı ayrı kutluyorum bu prestijli yarışmaya katılıp, ülkemizi en iyi şekilde temsil ettikleri için...

yarışmaya katılan kemancılarımız, aşamaları başarıyla geçtikçe, sürekli haberleri geldi ve defne güngör, doruk deniz aksu, ahmet eren ve doğa altınok kategorilerinde finalist olmayı başardılar... yarışma sonunda; doğa altınok kendi kategorisinde ikinci olmayı başarırken, en küçük yaş kategorisinde yarışan defne güngör de kategorisinde üçüncü oldu...

ilona fehér 2019
neredeyse her paylaşımımda özellikle belirtiyorum; ben sanatta yarışma olmasına ve özellikle çocukların yarışmalarına karşıyım... kişisel görüştür, doğru yada yanlış... ama bu yarışmalardan elde edilen derecelere de sevinmemek mümkün değil...

yarışmalara karşıyım diyorum ama şunu da belirtmem gerekir ki; ilona feher sadece prestijli bir keman yarışması değil... ilk turdan, finallerin tamamlanmasına kadar geçen süreçte, tüm yarışmacılar, çok önemli isimlerin ustalık sınıflarına katılıyorlar... bu çok önemli... bunun yanında, eminim ki çok iyi dostluklar geliştiriyorlar... dünyanın değişik ülkelerinden arkadaşları oluyor... masterclass hocaları ile tanışıyorlar ve muhtemelen davetler alıyorlar vs vs vs... yani her saniyesi verimli geçen bir süreç... ve bakmayın benim yarışmalara karşı olmama, zaten bu gençlerin tamamı sadece kendileriyle yarış içindeler... hepsi de tanıdığım bildiğim isimler... yani hiç birisi zaten yarışma olarak görmüyorlar, sorun bende:)...

geçen sene de aynı konuyu vurgulamıştım, şimdi de özellikle belirtmek istiyorum; yarışma jürisinde de yer alan cihat aşkın ustamız iki senedir "keman milli takımımız" ifadesini kullanıyor, iyi niyetle ve gururla söylediğinden de kesinlikle hiç kimsenin şüphesi yok, benim de yok tabii ama milli takım ifadesini doğru bulmadığımı affına sığınarak yine belirtmek durumundayım... yarışmaya katılan gençler de alınıp bozulmasınlar... milli takım dendiğinde, algılanan "en iyilerden kurulu takım" oluyor... bu yarışmaya katılmayan gençler açısından bu ifade kırıcı olabilir...

bu tip paylaşımlarda genç sanatçılar hakkında ayrı ayrı bilgi vermeyi uygun bulmuyorum çünkü her biri hakkında aynı detayda bilgim yok maalesef... şimdilik video da paylaşmıyorum, bazı isimlerin videosuna ulaşamadım... bu yarışmadaki performanslarını yükleyen de var, hiç bir videosu olmayan da:)... yukarıdaki isimlerden birinin hiç videosu yok mesela... normaldir, hepsi de öğrenci, işleri başlarından aşkın... olmak zorunda da değil tabii ama olsa iyi olurdu... bugün ne kadar da uyumluyum ben böyle:)...

iki yıldır ilona fehér'den bahsediyoruz, ben en iyisi kimdir bu ilona fehér, kısaca bahsedeyim... gençlerin bir kısmından zaten bu sayfada bol bol bahsetmiştim, diğerlerinden de nasıl olsa bahsederim onlar başarılı konserler verdikçe...

ilona fehér
yukarıdaki hanım oluyor ilona fehér... 1901 yılında doğmuş ve 1988 yılında aramızdan ayrılmış... dünyanın en önemli keman sanatçılarından biri olur kendileri... sanatçılığının yanında, öğretmenliği de çok önemlidir... bir çok sanatçı yetiştirmiş olan ünlü bir pedagogtur aynı zamanda...

macaristanda yaşayan yahudi bir ailenin çocuğu olan ilona fehér, soykırımdan kurtulup, israile göç etmeyi başarmış bereket... franz liszt müzik akademisi'nde aldığı eğitim ile deha seviyesinde bir keman virtüözü olmayı başaran ilona fehér, 2. dünya savaşı öncesinde tüm avrupa ülkelerinde konserler veren, çok ünlü bir keman sanatçısı idi... 1942 yılında, kızı ile birlikte bir toplama kampına gönderildi... iki sene kampta kaldıktan sonra, nazilerle mücadele eden macar ve çeklere katılarak, kamptan kaçmayı başardılar... savaş sonrasında da bir süre konserlerine devam etti ancak 1949 yılında israile göç etti... israile göç etmesindeki en büyük amacı ise iyi bir keman öğretmeni olmaktı... çok tanınmış ve başarılı bir keman öğretmeni olmasında, verdiği esprili ve mizahi yönü ağır basan derslerin etkili olduğu söyleniyor... yani bu konuda çığır açmış... yetiştirdiği önemli isimler ise şöyle: pinkas zukerman, shlomo mintz, hagai shaham, ittai shapira, moshe çekiç, yehonatan berick, shmuel aşkenasi, david erlich, ron ephrat, yaakov rubinstein ve yoel levi... tabii dünyanın bir çok ülkesinde verdiği ustalık sınıfı dersleri de cabası... özetle, yaşadığı süreçte en az yüzlerce keman sanatçısına dokunmuş ilona fehér ve 2017 yılında da adına bu yarışma düzenlenmiş franz liszt müzik akademisince...

kendisinin de yer aldığı bir belgesel filmi aşağıda paylaşayım... çok güzel, mutlaka izleyin... teacher of genius: a portrait of ilona fehér...




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.