Ana içeriğe atla

doğa altınok

doğa altınok - keman (http://www.pekinel.com)
uzunca bir süredir takip ettiğim, bir çok defalar farklı ortamlarda karşıma çıkan genç keman yeteneklerimizden biri doğa altınok... çok küçük yaşlardaydı ilk tanıdığımda, şimdi genç kız oldu, her zaman da yaşının ötesinde olmayı becerebildi...

bir ay sonra 17 yaşında olacak, 12 yaşındayken dünya sahnelerinde genç müzisyenler arasında yerini aldı... bağlantısını verdim ama yine de kısaca bahsedeyim, tüpraş tarafından desteklenen ve güher süher pekinellerin danışmanlığında ve akıl hocalığında yürüyen bir oluşum yada bir proje diyeyim... siz yine de yukarıdaki linkten bir inceleyin derim... çünkü doğa altınok haricinde, bir kısmından daha önce de bahsetmiş olduğum çok yetenekli gençler var bu projede...

6 yaşındayken, çukurova üniversitesi devlet konsevatuvarında prof hakan çuhadar ile başladı eğitimine doğa altınok... 2009 yılında ise daniya kaynovanın sınıfına kabul edildi.. 2012 yılında, donizetti ödüllerinde, 17 yaş altı yılın genç müzisyeni seçildi ve sonrasında güher ve süher pekinellerin projesinde yerini aldı...

o kadar çok ödül ve dereceye sahip ki doğa altınok, bir süre bekleyeyim de alacağını alsın, derli toplu yazayım dediğim bir isim oldu!... dördüncü gülden turalı ulusal keman yarışması küçükler kategorisinde ikincilik ödülüne layık görüldü... server acime ait filiz adlı eserin en iyi yorumcusu da oldu... 2011 yılında, berlinde düzenlenen uluslararası sforzando müzik yarışmasında birinci, 2012 yılında slovakyada düzenlenen talents for europe yarışmasında ikinci oldu... 2015 yılında, sofyada düzenlenen onbirinci uluslararası genç virtüözler yarışmasında 16-19 yaş kategorisinde!!! ve italyada düzenlenen 22. uluslararası andrea postacchini yarışmasında birincilikleri kaptı geldi... dikkatinizi çekerim, 14 yaşındayken, 19 yaşındakilerle yarışıp, birinci oluyor doğa!...

2014 yılında, viyanadaki müzik ve performans sanatları üniversitesi tarafından üstün yetenekli çocuklar sınıfına kabul edildi... şu anda ise amadeus müzik okulunda eğitimine devam ediyor ve çalışmalarını prof. dora schwarzenberg ile sürdürüyor...

1845 yılı jean baptiste vuillaume yapımı harika bir keman çalma şansına da sahip olmuş doğa altınok... oxfordda ashmolean müzesinde cam bir bölmede saklanan ve stradivariusun en büyük eseri olarak kabul edilen o ünlü messiahın bile aslında stradivariye değil de jean baptiste vuillaumeye ait olduğu konusunda dedikodular da var... bir çok ünlü de fransız baptiste keman çalıyor... doğa altınokun böyle bir kemana sahip olmasında da güher ve süher pekinellerin ve tüpraşın katkısı yadsınamaz... neden üzerine basa basa yazıyorum? şundan: mentorluğun ve sponsorluğun önemini vurgulamak için... ve tabii doğanın yeteneğini göstermek için... sadece yetenek demeyi de sevmiyorum ben... yetenek denince sanki doğa hiç bir şey yapmıyormuş gibi oluyor... çok çalışıyor doğa altınok ve kemanı çok seviyor...

tabii bunun yanında, goh ailesince okulun başarılı öğrencilerinin kullanımına açılan koleksiyonun değerli kemanlarını da çalma fırsatına sahip doğa... şimdi tabii sanki ben goh ailesini ve değerli koleksiyonunu pek bilirmişim gibi havayla yazıyorum, alakası yok!...:) yahu nerden bileyim... ama her zaman söylüyorum, ben öğrenirken öğretmeyi seven bir herifim... alın size goh ailesi tarafından doğanın viyanadaki okulu olan amadeusun öğrencilerine sunulan kemanların listesi...


araştırmacı blogçuluk budur işte:)... tabii ben bunu zevzeklik olsun diye yapmıyorum... dünyada neler oluyor? dünya nelerle uğraşıyor? minik bir örnek vereyim dedim fırsat yakalamışken... bizim ailelere ve şirketlere duyurulur... gereksiz ve saçma sapan iş yemeklerine binlerce lirayı basıp geçen firmalar, odalar, dernekler, rotaraklar, kataraktlar, cunyır leonlar vs vs vs icabında bu yetenekli ve başarılı gençlere konserlerde kullanabilecekleri kalitede enstrümanları çok görürler...

neyse yahu, biz doğaya dönelim:)... yine 2015 yılında katıldığı andrea postacchini uluslararası keman yarışmasında da ünlü keman yapımcısı markus barbarossa, montagnana kemanını vermiş doğaya... bunlar çok önemli konular... bence yarışmada kazanılan dereceden daha da önemli ki zaten yine birinci oldu o yarışmada da:)...

bu arada; ben sürekli derecelerden bahsediyorum mecburen ama belirteyim; ben çocukların yarıştırılmasına karşıyım aslında:)... cidden karşıyım ama lazımdır belki de...

hastası olduğum zigeunerweisen i seçtim doğanın başarısını göstermek için...

hehe:)... gidin kıyaslayın ustalarla diyecektim! ama ben zaten doğa altınoku o paylaşıma vakti zamanında almışım!... benim için bile sürpriz oldu bu yahu:)... gidip doğayı o paylaşımda izlerseniz sevinirim.. doğa altınoktan zigeunerweiseni mutlaka izleyin... neyse ben mozartın 4 numaralı keman konçertosunu paylaşayım bari... 1. kısım tabii sadece... istanbul devlet senfoniyle... geçtiğimiz mayıs ayında düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasından... birinci oldu tabii doğa altınok...



genç yaşına rağmen ödüllerle dolu bir kariyere sahip doğa altınok... benim burada yazmadığım bir çok ödülün sahibi ve yazmadıklarım da hep birincilik ödülleri... tamamı da uluslararası yarışmalar... emuse online müzik yarışmasında da birinciliği var 2014 yılında...

tabii sadece birincilikler yok doğa altınokun henüz minicik kariyerinde... bir çok önemli senfoni orkestrasıyla verdiği konserler de var... iş bankası yükselen yıldızlar konseri gibi... bunun yanında, moscow meets friends festivaline de çağrıldı 2013 yılında... 2014 yılında da tokyoda saitama japan plaza north concert hallde sahne aldı... winners and masters yarışması kapsamında da ünlü gasteig concert hallde çalma fırsatı oldu... bunun yanında, şef ovidiu balan ile birlikte bacau filarmoni orkestrasıyla da konser verdi... milanoda... 2016 yılı nisan ayında, şef ertuğ korkmaz ile birlikte odessa filarmoniyle çaldı doğa... performansı çok beğenildi ve 2017 yılı için de davet aldı... ve daha bir çok... ben yazarken yoruldum, o çalarken hiç yorulmasın diyeyim:)... bir çoğunu da atlıyorum, bilinsin...

saint-saens keman konçertosu 3. bölüm paylaşıp yavaş yavaş bitireyim artık bu paylaşımı... doğa altınok çok yetenekli ve çok çalışkan bir genç virtüöz... gelecek vaadediyor diyorlar hep! yahu ne vaad etmesi, resmen 3-5 yıl ileriden gidiyor zaten... geleceğimiz de doğa altınoklara bağlı bu arada... sadece doğa için yazmıyorum, bu sayfada bahsettiğim bütün gençler için yazıyorum; iyi ki varsınız...

ekleme/nisan 2020

17-26 temmuz tarihlerinde düzenlenen 3. ilona feher keman yarışmasına katılan doğa altınok, kendi kategorisinde ikinci olmayı başarmıştı... 2020 yılının başlarında da belçika'nın başkenti brüksel'de düzenlenen 13. uluslararası grumiaux keman yarışması'nda kategorisinde birinciliğe layık görüldü...



tam bitirirken bonus bir paylaşım yakaladım... tabii ki zigeunerweisen:)... bu sefer idso ile... harika...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada