Ana içeriğe atla

burgazada 2018

burgazada progresif rock festivali 2018
geçen sene yaptığım paylaşımda burgazada progresif müzik festivali hakkında kısaca bilgi vermiştim... bu sene de 11 - 12 ağustos tarihlerinde beşincisi düzenleniyor ve yine eskisi gibi 2 günlük bir organizasyonla... umarım bir kaç yıl önce yaşanan bazı ufak tatsızlıklar bu sene yaşanmaz... ben 5. diyorum ama taner öngür üstada göre 6... kendisi daha iyi bilir tabii ama geçen seneki 4 idi... neyse önemli değil o kadar... önemli olan, bir şekilde devam etsin! bu güzel organizasyon...

kes grubunun da programa katılmasıyla, zannedersem son halini aldı program, aşağıda aynen paylaşıyorum... değişiklik olursa son hali ile değiştiririm... bu arada; bir şeyler hatalıysa yada değişirse sorumluluk kabul etmiyorum... hiç kimse kabul etmiyor zaten sorumluluğu!...

6. Burgazada progresif müzik festivali program
11. ağustos cumartesi :
18:00 Taner Öngür 43.75
19:00 Özgür Yılmaz
20:00 Hakan Kurşun
21:00 Destroy Earth
22:00 PAZ
12. ağustos pazar :
17:00 Batman&Robin&Kemal + Ulvi Arı ( Pandomim )
18:00 Kes
19:00 Cem Çatık Experimentals
20:00 Briken Aliu trio
21:00 Natulius

ben bazen kendimi tutamıyorum, can sıkıcı eleştiriler yazıyorum, sonuçta kızılan ben oluyorum, alıştım artık iyice, sorun değil... tamam, bilmiyor değilim, bir kaç kişinin kişisel gayretleriyle yürüyen bir organizasyon bu burgazada progresif müzik festivali ve bir şekilde yapılıyor bir kaç yıldır... bu festivalin varlığı bile önemli olduğu için destek görüyor... sadece destek amacıyla mutlaka giden bir çok tanıdığım var...

ufak tefek sorunlara rağmen, bir şekilde yoluna devam ediyor ancak kişisel gayretlerden sıyrılıp, biraz kurumsallaşamaz mı bu festival?... festivalin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, kaç gün olacağı, hangi grupların ve müzisyenlerin katılacağı, programın nasıl olacağı gibi konular her sene merakla bekleniyor... bunun yanında merakla beklenen başka konular da var, daha doğrusu üzerinde düşünülen, konuşulan... kaçta bitecek? vapura yetişecek miyiz?... valilik engeller mi?... ipini koparan çıkıp gelir mi?... birileri çadır kurar mı? ateş yakan olacak mı? burgazada halkı tedirgin oluyor mu? kavga çıkar mı? vs vs vs...

bu ülkenin rock ve prog rock dinleyicisi hep diken üstünde mi olacak?... katılım nasıl oluyor? bilmiyorum... katılımın genelde organizasyonda emeği geçenleri memnun ettiği söyleniyor ama rakam olarak kaç prog sever katılıyor? ve kaçı müsait olduğu sürece gitmesi gerektiğini, destek olması gerektiğini düşünerek gidiyor? bilmiyorum...

sonuçta güzel bir organizasyon ama bence biraz daha profesyonelce olabilir... festivalin adı bile her yerde farklı... burgazada prog rock festivali mi? progresif müzik festivali mi?... bu festival biraz kurumsal bir yapı kazanabilir... sorumluları, düzenleyenleri, kafa yoranları ve bedenen yorulanları da var tabii ve ben bütün bu yazdıklarımda onları konu dışında tutarak yazıyorum çünkü kişisel gayretleri ile bu festivali kazandırdılar ve sürdürüyorlar... onların hakkını vermemiz şart... teşekkür ederiz bol bol...

ben bunları profesyonellik ve kurumsallık manyağı olduğum için yazmıyorum... çok farklı sebeplerle yazıyorum... burgazada ve organize edenler açısından, üstlendikleri riskin ve sorumluluğun farkına varabilmeleri için yazıyorum... önceki paylaşımımda da mutlaka belirtmişimdir, progresif rock dinleyicisi için bu festivalin sadece varlığı bile çok önemli... güçlenerek devam etmesi ise en büyük dileğimiz ancak "bu festival, bir şekilde gerçekleşsin de, nasıl olursa olsun" mantığı ile yada "aman biz bu festivale mutlaka gitmeliyiz, destek olmalıyız ki devamı gelsin" gibi bir yaklaşımla ne kadar devam edebilir?

bir önceki paylaşımımda da plak mecmuası hakkında yazmıştım ve orada da bazı konularda düşüncelerimi kendi çapımda ifade etmiştim... temelde birbiri ile neredeyse tam olarak örtüşen iki konu aslında... göreceli olarak küçük ve tutkulu bir kesime hitab eden, gönüllülük esasına dayalı, büyük çabalarla bir şeyleri başlatıp, devam ettirme çabası görüyorum ben her iki konuda da... hep ifade ettim, fikrim hiç de değişmedi, yine ifade edeyim; bu ülkede plak dinleyicisinin yada prog rock dinleyicisinin bir takım olumsuz duygular içinde kendisini "sadece birbirini anlayabilen minik bir grup" olarak görmeyi bırakıp, korkusuzca ve çekinmeden daha sağlam, organize ve büyük adımları atıp, sürdürülebilir olacağından da şüphe etmemesi gerekiyor... sürekli ağlak bir yalnızlık edebiyatı var nedense... mesela plak mecmuası bence atılmış büyük bir adım ve sürekliliğin sağlanamaması da aslında mümkün değil... progresif müzik festivali yada progresif rock festivali de aslında sürekliliğin sağlanması zor olmayan etkinlikler... yahu bu ülkede progresif müzik dinleyen az değil... bir yerlerde bir şeyler olsun da katılalım diyen bir kitle var... ama o katılım işi de insanları ıkıntıya sokmamalı... mesela benim burgazadaya gitmem mümkün değil... yani adı ne olursa olsun, bu etkinliğin hitap ettiği kitle aslında zannedildiği gibi öyle minik filan değil... ama neden burgazada?... yani böyle bir festival neden burgazadada?... mekan orada! o yüzden... sebep bu anladığım kadarıyla... yani aslında bu festival burgazada festivali değil!... burgazada türkiyenin progresif müzik dinleyen kitlesinin merkezi mi? bilmiyorum... yani burgazada halkı prog rock sevdalısı mı?... bütün gün camel, eloy yada peter hammill mi dinliyor burgazada halkı?... şunu kast ediyorum; bir yerde deve güreşi festivali düzenlersiniz, o yerin halkı deve güreşi sevdalısıdır, 3 gün 5 gün orada deve güreşi yapılır! halk sahiplenmiştir, yerel yönetim sahiplenmiştir vs vs vs... ulaşım kolaydır, festivale gidenler davul zurnayla karşılanırlar, herkes sevinir oraya misafirler geldi diye:)... deve güzeli saçilir:)... tabii ben prog festivalinde böyle bir şey beklemiyorum ama anlaşılmıştır herhalde... ama en azından prog güzeli seçilebilir her sene...

daha yazacak çok şey var ama büyük gayretlerle bu festivali yaşatmaya çalışanlar için kırıcı ve yıpratıcı olabilir... ben onlar dışındaki prog rock sevdalılarına yazıyorum aslında bunları!... ağlaşmayı bırakıp da elinizi taşın altına koysanız, bu gayret sarfeden insanlara destek olsanız, işe biraz omuz atsanız daha iyi olmayacak mı?... prog rock gruplarına da yazıyorum tabii... mesela bu festivale katılabilmek için büyük bir istekleri var mı?... normalde bir ülkede tek bir festival varsa, aralarında büyük bir yarış olmalı diye düşünüyorum... neyse, şimdilik bu kadar yeter...

2017 yılından kırkbinsinek performansı ile şimdilik bitireyim... shijin...



hadi bir de bonus paylaşım olsun... bu yıl sahne alacak gruplardan biri olan kes...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.