Ana içeriğe atla

plak mecmuası

plak mecmuası 3. sayı
böyle bir dergi çıkıyor, plak mecmuası... ben anca 3. sayısında haberdar oluyorum... cittaslow, slow food filan derken, her şeyi rölantiye aldım zannedersem:)... yavaş olmakta keramet vardır... sonuçta yazıyorum işte bir şekilde... ama dikkat de çekmek istiyorum bunları yazarken!... yahu arkadaş, ben her yeri durmadan radar gibi tarıyorum:)... ben heberdar olmadıysam, elalem nasıl duyacak bu dergiyi de satın alacak... demek var bir sıkıntı...

ilk gördüğümde, "ömrü uzun olsun inşallah" gibi bir şey geçti aklımdan, hatta okuyup üflemiştim istanbul kadıköye doğru çünkü maalesef bir kaç sayı yada 1-2 yıl oluyor ülkemizde bu dergilerin ömrü... güzel insanlar, iyi niyetlerle çıkarmaya başlıyorlar bu dergileri bildiğim ve bilmediğim bir sürü zorluğuna karşı ama belli bir süre sonra ne oluyorsa oluyor ve günün birinde; önce "bu ay gecikti, ama mutlaka gelecek, bekliyoruz..." daha sonra "dağıtımda sorunlar var galiba, bu ay gelmedi ama size getirtelim" en sonunda da "aylardır çıkmıyor o dergi" sözleriyle karşılaşıyorsunuz... "aylardır" ifadesini özellikle belirttim çünkü belli bir süre sonra o dağıtım yapılan tek yada bir kaç yere gitmeye üşeniyorsunuz... fenalık geliyor, gide döne... biz de insanız... bir kaç ay sonra, "dur yahu bir daha sorayım" diyorsunuz umutla... bu yazdığım eminim hiç kimseye yabancı gelmemiştir... umarım bu sefer öyle olmaz çünkü çok güzel bir dergi... kadro da çok güzel... üç sayıdır değişmeyen isimler var, her sayıda olmayan isimler de var... ben aşağıdaki şekilde yazayım dergide emeği geçenleri... mutlaka unuttuğum olacaktır, özür dilerim şimdiden...

onur bayrakçeken, erdem bayrakçeken, yasemin şefik, salih karagöz, aptülika (aptülkadir elçioğlu), ali ece, armağan ekici, gökhan budak, altug senel, david wilkinson, emek can tülüş, güven erkin erkal, murat ertel, murat beşer, murat meriç, güray ali canlı, özge denizci, phil webb, uğur bekarlar, bugay akyüz, cemre coşkun, deniz ekim tilif, eray düzgünsoy, emek can tülüş, gülay oktar, hande yetkin, izzet öz...

dergi, mylos yayın grubundan çıkıyor... karaf, episode ve 221b gibi harika dergileri de çıkaran, oldukça sağlam bir yayınevi mylos... bu sebeple, bu sefer umutluyum, uzun soluklu bir dergi olacak diye düşünüyorum...

bu mecmua lafına ben bayılıyorum... plak için tam cuk diye oturmuş bu mecmua lafı... bir şekilde eskiye dönülebilen bildiğim tek şey şu plak denen şey... üstüne neler neler çıktı, kullanıldı, miadını doldurdu hepsi ve biz yeniden en başa dönebildik!... olacak iş değil aslında... akla mantığa ters ama oldu... yada oluyor yavaş yavaş... bu sebeple plak mecmuası çok iyi düşünülmüş isim olarak... konuyla ilgili olabilecek aşağıdaki eski paylaşımları da dilerseniz okuyun...

silindirden dijitale

eve gelen konser

plak mecmuası 2. sayı
derginin boyutları da çok iyi düşünülmüş... 10 inç plak dergisi... harika... pardon, mecmuası... ekip olabilecek en iyi ekip bence, onu yukarıda bir yerlerde yazmıştım... ne kadar dağınık, bölük pörçük yazıyorum ben, gidin bakın bi zahmet... derginin baskı kalitesi de çok iyi... fiyatı bence ucuz!...

fiyatı ucuz kısmında biraz duralım... evet, ucuz... çok ucuz hem de... maliyetin biraz üstünde, minimum karla yada zar zor, ucu ucuna çıkarmayın bu dergileri... o sebeple işler zor yürüyor... kesinlikle eminim, olabilecek en düşük fiyata çıkıyor bu dergi... diyeceksiniz ki "zaten zor satıyoruz" yada "öğrenciler alacak, alsın istiyoruz vs vs vs"... yahu sorun da orada zaten... öğrenciye hitap edelim, ucuz olsun, şu işi sevdirelim vs ile bu iş yürümüyor... bu dergi kime hitap ediyor? hitap edilen kitle için fiyat yüksek mi?... bir paket cigara kaç tl?... dergi galiba 16 tl şimdi... bence siz onu 35 tl yapın en az... üç ayda bir çıkan bir dergi bu ve kaliteli hem içerik olarak hem de fiziksel olarak... koleksiyonluk dergi arkadaş bu... 40-50 tl yapın hatta... bu devirde, 3 ayda bir hatta ayda 1, o 35 tl ilgilisini asla sarsmaz... öğrenciyi de sarsmaz...

plak mecmuasını çıkaranlar için bu iş tamamen bir gönül işi, kesinlikle biliyorum... bu tip dergiler, özelleşmiş ve belli bir kesime hitap eden dergiler olduğu için; dergileri düşünenler, çıkartanlar, yazıları yazanlar, fotoları çekenler, röportaj yapanlar, yayına hazırlayıp basanlar ve hatta dağıtımını sağlayıp, satanlar da özelleşmiş kişiler oluyorlar... tabii en önemlisi, satın alanlar da özel kişiler... dolayısıyla, bu kadar özel kişiyi bir arada tutmak da kolay olmuyor... bir işe gönül verenler sürekli hata yaparlar... zannederler ki; gönüllü gözükenlerin hepsi kendileri gibiler... yok öyle bir şey... hiç ummadığınız kişi gerçek bir plak müptelası çıkar, şaşırırsınız... plak müptelası süsü verilmiş kişi de kalkar mp3 indirir:)... mesela ben:))... ona da şaşar kalırsınız:)... gerçek gönüllüler, yardım kuruluşu mantığı yürütürler... ülkemizde bu da olmalı, biz yapalım derler... olmaz... neden olmaz? yapanlar gönüllerini koyarlar ortaya ama tükentenler koymazlar... mesela 3-5 dergi alıp da çevrelerindeki öğrencilere dağıtmazlar!... onu geçtim, 16 tl yi pahalı bile bulabilirler... durmadan plak satın alır! ama dergiyi pahalı bulur!... biz biliriz birbirimizi:))... derginin içeriğini de beğenmezler!... ne demiş elalem diye şöyle bir bakayım dedim, bendeki de şans! "bu dergide punk konusunun olmasını çok yadırgadım" diyen biri çıktı karşıma ilk olarak... ben ne şanssız adamım yahu... halbuki çok fazla kişi öve öve bitirememiş... bana kalktı o denk geldi... şimdi, biz bu ülkede minicik elit bir grubuz ya! punk'ın işi ne orada!... tamam, ben de dinlemem ama yahu onu da okuyan vardır... 2-3 sayfayı da atlayıver... olmazzz... biz bu dergiye 16 tl veriyoz, işi ne o punk'ın... yakında başlar; işi ne müzeyyen senarın vs...

ilk sayının kapağındaki koskoca emrah'ı küçük emrah zanneden biri, dergiyi yerden yere vurdu:)... dedikodu yapayım biraz:)... sonra anladı ve sildi yazdıklarını:)... önce bi dergiyi okusaydı iyi olacaktı ya neyse... kaldı ki, eğer küçük emrah plağı varsa, dergide o da olabilir... sıkıntı yok... bu derginin yaşayacağı en büyük sorun snoblardır...

plak mecmuası 1. sayı
ilk sayıyı bilmiyorum ben... haberim olmadı... kapağını çok beğenmiş bir çok kişi... ben valla ne yalan söyleyeyim, hiç beğenmedim:)... zevk meselesi ne yapayım... ama bereket ben görüntüde değil, içerikte kafa yoran biriyim... içerik harika sonuçta... sonraki iki sayının da kapağı güzel olmuş... blog burası yahu, takılmayın fazla... herkes beğenmiş, ben de beğenmeyeyim... nazar değmez hiç olmazsa...

plak mecmuasında öncelikle yeni plakların ele alındığı “çıktı çıkacak”, başka ülkelerinden plak dükkanlarına götüren “uzak diyarlardan”, yerli ve yabancı plak koleksiyonerleriyle röportajların yer aldığı “koleksiyoncu muhabbetleri”, plak meraklısı ünlü kişilerle “plak sohbetleri”, plak dükkanlarında “plakçı sohbetleri”, nadir plakların incelendiği “bul bulabilirsen!” ve plak dünyasına yeni adım atacaklar için rehber niteliğindeki “ilk adımlar” gibi düzenli bölümler dikkati çekiyor... tabii aptülika da çizimleriyle her sayıda olacak...

dergilerin yukarıdaki kapakları incelenirse, genel bir fikir edinilebilir konular hakkında ancak ben fikir vermesi için bazı konuları da sayı ayrımına girmeden aşağıda başlıklar halinde vereyim ki derginin tam olarak üzerinde duracağı konular da anlaşılsın...

50. yılında 1967 plakları
moğollar'ın kurucularından usta klavyeci murat ses ile özel bir röportaj
okay temiz'in 40. yaşını kutlayan eseri oriental wind
yeni baskı yerli plaklar
bağımsız plak dükkanları ile post-punk ilişkisi
ingiliz koleksiyoner phil webb ile türk koleksiyoner güray ali canlı
shah music centre
kim, nerede, nasıl basıyor bu plakları?
türkiye'de lo-fi & punk plakları
serhat köksal ve izzet öz ile röportaj
cem karaca & dervişan albümü yoksulluk kader olamaz tanıtımı
blue note ve barclay records tanıtımı
plak dükkanları günü
müzik formatlarının tarihi
japon baskı plaklar
ac/dc plakları
reptilians from andromeda, mustafa özkent ve tünay akdeniz röportajları
gökçen kaynatan, mike vernon, tuna kiremitçi ve dirtmusic grubu röportajları
sultan-ı yegâh röportajları
1968'in dikkat çeken yerli 45'likleri
1968'in modası ve jim morrison
1968'in the beatles'ı
ilhan mimaroğlu'nun kurduğu finnadar records
georges brassens'in ilk plağının öyküsü
utrecht'te düzenlenen dünyanın en büyük plak fuarı
dünya kupası plakları
john cage ile sun ra'nın buluşması
amon düül ve krautrock plakları

derginin çizgisi apaçık belli ve sanırım klasik müziğe hiç girilmeyecek, caz da sınırlı kalacak... yada ilerleyen sayılarda belki belli bir denge sağlanacak... belki de şimdiye kadar öyle bir ayrıma hiç gitmediler ve ana tema derginin adı gibi plak olacak, tür ayrımı olmayacak... gönlümden geçen de o halidir... ben kendi adıma şunu söyleyeyim; dergi çizgisini ortaya koyar, okuyucu beğenir yada beğenmez... okuyucu dergiye çok fazla burnunu sokmamalı... bu içeriği ben fazlasıyla beğendim ama bana hitap etmeyebilirdi de... etmeseydi, belki büyük bir hevesle olmasa da yine tanıtıp, önerirdim... sonuçta önemli bir açığı kapatıyor plak mecmuası...

dergiye emek verenlerin önemli bir kısmını çok yakından tanıyoruz... onları ayrıca belirtmiyorum... aslında plak mecmuası gerçekten göreceli olarak minik sayılabilecek bir kitleye hitabeden bir dergi... doğal bu, dünyada böyle... üç aşağı 5 yukarı böyle... yapacak bir şey yok... kitlenin daha sınırlı olması sorun mu? kesinlikle değil... çok daha sınırlı kitlelere hitap eden bir sürü yayın var... zaten hiç kimse yola milyonlarca satalım diye çıkmaz... ne diyorum ben yahu, milyonlarca mı:)... plak mecmuası emektarları ve okuyucu kitlesi aslında birbiri ile bir çok şekilde bağlantısı olan, birbirini tanıyan, bilen ve birlikte mutlu olan bir kitle... bu sebeple sadece dergi de çıkarmıyorlar aslında... dergi, plak konusunda seçici olan ve benim "emek gerektiren müzik" dediğim müzikleri dinleyen kesime hitap ediyor ve bu kesim için aktivitelerde de bulunuyor... aslında günden güne büyüyen bir kesim ve ben bu kesime hitap edebilen her türlü aktivitenin ve yayının uzun soluklu olacağından eminim, yeter ki mantıklı hareket edilsin, gönüllü duygusallığıyla değil...

plak mecmuası yavaş yavaş rayına oturacak ve şu anda en azından dağıtım açısından biraz yerel gibi duruyor... istanbul kadıköy ağırlıklı... oradaki plakçılardan temini kolay... bugün için dağıtımı yapılan yerler aşağıda ve anladığım kadarıyla sürekli genişleyecek... üstelik abonelik de mümkün... abone olun, 3 er sayı alıp, gençlere hediye edin... yada gençleri abone yapın, parasını siz ödeyin... bunu sadece bu dergi için değil, her konuda yapın... laf değil, icraat üretin:)...

atlantis müzik (istanbul - kadıköy)
analog plakevi (denizli)
can plak (istanbul - kadıköy)
dipsahaf (istanbul - kadıköy)
exit music (istanbul - kadıköy)
gramofon evi (izmir)
groove music shop (istanbul - şişli)
hammer müzik (istanbul - kadıköy)
kontra plak (istanbul - beyoğlu)
küçük plak dükkanı (istanbul - kadıköy)
mavzolos plak evi (bursa)
orfe mobydick (istanbul - kadıköy)
outro music (istanbul - kadıköy)
ozzyturk records (ankara)
plakhane (istanbul - kadıköy & beyoğlu)
plak kutusu (adana & ankara)
rainbow45 records (istanbul - kadıköy)
rpm music (istanbul - kadıköy)
sahafiye datça (datça)
zoltan records (istanbul - kadıköy)
zihni müzik (istanbul - kadıköy)

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

eylül eda yıldız'dan başarı haberi

sessiz sedasız ama emin adımlarla ve hızla gelişen bir genç yetenek piyanist eylül eda yıldız... benim çok önem verdiğim gençlerden biri... hem emin adımlarla ilerliyor, hem de emin ellerde çünkü elena çekiç ile çalışıyor...

eylül hakkında daha önce yaptığım paylaşımı da mutlaka okuyun: eylül eda yıldız

aşağıda eylül'den gnossienne no 1 paylaşacağım, ben bayılarak izliyorum bir süredir... aslında onu paylaşmak için fırsat kolluyordum, o da çıktı... eylül eda yıldız, nisan 2019 da almanyada girdiği bir yarışmada birinci oldu...

bir yarışmada lafını ilk defa kullanıyorum çünkü ailesi ve öğretmeni tarafından yapılan paylaşımlarda hangi yarışma olduğu yazmıyor:)... aslında atlanmaması lazım tabii ama benim için yarışmalar en önemli konu değiller... ama yazmaları gerekirdi, o ayrı...

yarışmaları pek önemsemiyorum dediğimde bazen kızılıyor... tabii ki önemsiyorum, önemsiz değiller ama ben çocukların yarıştırılmalarına ve sanatta yarışma olmasına karşıyım... kişisel görüştür sadece... e…