Ana içeriğe atla

yavuz darıdere

hammond org
yavuz deniz darıdere
sanatçı olmanın, müzisyen olmanın çok ötesinde; muhteşem bir insan olan yavuz deniz darıdere, bilmem kaç yıldır hakkında yazmak istediğim ama hiç bir şey de yazamadığım bir isim... evet, biliyorum, bu lafı burada bir çok kişi için ettim ama onların çoğu benim tembelliğimdendi... yavuz darıdere (kendisi deniz adını pek kullanmıyor) konusunda belki çok az tembelliğim olmuştur mutlaka çünkü tembelim sonuçta biliyorum ama bu sefer ben gerçekten yazamadım... hatta hala daha yazamayacak durumdayım çünkü bilgim yok!... ben öyle kısaca 3 cümle ile de paylaşım yapamayan biriyim, istiyorum ki okuyan çok şey öğrensin ama yok hakikaten...

caz hastası olup, müziğe endeksli yaşayan istisnasız herkes çok çok iyi bilir yavuz deniz darıdereyi... hele hele benim gibi izmirliyse, defalarca canlı dinlemiştir zaten üstadı... o kadar çok albümde katkısı var ki, caz müziğimizin bel kemiklerinden biridir kendisi... bu kadar iyi tanınan bir müzisyeni yazmak her ne kadar bu sayfanın konsepti değilse de, özellikle gençlerin yavuz darıdere gibi isimleri mutlaka tanıması gerekiyor...

gençlerin bilgi kaynağı da artık tartışmasız bir şekilde (ve ne yazık ki) internet olduğuna göre, nasıl olacak bu iş?...

trompet caz
yavuz darıdere
gelecekte ne nasıl değişir bilmiyorum ama görünen o ki, gelecekte bugün basite indirdiğimiz internete de hasret kalacağız... burada defalarca dile getirdim, defalarca da yazacağım, internette "hakkıyla" yer almayan, çok üzülerek söylüyorum ki, kaybolup gidecek... maalesef öyle... ben internet hastası, savunucusu yada müptelası değilim ama dünyanın bundan sonrasında kesinlikle kitap, ansiklopedi, dergi, gazete olmayacak...

müzisyenlerin çoğunun aslında hiç umrunda değil, ben net biçimde biliyorum bunu... erkan oğur mesela, bırakın bu kaygıyı, adam müziğin kaydedilmesine karşı:)... ama ben öyle düşünmüyorum işte... sorun orada:)... biz dinleyiciyiz, müziğin kaydedilmesine karşı olmak da ne demek yahu:))... müzisyenler böyle düşünüyorlar çoğu zaman ama o düşünce onları bağlar... onlar artık sadece kendileri değiller ki... yavuz darıderenin "aman internette benden bahsedilsin, gelecekte de adım bol bol anılsın vs vs vs" gibi bir derdi yada kaygısı yok, o müziğini yapıyor geçiyor... ama benim var:)...

hemen bir canlı videosunu paylaşayım... bizler daha çok piyano ve hammond ile tanıdık kendisini ama aslında trompetçidir darıdere... hem tuşlu çalgılarda hem de trompette ustadır kendisi ve ben özellikle hammond orguna hayranım... aşağıdaki video zannedersem seyirci tarafından çekilmiş, iyi bir çekim olmamakla birlikte, beautiful love harika...



yavuz darıderenin ben neredeyse bütün kalbur üstü cazcılarımızla birlikte canlı olarak yada kayıtta çalıştığına tanık oldum ama şimdi bir kaçı haricinde diğerlerinden emin olamıyorum... arkadaş biz de yarım yamalak bir kafa taşıyoruz işte sonuçta, akılda kalmıyor ki net biçimde... yavuz darıdereyi ben 90 lardan beri tanıyorum!... şimdi yazacağım isimleri ama emin olamıyorum!... kesin hatırladıklarımı yazayım hiç olmazsa; kürşat and'ı yazmama gerek var mı bilmiyorum çünkü bildiğim kadarıyla caza adım atışı kürşat and ile oldu... maalesef çok çok erken bir yaşta kaybettik bas canavarı kürşat andı ekim 2013 te... nezih yeşilnil ve yavuz darıdere gibi, kürşat and da izmirli idi... izmirden çıkan büyük cazcılarımızdır kendileri...

yavuz darıderenin bütün ailesi müzisyen... hadi şimdi bütün aile demeyeyim ama babası trt müzisyeni idi... bir kardeşi izmir opera balede yada senfonide müzisyen idi... bir diğer kardeşi de hollanda da eğitim almıştı ama yurt dışında mı yoksa burada mı? bilmiyorum...

yanlış hatırlamıyorsam, bir sene sonraki avrupa caz festivali kapsamında kürşat and'ı anma konseri de düzenlenmişti ve o konserde kızı piyanist eda and'a ek olarak; yavuz darıdere, mehmet büyükkeskin, sibel köse, neşet ruacan, volkan hürsever, ateş tezer gibi isimler de farklı gruplar olarak sahne almışlardı ahmet adnan saygun salonunda... umarım yanlış hatırlamıyorumdur:)...

kürşat and haricinde hatırladığım diğer isimler; önder focan, neşet ruacan, aşkın arsunan, tuna ötenel, can yapıcıoğlu, yavuz çetin ve athena gibi önemli cazcılarımız ve müzisyenlerimiz... mutlaka çok daha fazlası vardır çünkü eminim ki en az 50 den fazla albümde çalmıştır yavuz darıdere... sorun, benim şu anda onları tek tek bulup da yazamıyor olmamda:)... 50 den fazla albüm diyorum, belki de 100 den fazladır!... yavuz çetinin ilk albümünde, bilmem neden inat ettim ve fanki tonki zonki adlı parçalarında trompet çaldı... athenanın da holigan albümünde çaldı diye biliyorum... ozan ekicinin de bir albümünde piyano ve hammond org çalmıştı... bir de şimdi denk geliş karşıma çıktı, maria rita epik'in aradan uzun zaman geçti albümünün de düzenlemelerini yapmış... kimbilir daha neler var:)...

pop caz grubu kaygı ile çalıştı bir süre, klavyeleri çalıyordu... oldukça iyi bir grup idi... belki de yada büyük ihtimalle kaygının kurucusuydu... yavuz deniz darıderenin bulunduğu her ortamda kalite her zaman ön planda olmuştur çünkü müzik kulağı, bilgisi ve caza yatkınlığı üst seviyede kendisinin... çalarken net biçimde anlaşılıyor bu... kaygı haricinde, hatırladığım kadarıyla; önder focan ile birlikte hammond groove band olarak ve in'n out olarak çalıştı yavuz darıdere...  bunlar dışında yavuz darıdere trio, quartet vs olarak da çok denk geldim performanslarına... tabii şu anda da bu isimlerle çalışmalarına devam ediyordur yani kaygı haricinde, diğer gruplar kesintisiz devam ediyor zaman zaman farklı isimlerle... blues trip trio ile de çalıştı:)... valla belki de ben 3 yazıyorumdur da 33 tür o:)... yani ben aklıma geldikçe yazıyorum:)... ne yapayım...

izmir dokuz eylül üniversitesi devlet konservatuvarında trompet eğitimi aldığını ve okuldan mezun olduktan sonra izmir devlet senfoni orkestrasında bir süre çalıştığını biliyorum sadece... onun dışındaki bütün bilgim şu kadar: önemli mekanlarda sürekli çalıyor kendisi ve çok sevilen bir sanatçı, çok sevilen bir insan:)... bunun dışında bildiğim bir diğer konu ise, bir süre amerikaya gidip, eğitim almış olması... çok sevilen sanatçı ve insan kısmına geçmeden önce bir paylaşım daha yapayım... kürşat and ile...



ben her ne kadar kızıyor olsam da, laf ediyor olsam da, aslında gerçek müzik, gerçek caz budur işte... o mekanda o anda çalınır... o kadar... orada yaşanır ve biter o atmosfer... güzel olan odur... gerisini aslında müzisyen düşünmez, dert etmez... doğru olan budur... dünyada kayıt altında olan caz 1 ise, kayıtsız yaşanan 1 milyondur, caz zaten budur... dünyanın her yerinde, her an caz çalınır; dinleyebilen dinler ve o çalınan fezaya doğru yol alır gider:)... işin olması gerekeni budur... onu bir kenarda zaten tutuyorum... benim gibi doğaçlama canlı müzik hayranı, sokak müziği ve müzisyeni hastası biri için zaten bu böyle ama yavuz darıdereyi sadece bir kesim değil, her kesim tanımalı...

yavuz darıdere; dünyaya çok duyarlı, büyük sorumluluk sahibi, hayvan hakları konusunda, özellikle sokak hayvanları konusunda çok titiz, neyin ne olduğunun fazlaca farkında olan ve işin lafla peynir gemisi yürütme kısmında olmayıp, elini taşın altından hiç çekmeyen bir isim... sanatçılığı hakkıyla yaşayan bir müzisyen... benim, müziğinin de ötesine çıkarabildiğim belki de tek önemli konu bu...

sayısını bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla yüzlerce öğrencisi var... sürekli gençleri eğitiyor, yetiştiriyor, eğitimlerine destek oluyor hatta yine bildiğim kadarıyla bir çok genci bizzat kendisi okutuyor... müziğe, sanata katkıyı sadece iyi çalarak yapan biri değil anlayacağınız... türkiyenin her yerinden müziğe sevdalı bir çok gence hocalık ve abilik yapıyor... onların yurt içinde ve dışında eğitim alabilmeleri için büyük projeler yapıyor...

tüm bunları ben bir şekilde biliyorum, sağda solda yazılı ve kayıtlı çabalar da değil... yani bir çokları gibi bas bas bağırmıyor ortalıkta, bire bin katarak çaktırmadan kendi reklamını da yapmıyor yavuz darıdere... sadece yapıyor... çok fazla takdir ettiğim bir isim... hiç de profesyonel anlamda sorumluluğu bulunmamasına rağmen, bulunanlardan çok daha ciddi adımlar atıyor... çocuk psikolojisini öğreniyor bu amaçla ve gençlere daha bilinçli yaklaşabiliyor...

eğitime gönülden inanan bir isim... bir röportajda, kendisinin gidip amerikada eğitim aldığını ve burada da özellikle dokuz eylül konservatuvarı öğrencilerine aktardığını okumuştum ama şimdi hatırlayamadım o yazıyı hangi dergide okuduğumu... bundan sonra arşiv tutacağım valla:)... unutkanlık başladı:)...

turkish folk music on trumpet projesi de vardı... ilk kaydıymış aşağıdaki white... hangi türkümüz olduğunu size bırakıyorum... bu türküyü bu hale getirebilmek de her babayiğidin harcı değil:))... helal olsun:)... harika bir çalışma ama devamını bilmiyorum bu projesinin... bu bilmediğim konuları da ulaşabildiğim ölçüde mutlaka eklerim zaman zaman... şimdilik bu kadar diyeyim, verdiğim bilgilerde ciddi hatalar olabilir, hatta mutlaka bir sürü hata vardır... şimdiden özür dilerim...



hadi bir de bonus video ekleyeyim... hammond groove band ile...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

gelem gelem (djelem djelem)...

"öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti"

"gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum...

çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz

çingeneler

çingene müziği

tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği için marş olarak kabul edilmiş 197…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …