Ana içeriğe atla

va pensiero

yahudi esirler korosu - nabucco
2010 yılında başlamışım bu yazıyı yazmaya, kalmış gitmiş yarım yamalak bir şekilde... nabucco boru hattı projesi vardı ya bir zamanlar?... işte o kafkas doğal gazını türkiye üzerinden avrupaya taşıması planlanan boru hattı projesi sonra rafa kalkmıştı nedense... ben de herhalde proje rafa kalkınca, paylaşımı da rafa kaldırmışım:)... rusyaya karşı israil, abd ve ab ülkelerince planlanan bir alternatif idi o boru hattı ama herhalde rüzgarın esiş yönü aniden değişmişti ve kalmıştı öyle... biz de çok sevinmiştik, bizi uygun gördüler diye:)... boru bizden geçecek ya:)... neyse ki geçmedi...

2009 yılıymış, şimdi gittim inceledim o proje laflarının dolaştığı zamanı... yıllardır en bilinen, en beğenilen, en ünlülerden bir giuseppe verdi operası olan nabucconun kel alaka bir boru hattı projesine isim olarak seçilmesi bana o zamanlar o kadar tuhaf ve anlamsız gelmişti ki!... düşünsenize, hayran kaldığınız bir eser var ortada, sözlerini anlamadığınız ama güzel, etkileyici falan filan işte... kalkıyorlar o operanın adını boru hattı gibi pis bir projeye veriyorlar!...

tabii cahile bazı şeyler tuhaf, bazı şeyler de gayet olağan gelir... işte o zamanlar "yahu neden bir boru hattına opera adı verilir ki" deyip, biraz incelemişim... sonra da yarım kalmış... şimdi tamamladım ve tabii sayfa konseptine uygun olarak mecburen operatik bir paylaşıma döndü...

benim gibi ortalama bir dinleyici için nabucco, tamamen va, pensiero dur... yani onu dinleyince nabucco dinlemiş sayar kendini benim gibiler:)...

ne muhteşem bir koro şarkısıdır o!... bilmezdim ben bu şarkının bir verdi operasından olduğunu çünkü ilkokul yaşlarında demis roussos dan dinlemiştim ilk defa ve o günden beri de ara ara dinlemeden duramam...aslında bir opera eserinden olduğunu anlamam için zaman geçmesi gerekmişti... sonraları italyan şarkıcı al bano (yanında rominası da olan ve felicitayı söyleyen adam) da söylemişti -ki bence berbat idi- tabii bu bizim türkiyede trt den görebildiğimiz kadarı idi o zamanlar... demis roussos versiyonu iyidir tabii...



vatan hasreti çekenler söylüyorlar... topraklarından sürülmüş yahudi esirler diyorlar ki:

düşüncelerine hitap ediyorlar eserde... git altın kanatlarla... git yamaçlara, kon tepelere... toprağımızın havası orada ılık ve yumuşak kokar... ürdün kıyılarını selamla... sionne nun yıkık kulelerini... ah vatanım, öyle güzel ve yitik... ah anılar, öyle güzel ve öldürücü... akıllı adamların altın arpı, neden sallanıyorsun öyle sessizce söğütlerden?... gönlümüzdeki ateşi yeniden yakıyorsun... geçen zamanı anlat bize, solimanın kaderlerine benzeyen... hüzünlü bir şey çal bize ya da tanrıdan esinlen... acılarımıza katlanma gücü vermek için...

esir yahudiler fıratın kıyısında ve büyük bir ateşin etrafında toplanıp, söylüyorlar... va pensiero, anavatanlarına olan özlemlerini dile getiren bir parça ve eserin üçüncü perdesinin ikinci sahnesinde yahudi esirler korosu yani en bilinen adı ile hebrew slaves chorus tarafından söyleniyor... parça aslında va, pensiero ama ingilizce hebrew slaves olarak tanınmış durumda daha çok...



giuseppe verdinin ilk operası olan 4 perdelik nabucconun asıl adı nabucodonosor dur... belki bu hali ile çıkarmak biraz zor ve daha çok dinozoru çağrıştırıyor ama operanın konusu kısaca okunduğu anda insan "aaaaa!" diyor... bazen bölük pörçük de olsa bir şeyler bilmek yararlı olabiliyor çünkü gün geliyor birleşiveriyorlar... babil denince akla ne gelir? tabii ünlü babil kralı 2. nabukadnezar gelir yani nabucodonosor... verdinin nabucco operası denince olmuyor!... operanın adı aslında nabukadnezar!... babilin babil olduğu zamanlarda şu pek bi bildiğimiz ama var mı yok mu tartışılan babilin asma bahçelerini yaptıran adam oluyor bu nabucco...

mö 586 yılında, nabucco, kudüse girmiş, bu kutsal kenti tamamen yakıp yıkmış ve binlerce yahudiyi esir alıp, babile getirmiştir... bu olay "babil sürgünü" yada "babil esareti" olarak bilinir ve bu hikaye eski ahitte geçmektedir... eski ahit kitaplarından yeremya kitabında, benyamin kabilesinden bir rahibin oğlu olan yeremya bir çok kehanette bulunmuştur ve bu kehanetlerinde nabukadnezarın kudüsü istila edip israil oğullarını süreceğini ve sonrasında da tanrı tarafından israiloğullarının korunacağı ve vaadedilen topraklarda yaşayacaklarını bildirmiştir...

2. nabukadnezarın, israil kavmini kudüsten sürgün etmesini anlatan bu opera iki sebeple önem taşımaktadır... birincisi; mezopotamya yani diğer adı ile orta doğuda yaşananların taraflar değişse de pek de değişimiyor olması... ikincisi ise,bu şarkının italyan milliyetçileri tarafından marşlaştırılmış olmasıdır... hatta italya milli marşı olması dahi gündeme gelmiştir bir zamanlar... o derece önem taşımıştır çünkü işgal atında olan yurtlarında yani kendi topraklarında esir durumuna düşmüşler, hatta sürgün edilmişlerdi... nabucco da tam bu duygulara tercüman olmuştur... giuseppe verdi, avusturyanın italyayı işgal ettiği dönemde bestelemiştir nabuccoyu ve yahudi esirlerin koro halinde seslendirdiği bu şarkı, o dönemde esarete başkaldırının sembolü olmuştur...



boru hattı projesinin başlamadan bitmesi pek de önemli değil... boru hattı gibi bir şeye nabucco adı verilmesi çok önemli... o dönemlerde üzerinde uzun uzun tartışılmıştı ve şimdi tabii akla bile gelmiyor ama nabucconun ne zaman ne şekilde gündeme geleceği tartışılır...

yukarıda şarkının sözlerini yazdım ya italik olarak, orada bakın sionne un yıkık kulelerini selamla diyor... sionne, ibranicede sığınak yada güvenli yer anlamında kullanılan bir kelimedir... aynı zamanda kudüsün bir bölümüne verilen addır... aynı zamanda kudüs şehrinde bir tepe üzerinde kurulu şehirdir... aynı zamanda yahudilere güyya vaadedilen topraklarmış!... çok fazla aynı zamanda oldu ama tabii ki siyonizm, adını buradan almaktadır:)... ve aynı zaman matrix filminde de vardır:)... filmleri kimler çeviriyor meraktayım... aslında bütün kutsal kitaplarda, kuran da dahil olmak üzere, israiloğulları sürekli uyarılıyor!... peygamber olduğu düşünülen yeremya da uyarmış! ama konu verdiye hatta bizim boru hattına kadar gelmiş!... ama dinlememişler ve kudüsten sürülmüşler... galiba yahudiler işlerine geldiği gibi anlamışlar her şeyi... allah herkese vaadettiği gibi onlara da cenneti vaadetmiş doğru düzgün olmaları karşılığında ama onlar cenneti kendilerine vaadedilen topraklar olarak lanse ediyorlar!...

nabucco operasını italyanca ve hiç anlamadan dinlemekte yarar var anlayacağınız...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…