Ana içeriğe atla

gümüşlükte müzik 2017

ilk defa 2004 yılında, eren levendoğlu, gülsin Onay ve mesut pekergin önderliğinde, bodrumun gümüşlük kasabasında düzenlendi uluslararası gümüşlük klasik müzik festivali... her sene yaz aylarında 8-10 haftalık bir sürede, 30 civarı etkinlik yapılıyor... bu sebeple artık 14 yıllık uzun soluklu önemli festivaller arasına girdi gümüşlük klasik müzik festivali...
uluslararası gümüşlük klasik müzik festivali
festival hakkında çok daha fazla bilgiye sayfasından ulaşabilirsiniz...
26 temmuz gilles apap & myriam lafargue – antik taş ocağı
28 temmuz gümüşlük festival akademisi, keman konseri – toprak ev
29 temmuz dilbağ tokay & eren levendoğlu – antik taş ocağı
31 temmuz gümüşlük festival akademisi, viyolonsel konseri – toprak ev
01 ağustos tord gustavsen – festival merkezi, sahil
04 ağustos begoa ensemble – antik taş ocağı
08 ağustos emin fındıkoğlu quartet – festival merkezi, sahil
10 ağustos alp ersönmez ‘yazısız’ feat. erik truffaz – eklisia
18 ağustos ilya itin – antik taş ocağı
20 ağustos gümüşlük festival akademisi, piyano konseri – toprak ev
22 ağustos romano pallottini – antik taş ocağı
24 ağustos mauricio vallina – antik taş ocağı
25 ağustos gümüşlük festival akademisi, piyano konseri – toprak ev
26 ağustos erdem sökmen & hasan meten – toprak ev
27 ağustos egberto gismonti – gitar – toprak ev
28 ağustos egberto gismonti – piyano – antik taş ocağı
30 ağustos derek gripper – toprak ev
01 eylül bülent evcil & raffaele trevisani & paola girardi – antik taş ocağı
04 eylül gülsin onay – antik taş ocağı
festival kapsamındaki etkinlikleri facebook sayfasından takip edebilirsiniz...

festivalle ilgili bazı haberleri festivale ait sayfadan ve değerli piyanist gülsin onayın sayfasından takip ediyorum... alıntılar o sayfalardan anlayacağınız...

gümüşlük festival akademisi kapsamındailk ustalık sınıfı gilles apap tarafından verilen keman eğitimi oldu... gilles apap, festivalin açılış konserini de veren çok önemli bir isim... keman masterclassına katılan genç yetenekler aşağıdaki eserleri seslendirdiler ve kendilerine piyanoda beril eren eşlik etti...
doğa ekinci, fritz kreisler’in, “sicilienne & rigaudon”
gökçe çatakoğlu, pablo de sarasate’den, “malagueña”
aslı ayben özdemir, süleyman aleskerov’dan, “violin sonata in b minor
ı̇dil olgar, manuel de falla’dan, “danse espagnole”
selin doğan, niccolò paganini’den, “caprice no.14”
ada çağlar, friedrich seitz’den, “concerto no.3”
deniz has, giovanni battista viotti’den, “concerto in d major op.20 1st movement”
alara hekimoğlu, ludwig van beethoven’den, “sonata in f major “spring sonata”
aslı deniz bedel, camille saint-saëns’dan, “ıntroduction and rondo capriccioso op.28”
damla özdemir, johann sebastian bach’tan, “partita no.2 gigue”
kerem tuncer, sırasıyla johann sebastian bach’tan, “partita no. 1 in b minor”, claude debussy’den, “la fille aux cheveux de lin” ve edward elgar’dan, “la capricieuse”
keman ustalık sınıfı öğrencileri
dilbağ tokay viyolonsel ustalık sınıfı öğrencileri
farklı konservatuvarlardan sekiz genç viyolonselci, dilbağ tokayın ustalık sınıfını başarıyla tamamladılar ve sertifikalarını alıp, güzel bir konser verdiler... piyanist beril eren in eşlik ettiği genç çellistler aşağıdaki eserleri seslendirdiler:
e. güney güven, édouard lalo'dan, "viyolonsel konçertosu re minör, ı. prelude, lento - allegro maestoso"
derin topgül, louis de caix d'hervelois'den, "prelude"
ayça gökdeniz, daniel van goens'dan, "scherzo"
evin pınar örnek, antonio vivaldi'den, "viyolonsel konçertosu do minör rv 401, allegro non molto"
gökçe sarı, joseph haydn'dan, "viyolonsel konçertosu no.1 do majör, moderato"
ecem su yılmaz, johann sebastian bach'tan, "solo viyolonsel süiti no.2, gigue"
sonat uğun, antonio vivaldi'den, "viyolonsel sonatı mi minör rv 40, allegro"
arda büyükgüral, camille saint-saëns'tan, "allegro appassionato op.43"
denizbankın ana sponsorluğunda devam eden gümüşlük klasik müzik festivali çerçevesinde, iki yılda bir organize edilen ahmed adnan saygun piyano yarışması da tamamlandı... yarışmaya 18 yaş üstü sınıfından katılan tolga atalay ün ve özgür deniz akalın birinci oldular... yani iki birinci çıktı... 18 yaş altında ise tuna bilgin birinciliğe layık bulundu...

ahmed adnan saygun piyano yarışması
tolga atalay ün, özgür deniz akalın, tuna bilgin ve gülsin onay
nedense paylaşılan hiç bir fotoğrafta isimler belirtilmiyor!... sadece alıntı yaptığım sayfalarda değil, genelde paylaşılmıyor çok da zor olmamakla birlikte... bu sebeple ben de fotoğraflarda kim kimdir bilmiyorum... çok da önemli değil ama bilsek ve tanısak hiç de fena olmazdı...

sponsorluğu bosch tarafından yapılan ve 15 ağustosta başlayıp, 25 ağustosa kadar devam edecek olan piyano ustalık sınıfına katılan gençler de festival bünyesinde konser veriyorlar... yaşları 11 ile 22 arasında değişen toplam 18 genç yeteneğin sekizi konserlerini verdiler ve büyük beğeni kazandılar... rus ilya itin, italyan romano pallottini, kübalı mauricio vallina ve gülsin onay ın masterclass eğitimlerine katılan gençler için oldukça önemli bir kazanım olduğu kesin...

genç yetenekler konserde aşağıdaki eserleri seslendirdiler:
yasemin kotan, frederic chopin den “valse op.69 no.1”
ceren ayeri, franz liszt den “romance s.169 mi minör”
mert hakan şeker, ludwig van beethoven den “sonata op.49 no.2”
irem su erdoğan ve elif naz erdoğan, a. dvorak dan “slavonik dances op.72, no.2 & op.46, no.8”
ramona kemmer, franz schubert den “impromtu op. no.4”
mert egeli, claude debussy den “l’isle joyeuse”
mehmet derya kelebenkli, sergei rachmaninoff dan “prelüd sol minör”
piyano ustalık sınıfına katılan ve konser veren gençler
25 ağustosta gümüşlük klasik müzik festivali akademisi bünyesinde gerçekleştirilen piyano ustalık sınıfına katılan öğrencilerin ikinci konserleri gerçekleştirildi ve öğrenciler sertifikalarını aldılar... gümüşlük festival akademisinin bugüne kadar toplam 800 öğrenciye dünyanın sayılı müzisyenlerince sertifika alma imkanı sunduğu belitiriliyor... tabii bu öğrenciler farklı enstrüman dallarında ustalık sınıfına katılarak eğtim aldılar, sadece piyano değil...
yukarıda isimlerini ve çaldıkları eserleri verdiğiğim sekiz öğrenci daha önce konser vermişlerdi, dün gece bütün öğrenciler birer eserle ikinci konseri de verdiler...

ustalık sınıfına katılan ve konser veren gençler
ustalık sınıfına katılan ve konser veren gençler
ustalık sınıfına katılan ve konser veren gençler
dün akşam verilen konserde, hangi genç piyanistin hangi eseri seslendirdiği bu sefer paylaşılmadı... bütün öğrencilerin isimlerine de ulaşamadım... genç piyanistlerin bir kısmından bahsedip, çoğunun adını bile paylaşamadım ne yazık ki... neden yazmıyorsunuz arkadaş yahu:)... koskoca festivale kızıyorum, iyice sıcak başıma vurdu:)... ben bu paylaşımı sadece gençlerin hiç olmazsa isimleri geçsin, geleceğin sanatçıları şimdiden duyulsun diye yapıyorum... festivalden bahsedip, hayranı olduğum egberto gismontiye bile değinmedim, siz fotolara isim yazmıyorsunuz:)... neyse artık bulursam eklerim yine...

25 ağustostaki piyano öğrencilerinin ikinci konseri sonrasında da gümüşlük festival akademisi çerçevesinde flüt ustalık sınıfı başladı... flüt sanatçımız bülent evcil ve italyan flütçü raffaele trevisani tarafından verilen eğitimler sonunda, öğrenciler hem konser verdiler hem de sertifikalarını aldılar... zimbabweden 1, bulgaristandan 4 ve türkiyeden 22 öğrencinin katıldığı masterclass sonu konserinde öğrenciler mozart, haydn, handel, bach ve faure den eserler seslendirdiler...

gümüşlük festival akademisi flüt ustalık sınıfı
gümüşlük festival akademisi flüt ustalık sınıfı
oldukça fazla etkinliği barındıran gümüşlük festivalindeki en önemli etkinlikler bence ustalık sınıfları... yani festivalin eğitim ayağı... ustalık sınıfları bence çok önemli çünkü öğretmen kavramı çok değişik... direk olarak sahne tozunu fazlaca yutan sanatçılar gençlerle buluşuyorlar... sahnede ne yaşandığını anlatıyorlardır mutlaka... ben bilmediğim için tahmin yürütüyorum:)... tamamen pratiğe yöneliktir diye düşünüyorum... büyük müzisyenlerle aynı havayı solumak bile farklıdır... öğrenciler daha rahattırlar... yemek yapmayı usta aşçıdan mutfakta öğrenmektir özetle masterclass... işin teorisi 3 tutam tuz, 2 tutam karabiner atmakken yemeğe, aslında 1 tutam tuz ve 1 tutam karabiber ile harikalar yaratmayı kavramaktır bence... nasıl anlattım ama hiç bilmediğim halde:)... her konuda öyle çünkü... okulda 80 bin teorisi anlatılır her şeyin ama dünya çapında ustaya bir bakarsınız ki anlatılanlarla alakası yok!... hep öyle olmuştur...

gülsin onay ustanın cümleleriyle bitireyim artık... ben de başta gülsin onay olmak üzere, emeği geçen herkesi ve genç yetenekleri kutluyorum... sadece piyanistler için yazmış kendisi ama eminim 100 civarındaki bütün gençler için aynıdır düşünceleri...
Bir gençlik düşünün Bach, Liszt, Chopin, Saygun, Mozart, Schubert, Rachmaninoff'un eserleriyle la minörden sol majöre; Mazurka'dan Meşeli'ye; forteden piyanoya; adagiodan prestoya; aksanlardan staccato ve legatoya tüm seslerin zengin dünyasını hissederek, 24 saat müzikle yaşayan.. Bu değil miydi Atatürk'ün hayal ettiği, ülkemizin çağdaş gençliği..?
Harika bir konser verdiler GFA öğrencileri..
Bravo 18 genç piyanistimize..

Yorumlar

  1. Neler neler oluyor Türkiyemizde böyle güzel, cıvıl cıvıl bir sürü genç görünce, flütler, kemanlar, çellolar piyanolar havalarda uçuşmuş. Günlük koşuşturma içinde habermiz bile olmuyor. Ne kadar güzel işler çıkarıyorlar. Hem şaşırdım hem de çok mutlu oldum. Emeği geçenlere kucak dolusu sevgiler, saygılar ve çocuklarımıza da öpücükler yolluyorum. Siz 14 üncüsü diyorsunuz, benim daha şimdi haberim oldu! Harikasınız hepiniz. İçim açıldı fotolara baktıkça. Çok seviyorum hepinizi. 100 tane gencecik yüreği bir araya getirmişsiniz:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada