Ana içeriğe atla

brianna sue kahane

brianna sue kahane
youtube'da karşıma çıktı genç kemancı brianna sue kahane!... genç yetenekleri, özellikle çocuk yaştaki ustaları keşfedip araştırmak, dinlemek, izlemek ve büyümelerine tanık olmak çok hoşuma gidiyor... mesela emily bear elimde büyüdü sayılır:)... şaka değil, yıllardır sürekli takip ettiğim o kadar çok çocuk virtüöz var ki... ne yazık ki hiç biri anadolu topraklarından değil... bu topraklardan deha zor çıkar... neyse o konulara dalmayalım şimdi ama çıksa bile biz farkına varmayız!... farkına varsak bile çıktığına pişman ederiz onu... ediyoruz da zaten...

benim takip ettiğim gençlerin ve çocukların hepsi de kendi devletlerinin koruması altındalar... amerikalıysalar mesela, yolları mutlaka beyaz saraydan geçmiştir... ülkemizin eski karanlık! dönemlerinde çıkmıştı bir kaç tane harika çocuk... o kadar... o zamanlar trt bile işe yarar bir kurumdu... brianna kahane ye haksızlık etmeyelim ve ülke sorunlarını onunla ilgili paylaşımda fazla deşmeyelim...

brianna çok farklı... sadece teknik anlamda kuru bir yetenek değil bu iş! izlerken onu düşündüm, reenkarnasyona ciddi biçimde inanmaya başladım ben bu çocukları izlerken... 2-3 yaşında bir çocuktan beklenmeyecek şeyler yapıyorlar... kurdukları cümleler farklı... 5 yaşına geldiklerinde 40 yıl sahne tozu yutmuş gibi oluyorlar!... bakışları da farklı... özetle zaten bu işi yıllardır yapıyorlar gibiler... özel yada aile hayatlarını anlatan videoları izlerken karşınızda gerçekten bir çocuk görüyorsunuz ama çalmaya başladıkları anda sanki yılların sanatçısını izliyorsunuz... brianna kahane de ben bu durumu çok fazla hissettim ve hemen yazmaya karar verdim... ilk izlediğim videosunu hemen paylaşayım... ben bu videoda çocuk filan değil, yılların sahne tozunu yutmuş bir sanatçı görüyorum... sonrasında bir röportajını izledim, orada çocuk idi ama elinde keman varken çocuk filan değil!



ben burada çocukları ve gençleri paylaşıyorum sık sık ama aradan yıllar geçtikçe büyüyorlar, sonra komik oluyor... o yüzden yaşlarını mutlaka yazıyorum... şu anda 11 yaşında brianna... yukarıdaki videosu 6 yaşındayken kaydedilmiş... kesinlikle çok çok büyük bir yetenek bu kız... üstelik az önce yazdığım gibi, sadece teknik anlamda değil bu yetenek olayı... her anlamda çok ötede bir sanatçı... yukarıdaki video bile yeterli bunu anlamak için ama daha sonra paylaşacaklarım resmen kalburun üstünün üstü kıvamında... canımız divamız gibi "fevkaladenin fevkinde" demek istemedim şimdi... ama öyle... bir kaç tane daha brianna gibi çocuk var, onları da ilk fırsatta paylaşacağım...

brianna kahane çalmaya başladığı anda başka bir aleme geçiyor gibi... gözler kapanıyor... ayrı bir dünya yaşıyor... parmakları çocuk parmağı gibi değil... sahnede kendine özgü hareketleri var... çocuk gibi durmuyor... çoğu kemancı gibi kazık gibi de durmuyor...

ben çocukluğumdan beri imkanlarım çerçevesinde "harika çocukları" sürekli takip etmiş, izlemiş biriyim... uzun süredir de sağolsun şu internet sayesinde ulaşamadığım çok az yetenek kalmıştır... çok azında teknik yeteneğe ek olarak, "sunum" yeteneği de çok ileri seviyede... brianna onlardan biri... kemanı ve çaldığı eseri resmen yaşıyor... bu kız kemana aşık resmen... geleceğin en iyi keman sanatçısı geliyor...

daha önce yazdığım gibi, brianna nın yolu da tıpkı diğer yetenekler gibi beyaz saraydan geçmiş... bizde olmayan bir çok tv programından da geçmiş... bir virtüözün arkasında olması gereken koskoca bir ekip briannanın arkasında da var...  itzhak perlman, ida haendel, joshua bell ve arnold steinhardt gibi devlerle çalışmaları var brianna nın...

bu büyük isimler, genç yeteneklerle boşu boşuna birlikte performans sergilemiyorlar! geleceğin 1 numarasını birlikte yetiştiriyorlar... onlar da o şekilde yetiştiler çünkü...

3 yaşında keşfediliyor brianna... ailesi ilgileniyor konuyla... uzmanlar tarafından "mükemmel" olarak değerlendiriliyor... az önce reenkarnasyona inanmaya başladım dememin sebebi de bu... 3 yaşındaki çocuk eline kemanı alıyor, çalıyor, uzmanlar mükemmel buluyorlar ve her şey başlıyor... ama daha da ilginci; brianna kemanı çalarken "beyninde notların resimlerinin canlandığını ve onlara bakarak çaldığını, çalarken de eskilere gittiğini" söylüyor... 3 yaşındaki çocuk keman çalarken ne kadar eskilere gidebiliyor acaba!...

işin daha da ilginci; videolarını izlerken brianna nın gerçekten eskilere gittiğini farkediyorsunuz... 5 ve 7 yaş farkını göreceğiz şimdi...



resmi web sayfasını mutlaka iyice inceleyin derim... fotoğrafları ve videoları müzikal ve sanatsal yeteneği hakkında yeterince fikir veriyor... bunun yanında, ailesi dışında kimlerin desteği ve koruması altında olduğunu da göreceksiniz... ama sayfa artık yok:))... silinen sayfalardan bıkkınlık geldi...

www.briannakahane.com

bahsetmek istediğim bir diğer çok önemli konu ise; brianna nın dünyanın en genç hayırseveri yada yardımseveri olması... daha doğru bir deyişle, dünyanın en genç filantropisti olarak kabul ediliyor kendileri... türkçe karşılığı "insansever" filantropistin... hümanizmden biraz farklı, yardımseverlikten de farklı... filantropizmin tam türkçe karşılığı yok ama kabaca "insanların bireysel yada toplumsal refahlarını artırmak için organize ve kurumsal işler yapmak" oluyor... vakıflar, dernekler yada benzeri oluşumlar yolu ile birilerine yardım toplamak gibi... buradaki ayrım şu; brianna yeteneğini ve çektiği dikkati kullanarak yardımlar topluyor...

yaşı küçük olmasına rağmen, kafası insanlara yardım etme fikri ile dolu!... hayatını ve yeteneklerini boş işlere adamıyor... şımarmamış... mütevazı... fedakar... ne oldum delisi değil... elinde cep tel, önünde tablet, altında otomobil, sırtında yastık, altında minder, ağzında cips, ayağında nike şeklinde yaşayan bir çocuk olmamış, şimdi de öyle bir genç kız değil... sanat denen şeyle dolu olarak dünyaya gelmiş ve o sanatı da boş boş yaşamıyor... sanatçılığın kendisine verdiği inceliği gerçek hayata uyguluyor... yeteneğini, dinlediğini, çaldığını, yarattığını ve hatta okuduklarını gerçek hayata yansıtıyor... sahip olduğunu fedakarca çevresine de yansıtıyor... özetle sahip olduğu ışığı çevresinden esirgemeyen bir kristal çocuk...

kristal çocuk linkini verdim... kimi inanıyor, kimi inanmıyor krsital çocuk denen şeye... ben bilmiyorum, pek de ilgilendirmiyor beni o kadar adına ne dendiği yada bilimsel olup olmadığı... benim tek bildiğim, evet, o çocuklar varlar... brianna da onlardan biri... çevremizde de çok var bu çocuklardan ama biz kıymetini bilmiyoruz...

ödülleri yanında bir çok performansı sayesinde kazandığı 19 milyon dolar ı make a wish vakfı, st. jude children’s araştırma hastanesi, american kalp derneği, muhammad ali parkinson merkezi, starkey hearing vakfı, child help ve miami children's hastanesi vakfı gibi kuruluşlara bağışlamış ve resmi sayfasından da sürekli yardım topluyor...

bir daha yazayım; 19 milyon dolar... henüz 11 yaşında...

"the brianna kahane charitable foundation" vakfını da kurmuş tabii bu arada... brianna yı ayrıca yazmam boşuna değil anlayacağınız... kendisiyle ilgili tüm sayfalar kaldırılmış...

sadece müzik, sanat, ustalık vs vs vs değil yazma sebebim... "gerçek sanatçılık nedir? sanatçı ruhun çevreye yansıması nasıl olmalıdır? bunu 3-11 yaş arasında fazlasıyla ortaya koymuş olan brianna dan mı öğrenmeli dana gibi insanlar?" demek de istedim...

"keman çalmayı çok seviyorum çünkü müzik ruha dokunur ve dünyayı daha iyi bir yer yapabilir"

böyle demiş brianna... helal olsun, doğru demiş...

brianna, stradivari derneği tarafından ödüllendirilmiş ve kendisine livornolu antonio gragnani tarafından 1790 yılında yapılmış olan 3/4 lük keman hediye edilmiştir...

brianna nın yeteneği hakkında uzun uzun detaylı şekilde yazmaya, eğitimini şusunu busunu anlatmaya pek de gerek yok... zaten ne diyor sonuçta? "müzik notalarının resimleri kafasında canlanıyor, o da onlara bakarak çalıyor"... çok da fazla eğitim verilirse, keman çalamaz bu çocuk... benden söylemesi...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da