Ana içeriğe atla

brianna sue kahane

brianna sue kahane
daha önce çoluk çocuk takımı başlıklı paylaşımda çok genç hatta çocuk denecek yaşlarda mükemmel gitar çalan bildiğim bazı yeteneklerin videolarını paylaşmıştım... şimdi de takip ettiğim çocuk virtüöz sayısı artınca yeni bir çoluk çocuk takımı paylaşımı yapayım, içinde bu sefer gitar olmasın sadece, keman, piyano vs de olsun dedim... an itibarıyla az önce onu da paylaşmış bulunuyorum... burada...

tam onları paylaşacakken karşıma çıktı brianna sue kahane!... diğerlerinden şimdilik çok özür dileyerek, bu 11 yaşındaki felakete öncelik vermek ve ayrıca yazmak istedim... çizgiyi fazlaca aşmış olan bazı çocukları ayrıca yazıyorum burada çünkü...

genç yetenekleri, özellikle çocuk yaştaki ustaları keşfedip araştırmak, dinlemek, izlemek ve büyümelerine tanık olmak çok hoşuma gidiyor... mesela emily bear elimde büyüdü sayılır:)... şaka değil, yıllardır sürekli takip ettiğim o kadar çok çocuk virtüöz var ki... ne yazık ki hiç biri anadolu topraklarından değil... bu topraklardan deha zor çıkar... neyse o konulara dalmayalım şimdi ama çıksa bile biz farkına varmayız!... farkına varsak bile çıktığına pişman ederiz onu... ediyoruz da zaten...

benim takip ettiğim gençlerin ve çocukların hepsi de kendi devletlerinin koruması altındalar... amerikalıysalar mesela, yolları mutlaka beyaz saraydan geçmiştir... ülkemizin eski karanlık! dönemlerinde çıkmıştı bir kaç tane harika çocuk... o kadar... o zamanlar trt bile işe yarar bir kurumdu... brianna kahane ye haksızlık etmeyelim ve ülke sorunlarını onunla ilgili paylaşımda fazla deşmeyelim...

brianna çok farklı... sadece teknik anlamda kuru bir yetenek değil bu iş! izlerken onu düşündüm, reenkarnasyona ciddi biçimde inanmaya başladım ben bu çocukları izlerken... 2-3 yaşında bir çocuktan beklenmeyecek şeyler yapıyorlar... kurdukları cümleler farklı... 5 yaşına geldiklerinde 40 yıl sahne tozu yutmuş gibi oluyorlar!... bakışları da farklı... özetle zaten bu işi yıllardır yapıyorlar gibiler... özel yada aile hayatlarını anlatan videoları izlerken karşınızda gerçekten bir çocuk görüyorsunuz ama çalmaya başladıkları anda sanki yılların sanatçısını izliyorsunuz... brianna kahane de ben bu durumu çok fazla hissettim ve hemen yazmaya karar verdim... ilk izlediğim videosunu hemen paylaşayım... ben bu videoda çocuk filan değil, yılların sahne tozunu yutmuş bir sanatçı görüyorum... sonrasında bir röportajını izledim, orada çocuk idi ama elinde keman varken çocuk filan değil!



ben burada çocukları ve gençleri paylaşıyorum sık sık ama aradan yıllar geçtikçe büyüyorlar, sonra komik oluyor... o yüzden yaşlarını mutlaka yazıyorum... şu anda 11 yaşında brianna... yukarıdaki videosu 6 yaşındayken kaydedilmiş... kesinlikle çok çok büyük bir yetenek bu kız... üstelik az önce yazdığım gibi, sadece teknik anlamda değil bu yetenek olayı... her anlamda çok ötede bir sanatçı... yukarıdaki video bile yeterli bunu anlamak için ama daha sonra paylaşacaklarım resmen kalburun üstünün üstü kıvamında... canımız divamız gibi "fevkaladenin fevkinde" demek istemedim şimdi... ama öyle... bir kaç tane daha brianna gibi çocuk var, onları da ilk fırsatta paylaşacağım...

brianna kahane çalmaya başladığı anda başka bir aleme geçiyor gibi... gözler kapanıyor... ayrı bir dünya yaşıyor... parmakları çocuk parmağı gibi değil... sahnede kendine özgü hareketleri var... çocuk gibi durmuyor... çoğu kemancı gibi kazık gibi de durmuyor...

ben çocukluğumdan beri imkanlarım çerçevesinde "harika çocukları" sürekli takip etmiş, izlemiş biriyim... uzun süredir de sağolsun şu internet sayesinde ulaşamadığım çok az yetenek kalmıştır... çok azında teknik yeteneğe ek olarak, "sunum" yeteneği de çok ileri seviyede... brianna onlardan biri... kemanı ve çaldığı eseri resmen yaşıyor... bu kız kemana aşık resmen... geleceğin en iyi keman sanatçısı geliyor...

daha önce yazdığım gibi, brianna nın yolu da tıpkı diğer yetenekler gibi beyaz saraydan geçmiş... bizde olmayan bir çok tv programından da geçmiş... bir virtüözün arkasında olması gereken koskoca bir ekip briannanın arkasında da var...  itzhak perlman, ida haendel, joshua bell ve arnold steinhardt gibi devlerle çalışmaları var brianna nın...

bu büyük isimler, genç yeteneklerle boşu boşuna birlikte performans sergilemiyorlar! geleceğin 1 numarasını birlikte yetiştiriyorlar... onlar da o şekilde yetiştiler çünkü...

3 yaşında keşfediliyor brianna... ailesi ilgileniyor konuyla... uzmanlar tarafından "mükemmel" olarak değerlendiriliyor... az önce reenkarnasyona inanmaya başladım dememin sebebi de bu... 3 yaşındaki çocuk eline kemanı alıyor, çalıyor, uzmanlar mükemmel buluyorlar ve her şey başlıyor... ama daha da ilginci; brianna kemanı çalarken "beyninde notların resimlerinin canlandığını ve onlara bakarak çaldığını, çalarken de eskilere gittiğini" söylüyor... 3 yaşındaki çocuk keman çalarken ne kadar eskilere gidebiliyor acaba!...

işin daha da ilginci; videolarını izlerken brianna nın gerçekten eskilere gittiğini farkediyorsunuz... 5 ve 7 yaş farkını göreceğiz şimdi...



resmi web sayfasını mutlaka iyice inceleyin derim... fotoğrafları ve videoları müzikal ve sanatsal yeteneği hakkında yeterince fikir veriyor... bunun yanında, ailesi dışında kimlerin desteği ve koruması altında olduğunu da göreceksiniz...

türkiyede birine destek olmaya, yetiştirmeye, geliştirmeye kalksanız; daha emeklemeye başlamadan koşmaya ve ilk uçan tekmeyi de size atmaya kalkar...

www.briannakahane.com

bahsetmek istediğim bir diğer çok önemli konu ise; brianna nın dünyanın en genç hayırseveri yada yardımseveri olması... daha doğru bir deyişle, dünyanın en genç filantropisti olarak kabul ediliyor kendileri... türkçe karşılığı "insansever" filantropistin... hümanizmden biraz farklı, yardımseverlikten de farklı... filantropizmin tam türkçe karşılığı yok ama kabaca "insanların bireysel yada toplumsal refahlarını artırmak için organize ve kurumsal işler yapmak" oluyor... vakıflar, dernekler yada benzeri oluşumlar yolu ile birilerine yardım toplamak gibi... buradaki ayrım şu; brianna yeteneğini ve çektiği dikkati kullanarak yardımlar topluyor...

yaşı küçük olmasına rağmen, kafası insanlara yardım etme fikri ile dolu!... hayatını ve yeteneklerini boş işlere adamıyor... şımarmamış... mütevazı... fedakar... ne oldum delisi değil... elinde cep tel, önünde tablet, altında otomobil, sırtında yastık, altında minder, ağzında cips, ayağında nike şeklinde yaşayan bir çocuk olmamış, şimdi de öyle bir genç kız değil... sanat denen şeyle dolu olarak dünyaya gelmiş ve o sanatı da boş boş yaşamıyor... sanatçılığın kendisine verdiği inceliği gerçek hayata uyguluyor... yeteneğini, dinlediğini, çaldığını, yarattığını ve hatta okuduklarını gerçek hayata yansıtıyor... sahip olduğunu fedakarca çevresine de yansıtıyor... özetle sahip olduğu ışığı çevresinden esirgemeyen bir kristal çocuk...

kristal çocuk linkini verdim... kimi inanıyor, kimi inanmıyor krsital çocuk denen şeye... ben bilmiyorum, pek de ilgilendirmiyor beni o kadar adına ne dendiği yada bilimsel olup olmadığı... benim tek bildiğim, evet, o çocuklar varlar... brianna da onlardan biri... çevremizde de çok var bu çocuklardan ama biz kıymetini bilmiyoruz...

ödülleri yanında bir çok performansı sayesinde kazandığı 19 milyon dolar ı make a wish vakfı, st. jude children’s araştırma hastanesi, american kalp derneği, muhammad ali parkinson merkezi, starkey hearing vakfı, child help ve miami children's hastanesi vakfı gibi kuruluşlara bağışlamış ve resmi sayfasından da sürekli yardım topluyor...

bir daha yazayım; 19 milyon dolar... henüz 11 yaşında...

"the brianna kahane charitable foundation" vakfını da kurmuş tabii bu arada... brianna yı ayrıca yazmam boşuna değil anlayacağınız...

sadece müzik, sanat, ustalık vs vs vs değil yazma sebebim... "gerçek sanatçılık nedir? sanatçı ruhun çevreye yansıması nasıl olmalıdır? bunu 3-11 yaş arasında fazlasıyla ortaya koymuş olan brianna dan mı öğrenmeli dana gibi insanlar?" demek de istedim...

"keman çalmayı çok seviyorum çünkü müzik ruha dokunur ve dünyayı daha iyi bir yer yapabilir"

böyle demiş brianna... helal olsun, doğru demiş...

brianna, stradivari derneği tarafından ödüllendirilmiş ve kendisine livornolu antonio gragnani tarafından 1790 yılında yapılmış olan 3/4 lük keman hediye edilmiştir...

brianna nın yeteneği hakkında uzun uzun detaylı şekilde yazmaya, eğitimini şusunu busunu anlatmaya pek de gerek yok... zaten ne diyor sonuçta? "müzik notalarının resimleri kafasında canlanıyor, o da onlara bakarak çalıyor"... çok da fazla eğitim verilirse, keman çalamaz bu çocuk... benden söylemesi...



Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

gelem gelem (djelem djelem)...

"öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti"

"gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum...

çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz

çingeneler

çingene müziği

tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği için marş olarak kabul edilmiş 197…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …