light in babylon

light in babylon

dinlediğimde hayran kaldığım, uzun süredir paylaşmak istediğim ancak bir türlü beceremediğim bir grup light in babylon... istanbullular çok aşinalarmış doğal olarak ama benim gibi yılda taş çatlasın iki kere iş için istanbula giden bir izmirli için gerçekten ilginç geliyor light in babylon ile tanışmak... yani izmir sokaklarında öyle pek de aşina olmadığımız türden farklı bir renk...

ben kendilerinden haberdar olduğumda hem sokak hem de sahne grubuydu light in babylon ama yola sokaklardan çıkmışlar anladığım kadarıyla... ön plana çıkan iki konu var light in babylonda, "şarkı söyleyen kız" ve "müziğin renkliliği"... şarkı söyleyen kız şeklinde yazmam, tepkilere neden oldu, onu da açıklayayım; herkes "light in babylon'da şarkı söyleyen kız kim?" taraması yapıyor internette:)... onlar da tahminimce istiklal caddesi'nden geçerken gruba takılıp, vokalist michal elia kamal'ın uydusu olarak yörüngeye oturanlar muhtemelen:)... bu dev hizmetimi unutmayın, light in babylon grubundaki vokalist kızın adı michal elia kamal... ve dahası, aynı zamanda grubun perküsyoncusu... google efendiye light yazdığınız anda, kızın adı ne? kısmı otomatikman çıkıyor:)... yoksa burada kalkıp da paylaşım yaptığım kişi hakkında kız, oğlan, dayı, yeğen diyecek kadar da seviyesiz değilim yani:))...

michal elia kamal israilli ama iran orijinliymiş... hemen belirteyim, vokal ön plana çıkıyor derken kesinlikle gruptaki diğer müzisyenleri bir kenara atıyor değilim!... çok başarılılar ancak michal elia kamal şarkı söylerken apayrı bir dünyaya gidiyor sanki... bu da kendilerini dinleyenlerin ilgisini çekiyor doğal olarak... sesi çok iyi ve şarkı söylemek için dünyaya gelmiş olduğu apaçık belli... izlerken kendisinin söylediği parçayı resmen yaşadığını görüyorsunuz...

michal elia kamal

metehan çiftçi ise santur çalıyor grupta... michal elia kamal ve fransız gitarist julian demarque gezgin müzisyenler olarak 2009 yılında istanbulda karşılaşıyorlar, 2010 yılında yeniden istanbul'a geliyorlar ve kader onları bu sefer de metehan çiftçi ile karşılaştırıyor ve light in babylon oluyorlar... sokaklarda, barlarda ve istanbulun değişik mekanlarında çalmaya başlıyorlar... istiklal caddesi'nde ünleniyorlar, çok ilgi çekiyorlar ve beğeniliyorlar... şunu da belirteyim; light in babylon, aslında ülkemizde pek aşina olmadığımız, sadece istanbul'un belli semtlerinde tanık olunabilecek bir gezgin müzisyen grubu...

bir arada müzik yapmaya başladıktan kısa bir süre sonra ilk albümleri istanbul geliyor... 2013 yılında ise, ikinci albümleri olan life sometimes doesn’t give you space'i çıkarıyorlar... biraz avrupa mekanları ve festivalleri, biraz istanbul sokakları ve barları derken, önemli bir dinleyici kitlesini toplamayı başarıyorlar çok kısa sürede...

bu paylaşımı ilk yaptığımda, sadece tek videoları vardı... kendilerini tanıttıkları istanbul parçası... ama kısa sürede videoları, albümleri çoğaldı... o video yerine şimdi kendilerini oldukça iyi tanıtan belgesel niteliğinde bir video ekliyorum, ingilizce olmakla birlikte, çok rahat anlaşılabileceğini düşünüyorum... türkçe alt yazı da olsaydı çok iyi olacaktı... ama videoda alt yazıyı açıp, ayarlardan dili otomatiğe çevirerirseniz, türkçe altyazı çıkacaktır...


müziği ille de sınıflamak gerekmiyor ama yaptıkları müzik, dünya müziği yada etnik müzik denen cinsten... world ve/veya ethnic... bana her iki ifade de çok saçma ve hatalı geliyor ama öyle deniyor, yapacak bir şey yok... benim için; müzik, müziktir... o kadar... ne dünyası? ne etniği?... orta doğu müziği etnik oluyor, afrika dansı etnik oluyor da, viyana müziği ve dansı neden etnik olmuyor da vals oluyor arkadaş?!... neyse ben boyumdan büyük işlere kalkışmayayım ama zaten bir müziğin ille de bir türünün olması gerekmiyor...

müzikleri; farklı kültürlerin kaynaşması... fazlasıyla yeterli... her biri içine doğup büyüdükleri kültürü yansıtıyorlar ve doğal olarak bu kültürler kaynaşıyor, iç içe geçiyor... tıpkı istanbul gibi... ve buna ek olarak, çok farklı kültürlerden, farklı müzisyenlerle de ortak çalışmalar yapıyorler... sonuçta çok zengin, tadından yenmez denen cinsten bir karışım çıkıyor... iranda doğan ve rejim değişikliği sebebiyle israilde büyüyen bir michal elia kamal, istanbula gelip müzik yapan fransız julian demarque ve türk metehan çiftçi ile istanbul gibi bir yerde müzik yapıyor... müziklerini de dünyanın farklı coğrafyalarından müzisyenlerle birlikte, ortadoğu'dan çıkarıp, dünyaya yayıyorlar... light in babylon'un özeti bu...

hep belirtme ihtiyacı hissederim her nedense, ve yine belirteyim, sanatçının müzisyenin nereden olduğu, nerede yaşadığı önemli değildir aslında ama müzisyenin kökeninin neresi olduğu, hangi kültürü aldığı, neler yaşadığı vs vs vs direk olarak müziğe yansıdığı için bir parça da önem arzediyor bu durum... önem taşımasaydı, light in babylon'dan zaten bahsetmezdik... yada bu kadar farklı renklere sahip insanlar bir araya gelip, kalkıp da kültürlerini yansıtmadıkları bir müzik türüne dalsalardı, kendilerinden yine bahsetmeyecektik...

üç kişilik çekirdek kadro ile başlayan bu proje; çok kısa sürede büyüdü ve daha da şekillendi... fethi hıncal, gürkan özkan ve cabbar boziye gibi değişik müzisyenler de dahil olmaya başladılar bazı performans ve kayıtlarda... light in babylon'un kadrosunda sürekli değişiklikler oldu, çoğu zaman takip edemedim ama perküsyoncu stuart dickson ve basçı payam ghasemi gibi isimleri de özellikle sahne performanslarında çok gördüm... ana desen bence tam da orta doğu müziği ama her müzisyen kendinden bir şeyler de katmıyor değil sonuçta...

light in babylon - michal elia kamal, julian demarque, metehan çiftçi, stuart dickson ve payam ghasemi

ben light in babylon fotolarına bayılıyorum, o sebeple hiç bir paylaşımda olmadığı kadar foto var bu paylaşımda:)... tabii çok da fazla şey anlatıyor bu fotoğraflar... ben paylaşımları sürekli güncelleyen biriyim ve 2013 yılı da var burada, 2021 yılı da... light in babylon nereden nereye çok kısa sürede gelmeyi başarmış, o da net biçimde görülebiliyor... çok kısa sürede sevildiler ve çok kısa sürede büyüdüler...

bence müziğin hası ya doğaçlananıdır yada sokakta yapılanıdır... grup sokakta doğmuş, sokakta müzik yapıyor ama grubun sokak grubu olarak algılanması da çok yanlış çünkü light in babylon büyük organizasyonlarda, mekanlarda ve festivallerde de çalıyor... ve artık uzun süredir istiklal caddesinde de çalmıyorlar...

şu da çok önemli bir gerçek; yerlerini kendilerinden ilham alan genç gruplara bıraktılar...

detayına girmeden yazıyorum, bir çok ülkede, üç kıtada konserler verdiler, turneleri oldu... hindistan, finlandiya, yunanistan, macaristan, belçika, isviçre, fransa, almanya, rusya, ispanya hatırladıklarım... fazlası mutlaka vardır... güney amerikada da konserleri olmuş mesela... meksikada konser vermişler ve şöyle bi sağı solu kurcalayayım dedim, hepsini yazamayacağım, türkiyenin ve dünyanın her yerinde konserler vermişler özetle:)... yazdığım paragrafın bir anlamı kalmadı ama yazdığımı silmeme gibi bir prensibim var:)...

grubun yada kendi deyimleriyle projelerinin adının "light in babylon" olmasının da sebepleri var tabii ki... kendi ifadelerine göre, evden çıkıp işe giden insanlar, aynı zamanda işlerinden evlerine dönenler, sokaklarda caddelerde sağlarına sollarına bakmadan, acele ile yürüyorlar ve bu insanların birbirleri ile dahi herhangi bir iletişimleri olmuyor... ama grup sokak performansına başlayınca, insanlar ilgi gösteriyorlar, duruyorlar, dinliyorlar ve belki de en önemlisi birbirleri ile de iletişime geçiyorlar... babylon burada insanların ilgisini çeken ve aynı potaya getiren bir sistemin adı oluveriyor... ortaya müzik gibi bir sanat koyduğunda ise, insanların farklı yönlere bakmalarını sağlayan bir ışık yakmış oluyor grup... diğer sebep ise; babil kulesi ile ilgili... babil kulesi zamanında insanlar farklı dillerde konuşmaya başlıyorlar, ayrılıyorlar... grup da faklı coğrafyalardan, kültürlerden gelen, farklı dilleri konuşan müzisyenlerden oluşuyor ancak ortak bir dilleri de var: müzik...

baderech el hayam paylaşmazsam olmaz... en sevdiğim parçaları...



istanbul ve life sometimes doesn’t give you space albümleri sonrasında, 2016 yılında da üçüncü albümleri olan yeni dünya çıktı...

grubun aşağıda bağlantısını verdiğim bandcamp sayfasına giderek, albümlerini satın alabilirsiniz... tabii dijital albüm...

https://lightinbabylon.bandcamp.com/

aşağıdaki bağlantıya giderek de satın alabilirsiniz ama oradan da yukarıdaki yere gideceksiniz:)... eğer dijital değil de, albümü cd olarak satın almak istiyorsanız, orada açıklandığı üzere, e-mail yazıyorsunuz, size harika hediyelerle birlikte geliyor cd'niz hem de imzalı olarak... yazmayı da unutmuşum, bu adres aynı zamanda kendilerinin resmi web sayfası oluyor...

http://www.lightinbabylon.com/shop

buraya tıklayarak güzel bir 2020 evlere kapanma konseri izleyebilirsiniz... tabii orada kalıp, youtube kanallarını da inceleyebilirsiniz ama ben yine taaa eskilerde kaldım... geut... harika bir parça... blog benim ya sonuçta, bence light in babylon; geut... istanbul ve baderech el hayam...

Yorum Gönder

4 Yorumlar

  1. harika bir grup. Çoğu kez İstiklal'de canlı dinleme şansına sahip oldum.

    YanıtlaSil
  2. canlı dinlediyseniz, çok şanslısınız isra hanım... gerçekten apayrı bir güzellik var bu grupta...

    YanıtlaSil
  3. inanılmaz büyülendiğim bir grup müzik te başka bir hayat var insanı dinlendiren bir şeyler anlatır gibi yada ben bu aralar öyle hissediyorum:)) artı BURSA NIN UFAK TEFEK TAŞLARI şarkısı hiç bu kadar komik ve mutluluk verici gelmemişti.(komik yanlış anlaşılmasın sakın orada bana verdiği histir o) inşallah yolunuz hep açık hep gerçek ve güçlü duygulara müzik yaparsınız SEVGİ İLE KALIN

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. katkınız için teşekkürler... aynı hisleri paylaşıyoruz demek ki...

      Sil