Ana içeriğe atla

sukhishvili

fotoğraf: Gürcü (Çveneburi) Kültür Evi

gürcistan ulusal halk dansları topluluğu oluyor bu yazarken bile 50 kere sayfasına gidip gidip kontrol ettiğim başlık... nasıl okunuyor onu da bilmiyorum ama ben sakaşvili derdim, daha sonra sukuşvili demeye başladım... neden böyle bir açıklama yapmayı hissettim onu da anlamadım... ne derseniz deyin işte ama sadece bilelim ki, bu Sukhishvili "gürcistan" halk dansları topluluğu oluyor... ben büyük ihtimalle ispanyada izledim bu dans topluluğunu ama emin de değilim... diğer tüm izleyenlerle birlikte, ağzım mecazi anlamda değil, gerçek anlamda açık olarak ve "yok artık be!" diyerek izlemiştim... o zamanlar benim için kafkas dansı denip geçilen bir konu idi... günümüzde bile çoğumuz öyle deriz... ama çok hatalı ve üzerine basa basa bu dans grubunun gürcistan a ait olduğunu belirtiyorum yine... bu kadar üzerinde durmamın sebebi, facebook, myspace, youtube vb yerlerde bir çok kişinin çok severek paylaştığı videolarının sürekli hatalı olarak lanse ediliyor olması... bilinçli olmadığından eminim, bir kişi hata yapınca zincirleme hatalı gidiyor çünkü paylaşımlar... genelleme yapıp, kafkas diyenden tutun da, kazak, çerkes, azeri vs vs vs olarak adlandıranlar çoğunlukta!...

araştırırken işin farklı bir boyutu ile de karşılaştım; çerkesler bu dansların önemli bölümü bize ait diyorlar! ama eklemede de bulunuyorlar, bizden daha iyi dans ettikleri için isimlerini duyurdular diyorlar... işin bu kısmını ben bilemem, eğer gerçekten bilgili olan birileri es kaza buraya gelip okurlarsa ve aydınlatırlarsa iyi olur...

yıllar önce bir ihtimal de olsa, canlı izlemiş olabilirim ama 2 sene önce aşağıdaki videoyu izleyene kadar hiç bilgim yoktu...



bu ustalığı defalarca izledim ve hala daha izlerim ve yakın zamana kadar da başka bir ülkeye ait olduğunu düşünüyordum ancak kısa bir süre önce gürcü müziğine merak saldım ve gürcü müziği dinlerken bu dansın gürcülere ait olması gerektiğinin farkına vardım... tabii kısa bir inceleme sonucunda durum netleşti... bu mükemmel dans gürcistana aitti... gürcistanda hayat nasıldır? hızlı mıdır? yavaş mıdır? bilmiyorum ama müzikleri ve dansları tam bana göre!... kardeşim nereden geliyor bu hız?... tek başına hızın da bir anlamı yok, bu hıza bu kadar büyük bir grubun resmen 0 hata ile uyum göstermesi yani uyum, koordinasyon, kondisyon ve aklınıza gelebilecek benzeri tüm kelimeleri ekleyin, hepsi de var fazlasıyla... tabii yukarıdaki videodan da anlaşılacağı üzere, yeteneğe ve yatkınlığa ek olarak, çok çalışmak gerekiyor...

ben solucan gibi hareketsiz ve oldukça ağır yaşayan biri olmama rağmen, hız hastasıyım... otomobille hız yapmak gibi değil, hızlı müzik, hızlı gitar, gitarda saniyede basılan nota sayısı ve ustalık, yetenek vs vs vs benim hastalık alanlarım... hızlı olacak ama aynı zamanda estetik olacak, zarif olacak, zor olmanın yanında geri kalan her şey de olacak... bu açıdan bakınca, ben gürcü müziğine ve danslarına hayran kaldım tabii...



yukarıdaki müziğin güzelliğine ve hızına bakar mısınız! "bence" yukarıda yazdığım her şey var burada...

bu müziği dinlediğim anda bu dansın (yada dans edenlerin) gürcistandan olduklarını anında anladım tabii... ne büyük yetenek demi:)... aslında biraz değişik çalsanız yada farklı enstrümanlarla çalsanız, güney amerika müziği bu!?... işin o kısmı da ayrı bir konu...

sukhishvili... yani gürcistan halk dansları topluluğu (georgian national ballet) Iliko Sukhishvili ve Nino Ramishvili tarafından 1945 yılında kurulmuş... bu iki isim yıllarca büyük emek vermişler ve özgün bir müzik ve dans tarzı geliştirmişler... büyük ihtimalle bizde olmadığı şekilde destek de görmüş olmalılar ki, genlerinden gelen yeteneği çok iyi geliştirerek bugüne kadar efsane olarak gelmişler...

efsane olarak kabul edilmelerinin sebebi açık! danslarını izleyince anlaşılıyor zaten ama dünyada büyük yankı uyandırmalarının bir çok ek sebebi de mevcut... 100 civarında ülkede bir çok gösteri yapmışlar ve tamamında çok beğenilmişler, büyük övgü almışlar... değişik ülkelere ait gösteri ilanlarını ve yazılıp çizilenleri inceleyince tamamında efsane deyimini gördüm... bunun yanında, broadway deki gösterilerinin tüm otoritelerce yılın gösterisi olarak kabul edilmiş olması da cabası... royal albert hall, the coliseum, metropolitan opera, madison square gibi mekanlarda gösteri kapabilmek çok zor ve tamamında büyük ilgi görmüşler... la scala gösterisi sonrasında ise 14 kere bis (sahneye çağrılma) alarak, la scala rekoru kırmışlar...



yukarıdaki video tanıtım videoları ve tüm gösteri hakkında fikir verir nitelikte... bu arada müzikler hafiften rock kokuyor...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada