Ana içeriğe atla

müzik dinleme sanatı

konunun başlığını yazmam bile abartmıyorum yarım saati geçti!... "müzik nasıl dinlenir" dedim, olmadı... "müzik dinlemenin kuralları" dedim, çok saçma oldu... "müzik dinleme adabı" da olmadı... iyi müzik dinleme, müziği iyi dinleme, "iyi bir dinleyici nasıl olmalı" hoşuma gitti ama sanki arkadaşının derdini dinleyen kişiyi çağrıştırdı!... daha bir çok şey yazdım, sildim çünkü hiç biri tam anlatmak istediğimi karşılamadı... sonunda, "müzik dinleme sanatı" nda karar kıldım çünkü bence gerçekten müziği yapmak ne kadar sanatsa, o müziği hakkını vererek dinleyebilmek de neredeyse aynı oranda sanat!... bence bu müzik dinleme olayı gerçekten başlı başına bir sanat...

bu düşüncemi şöyle açayım, diyelim ki dünyanın en iyi aşçılarından birinin (eşinizle birlikte okuyorsanız, tabii ki eşiniz) elinden çıkmış sanat eseri gibi bir yemeği yiyeceksiniz! yemek en ince ayrıntısına kadar özenilerek, titizlikle yapılmış... muhteşem, harikulade bir yemek yani öyle böyle değil... ve siz o yemeğin başına geçip, geleneksel yemeğimiz pilav üstü az kuru muamelesi çekerseniz; aşçı eşinizse, bence evden çıkın hemen... durum budur özetle... yani o yemeğe hakkını verecekseniz, veremeyecekseniz eğer, hiç başına geçmeyeceksiniz... mesela eşinizin yaptığı portakallı hindinin tam ortasından dalıp, eşeleyip, parçalayıp, hindiyi cesete döndürmeyeceksiniz...

müzik dinlemek de aynen böyledir işte... ortada bir şaheser var ve müzik dinlemeyi beceremiyorsak eğer, resmen o eseri ceset yapıyoruz demektir ve müziği cesede çeviren kişi sayısı çok yüksek... bence cesede çevirmeden dinleyebilen sayısı ülkemizde olsa olsa bir kaç binle ifade edilebilir!... kötümser değilim, abartmıyorum da...

müzik dinlemeyi bilen yok mu peki? mümkün mü böyle bir şey! tabii ki var... hastalık derecesinde müzik dinleme sanatı icra eden bir sürü kişi var(dır)...en basiti, bir çok müzisyen, sanatçı, kolleksiyoncu, radyo ve tv programcısı ve bir sürü olası sade vatandaş dinleyici sayılabilir... bir de audiofiller var ki ben konu dışı tutuyorum onları çünkü iyi dinleyici olmanın ötesinde, seste mükemmeli ararlar... ben daha çok sade vatandaş dinleyicilerle ilgileniyorum... aşağıdaki linkler yardımcı olabilir bu konuda... uygunsanız, durmayın, sıkı bir odyofil olun...

stereo mecmuası
http://www.audiophile.org/

tanıdığım değil belki ama bildiğim bir çok iyi dinleyici var ama hatırlayamadıklarıma ayıp olmasın diye yazmıyorum... tam da bu noktada eski hey dergilerinden birinde gördüğüm bir fotoğrafı hatırladım, 70 li yılların sonudur büyük ihtimalle, hey dergisinde "erol pekcan ın boyundan büyük plak kolleksiyonu var" şeklinde bir haber ve kısa bir röportaj vardı, ummuyordum ama internette aradım buldum o fotoğrafı... erol pekcan ın 2500 plağının olduğu belirtiliyor... bu rakam bugün bu yazıyı okuyanlara çok komik gelebilir ama o yıllar için bu rakam çok yüksek... erol pekcan bildiğim iyi müzisyenlerden ve dinleyicilerden biridir... 2500 plak bugün basit bir mp3 çalara sığar ama işte o mp3 çalar ve içindeki mp3 lerin hiç bir değeri yoktur! erol pekcan ın 2500 plağı ise paha biçilmezdir çünkü özellikle o devirlerde o kadar plağa sahip olabilmek çok ama çok zor idi... o zamanları bilmeyenler için örnek vereyim hemen, plakçınızda 1 adet plak olurdu (tabii aradığınız plak plakçınızda varsa!) herkes gidip o plağı kasete çektirirdi... istediğiniz plağı yurt dışından getirtebilirdiniz... erol pekcan da öyle yapmış zaten... müzik dinlemek budur işte...


fotoğrafı dip sahaf plak deposu nun sayfasında buldum... bu arada büyük ihtimalle tam da konu ile alakalı olabilecek bir sayfa keşfetmiş oldum:)...

peki müzik dinleme sanatı nasıl icra edilir? bir başka deyişle, iyi bir müzik dinleyicisi nasıl olunur? ben sadece kendi bakış açımı yazabilirim buraya, bu konuda akademik çalışmalar bile var, o kadarını bilemem... benim üzerinde durduğum konu, teknik bir konu da değil yani ses sistemi ayarı nasıl yapılır gibi de değil...

mesela, şu dinlenen müzik türü ile başlayalım çünkü "benim görüşüme göre" en önemli konu bu... bu konuda ben kesinlikle sınırları olan biri değilim... işin özü şudur: hangi tür müziği dinlersen dinle ama iyi dinleyici ol... hiç bir sınır konamaz buna zaten... bakmayın çevresine tepeden bakanlar için iyi bir dinleyici 2-3 türün dışına çıkamaz... yok öyle bir şey...

benim müzik türü konusunda üzerinde durduğum tek konu, "diskolarda kulüplerde dans edilsin diye yapılmış olan müzik türlerinin dinlenmesi!" ... sağda solda çok fazla tanık oluyorum bu duruma! ve bu konuda çok netim, insanlar diskoda dans etsinler diye yapılmış olan o malum müzikleri dinleyen kişinin bırakın iyi dinleyici olması, kötü dinleyici olması bile mümkün değildir... tahmin yürütmek çok zor ama bana sanki ülkemiz gençliğinin çok büyük bölümü sadece bu sebepten dolayı sınıfta kalmış gibi geliyor... eskiden öyle değildi!... eskiden dediğim, 20-30 sene önce ve öncesi... ne zaman bu elektronik müzik denen şey rayından çıktı, müzik dinleyicisinin kalitesi de dibe vurdu... bu elektronik müzik konusu çok tehlikeli çünkü çok geniş bir kavram... daha önce paylaştığım elektronik müzik kılavuzunu çok detaylı inceleyin, ne demek istediğimi siz bulun çünkü elektronik müzik bir derya ve sadece dans edilsin diye yapılan kısmı çok çok küçük! buna rağmen nasıl olup da dünyadaki bütün türler içinde gidip de o kısmı bulup dinleyen milyonlarca insan var bu ülkede gerçekten inanamıyorum...

özetle: dinlenilen müzik türü hiç önemli değildir! önemli olan tek şey dinlenilen müziğin kalitesidir!... insanlar saatlerce dans etsinler diye dj ler tarafından üretilen yada mixlenen müziği dinleyebilenleri inisiyatifimi kullanarak bir kalemde silip atıyorum çünkü öyle bir kültür bence yok...

tür konusunu hallettik zannedersem ama şimdi en önemli konulardan birine geldi sıra: kalite!...

kalite, hatalı bir şekilde zannedildiği gibi, değişken bir konu değildir!... kalite her alanda olduğu gibi, müzik açısından da ölçülebilen, sınıflanabilen bir konudur ve "ihtiyacımı karşılıyorsa, kalitelidir" gibi çok söylenen ifade tamamen yanlıştır... bir şey eğer ihtiyacınızı karşılayacak kadarsa; ya ihtiyacınız azdır yada o şey en fazla en düşük beklentinizi karşılıyordur...

kalite çok derin bir konu ama örnekler vermeye çalışayım... mesela orhan gencebay ın hatasız kul olmaz parçasını dinliyorsunuz... bu parçayı orhan gencebay çok kalabalık bir kadro ile birlikte seslendirmiştir ve orijinali çok kalitelidir... hatasız kul olmaz parçasının o kadar çok versiyonu var ki! kalkıp da sadece tek bir klavye (org olarak genellenen, düğünlerde çalınan alet) eşliğinde söylenen versiyonunu dinliyorsanız, zevkler tartışılamamakla birlikte, kalite anlayışınız tartışılabilir ama orhan gencebaydan dinliyorsanız kaliteli müzik dinliyorsunuz diyebilirim...

dom dom kurşunu adlı eseri aşık mahzuni, ibrahim tatlıses yada edip akbayram gibi isimlerden dinlemek ile, eline mikrofon tutuşturulmuş küçük bilmem kimin cırtlak sesinden dinlemek arasında da çok fark olması gerektiği de açık...

türk pop müziği dinliyorsanız; sadece piyasaya yönelik yapılmış olan, anlamsız sözlere sahip, arap müziği altına uyduruk flamenko serpiştirilmiş, özellikle yaz aylarında dillere dolanan; çoğu zaman tek bir albüm çıkarabilmiş, eski manken, yeni dizi yıldızı şarkıcılara ait parçalar dinliyorsanız durum farklı, ama yıllardır piyasadan düşmemiş, bir çok albümü çıkmış, bir çok iyi müzisyenle birlikte çalışan, sağlam kadrosu olan, canlı söyleyebilen, konser verebilen bir pop müzik sanatçısını dinliyorsanız durum doğal olarak çok daha farklı...

opera, klasik, blues, rock, caz ve her birinin türevleri için de belli kalite sınırları tabii var ama bu türler için örnekler vermek çok güç... biraz elitist ve dar görüşlü bir yaklaşım sergileyerek, rahatlıkla şu cümleyi kuracağım: "bu türler zaten herkesin çıkıp da yapabileceği türler değil, değişmekle birlikte genel olarak kalitelidirler"... bu cümleye kızılabilir tabii ama 2 nokta var; birincisi, burası benim bloğum:)))... ikincisi ve asıl önemli olanı, bir eski manken mesela yada herhangi biri birden bire çıkıp da "dur ben şarkıcı olayım, bu yaz caz albümü çıkarayım yada bu sene devlet opera bale de gösterilere çıkayım diyemez ama yazlık pop albümü çıkarabilir:)))... var mı itirazı olan? yoktur... zaten olamaz da...

kalite işini umarım anlatabilmişimdir... herhangi bir müzik türünde eğer sanatçılar ciddi bir emek harcayarak bir ürün ortaya çıkarmışlarsa, o ürün tartışmasız kalitelidir...

diyelim ki buraya kadar tamam... herhangi bir müzik türünün kaliteli örneklerini severek dinliyoruz... peki yeterli mi? bence değil... bu aşamadan sonrası işin biraz daha detay kısmı ama asıl anlatmak istediği noktalar da bundan sonraki konular...

iyi bir müzik dinleyicisi bence müzik dinlemeyi apayrı bir olay olarak yapan kişidir... ne demek bu? şu demek; o anda sadece müzik dinlenmelidir... çok basit!... "ben 2 saat müzik dinleyeceğim" denerek, ayrı bir zamanı özel olarak yaratarak ve kendini sadece o müziğe vererek müzik dinlenmelidir... biri ile sohbet ederken kenarda çalan müziği dinlemek, barda otururken çalan müziği dinlemek, metroda 2 durak arasında ille de o kulaklığı takıp müzik dinlemek yada kitap okurken müzik dinlemek, kesinlikle müzik dinlemek değildir!... mesela kitap okurken müzik dinlenemez mi? tabii ki dinlenir ve ben mesela çok severim kitap dergi okurken yada bir iş yaparken müzik dinlemeyi ama o yapılan şey müzik dinlemek değildir! kitap okumaktır!... yemek yaparken radyoda çalan müziği dinlemek, yemek yapmaktır! aynı şekilde, sohbet ederken müzik dinlemek de sohbet etmektir...

en önemli konu: müzik dinlemek; kendini vererek, müziğe odaklanarak, müziği üretenle bütünleşerek, her notayı ayrı ayrı hissederek, sindirerek, apayrı bir ritüel şeklinde olmalıdır... hele hele aynı zamanda müzisyenseniz yada hobiniz müzikse, o anda çalan yada söyleyen kişi hangi teknikleri kullanmış, hangi akorları basıyor, başka türlü nasıl çalabilirdi vs vs vs devreye girer... zaman, mekan, konum, durum ve pozisyon hiç önemli değildir... amaç sadece bir şekilde o müziği dinlemek olduğu sürece, tuvalette amuda kalkarak bile dinlenebilir (bunu denemeyin)...

müzik mümkün olduğunca gerçek yada doğal sesi verebilen cihazlarla dinlenmelidir... mümkün olduğunca dememin sebebi, bu işin direk olarak imkanlarla ve parayla ilgili olmasındandır... sahip olunabilecek en iyi cihazla dinlenmelidir müzik... basit bir mp3 çalar olabilir bu cihaz, sorun değil... daha doğrusu bu işin sonu çok gelişmiş ve çok pahalı müzik sistemlerine kadar gider ve konumuz o değil... yukarıda linkini verdiğim stereo mecmuasına bakın bu konuda...

müzik dinleme işi sistemli olmalıdır... diyelim ki hard rock dinliyorsunuz... en azından hard rock ın en önemli örneklerini, gruplarını, kilometre taşlarını, tarihçesini, felsefesini, ruhunu, özünü vs vs vs bilerek, adım adım öğrenerek dinlenmelidir o müzik... müzik dinlenirken hangi müzik aletlerinin kullanılmış olduğu, albümlerdeki tüm parçalar, müzisyenlerin adları, kullanılan teknikler, parça isimleri, parçaların sözleri vs vs vs bilinmelidir... akla hayale gelebilecek her şey öğrenilmelidir... sonu yok... dinlediğiniz grubun basçısı günde kaç kere tuvalete gidiyor? bunu bile mümkünse bilmelisiniz...

iyi bir dinleyici, herhangi bir türde her şeyi bilmelidir... hatta en kötü örnekleri, grupları, parçaları da bilmeli ve dinlemeli, karşılaştırmalıdır... severek dinlediği tür yada türlerde mümkün olduğunca iyi bir kolleksiyoner olmalıdır... mesela barok müzik dinliyorsa barok adına ne varsa bilmeli, sahip olmalı, herhangi bir eser dinlediğinde o eserin kime ait olabileceği, zamanı, yorumcunun tarzı, orkestranın detayları ve akla gelebilecek yada gelmeyecek her türlü konuya vakıf olmalıdır...

iyi bir dinleyici "sound" denen ve tam türkçesi olmayan konuyu anlayabilmelidir... bu konu çok önemli... şöyle bir örnek verebiliriz; iyi bir barış manço dinleyicisi es kaza daha önce hiç dinlememiş olduğu bir barış manço parçası çalmaya başladığı anda "ahhaaa işte bu barış manço parçası!" diyebilmeli... zor iş! gerçekten zor...

yazının başlarında "müziği dinlemek, en az müziği yapmak kadar zordur" gibi bir ifade kullanmıştım... işte o burada devreye giriyor... barış manço o kadar iyi ki daha ilk notalar çalarken "bu parça benim" diyebiliyor... herkes bunu beceremez... dinleyici de o kadar iyi olmalı ki daha ilk notalarda "bu parça barış mançonun" diyebilmeli...

müzik dinlemek, zannedildiği gibi eğlence değildir... boş zaman geçirme yada yapılan işe fon oluşturma da değildir... müzik dinlemek ciddi bir iştir... dinlenen müziğe ve o müziğin sahibi olan sanatçıya hak ettiği değeri verebilmektir... bu sebeple, gerçek müzik dinleyicisi çok çok azdır!

iyi bir dinleyici az çok kolleksiyoner de olmalıdır... bütçe imkanları çerçevesinde, orijinal cd yada plaklar satın alınmalıdır... yukarıda bahsettiğimiz şekilde, erol pekcan ın sahip olduğu arşivin çok fazlasına sahip olabiliriz, bugün bu çok kolay ama bu arşiv bizi asla iyi dinleyici yapmaya yetmez... burada doğal olarak bütçe imkanları devreye giriyor çünkü bir çok kişi için böyle bir arşive sahip olabilmek neredeyse mümkün değil! ... olabildiğince diyelim bu konuya da... ahkam kesmek kolay ama bugün ortalama bir öğrencinin de gidip pink floyd un double cd sini alabilmesi çok zor!

ülkemizde eğer 10 000 tane iyi dinleyici varsa, bu bence iyi bir rakamdır! bu konuda ben biraz hassas ve kötümserim galiba ama tahminen öyle bir rakam oluştu kafamda... bu durum günümüzde tüm dünyada böyle! gerçekten böyle... iyi dinleyici olmak aslında hiç de zor değil, sadece bilinçli olmak gerekiyor ama günümüzde bilinçli olmak çok zor işte sorun orada...

Yorumlar

  1. Sizi tanımıyorum. Ama bu yazınızı okuduktan sonra çok dar görüşlü ve sizin sevmediğinizi sevenlere size göre kalitesiz dinleyici gözüyle baktığınızı rahatça söyleyebilirim. Ben her tür müziği dinlerim. İyi bir dinleyici olduğumu da söyleyebilirim. Size göre kalitesiz olan elektronik müzikleride severek dinlerim. Kaliteli müzik dinleyebilmek için aracıma ses sistemi dahi yaptırdım. Kimi zaman bir tenhaya parkedip uzun uzun sürelerle müzik dinliyorum. Hiçbirşey yapmadan, gözlerimi kapatıp kendimi müziğe teslim ediyorum. Emin olun, nasılki bir Cahit Berkay bestesi sizi uzaklara götürüyorsa , sizin beğenmediğiniz müzik ilede aynı hazları, aynı tatları fazlasıyla yaşayabiliyorum. Saygılar.

    YanıtlaSil
  2. sayın NdR_ yorumunuz için çok teşekkür ederim... siz bence yazıyı "bana cevap yazma" amacıyla okumuşsunuz çünkü benim gibi "arabeskten popa; türküden elektronik müziğe kadar her türe çok büyük bir saygı besleyen başka birini asla bulamazsınız"... çok iddialıyım, bol reklam alma uğruna her şeyi yazan kişiler haricinde asla bulamazsınız... bulursanız yazın bana... şu yorum yazdığınız yazının bile bir çok yerinde vurgulamışım şunu "iyi dinleyin, ne dinlediğiniz önemli değil"... üstelik yazdığınızdan anladığım kadarıyla siz zaten oldukça iyi bir dinleyicisiniz... tam benim vurguladığım gibi; arabanızı çekiyorsunuz tenhaya ve hakkını vererek dinliyorsunuz... e sorun ne peki?... siz gidip benim bir türlü müzik olarak kabul edemediğim (ki kesinlikle müzik değildir) "techno" ya takılı kalmışsınız... yazıdaki bol plaklı fotoğrafın altındaki 3, 4 ve 5. paragrafları bir kez daha okursanız sevinirim... dünyadaki yüzlerce müzik türüne değil, sadece techno ya laf eden birine dar görüşlü demenize çok güldüm:))... elektronik müziğe laf etmiyorum ki ben... üstelik vakit öldürmek için de olsa, elektronik müzik yapan biriyim... ben sadece "diskolarda harala gürele tepinilmesi için müzisyenlerce de değil, dj lerce yapılan (bestelenen bile değil) müziğin dinlenmesine laf etmişim... elekronik müzikle derdim yok zaten... pink floyd da elektronik müzik yapıyor sonuçta...

    özetle; siz zaten iyi bir dinleyicisiniz... üstelik çok da şanslısınız, bir çok loop ve sample tabanlı software ile kendiniz daha iyisini, bol bass lı yada arzunuza göre yaparak bol bol kendi müziğinizi bile dinleyebilirsiniz... ben mesela öyle bir şansa sahip değilim...

    ilginiz için tekrar çok teşekkür ederim, saygı ve sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  3. Budur işte müzik dinlemek. Çok hoşuma gitti bu yazınız. Ciddi iştir bu iş.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

eylül eda yıldız'dan başarı haberi

sessiz sedasız ama emin adımlarla ve hızla gelişen bir genç yetenek piyanist eylül eda yıldız... benim çok önem verdiğim gençlerden biri... hem emin adımlarla ilerliyor, hem de emin ellerde çünkü elena çekiç ile çalışıyor...

eylül hakkında daha önce yaptığım paylaşımı da mutlaka okuyun: eylül eda yıldız

aşağıda eylül'den gnossienne no 1 paylaşacağım, ben bayılarak izliyorum bir süredir... aslında onu paylaşmak için fırsat kolluyordum, o da çıktı... eylül eda yıldız, nisan 2019 da almanyada girdiği bir yarışmada birinci oldu...

bir yarışmada lafını ilk defa kullanıyorum çünkü ailesi ve öğretmeni tarafından yapılan paylaşımlarda hangi yarışma olduğu yazmıyor:)... aslında atlanmaması lazım tabii ama benim için yarışmalar en önemli konu değiller... ama yazmaları gerekirdi, o ayrı...

yarışmaları pek önemsemiyorum dediğimde bazen kızılıyor... tabii ki önemsiyorum, önemsiz değiller ama ben çocukların yarıştırılmalarına ve sanatta yarışma olmasına karşıyım... kişisel görüştür sadece... e…