Ana içeriğe atla

benyamin sönmez


genç ve çizgi üstü müzisyenlerden bir şekilde haberdar olduğumda, araştırıp, inceleyip daha derinden tanımaya çalışmak ve burada paylaşmak hoşuma gidiyor... bu sebeple, benyamin sönmez hakkında da bir şeyler yazıyordum ama yazarken önce bedelli askerlik için yüksek mercilere mektuplar gönderdiğini okudum gazetelerden, sonra da henüz 28 yaşındayken kalp krizi geçirip ebediyete intikal ettiğini öğrendim... var mı böyle birşey yaaa derken üstünden 15 gün geçti bile...

annesi ölümünden sonra "oğlunun yurtdışında aldığı konservatuvar diplomasına türkiye’de denklik verilmediği için ciddi bir stres yaşadığını, önemli bir burs kazandığı dönemde bedelli askerlik fırsatını kaçırmasıyla kalp krizinin tetiklendiğini" söyledi...

daha önce bir şeyler toplamaya çalışmıştım benyamin sönmez ile ilgili, isterseniz bi bakın...

bedelli askerlik ve yazdığı mektup için dolanın google ı ve okuyun sizin için önemliyse...

20’nci yüzyılın en önemli çellistlerinden mistislav rostropoviçin “kuşağının önde gelen viyolonselcilerinden, tartışılmaz yetenek” dediği benyamin sönmez gibi bir çizgi üstü genç yeteneği uğraştırdığımız, sıktığımız, üzdüğümüz konuya bakın!!!

şimdi vefat ettiği için bir takım beyinsizlerin söylemeye çekindiği ama vefat etmeseydi söyleyeceklerinden emin olduğum laf ise şöyle: "vatan görevi kutsaldır, askerlik gibi bir şeyden kaçılmaz, her türk evladı gibi o da gidecek paşa paşa yapacak kutsal askerlik görevini vs vs vs" gibi şeyler işte... ama şimdi gerek kalmadı bunlara çünkü gencecik müzik yeteneği aldı başını gitti, ne derdi kaldı ne tasası!!!...

şimdi yukarıdaki gibi laf kalabalığında bulunacağından emin olduğum bir takım çevreler için etrafa tükürükler saçarak vatan kurtarabilecekleri bir hedef kalmadı!!!...

vatan görevini sadece yaylalar türküsünü bağıra çağıra rap rap koşturmak olarak gören çevreler için bir şeyler yazmaya gerek var mı? şüpheliyim ama yine de yazayım... evet, elde silah, karın içinde 20 gün pusuda beklemek yada gazi olmak, şehit olmak, yada bir şekilde kazasız belasız askerliğini yapmak görevdir ama vatana görev sadece bu mudur? kaç tane yan gelip yatarak askerliğini bir şekilde yapıp gelen adam benyamin sönmez derecesinde bu vatana katkıda bulunmuştur?... benyamin sönmez, ülkesinin adını, bu ülkenin yerini haritada bile bilmeyen milyonlarca kişiye duyurmuş bir kişidir en basit anlamıyla... daha ne yapsın vatanı için?... 5-6 ay yada 15 ay askerlik yapıp, kutsal görevini yapmanın gururunu bir türlü aşıp da ülkesi yada insanlık için daha fazlasını yapma adına, hatta ailesi ve kendi adına bir şey yapmak için kılını bile kıpırdatmadan kahvede fayans dizip, internetteki olağanüstü yorumları ile vatan kurtaran çok büyük kitle, benyamin sönmezin vatan aşkını zaten anlayamaz ki! nesini yazıyorum buraya... zaten o herifler benim bu bloğu okumaz... neyse artık, yazdık bir kere telef olmasın...
Türkiye dışında dünyanın hiçbir ülkesinde uluslararası çaptaki bir sanatçının eline silah verilip askere gönderilmez. Ben zaten askerim. Hergün 7 - 8 saat enstürümanıma çalışarak, Türkiye’nin vizyonunu dünya sahnelerinde tanıtarak vatani hizmetimi yerine getiriyorum. Sırf askerlik yüzünden vatanımı terk edip başka ülkelere muhtaç bir vatandaş olmak istemiyorum. Bu başarılarımı Türk kimliğimle devam ettirmek bana gurur veriyor...
aynen böyle demiş kendisi... böyle bir yetenek zaten bırakın askerlik yapmayı, eğer isteseydi şimdi başka bir ülkenin eller üstünde tuttuğu, her türlü maddi ve manevi desteği fazlasıyla sunduğu bir müzik dehası olabilirdi... eminim gel bize diyen ülke çok olmuştur... ama gitmedi ve aşağıdaki gibi konuştu:
Bana viyolonsel almasa da, popçusunu benden üstün tutsa da, pasaportuyla vize kuyruklarında beklesem bile ülkemden vazgeçmem...
çocukluğu akşehirde geçmiş... 9-10 yaşlarında çıraklık, börek ve ev limonatalarını otogarda satmak gibi işler yapmış... 13 yaşında konservatuvar sınavına girmiş ama jüri "müzik kulağına sahip olmadığını ve hatta kabiliyetsiz olduğunu" söylemiş!!!... prof. natalia gutmanla stuttgart müzik yüksek okulunda çalışmalara başlamış!!!... kültür bakanlığının müzisyenlerin burs haklarını iptal ettiği dönemde inşaat işçileri ve kamyon şoförlerinin kaldığı bir binada yaşayarak hemde...

gülermisin ağlarmısın?... pavarottiyi de postalamıştık biz ankaradan...

şimdi ilgili haberlere bakıyorum da; çok pırıltılı şeyler yazıyor haberlerde!!! bir kaçı aşağıda:

Türkiye'nin 'gurur kaynağı' çellist Benyamin Sönmez...
viyolonsel virtüözü, dahi çocuk, gerçek bir müzik ilizyonisti...
Dünya çapında bir müzisyen ve dehaydı...
Viyolonsel dünyasının genç ve karizmatik yeni üyesi...
Gerçek bir müzik ilizyonisti...


gazeteler ve bazı çevreler böyle diyorlar şimdi... e bunları daha önce neden hiç dile getirmediniz demezler mi adama?... demezler! bu sebeple medya da, o çok bilmiş parlak entel çevreler de çok rahatlar zaten... "tüh tüh tüh vah vah vah gencecik müzik dehası gitti" den öteye gidemez bizim entel çevreler ve medya...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.