Ana içeriğe atla

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu
stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (bateri denen şey) gibisi de zevk vermiyordur büyük ihtimalle... çalmadığım için bir şey diyemem ama hiç bir şey akustiği kadar zevkli değildir diye düşünüyorum... o zaman işte eve polis kesin gelir...

yalıtım aslında özellikle mikrofon ile vokal yada akustik kayıt yapacaksanız şart!... ince iş yapacaksanız kesinlikle yalıtım şart çünkü kaydın temiz olması gerekiyor... vokal yada akustik kayıt yapılmayacaksa dışarıdan gürültü gelmesi önemli değil tabii... isterseniz yaparsınız...

elektronik müzikte burada anlatılanların hiç biri önem taşımıyor doğal olarak... işin içine mikrofon girdiği anda ayvayı yiyoruz...

ortamda materyal kullanmayı gerektiren 3 sebep var;

birincisi, çıkaracağınız gürültüden başkalarının rahatsız olmaması... o çıkan şey (ses) sizin için sanat harikası olabilir ama bilin ki herkes sanattan o kadar anlamıyor... siz onun sanat harikası olduğunu gidin önce alt komşu rıza amcaya anlatın...

ikinci ve asıl ön plana çıkan sebep ise; çaldığınız sanat harikasının gerçekten harika olup olmadığını nasıl anlayacağız!... yani ses ortamda istenilen ve gerçeğe yakın bir şekilde mi yayılıyor? siz duyarsınız bir şeyler, çok hoşunuza gider, "işte budur" dersiniz, çok sevindirik olursunuz... ama kaydı bir dinlersiniz, "rezalet" dersiniz... bu sebeple çok önemli işte ortam ve referans monitörler... yada kulaklık... yahu kulaklığı sallayın, o mecburen kullanılan bir şey, aslında referans monitör önemli...

üçüncü ve ne yaparsanız yapın, ev ortamında bir türlü tam olarak halledemeyeceğiniz sebep ise; dışarıdan gelecek seslerin önlenmesi... hiiiç duymadığınız ne kadar ses varsa, alıyor o mikrofonlar... burnunun dibindeki klasik gitarı adam gibi almaz, gider alt sokaktaki hurdacının sesini alır!... korkarsınız, "lan evde hurdacı mı dolanıyor" dersiniz...

ses her ortamda gidebildiği yere kadar gidiyor... gidemediği yer işte bizim aradığımız... ses havada gidiyor, bir malzemeden geçerken, değişiyor, çoğu zaman azalıyor... yani "iletim kaybına uğruyor"... ses duvara çarptığı zaman duvardaki malzemeye göre ya değişip diğer tarafa geçiyor (artabilir bile!) yada soğurulup azalıyor... tabii geriye de yansıyor... bizim bütün amacımız, ses girerken ve çıkarken mümkün olduğunca soğurulsun ve geriye de yansımasın... ses duvardan geçerken rezonans azaltılmalı yani...

bir çok ses yalıtım malzemesi ve bu işi yapan bir çok firma var... ama bildiğim en basit işlem strafor ile yada değişik köpük malzemelerle yalıtım yapmak... sıva altına yada sıva üstüne olabilir... profesyonel bir yalıtım sağlamaz asla ama işe yaradığı söyleniyor... amacımız amatörce evde müzik yapmak olduğuna göre maliyete göre bu yalıtım işi yapılabilir... yumurta ambalajı da olur...

taş yünü plakaları kullanılabilmektedir... eğer oda hacmi küçük tutulursa oldukça iyi bir yalıtım yapmak mümkündür... özellikle 2 kat alçıpan arasına taşyünü yada cam yünü olacak şekilde bir yalıtım yapılırsa hem iyi sonuç alınıyor hem de maliyet oda küçük olduğu taktirde yüksek olmuyor... ama diğer yandan unutulmaması gereken bir nokta, seçilecek ortam büyüdükçe daha kaliteli işler çıkarılabileceğinin unutulmamasıdır... yani kişinin imkanlarına kalmış bir şey... sonuçta amatörüz!!...

ortam izolasyonu, yalıtımı ve kalitesi aynı anda düşünülüp, her şey bir kerede halledilmeli... yani odayı öyle bir izole edip, duvarları kaplayıp, eşyaları yerleştirmemiz lazım ki, iş bir kerede olabilecek en iyi şekilde hallolsun... burada kullandığımız müzik dinleme cihazlarındaki otomatik dijital efektler ve en basiti, ekolayzır ayarları bizim için referans noktası olabilir... mesela "hangar"... yada "oturma odası"... yada orman, açık alan, oditoryum, taş bina, koridor, halı kaplı oda, salon vs vs vs... hımmmmm demek ki iş çok zor:)... biz amatörüz, o kadar detaya gerek yok... ya-pa-ma-yız!... o işi bizim için cihazlarımız zaten yapıyorlar... bunu sadece "ses" nedir? nasıl yayılır? basıl davranır? gibi şeyleri anlatmak için yazdım...

bas sesler bina aksamından yani duvarlardan ve özellikle de demirlerden bütün binaya hızla yayılır!! bu sebeple ev içinde özellikle bas gitar çalınacaksa amfiye değil, direk cihazlara bağlanmalıdır mümkünse... yada amfi duvarlardan uzak ve tabandan yüksek konumlandırılmalıdır...

piyano da aynen bas gitar gibi yada bas sesler gibi her yere yayılıyor... nereye kadar gidiyorsa artık!... davul bile zannedilenin aksine onlardan daha sorunsuzdur çünkü sadece ortamdaki hava boşluğuna yayılır... bas amfisi ve akustik piyano resmen "derttir"... bas amfisinin altına iyi bir materyal yerleştirmek çözüm olabilir ama o zaman da ses kalitesi ne oluyor? bilmiyorum!... deneyin...

izolasyonda kullanılan materyal 2 katmandan oluşuyorsa mutlaka bu 2 katman arasında hava boşluğu bırakılmalıdır... çünkü hem hava sesi bir miktar tutar, hem de birbirine temas eden yüzeyler sesi aktarırlar...

eğer ortamda en küçük bir açıklık varsa, bu açıklık bütün uğraşımızı boşa çıkarabilir, bu sebeple oda duvarlarındaki her türlü açıklık mutlaka iyice kapatılmalıdır... mümkünse kapılar çift kapı olmalıdır...

bunun yanında oda içinde küçük bir oda yapmak da iyi sonuç veriyor...

Odanın mutlaka temiz olması gerekiyor... toz olmamalı... zaten o toz nasıl beceriyorsa, gidip cihazların içine doluyor... elektrik ortamdan olmalı...

seçilecek mekanın kare olmaması tercih edilmeli...

mekan ne kadar büyük olursa o kadar iyidir... iyi ses yalıtımı gerektiği taktirde küçük mekanlarda maliyet düşmektedir!!... yahu yazıyorum ama malikanede yaşamıyoruz ki!...

taban halı ile yada özel malzemelerle kaplanabilir... iş profesyonelleştikçe bu ayrıntılar önem kazanır... halı çok önemli, unutmayın...

monitör kabinler kulak hizasına, birbirleriyle aynı seviyede olacak şekilde yerleştirilmelidir...

ev stüdyolarında da mümkün olduğunca akustik düzenleme yapılması uygundur... spectrum analizer kullanılarak oda içinde hangi frekansların ön plana çıktığı öğrenilebilir... optimum frekans dağılımı için absorbe edici ve difüze edici materyaller kullanılabilir... Absorberlar (yutucular) gözenekli ve rezonant olarak 2 ye ayrılır... ortamdaki perde, koltuk, kanepe gibi bir çok eşya gözenekli absorber görevi görürler... gözenekli yüzeye çarpan ses bu yüzylerde ısı enerjisine dönüşür ve yutulur... rezonant absorber lar ise özellikle bas seslerin yutulmasında kullanılan ahşap panellerdir...

bu yalıtım işi bir çok kişinin ortak problemi ve en önemli konulardan biri tabii... eğer kurulacak olan stüdyo için çok para harcanıyorsa, yalıtım için de para harcanmak zorunda doğal olarak... girişilen iş ne derce ciddi ise, harcanacak para da o derece fazla olacak mecburen... küçük imkanlarla kısıtlı bir şekilde işe başlandıysa ve mesela diyelim ki bateri ve bas gitar işin içindeyse özellikle apartman dairesinde bu işin dışarıya hiç gürültü çıkarmadan yapılması doğal olarak mümkün değildir... boşuna çabalamanın bir anlamı yok... yada çok para harcanacak, başka yolu yok... özellikle düşük frekanslı sesler binanın demir aksamı ile her yere gider... özellikle de uzaklarda daha rahatsız edici olur... yumurta kabı ile yada cam yünüyle tamamen engellenecek bir konu değildir... ya olabildiği kadar olacaktır yada iş profesyonellere bırakılacaktır ve bol para harcanacaktır...

"tabii en iyi yol, mümkünse sessiz sakin bir köşede işe yaramaz ufak bir depo yada dükkan bulmaktır" derim... öyle arkadaş, tanıdık, dost, akraba mutlaka çıkar... bir ricaya ve biraz dil dökmeye bakar... "abi, bak! çok bozmayacağız duvarları, ortalıkta yayıntı da olmayacak, bi köşecikte halledeceğiz, hem bak albümden acaip para gelecek, ne olur be ver şu anahtarı biz hafta sonları, geceleri biraz dağıtalım kafayı, sevaptır, hadi söyle bir çay da konuşalım...... bıdı bıdı" mutlaka işe yarar... ama hepsi yalan tabii... olduğu kadar... 

çalışma ortamı rahat olmalı, tüm cihazlara rahatlıkla ulaşılabilmelidir... PC klavyesine uzanayım derken pahalı cihazlar devrilmemeli, ayak bir kabloya takılmamalıdır vs vs vs::)))... yada herhangi bir cihazı kullanmak kolları yormamalıdır... öyle ortamlar eninde sonunda darmadağın bir hal alır... kablolar birbirine girer, mikrofonu çekeyim dersiniz, mikrofonla beraber midi klavye de gelir yanınıza... ses açısından iyidir de dağınık ve karışık olması ama işte yaniii...

eskiden yoktu ama şimdi ses yalıtımı, izolasyonu, traplar şunlar bunlar ülkemizde profesyonellerce yapılıyor... sonuçta bu iş 4 yıllık fakülte işi; ses mühendisliği... bir çok firma var artık... internetten rahatlıkla ulaşılabiliyor... zaten bu sayfaya gelene kadar onları dolaşmıştır herkes... ben sadece amatörce kullanılacak malzemelerden bahsettim... özetlersek; cam yünü, alçı pan, strofor, halı, perde, çift cam ve bazı yüzeyi girintili çıkıntılı olan sünger ve benzeri maddeler... ve tabii ki violler, yumurta ambalajları vs vs vs...

ama!

en önemlisi!... müzik yapacağım derken sakın yanmayın!... kullanılacak bir sürü malzeme var ve profesyonel olmayan, sağdan soldan toplama materyaller yada ucuz olsun, işimi görsün denen materyaller en ufak dikkatsizlikte yanabilirler... ve sönmezler!... bir de odanın her yerini kaplamışsınızdır, üstelik kapı da sağlamdır, daha da üstüne üstlük kapı da o malzemeyle kaplıdır... cayır cayır yanarsınız hem de bir kaç dakikada!... çok dikkatli olun... sanat şehidi olmayın...

TOPRAKLAMA

ev stüdyosu için gerekli olan malzeme ve işler sıralanırken çoğu zaman üzerinde durulmayan ama çok büyük önem taşıyan konulardan birisi topraklamadır... öncelikle güvenliktir... cihazların güvenliğinin sağlanması için ortamda elektrik akımının iyi regüle edilmesi birinci şarttır... elektrik kabloları uygun olmalıdır... elektrik tesisatında herhangi bir sorun olmamalıdır... tabii en önemlisi can güvenliğidir...

birbirine bir sürü kablo ile bağlanan bir çok cihazın arasında giden sinyal doğal olarak elektrik sinyalidir... doğru topraklama yapılmazsa binlerce TL harcanarak satın alınan cihazlar birer sorun haline gelir...

cihazların güvenliği yanında çalışmadan beklenen kalitenin sağlanması için de iyi bir topraklama yapılması şarttır... çoğu zaman elektrik sorunları hoparlörlerden gelen ses ile kendini belli eder...

binlerce lira para harcanıp kablosundan yalıtımına kadar eksiksiz düşünülen stüdyolarda çoğu zaman bu işlemler göz ardı edilmektedir... mutlaka yapılması gereken topraklama işlemi, işi iyi bilen biri tarafından doğru biçimde yapılmalıdır... elektrikçi bulun, adam gibi kablolarla, adam gibi topraklama yapsın...

elektrik işlerine burnunuzu sokmayın... cihazları kurcalarken, bir elinizi duvara dayayın...

Yorumlar

  1. faydalı oldu sağolunuz ama bu materyalleri nerden bulacaz yada kendimiz yapıcaksak nasıl yapıca. mesela 2 köpük arasında hava olacak diyorsunuz bu hava verilmesi lazım anlamındamı yoksa boş kalacak anlamındamı? teşekkür. bide mikrofonlama nasıl olacak mesela tumba için.

    YanıtlaSil
  2. ben bi ev stutyosu kurucam bana almam gereken tüm malzemeleri a dan z ye yazarsanız çok sevinirim şimdiden tşk ler

    YanıtlaSil
  3. arkadaşım ev stüdyosu kurma kararı almış olmanıza çok sevindim... ama sorduğunuz sorunun yanıtı o kadar zor ve şartlara göre o kadar çok değişir ki!!!... amacınız ne? ne tür müzik yapacaksınız? rap? hip hop? rock? pop? klasik? vokal vs vs vs... enstrüman ne? akustik mi? elektronik mi? sadece bilgisayar mı kullanacaksınız? yada ne bileyim tek kişimisiniz? yoksa grup mu? belki de en önemlisi para... mesela bir kayıt cihazı 500 lira iken bir kayıt cihazı 5 bin lira... vs vs vs... eğer bunları yazarsanız bilgim çerçevesinde yardımcı olmaya çalışırım, aksi takdirde gerçekten sorunuzun bir cevabı yok... teşekkürler...

    YanıtlaSil
  4. üstat saolasın günlerdir bu işten anlayan biri arıyordum sonunda buldum :)yukarıda yazmış oldugumu açiyim bi rap stutyosu olucak bu parasal bi sorunumuz yok ve iyi bir bilgisayara sahibiz 2 kişiyiz mekan var yani stutyoyu kuracagımız yer var ama biz o kadar masaraf ettik kaliteli kayıt yapabilecegimiz teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanabilecegimiz ekipmanlar almak istiyoruz yani aldıgımız kayıtın kaliteli olması gerekiyor.bize bi liste yaparsan çok seviniriz markalarıyla özellikleriyle her ne gerekiyorsa lütfen bilgilendirin bizi tşk ederim

    YanıtlaSil
  5. rap pek bilmediğim bir tarz ama müzik müziktir sonuçta... bence en önemli konu öncelikle stüdyo analog mu olacak yoksa dijital mi? ona karar vermek, analog sistemler çok tecrübe gerektirir, tecrübe bizde çok diyorsanız, tabii ki analog derim... ister analog olsun, ister dijital, bence en önemli konu mikrofon... rap için en büyük yatırımı mikrofonda yapın... tabii hemen ardından monitör kabin ve kulaklık geliyor... rap yapanlardan duyduğum, mikrofon kondenser olmalı! ama dinamik de olur diyorlar... her iki tip arasında çok fazla farktan söz edilmemekle birlikte kondenser mikrofon daha öne çıkıyor... çünkü dinamik tipte sesi ayarlamak çok zor... "shure" marka kondenser mikrofon olsun bence... monitörler için de m-audio, krk, adam, genelec, yamaha gibi markalar ön planda ama fiyat farkı çok aralarında... bir hip hop yapan arkadaşımdan adam markanın iyi olduğunu duymuştum... ama bence bu saydıklarımın hepsi de oldukça iyi... paranızın önemli bir kısmını mikrofon ve monitöre yatırın bence, evladiyelik olsun her ikisi de... eğer yeni başlıyorsanız, yani önceden çok fazla tecrübeniz yok ise, analog cihazlarla başlamayın derim... her şeyi direk pc den yapın... software program olarak çok beğenilen bir program var, propellerhead firmasının "reason" ı... digidesign firmasının "pro tools" u da oldukça iyidir... ancak bu tip programları çözüp kullanmak da ayrı bir derttir tabii... artık o size kalmış... eğer biz daha hiç bir şey yapmadık, çok yeniyiz diyorsanız, çok daha basit loop mantığı üzerine kurulu "acid pro" gibi programlarla başlayın derim... ama biz bu işi hallederiz diyorsanız, bence "reason"... tabii programla iş bitmiyor, çok iyi bir ses kartı lazım... "audio/midi arabirim" alırsanız çok rahat edersiniz... zaten vokal kaydı yapacağınız için bu şart aslında... bilinen bir çok iyi marka var, emu, m-audio, tascam, edirol, presonus, motu gibi... burada da parayı kısmayın... + vokal kaydı olacağı için bütün kablolarınızı alırken de paraya kıymayın...
    1-) audio/midi ara birim
    2-) mikrofon
    3-) monitör
    4-) kablolar
    5-) kulaklık
    bunlar temel!!! bunlar halledildikten sonrası size kalmış... ya dediğim gibi, müzik programı ile başlarsınız, yada ne zaman isterseniz işin rengini değiştirirsiniz...
    eğer bize program değil, analog yada dijital cihazlar lazım diyorsanız, yukarıdakilere ek olarak bence sistemi geliştirebilirsiniz... hemen yada sonra... neler lazım olabilir?
    6-) turntable gerekebilir, technics iyi deniyor ama tabii çok marka var...
    7-) davul makinesi alabilirsiniz...
    8-) yada iyi bir synth klavye/workstation alabilirsiniz...
    9-) midi klavye
    özetle dilediğiniz yada rap a yönelik her türlü enstrümanı da ekleyebilirsiniz... size kalmış... işin sonu yok ki!
    pc ile yapacaksanız iş ayrı, ama işin içine enstrüman da girecekse apayrı...
    dj ekipmanları da gerekebilir size tabii... ama çok fazla bilgim yok o konuda...
    bir de bildiğim kadarıyla özellikle rap ve hip hop için kombine cihazlar da var... yani analog ve dijital bir arada... fakat onlar için marka önerisinde bulunamam çünkü bilgim yok...
    bir de şunu ilave edeyim, aslında pc yi tamamen devreden çıkarıp yamaha motif, roland fantom, korg triton vs vs vs gibi sağlam bir klavye ile de çok kaliteli kayıtlar yapabilirsiniz...
    vokal kaydı yapmak zor iş... yine tekrar edeyim, özellikle mikrofon, monitör, kulaklık ve tabii ki stüdyonun izolasyonu ve topraklaması işlerini en iyisinden halledin, gerisi kolay...

    YanıtlaSil
  6. ustam bizimki bilgisayardan olacak herşey.son bi sorum var :) fiyatı söylermisin ortalama ne kadar tutar..?

    YanıtlaSil
  7. 300-500$ arası software tutar, mesela reason kullanacaksanız en pahalısı 700$ civarı... diğer programlar da az çok bu sınırlarda olur, 1000$ ı geçmez... crack bulursanız bedava tabii ama ayıp olur adamlara... bence zaten satın alın, devamında güncellemeleri de gelir... size kalmış... monitörler de 500-600 TL den başlar, iyi markalar 1000-1500$ dır, mükemmel bir şey alırsanız 3500$ a da var!!! alacağınız en ucuz monitör m-audio olsun... mikrofon da 500 civarıdır... tabii 5 bin liraya da mikrofon var!!! ses kartı, audio arabirim vs de o kadardır... 500-600 ... başınızı ağrıtmayacak bir stüdyo ortalama 1500-2000 tl ye çıkar... 2. el toplarsanız çok daha ucuza çıkar...

    YanıtlaSil
  8. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. internette tarama yapıp, "izolasyon malzemesi" yada "stüdyo izolasyonu" vb bulursanız, satıcılara ulaşırsınız...

      Sil
  9. Merhabalar :) Öncelikle yazınız çok doğal olmuş,çok beğendiğimi ifade etmeliyim. Müzik Öğretmeniyim,evimde stüdyom var fakat binadaki müzik düşmanı komşu cinsleri yüzünden rahatça müziğimi yapamıyorum. Bağlama çalıyorum. Öyle evimde batari, bas gitar,elektro gitar yok. Sadece bağlamalarım var. Gece gelen ilham kuşları gidiyor.... Bana yardımcı olun ne yapmalıyım? Ne tarz bir yalıtım yolu izlemeliyim ki bu lanet insanlardan kurtulayım ve rahatça çalışayım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhabalar... ne çalarsa çalsın, müzikle uğraşan herkesin ortak derdi maalesef... sadece bağlamadan çıkacak sesin o kadar rahatsız olmayacağını düşünüyorum ama demek ki sorun oluyor... ben kendim denemedim ama şu büyük boy yumurta ambalajları ile duvarların kaplanmasının oldukça etkili olduğu biliniyor yada ambalajlarda kullanılan köpüklerin... ama bu sefer de odanın görüntüsü bozuluyor maalesef... aklıma gelen bir diğer şey, elektro bağlama kullanabilirsiniz... şu ortalığı ayağa kaldıranlardan değil tabii o zaman etkisi olmaz... amfiye bağlayıp, sesi hoparlörden değil de kulaklıktan alabilirsiniz... bilgisayar da olur, hatta daha uygun olur... ben elektro gitarı bu şekilde kullanıyorum... klavyeye bağlayıp, sesi klavyeden kulaklıkla alıyorum... tabii bu elektro gitara uygun oluyor ama bağlama için olmayabilir... eğer ev durumu uygun ise, eski köpüklerle yada yumurta ambalajlarıyla duvarları kaplamak en rahatı gibi...

      Sil
  10. ellerinize sağlık, gerçekten harika bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  11. teşekkürler bilgiler için, ellerinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben teşekkür ederim... bu bilgiler biraz eskidir ama işinize yaradıysa, sevinirim...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va