Ana içeriğe atla

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu
stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (bateri denen şey) gibisi de zevk vermiyordur büyük ihtimalle... çalmadığım için bir şey diyemem ama hiç bir şey akustiği kadar zevkli değildir diye düşünüyorum... o zaman işte eve polis kesin gelir...

yalıtım aslında özellikle mikrofon ile vokal yada akustik kayıt yapacaksanız şart!... ince iş yapacaksanız kesinlikle yalıtım şart çünkü kaydın temiz olması gerekiyor... vokal yada akustik kayıt yapılmayacaksa dışarıdan gürültü gelmesi önemli değil tabii... isterseniz yaparsınız...

elektronik müzikte burada anlatılanların hiç biri önem taşımıyor doğal olarak... işin içine mikrofon girdiği anda ayvayı yiyoruz...

ortamda materyal kullanmayı gerektiren 3 sebep var;

birincisi, çıkaracağınız gürültüden başkalarının rahatsız olmaması... o çıkan şey (ses) sizin için sanat harikası olabilir ama bilin ki herkes sanattan o kadar anlamıyor... siz onun sanat harikası olduğunu gidin önce alt komşu rıza amcaya anlatın...

ikinci ve asıl ön plana çıkan sebep ise; çaldığınız sanat harikasının gerçekten harika olup olmadığını nasıl anlayacağız!... yani ses ortamda istenilen ve gerçeğe yakın bir şekilde mi yayılıyor? siz duyarsınız bir şeyler, çok hoşunuza gider, "işte budur" dersiniz, çok sevindirik olursunuz... ama kaydı bir dinlersiniz, "rezalet" dersiniz... bu sebeple çok önemli işte ortam ve referans monitörler... yada kulaklık... yahu kulaklığı sallayın, o mecburen kullanılan bir şey, aslında referans monitör önemli...

üçüncü ve ne yaparsanız yapın, ev ortamında bir türlü tam olarak halledemeyeceğiniz sebep ise; dışarıdan gelecek seslerin önlenmesi... hiiiç duymadığınız ne kadar ses varsa, alıyor o mikrofonlar... burnunun dibindeki klasik gitarı adam gibi almaz, gider alt sokaktaki hurdacının sesini alır!... korkarsınız, "lan evde hurdacı mı dolanıyor" dersiniz...

ses her ortamda gidebildiği yere kadar gidiyor... gidemediği yer işte bizim aradığımız... ses havada gidiyor, bir malzemeden geçerken, değişiyor, çoğu zaman azalıyor... yani "iletim kaybına uğruyor"... ses duvara çarptığı zaman duvardaki malzemeye göre ya değişip diğer tarafa geçiyor (artabilir bile!) yada soğurulup azalıyor... tabii geriye de yansıyor... bizim bütün amacımız, ses girerken ve çıkarken mümkün olduğunca soğurulsun ve geriye de yansımasın... ses duvardan geçerken rezonans azaltılmalı yani...

bir çok ses yalıtım malzemesi ve bu işi yapan bir çok firma var... ama bildiğim en basit işlem strafor ile yada değişik köpük malzemelerle yalıtım yapmak... sıva altına yada sıva üstüne olabilir... profesyonel bir yalıtım sağlamaz asla ama işe yaradığı söyleniyor... amacımız amatörce evde müzik yapmak olduğuna göre maliyete göre bu yalıtım işi yapılabilir... yumurta ambalajı da olur...

taş yünü plakaları kullanılabilmektedir... eğer oda hacmi küçük tutulursa oldukça iyi bir yalıtım yapmak mümkündür... özellikle 2 kat alçıpan arasına taşyünü yada cam yünü olacak şekilde bir yalıtım yapılırsa hem iyi sonuç alınıyor hem de maliyet oda küçük olduğu taktirde yüksek olmuyor... ama diğer yandan unutulmaması gereken bir nokta, seçilecek ortam büyüdükçe daha kaliteli işler çıkarılabileceğinin unutulmamasıdır... yani kişinin imkanlarına kalmış bir şey... sonuçta amatörüz!!...

ortam izolasyonu, yalıtımı ve kalitesi aynı anda düşünülüp, her şey bir kerede halledilmeli... yani odayı öyle bir izole edip, duvarları kaplayıp, eşyaları yerleştirmemiz lazım ki, iş bir kerede olabilecek en iyi şekilde hallolsun... burada kullandığımız müzik dinleme cihazlarındaki otomatik dijital efektler ve en basiti, ekolayzır ayarları bizim için referans noktası olabilir... mesela "hangar"... yada "oturma odası"... yada orman, açık alan, oditoryum, taş bina, koridor, halı kaplı oda, salon vs vs vs... hımmmmm demek ki iş çok zor:)... biz amatörüz, o kadar detaya gerek yok... ya-pa-ma-yız!... o işi bizim için cihazlarımız zaten yapıyorlar... bunu sadece "ses" nedir? nasıl yayılır? basıl davranır? gibi şeyleri anlatmak için yazdım...

bas sesler bina aksamından yani duvarlardan ve özellikle de demirlerden bütün binaya hızla yayılır!! bu sebeple ev içinde özellikle bas gitar çalınacaksa amfiye değil, direk cihazlara bağlanmalıdır mümkünse... yada amfi duvarlardan uzak ve tabandan yüksek konumlandırılmalıdır...

piyano da aynen bas gitar gibi yada bas sesler gibi her yere yayılıyor... nereye kadar gidiyorsa artık!... davul bile zannedilenin aksine onlardan daha sorunsuzdur çünkü sadece ortamdaki hava boşluğuna yayılır... bas amfisi ve akustik piyano resmen "derttir"... bas amfisinin altına iyi bir materyal yerleştirmek çözüm olabilir ama o zaman da ses kalitesi ne oluyor? bilmiyorum!... deneyin...

izolasyonda kullanılan materyal 2 katmandan oluşuyorsa mutlaka bu 2 katman arasında hava boşluğu bırakılmalıdır... çünkü hem hava sesi bir miktar tutar, hem de birbirine temas eden yüzeyler sesi aktarırlar...

eğer ortamda en küçük bir açıklık varsa, bu açıklık bütün uğraşımızı boşa çıkarabilir, bu sebeple oda duvarlarındaki her türlü açıklık mutlaka iyice kapatılmalıdır... mümkünse kapılar çift kapı olmalıdır...

bunun yanında oda içinde küçük bir oda yapmak da iyi sonuç veriyor...

Odanın mutlaka temiz olması gerekiyor... toz olmamalı... zaten o toz nasıl beceriyorsa, gidip cihazların içine doluyor... elektrik ortamdan olmalı...

seçilecek mekanın kare olmaması tercih edilmeli...

mekan ne kadar büyük olursa o kadar iyidir... iyi ses yalıtımı gerektiği taktirde küçük mekanlarda maliyet düşmektedir!!... yahu yazıyorum ama malikanede yaşamıyoruz ki!...

taban halı ile yada özel malzemelerle kaplanabilir... iş profesyonelleştikçe bu ayrıntılar önem kazanır... halı çok önemli, unutmayın...

monitör kabinler kulak hizasına, birbirleriyle aynı seviyede olacak şekilde yerleştirilmelidir...

ev stüdyolarında da mümkün olduğunca akustik düzenleme yapılması uygundur... spectrum analizer kullanılarak oda içinde hangi frekansların ön plana çıktığı öğrenilebilir... optimum frekans dağılımı için absorbe edici ve difüze edici materyaller kullanılabilir... Absorberlar (yutucular) gözenekli ve rezonant olarak 2 ye ayrılır... ortamdaki perde, koltuk, kanepe gibi bir çok eşya gözenekli absorber görevi görürler... gözenekli yüzeye çarpan ses bu yüzylerde ısı enerjisine dönüşür ve yutulur... rezonant absorber lar ise özellikle bas seslerin yutulmasında kullanılan ahşap panellerdir...

bu yalıtım işi bir çok kişinin ortak problemi ve en önemli konulardan biri tabii... eğer kurulacak olan stüdyo için çok para harcanıyorsa, yalıtım için de para harcanmak zorunda doğal olarak... girişilen iş ne derce ciddi ise, harcanacak para da o derece fazla olacak mecburen... küçük imkanlarla kısıtlı bir şekilde işe başlandıysa ve mesela diyelim ki bateri ve bas gitar işin içindeyse özellikle apartman dairesinde bu işin dışarıya hiç gürültü çıkarmadan yapılması doğal olarak mümkün değildir... boşuna çabalamanın bir anlamı yok... yada çok para harcanacak, başka yolu yok... özellikle düşük frekanslı sesler binanın demir aksamı ile her yere gider... özellikle de uzaklarda daha rahatsız edici olur... yumurta kabı ile yada cam yünüyle tamamen engellenecek bir konu değildir... ya olabildiği kadar olacaktır yada iş profesyonellere bırakılacaktır ve bol para harcanacaktır...

"tabii en iyi yol, mümkünse sessiz sakin bir köşede işe yaramaz ufak bir depo yada dükkan bulmaktır" derim... öyle arkadaş, tanıdık, dost, akraba mutlaka çıkar... bir ricaya ve biraz dil dökmeye bakar... "abi, bak! çok bozmayacağız duvarları, ortalıkta yayıntı da olmayacak, bi köşecikte halledeceğiz, hem bak albümden acaip para gelecek, ne olur be ver şu anahtarı biz hafta sonları, geceleri biraz dağıtalım kafayı, sevaptır, hadi söyle bir çay da konuşalım...... bıdı bıdı" mutlaka işe yarar... ama hepsi yalan tabii... olduğu kadar... 

çalışma ortamı rahat olmalı, tüm cihazlara rahatlıkla ulaşılabilmelidir... PC klavyesine uzanayım derken pahalı cihazlar devrilmemeli, ayak bir kabloya takılmamalıdır vs vs vs::)))... yada herhangi bir cihazı kullanmak kolları yormamalıdır... öyle ortamlar eninde sonunda darmadağın bir hal alır... kablolar birbirine girer, mikrofonu çekeyim dersiniz, mikrofonla beraber midi klavye de gelir yanınıza... ses açısından iyidir de dağınık ve karışık olması ama işte yaniii...

eskiden yoktu ama şimdi ses yalıtımı, izolasyonu, traplar şunlar bunlar ülkemizde profesyonellerce yapılıyor... sonuçta bu iş 4 yıllık fakülte işi; ses mühendisliği... bir çok firma var artık... internetten rahatlıkla ulaşılabiliyor... zaten bu sayfaya gelene kadar onları dolaşmıştır herkes... ben sadece amatörce kullanılacak malzemelerden bahsettim... özetlersek; cam yünü, alçı pan, strofor, halı, perde, çift cam ve bazı yüzeyi girintili çıkıntılı olan sünger ve benzeri maddeler... ve tabii ki violler, yumurta ambalajları vs vs vs...

ama!

en önemlisi!... müzik yapacağım derken sakın yanmayın!... kullanılacak bir sürü malzeme var ve profesyonel olmayan, sağdan soldan toplama materyaller yada ucuz olsun, işimi görsün denen materyaller en ufak dikkatsizlikte yanabilirler... ve sönmezler!... bir de odanın her yerini kaplamışsınızdır, üstelik kapı da sağlamdır, daha da üstüne üstlük kapı da o malzemeyle kaplıdır... cayır cayır yanarsınız hem de bir kaç dakikada!... çok dikkatli olun... sanat şehidi olmayın...

TOPRAKLAMA

ev stüdyosu için gerekli olan malzeme ve işler sıralanırken çoğu zaman üzerinde durulmayan ama çok büyük önem taşıyan konulardan birisi topraklamadır... öncelikle güvenliktir... cihazların güvenliğinin sağlanması için ortamda elektrik akımının iyi regüle edilmesi birinci şarttır... elektrik kabloları uygun olmalıdır... elektrik tesisatında herhangi bir sorun olmamalıdır... tabii en önemlisi can güvenliğidir...

birbirine bir sürü kablo ile bağlanan bir çok cihazın arasında giden sinyal doğal olarak elektrik sinyalidir... doğru topraklama yapılmazsa binlerce TL harcanarak satın alınan cihazlar birer sorun haline gelir...

cihazların güvenliği yanında çalışmadan beklenen kalitenin sağlanması için de iyi bir topraklama yapılması şarttır... çoğu zaman elektrik sorunları hoparlörlerden gelen ses ile kendini belli eder...

binlerce lira para harcanıp kablosundan yalıtımına kadar eksiksiz düşünülen stüdyolarda çoğu zaman bu işlemler göz ardı edilmektedir... mutlaka yapılması gereken topraklama işlemi, işi iyi bilen biri tarafından doğru biçimde yapılmalıdır... elektrikçi bulun, adam gibi kablolarla, adam gibi topraklama yapsın...

elektrik işlerine burnunuzu sokmayın... cihazları kurcalarken, bir elinizi duvara dayayın...

Yorumlar

  1. faydalı oldu sağolunuz ama bu materyalleri nerden bulacaz yada kendimiz yapıcaksak nasıl yapıca. mesela 2 köpük arasında hava olacak diyorsunuz bu hava verilmesi lazım anlamındamı yoksa boş kalacak anlamındamı? teşekkür. bide mikrofonlama nasıl olacak mesela tumba için.

    YanıtlaSil
  2. ben bi ev stutyosu kurucam bana almam gereken tüm malzemeleri a dan z ye yazarsanız çok sevinirim şimdiden tşk ler

    YanıtlaSil
  3. arkadaşım ev stüdyosu kurma kararı almış olmanıza çok sevindim... ama sorduğunuz sorunun yanıtı o kadar zor ve şartlara göre o kadar çok değişir ki!!!... amacınız ne? ne tür müzik yapacaksınız? rap? hip hop? rock? pop? klasik? vokal vs vs vs... enstrüman ne? akustik mi? elektronik mi? sadece bilgisayar mı kullanacaksınız? yada ne bileyim tek kişimisiniz? yoksa grup mu? belki de en önemlisi para... mesela bir kayıt cihazı 500 lira iken bir kayıt cihazı 5 bin lira... vs vs vs... eğer bunları yazarsanız bilgim çerçevesinde yardımcı olmaya çalışırım, aksi takdirde gerçekten sorunuzun bir cevabı yok... teşekkürler...

    YanıtlaSil
  4. üstat saolasın günlerdir bu işten anlayan biri arıyordum sonunda buldum :)yukarıda yazmış oldugumu açiyim bi rap stutyosu olucak bu parasal bi sorunumuz yok ve iyi bir bilgisayara sahibiz 2 kişiyiz mekan var yani stutyoyu kuracagımız yer var ama biz o kadar masaraf ettik kaliteli kayıt yapabilecegimiz teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanabilecegimiz ekipmanlar almak istiyoruz yani aldıgımız kayıtın kaliteli olması gerekiyor.bize bi liste yaparsan çok seviniriz markalarıyla özellikleriyle her ne gerekiyorsa lütfen bilgilendirin bizi tşk ederim

    YanıtlaSil
  5. rap pek bilmediğim bir tarz ama müzik müziktir sonuçta... bence en önemli konu öncelikle stüdyo analog mu olacak yoksa dijital mi? ona karar vermek, analog sistemler çok tecrübe gerektirir, tecrübe bizde çok diyorsanız, tabii ki analog derim... ister analog olsun, ister dijital, bence en önemli konu mikrofon... rap için en büyük yatırımı mikrofonda yapın... tabii hemen ardından monitör kabin ve kulaklık geliyor... rap yapanlardan duyduğum, mikrofon kondenser olmalı! ama dinamik de olur diyorlar... her iki tip arasında çok fazla farktan söz edilmemekle birlikte kondenser mikrofon daha öne çıkıyor... çünkü dinamik tipte sesi ayarlamak çok zor... "shure" marka kondenser mikrofon olsun bence... monitörler için de m-audio, krk, adam, genelec, yamaha gibi markalar ön planda ama fiyat farkı çok aralarında... bir hip hop yapan arkadaşımdan adam markanın iyi olduğunu duymuştum... ama bence bu saydıklarımın hepsi de oldukça iyi... paranızın önemli bir kısmını mikrofon ve monitöre yatırın bence, evladiyelik olsun her ikisi de... eğer yeni başlıyorsanız, yani önceden çok fazla tecrübeniz yok ise, analog cihazlarla başlamayın derim... her şeyi direk pc den yapın... software program olarak çok beğenilen bir program var, propellerhead firmasının "reason" ı... digidesign firmasının "pro tools" u da oldukça iyidir... ancak bu tip programları çözüp kullanmak da ayrı bir derttir tabii... artık o size kalmış... eğer biz daha hiç bir şey yapmadık, çok yeniyiz diyorsanız, çok daha basit loop mantığı üzerine kurulu "acid pro" gibi programlarla başlayın derim... ama biz bu işi hallederiz diyorsanız, bence "reason"... tabii programla iş bitmiyor, çok iyi bir ses kartı lazım... "audio/midi arabirim" alırsanız çok rahat edersiniz... zaten vokal kaydı yapacağınız için bu şart aslında... bilinen bir çok iyi marka var, emu, m-audio, tascam, edirol, presonus, motu gibi... burada da parayı kısmayın... + vokal kaydı olacağı için bütün kablolarınızı alırken de paraya kıymayın...
    1-) audio/midi ara birim
    2-) mikrofon
    3-) monitör
    4-) kablolar
    5-) kulaklık
    bunlar temel!!! bunlar halledildikten sonrası size kalmış... ya dediğim gibi, müzik programı ile başlarsınız, yada ne zaman isterseniz işin rengini değiştirirsiniz...
    eğer bize program değil, analog yada dijital cihazlar lazım diyorsanız, yukarıdakilere ek olarak bence sistemi geliştirebilirsiniz... hemen yada sonra... neler lazım olabilir?
    6-) turntable gerekebilir, technics iyi deniyor ama tabii çok marka var...
    7-) davul makinesi alabilirsiniz...
    8-) yada iyi bir synth klavye/workstation alabilirsiniz...
    9-) midi klavye
    özetle dilediğiniz yada rap a yönelik her türlü enstrümanı da ekleyebilirsiniz... size kalmış... işin sonu yok ki!
    pc ile yapacaksanız iş ayrı, ama işin içine enstrüman da girecekse apayrı...
    dj ekipmanları da gerekebilir size tabii... ama çok fazla bilgim yok o konuda...
    bir de bildiğim kadarıyla özellikle rap ve hip hop için kombine cihazlar da var... yani analog ve dijital bir arada... fakat onlar için marka önerisinde bulunamam çünkü bilgim yok...
    bir de şunu ilave edeyim, aslında pc yi tamamen devreden çıkarıp yamaha motif, roland fantom, korg triton vs vs vs gibi sağlam bir klavye ile de çok kaliteli kayıtlar yapabilirsiniz...
    vokal kaydı yapmak zor iş... yine tekrar edeyim, özellikle mikrofon, monitör, kulaklık ve tabii ki stüdyonun izolasyonu ve topraklaması işlerini en iyisinden halledin, gerisi kolay...

    YanıtlaSil
  6. ustam bizimki bilgisayardan olacak herşey.son bi sorum var :) fiyatı söylermisin ortalama ne kadar tutar..?

    YanıtlaSil
  7. 300-500$ arası software tutar, mesela reason kullanacaksanız en pahalısı 700$ civarı... diğer programlar da az çok bu sınırlarda olur, 1000$ ı geçmez... crack bulursanız bedava tabii ama ayıp olur adamlara... bence zaten satın alın, devamında güncellemeleri de gelir... size kalmış... monitörler de 500-600 TL den başlar, iyi markalar 1000-1500$ dır, mükemmel bir şey alırsanız 3500$ a da var!!! alacağınız en ucuz monitör m-audio olsun... mikrofon da 500 civarıdır... tabii 5 bin liraya da mikrofon var!!! ses kartı, audio arabirim vs de o kadardır... 500-600 ... başınızı ağrıtmayacak bir stüdyo ortalama 1500-2000 tl ye çıkar... 2. el toplarsanız çok daha ucuza çıkar...

    YanıtlaSil
  8. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. internette tarama yapıp, "izolasyon malzemesi" yada "stüdyo izolasyonu" vb bulursanız, satıcılara ulaşırsınız...

      Sil
  9. Merhabalar :) Öncelikle yazınız çok doğal olmuş,çok beğendiğimi ifade etmeliyim. Müzik Öğretmeniyim,evimde stüdyom var fakat binadaki müzik düşmanı komşu cinsleri yüzünden rahatça müziğimi yapamıyorum. Bağlama çalıyorum. Öyle evimde batari, bas gitar,elektro gitar yok. Sadece bağlamalarım var. Gece gelen ilham kuşları gidiyor.... Bana yardımcı olun ne yapmalıyım? Ne tarz bir yalıtım yolu izlemeliyim ki bu lanet insanlardan kurtulayım ve rahatça çalışayım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhabalar... ne çalarsa çalsın, müzikle uğraşan herkesin ortak derdi maalesef... sadece bağlamadan çıkacak sesin o kadar rahatsız olmayacağını düşünüyorum ama demek ki sorun oluyor... ben kendim denemedim ama şu büyük boy yumurta ambalajları ile duvarların kaplanmasının oldukça etkili olduğu biliniyor yada ambalajlarda kullanılan köpüklerin... ama bu sefer de odanın görüntüsü bozuluyor maalesef... aklıma gelen bir diğer şey, elektro bağlama kullanabilirsiniz... şu ortalığı ayağa kaldıranlardan değil tabii o zaman etkisi olmaz... amfiye bağlayıp, sesi hoparlörden değil de kulaklıktan alabilirsiniz... bilgisayar da olur, hatta daha uygun olur... ben elektro gitarı bu şekilde kullanıyorum... klavyeye bağlayıp, sesi klavyeden kulaklıkla alıyorum... tabii bu elektro gitara uygun oluyor ama bağlama için olmayabilir... eğer ev durumu uygun ise, eski köpüklerle yada yumurta ambalajlarıyla duvarları kaplamak en rahatı gibi...

      Sil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

gelem gelem (djelem djelem)...

"öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti"

"gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum...

çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz

çingeneler

çingene müziği

tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği için marş olarak kabul edilmiş 197…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …