Ana içeriğe atla

gordion yaylı dörtlüsü

gordion yaylı dörtlüsü
gordion yaylı dörtlüsü - deniz dilan gözoğlu, ezgi ergin, derya dilay akar ve doğuş ergin

en genç oda orkestramız gordion oda orkestrası hakkında yapmış olduğum paylaşımda, gordion yaylı dörtlüsü'nün de orkestra bünyesinde kurulduğundan bahsetmiştim... dörtlü; ilk konserini 2022 yılı sonlarında vermişti, ikinci konserini de 22 ocak 2023 tarihinde cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası ada mavi salon'da verecek...

cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası sanatçıları deniz dilan gözoğlu (keman), ezgi ergin (keman), derya dilay akar (viyola) ve doğuş ergin (viyolonsel) tarafından kurulan gordion string quartet tarafından seslendirilecek eserler ise; handel suit no.7 pasakalya, j. s. bach füg sanatı contrapunctus (1-4), mozart string quartet no.4 ve schubert string quartet no.7...

deniz dilan gözoğlu

06.10.1992 tarihinde ankara`da doğdu. 2003 yılında hacettepe üniversitesi ankara devlet konservatuvarı`nın sınavlarına girerek,yaylı çalgılar anasanat dalı /keman sanat dalı bölümünü kazandı ve prof.k.murat tamer ile çalışmalarına başladı. lise yıllarında ilya sirotin yönetimindeki hacettepe gençlik senfoni orkestrası`nda konzertmeister olarak görev aldı ve liseyi birincilikle bitirdi. 2010 yılında lisans eğitimine başlamasıyla birlikte prof.erol erdinç yönetimindeki hacettepe üniversitesi senfoni orkestrası`na dahil oldu. 2010-2014 yılları arasında cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası, bursa bölge devlet senfoni orkestrası, bilkent gençlik senfoni orkestrası, ankara gençlik senfoni orkestrası, türksoy oda orkestrası gibi orkestralara misafir sanatçı olarak katıldı.hacettepe üniversitesi senfoni orkestrası ile macaristan,polonya ve rusya turnelerine katıldı. 2012 yılında, edirne mimar sinan rotary kulübü`nün düzenlediği “15.genç müzisyenler oda müziği yarışması”na grubuyla katılarak “mansiyon”ödülü kazandı. 2013 yılında prof.burak tüzün ile orkestra şefliği çalışmalarına başladı.2014 yılında “okul ikincisi ve yüksek şeref öğrencisi" olarak prof.k.murat tamer`in keman sınıfından mezun oldu. 02-08 şubat 2015 tarihleri arasında bilkent müzik ve sahne sanatları fakültesinde düzenlenen "bilkent keman günleri" adlı masterclass`ta; alexander vinnitski ve özcan ulucan`ın ustalık sınıflarına aktif olarak katıldı. italyan şef giorgio proietti ve estonyalı şef toomas vavilov ile orkestra şefliği çalıştı. 2015 yılında “ kktc cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası” nın açmış olduğu ilk sınavı birincilikle kazanarak burada çalışmaya başladı. “h.ü.a.d.k. keman sanat dalı”nda; prof.ildiko moog ile başladığı yüksek lisans eğitimini, d.e.ü. devlet konservatuvarı’nda doç. dr. onur nurcan danışmanlığında yazmış olduğu tez ile bitirip, başarıyla tamamlamıştır. sanatçı, eylül 2020 itibariyle kktc'den ülkesine kesin olarak dönüş yapmıştır. 2021 yılında cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası'nın sınavını kazanarak keman sanatçısı olarak çalışmaya başlamıştır ve halen görevini sürdürmektedir.

ezgi ergin

ankara doğumlu kemancı, piyanist ve besteci olan ezgi ergin, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi’nde keman eğitimi boyunca mikhail mahmudov, elena postnova ve prof. sarvar ganiev ile çalıştı. tuncay yılmaz, prof. joshua epstein, ellen jewet, özcan ulucan ve esen kıvrak gibi önemli kemancıların masterclass çalışmalarına aktif olarak katıldı. oktay dalaysel ve davud aliyev ile birkaç kere çalıştı. keman eğitiminin yanında yardımcı meslek olarak nigar ethem’den iki sene piyano eğitimi aldı. bilkent gençlik senfoni orkestrası, ulusal gençlik senfoni orkestrası ve jungenç filarmoni orkestrası’yla çalıştı. bilkent konser salonu, a. adnan saygun konser salonu, merkez bankası, o.d.t.u, ankara üniversitesi ahmet taner kışlalı salonu, hacettepe konservatuarı konser salonu, izmir sanat, bülent ecevit kültür merkezi ve ankara üniversitesi devlet konservatuarı konser salonu’nda solo keman olarak resital veya oda müziği alanında çeşitli konserler verdi. jungenç filarmoni orkestrası’nın berlin almanya turnesine katılarak “konzerthaus am gendarmenmarkt” salonunda “young euro classic – european music summer” festivali’nde çaldı. 2009 yılında ankara devlet opera ve balesi orkestrası’nı sözleşmeli sanatçı olarak kazandı. samsun devlet opera ve balesi orkestrası ve antalya devlet opera ve balesi orkestrası’nda görev aldı. ankara devlet opera ve balesi orkestrası’nın yurt içi ve yurt dışı festivallerine katılarak aspendos, istanbul, bursa, gölcük, mardin, gaziantep, efes, izmir, saaremaa estonya, pekin çin ve moskova rusya bolşoy tiyatrosu’nda çaldı. 2009 yılından beri ankara devlet opera ve balesi orkestrası’nın elemanı olarak çalışmalarına devam etmekte olan ezgi ergin, yurt içi ve yurt dışında konserlere ve festivallere katılıp sanat hayatını sürdürmektedir. solo kemancılığının yanında da oda müziği çalışmalarını gordion string quartet grubu ile sürdürmektedir.


derya dilay akar

10.03.1995 tarihinde ankara'da doğdu. 2006 yılında hacettepe üniversitesi ankara devlet konservatuvarı'nın sınavlarına girdi ve yaylı çalgılar anasanat dalı / viyola sanat dalını kazanarak prof. betil başeğmezler ile çalışmalarına başladı. tatjana masurenko'nun masterclass çalışmalarına aktif olarak katıldı. 2008-2009 yıllarında ilya sirotin yönetimindeki hacettepe gençlik senfoni orkestrasına takviye olarak katıldı ve lise devresine başlamasıyla birlikte orkestranın viyola grup şefliği görevini üstlendi. italyan viyolacı marco misciagna'nın masterclass çalışmalarına aktif olarak katıldı. 2011 yılında prof.rengim gökmen yönetimindeki doğuş çocuk senfoni orkestrası'nı kazandı ve üçüncü senesinde grup şefi olarak bu orkestradaki eğitimini tamamladı.2013 yılında gönüllü olarak oluşturulan hitit filarmoni orkestrası eşliğinde "f.a.hoffmeister viyola konçertosu"nu seslendirdi. 2010-2014 yıllarında bilkent gençlik senfoni orkestrası, ankara gençlik senfoni orkestrası, türk-alman-fransız orkestrasına devamlı olarak katılma şansı buldu. 2014 yılında lisans devresine başlamasıyla birlikte doç.burak tüzün yönetimindeki hacettepe üniversitesi senfoni orkestrasına dahil oldu ve sürekli olarak konserlerde bulundu. cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasına misafir sanatçı olarak katıldı. 2017 yılında öğr.gör.murat cangal'ın viyola sınıfından "yüksek şeref öğrencisi" olarak mezun oldu. genç sanatçı 2016-2020 yıllarında bursa bölge devlet senfoni orkestrası, antalya devlet senfoni orkestrası, çukurova devlet senfoni orkestrası, kktc cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası, eskişehir büyükşehir belediyesi senfoni orkestrası vs. misafir sanatçı olarak katılmıştır.2021 yılında cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası'nın açmış olduğu sınavı kazanarak halen orkestranin viyola sanatçısı olarak görevini sürdürmektedir.


doğuş ergin

2003 yılında bilkent üniversitesi müzik hazırlık okulu'nun viyolonsel bölümünü kazanarak ilk yıl marina rahmatullayeva, ardından gara aliyev ile çalıştı. 2012’den itibaren 6 yıl boyunca almanya’nın devlet bursu olan daad bursunu kazanan doğuş ergin köln müzik yüksek okulu'nda prof. claus kanngiesser ile, ardından saarbrücken müzik yüksek okulu'nda prof. gustav rivinius ile çalışarak lisansını ve yüksek lisansını bitirdi. scuola di musica di fiesole’de natalia gutman’ın ve italya’da accademia di perosi’de prof. robert cohen’in ustalık sınıfında burslu olarak 4 yıl eğitim aldı. avusturya'da liezen uluslararası viyolonsel yarışması’nda ikincilik ödülü, hırvatistan'da 8. antonio janigro uluslararası viyolonsel yarışması’nda üçüncülük ödülü, mersin’de ulusal viyolonsel yarışması’nda birincilik ödülü kazandı. 2007'de, ilk solo orkestralı konserini bilkent senfoni orkestrası'yla gerçekleştiren doğuş ergin, ayrıca harika çocuklar konseri’nde, eskişehir büyükşehir belediye senfoni orkestrası'yla ve “genç kuşak solistleri”ne davet edilerek bursa senfoni orkestrası ile birlikte konser verdi. antalya devlet senfoni orkestrası ile atatürk’ü anma konseri’ne davet edilerek konser verdi. ayrıca izmir devlet senfoni orkestrası, bilkent gençlik senfoni orkestrası, mersin üniversitesi akademi orkestrası, cervo akademi oda orkestrası ve şef ıan fountain, artun hoinic, stanislav ushev, naci özgüç, ışın metin, oğuzhan kavruk, ali hoca, ender sakpınar ile birlikte konserler verdi. fethiye benyamin sönmez ıı. klasik müzik festivali’nde “genç solistler” adıyla festivalin açılış konserinde çaldı. 2011 ve 2016 yılında almanya'da bonn beethoven festivali kapsamında konserler verdi. bunun dışında türkiye'nin bir çok ilinde konserlerine başarıyla devam eden genç sanatçı, almanya'da aldığı eğitim sonrasında, 2020 yılında cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası’nın açtığı sınavı kazanarak çello sanatçısı olarak görevini sürdürmektedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada