Ana içeriğe atla

mackerras bursiyeri birce kayhan

klarnet
birce kayhan

genelde aynı cümlelerle başlıyorum ve diyorum ki "oldukça uzun süredir tanıdığım, sürekli takip ettiğim ama bir türlü hakkında paylaşım yapamadığım genç sanatçılarımızdan biri de genç klarnet sanatçımız birce kayhan"... mecburen öyle oluyor çünkü ben uzunca bir süredir takip ettiğim sanatçılarımızı yazıyorum çoğu zaman:)... birce kayhan hakkında bir şeyler yazmak için bekledim bir süre diyebilirim.. ilk dinlediğiniz anda dikkat çekmeyi başaran bir genç müzisyen kendisi ama sürekli ön planda olma gayreti içinde olan bir kişiliğe sahip değil... fark ederseniz kendisini, tanıyorsunuz ve başarılarına da tanık oluyorsunuz...

başarılı genç bir klarnet sanatçımız birce kayhan ve bir çok farklı etkinlikte sürekli tanık oldum başarılarına... yukarıdaki fotoğraf mesela trt hafif müzik ve caz orkestrası eşliğinde geçtiğimiz yıl verdiği konserden... orkestra eşliğinde sahne almıştı demek daha doğru tabii... bu performansını aşağıda paylaşacağım tabii ama önce son güzel haberi vereyim..

ingiltere'nin en köklü ve en prestijli müzik okullarından biri olan purcell school'da geçtiğimiz seneden beri eğitimine devam eden birce kayhan, mackerras bursiyeri olarak seçilmeyi de başardı kısa sürede... bugüne kadar purcell'den sadece on akademisyen bu ödüle layık görülmüş... ödül diyorum çünkü bu bursa hak kazanabilmek öyle kolay değil ve o güne kadar yaptıklarınız, çalışmalarınız, emeğiniz ve gayretiniz sayesinde geliyor bu başarılar... yarışmalardan daha çok önem veriyorum ben bu başarılara... birce kayhan'ı bu önemli ödüle layık gören ise; bizzat ünlü şef sir charles mackerras'ın eşi... sir charles mackerras scholar ifadesi çoktan yazıldı birce'nin kariyerine...

trt caz orkestrası eşliğinde seslendirmiş olduğu matt dennis'e ait angel eyes adlı parçayı paylaşayımhemen... soloya başladığında, çok kısa süre seste gidip gelme oluyor, sonra düzeliyor... videonun altına not düşmüşler ama öyle önemli bir sıkıntı da yok... eser harika, birce kayhan'ın seslendirmesi harika, trt hafif müzik ve caz orkestrası zaten harika, bu aralar putin yordu ve gerdi bizleri iyice, dinleyince ferahladım resmen...



çok önemli bir tecrübe olmalı bu usta orkestra eşliğinde sahne alabilmek... bizim nesil için çok önemlidir bu orkestra... biz dünyayı trt'nin programları ile tanıdık... zürafa ve zebrayı trt sayesinde gördüğümüz gibi, big band ve big bang nedir? ravel kimdir? sülü ne zaman gidip, ne zaman gelmiştir? hepsini trt sayesinde öğrendik... z kuşağı da okuyor burayı, açıklamada bulunuyorum... yoktu öyle, bi tıkla gelsin karşına duke ellington, george benson filan... james last yada rafaella carra gelirdi çoğu zaman... neyse... gerçi şimdi de bir tıkla gele gele k-pop, justin bieber yada bizden gelen ismi yazmayayım artık:)...

klarnet
birce kayhan

müziğin, özellikle caz müziğinin içine doğmuş birce kayhan... bu sayede, çok küçük yaşlarda fark edilmiş yeteneği ve muhtemelen müzikle ilk tanışması ve müziği sevmesi de aile ortamında olmuş çünkü babası önemli trombon ustalarımızdan ali emre kayhan, annesi ise yapımcı ve sunucu defne kayhan... bir çok paylaşımda, genç sanatçılarımızı yarı şaka yarı ciddi caza yöneltmeye çabalayan biri olarak, birce kayhan için hiç bir şey diyemedim şimdi... özellikle yukarıdaki videosundan sonra:)...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarında ebru mine sonakın ile klarnet çalışmalarını sürdüren birce kayhan, geçtiğimiz yıl ingiltere londra'daki ünlü purcell school'dan kabul aldı ve lise birinci sınıfı tamamladıktan sonra ingiltere yolculuğu başladı... tahminimce royal music academy ile devam eder birce de...

önceki yıllarda videolarına ulaşmada biraz sıkıntı yaşıyordum ama 2020 yılında all saints moda kilisesinde verdiği konserden bir eseri paylaşmıştı kendisi, ben de hemen ekleyeyim buraya... kendisine senem zeynep ercan eşlik ediyor piyanoda...

eugene bozza - piyano ve klarnet için arya



3 yıl önce yamaha music europe award yarışmasında birinciliğe layık görülen birce kayhan, 2019 yılında katıldığı urla müzik akademisi yanında, bir çok önemli ismin ustalık sınıflarına da katıldı... kendisini ilk tanıdığımda bale eğitimi alıyor zannetmiştim çünkü paylaşımlarında dans ediyordu... aslında klarnet eğitimi almakta olduğunu uzunca bir süre sonra anlamıştım... yani kafa zor basıyor benim:)... müzik eğitimi paralelinde, iyi bir bale eğitimi aldığını da düşünüyorum... şimdi sağı solu biraz kurcalayınca gördüm ki; mimar sinan'da almış çağdaş dans derslerini de... nasıl bir blogçunun yazdıklarını okuyorsunuz anlayın artık:).. yazarken, hatta yazdıktan sonra öğreniyorum:))... neyse ki ciddi bir dans eğitimi almış olduğunu anlayabiliyorum..

birce kayhan hakkında sahip olduğum bilgi oldukça sınırlı sayılır... bu arada; en önemlisini unutuyordum az kalsın... trt radyo'da uzun süredir yayınlanan arkadaşım müzik programında da bir süre tecrübe edindi birce... haberdar olamadığım çalışmaları ve başarıları da mutlaka vardır ama en başta yazdıklarım zaten fazlasıyla yeterli kendisi hakkında fikir sahibi olabilmek için ve tabii paylaştığım videolar da...

son bir taze performansı ile şimdilik bitireyim... hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığım, birce kayhan'ın purcell'den arkadaşı olduğunu tahmin ettiğim ve dinleyebildiğim kadarıyla, oldukça iyi kompozisyonlara sahip olduğunu düşündüğüm maddie melville-smith'e ait klarnet korno düetinin seslendirmesinde yer almış birce... eseri de çok beğendim, paylaşayım dedim ama umarım telif vs gibi bir sıkıntı olmaz... youtube videosu değil çünkü... galiba aşırdım instagramdan:))... piyano konçertosunun seslendirmesinde de yer almış ancak aşağıdaki videoyu uygun buldum doğal olarak birce kayhan hakkındaki bu paylaşım için... korno çalan kişi ise chloe ancak soyadını maalesef bilmiyorum... birce'nin bir sonraki başarısına kadar, şimdilik ara vereyim...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada