Ana içeriğe atla

her mama bir nota

her mama bir nota

sadece bir iki haftadır haberdar olduğum çok güzel bir sosyal sorumluluk projesi oluyor bu her mama bir nota... istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı klasik gitar bölümü mezunu eda kocatürk tarafından bu yılın başlarında hayata geçirilmiş olan bu proje; sokak hayvanlarına destek sağlama amacıyla başlatılmış ve çok kısa sayılabilecek bir sürede çok da fazla yol almış gördüğüm kadarıyla... ben "aaa ne güzel çalışmaymış, neler yapıyorlar, nasıl yapıyorlar acaba" filan derken, bir baktım, 3 ton mamayı geçmişler bu kadar kısa sürede...

ben hemen her mama bir nota ile ilgili bağlantıları vereyim ki; yazıyı okuyup bitirinceye kadar, bir yandan da bağışlarınızı tamamlamış olabilesiniz... her bütçeye göre destek imkanı sunması nedeniyle, bir çok bahaneyi de önceden önlemişler...

toplum gönüllüleri vakfı/hermamabirnota

eğer; ben zaten bütün enstrümanları virtüözite seviyesinde çalıyorum diyorsanız, ya gidip her mama bir nota projesinde gönüllü öğretmen olacaksınız, ya da yukarıdaki toplum gönüllüleri vakfı sayfasına gidip, bağış yapacaksınız... dayatmalı bir blogta olduğunuzu unutmayın, birinden birini seçin... yok öyle havalı havalı durmadan paylaşımlar yapıp, anlamsız ve boş boş gönül rahatlatmak... sosyal sorumluluk, sadece bir kaç kişinin sorumluluğu değil... alıştı herkes; "1 kişi yapsın, 10 milyon kişi #şakşak"... ya var mı böyle bir şey:))... milyonlarca kişi bir şey istiyor, hepsinin de tek yaptığı @halukleventacil yada #ahbab :)))... komedinin en dibi... hemen başlamayın şimdi her aç ve susuz sokak hayvanı gördüğünüzde @hermamabirnota demeye, hiç olmazsa önce kesenize göre bir destekte bulunun...

zaten sokak hayvanlarını sürekli beslemekte ve zaman zaman da bakımlarını üstlenmekte olan eda kocatürk; "şu işe elbirliği ile girişsek, ne kadar iyi olur" demiş ve hemen yola koyulmuş vakit keybetmeden... doğal olarak önce kendisi ilk adımları atmış, sonra konservatuvar arkadaşları dahil olmuş muhtemelen, kısa sürede öğrenci ve mezunlardan oluşan oldukça geniş bir ekip olmuşlar ve başlamışlar enstrüman, şan ve dans eğitimleri vermeye...

yani özetle; @hermamabirnota instagram hesabına gidip, başvuruyorsunuz öncelikle... sağlam ellerde eğitimlerinizi hemen alıyorsunuz, bir yandan enstrüman çalıp, şarkı söylemeye ve dans etmeye başlıyorsunuz, diğer yandan da aldığınız eğitimin karşılığı olarak, sokak hayvanlarının mama, tedavi, barınma ve benzeri ihtiyaçlarını da karşılamış oluyorsunuz... bu derece kolay...

daha da kolay olsun diyorsanız, onun da yolu mevcut... bu sefer aşağıdaki bağlantıya gidip, bütçenize göre mama ve benzeri yardımlarda bulunabiliyorsunuz...

www.candostlarim.com/destek/her-mama-bir-nota

görülebileceği üzere, her türlü bahanemize karşı sıkı önlemler alınmış projece...

bu tip projeleri çok beğeniyorum ve çok önemsiyorum çünkü verimliliği çok yüksek bir çalışma... tek bir kişi fikir üretiyor, bir kaç kişi yapmaya başlıyor, muhtemelen ilk başlarda bir kaç öğretmene tek bir kursiyer düşüyor, zamanla gönüllü öğretmenler kurs almak isteyenlere yetişemez oluyorlar... gitar, ukulele, müzik teorisi derken, enstrüman sayısı artıyor, işin içine şan ve dans da giriyor... her an daha fazla patili kardeş mutlu oluyor... "vay be, tam 200 kilo mama dağıttık" diye mutlu olurken, sadece bir kaç ay sonra tonlarla ifade ediliyor bu mutluluk...

bir çok uzmana göre; insanları en çok mutlu eden konuymuş "faydalı bir şey yapmak"... özellikle "birlikte, elbirliği ile bir şeyler yapmak"... o bir çok uzman buna katılmıyorsa bile, bence öyle... tamam, salladım kafadan, uzmanlar söylüyor demeden inanmaz bizim millet çünkü... insanların mutluluğuna kafa yoran uzman filan da kalmadı ki zaten... kalmış olsaydı, eminim aynen yazdığımı söyleyeceklerdi... dert etmeyin, öyle...

gerçekten öyle... insanlık neden mutsuzluğun dibine vurmuş ama hala daha "yıkılmadım ayaktayım!" pozlarında?... sebep çok açık... "bugün insanlık, eline tutuşturulan sözde akıllı telefonlarla, durmadan # ile başlayan paylaşımlar yapmaktan başka hiç bir şey yapmıyor"... mutlu olunacak bir şey değil ki... #1kapsu1kapmama yazmakla, "ay canım yaaaa kıyamam, nooolur yardım edin" yazıp paylaşmakla yada "ay allah yardımcınız olsun" filan demekle ne olur ki?... önce çok matah bir nane yaptığınızı zannedersiniz ama hiç bir insan beyni o kadar da geri olamayacağı için, gün gelir, koskoca bir ömrün nasıl da bomboş geçtiğini anlarsınız er geç...

her mama bir nota ve benzeri çalışmalar; herkesi memnun ve mutlu eden çalışmalardır... ulaşılabilen patili kardeşler mutlu, ders verenler mutlu, müzik gibi bir şeyi keşfedenler mutlu, mamaları dağıtanlar mutlu... tek bir iş yapıyorsunuz ve herkes mutlu!... güvenilir yardım kuruluşu arayıp arayıp, bir türlü bulamayanlar bile mutlu... herkesi aynı anda mutlu edebilen kaç şey sayabilir siniz?... hadi buyrun, sayın bakalım:)... yahu çoğu kişinin yaşam amacı olan evlilik bile herkesi aynı anda mutlu edemiyor... yada hayatını çok para kazanmaya adamış kaç kişi mutlu?... aynı uzmanlara göre; insanları en çok mutsuz eden şey de kendini kandırmakmış...

bu sebeple; eğer anlıyorsanız bu işlerden, gönüllü olarak bir çocuğa müzik aşılayabilirsiniz... anlamıyorsanız, gönüllüler size müzik aşılamak için bekliyorlar zaten, uzun uzun anlatmadık boşuna... çocuğunuzun sadece yüksek mevkilerde iyi para kazanan bir şey olmasını değil de, insan olmasını istiyorsanız eğer; zaten yapabileceğiniz tek şey her mama bir nota ile irtibata geçmek... başka yol yok... verimliliği yüksek bir ebeveynlik de bu zaten... tek adım, çok kazanım:)...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va