Ana içeriğe atla

ece dikbıyık

çello viyolonsel
ece dikbıyık (fotoğraf: deniz doğu)

birden nana ile çıktı karşıma bir kaç ay önce genç viyolonsel sanatçımız ece dikbıyık... nana'yı da şu anda ayrıca yazıyorum, kendisinin hayran kaldığım nana performansını da o paylaşıma ekleyeceğim... maalesef instagramda var sadece ve youtube üzerinde paylaşılmış olan tam versiyonu artık yok... olsaydı çok iyi olacaktı... neyse, yine çalar ve  kaydeder artık ece:)...

önce nana hakkında burada da kısaca bilgi vereyim, manuel de falla eseri siete canciones populares espanoles'in 5. şarkısı oluyor... olağanüstü ama kısacık bir ninni... bu nana'yı ben şimdiye kadar nasıl olmuş da hiç dinlememişim, onu da anlamadım... bu kadar çok beste yapılırsa, olacağı bu... itiraf edeyim, atlaya zıplaya dinleyip geçtiğim için, atlayıp geçmişim işte anlayacağınız:)... bundan sonra daha kısa kısa atlayıp geçmeye karar verdim:)... şu anda dinlemeden uyuyamadıklarım listesinde ve baş köşede... ece dikbıyık sayesinde tanıdım bu eseri, dinlemeye başladığımda da kesinlikle paylaşılacaklar listesine anında girmişti hem nana hem ece dikbıyık... nana ile ilgili paylaşıma gidip, mutlaka dinleyin derim ece dikbıyık yorumunu... titizlikle alınmamış bir izleyici kaydı olmasına rağmen, çok başarılı ve içten bir performans ama instagram sonuçta ve en can alıcı anında kesiliyor her zaman olduğu gibi...

gevezeliği kesip, çok güzel bir başka yorumunu paylaşayım... k. davidov konçerto no: 1 op. 5 "allegro moderato"... piyanoda kendisine eşlik eden ise; selen balkan erem


ece dikbıyık konusunda bir çok şey dikkatimi çekti, önce konuya en uzağından başlayayım... yaptığım çoğu paylaşımda, hakkında paylaşım yaptığım sanatçının tam istediğim gibi bir fotoğrafını bulmakta zorlanıyorum genellikle... her sanatçının mutlaka amatörce bile olsa, enstrümanı ile kendisini net biçimde gösteren, tercihen sahnede çekilmiş doğal fotoğrafları olmalı... ne kadar sanatsal olursa, o kadar da makbuldür... ece dikbıyık bu konuda hiç üzmedi... mesela aşağıdaki tam istediğim gibi... en tepedeki fotoğraf ise muhteşem ve efod'dan deniz doğu tarafından çekilmiş...

ben bu blogta bazen çok ukalalık yapıyorum ama zaten rahat rahat ukalalık yapabilmek için açtım bu bloğu:)... neyse, sanat bir bütündür her şeyi ile diye düşünüyorum... mesela konser fotoğrafçılığı apayrı bir konu ve özellikle caz konserlerinde çekilmiş fotoğraflara ben apayrı bir sanat gözüyle bakıyorum... o kadar çok şey anlatıyor ki bu fotoğraflar... seslendirilen eser, müzisyen, ortam ve o anın kalıcı olarak sanata dönüşmesi... tamamı bir bütün...

viyolonsel çello
ece dikbıyık

yukarıdaki fotoğraf da 2019 yılı cumhuriyet bayramı etkinlikleri kapsamında, edirne ve bulgaristan filibe'de (plovdiv) verilen konserler esnasında çekilmiş... trakya üniversitesi devlet konservatuvarı ve dobrin petkov müzik akademisi öğrencileri olarak verilen bu konserlerde solist olarak sahne almış ece dikbıyık...

bu paylaşımım da enteresan oldu biraz... yazdıklarımdan siz çıkaracaksınız artık neyin ne olduğunu:)... yani diyorum ki; trakya üniversitesi devlet konservatuvarı'nda lise eğitimini geçtiğimiz yıl okul birincisi olarak tamamladı ve şu anda yine trakya üniversitesinde devam ediyor çalışmalarına... tabii artık üniversiteli olarak... öğretmeni ise musa eren işkodralı...

2012 yılında, hacettepe üniversitesi devlet konservatuvarında başlamış müzik eğitimine... 2016 yılında da trakya üniversitesinde lise öğrenimine başlamış... başta ankara ve edirne olmak üzere, yurt içinde bir çok konserde sahne almış... hakkındaki bilgim şimdilik çok sınırlı... 2018 yılında edirne kent müzesinde, 2020 yılı şubat ayında da devecihan kültür merkezinde resitaller vermiş... bereket pandemiye takılmamış... 2019 yılında balkan senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak sahne almış... 2018 yılında ise edirne rotary klüp tarafından düzenlenen 20. oda müziği yarışmasında trio olarak mansiyon almışlar... 2019 yılında sekizincisi gerçekleşen benyamin sönmez klasik müzik festivali'ne de katılmış ece dikbıyık ve bu festival kapsamında babadağ zirvesinde ve göcekte iki konser vermişler trakya üniversitesi viyolonsel topluluğu olarak... paraşütle inerken de konser bekledim ama vermediler zannedersem... geçtiğimiz yaz da nil kocamangil'in ustalık sınıfına katıldı ece dikbıyık...

hemen bir video paylaşayım, çok laf etmişim... 6 şubat 2020 tarihinde devecihan'da verdiği resitalden... boccherini usta'dan çello sonatı...

kesinlikle viyolonsele aşık, yaptığı işe aşık ve yaşayarak çalan bir viyolonsel sanatçısı ece dikbıyık... yukarıda bahsettiğim, yarım kalan nana performansı; geçtiğimiz yıl yaz aylarında düzenlenen 4. meditteranean cello meeting kapsamında oluşturulan viyolonsel orkestrası eşliğinde türkiye, israil, ispanya, yunanistan ve italya gibi bir çok ülkeden gelen viyolonsel ustalarının önünde seslendirilmiş kendisi tarafından ama görev yerine getirir yada "aman sağ salim bi çalsak da başarıyla tamamlasak" düşüncesiyle değil, yaşayarak seslendirmiş nana'yı... yada suitin tamamını... onu da bilmiyorum, bildiğim sadece 59 saniye... en tepede bağlantısını verdiğim nana paylaşımına gidip, dinleyin mutlaka...

bir de kardeşi var, o da ege dikbıyık... şimdiden onun da adını yazalım, o da geliyor çünkü...

yazdıklarımdan çok daha fazlası da olabilir ama yukarıdaki boccherini performansı da gösteriyor ki, sadece kısacık bir nana seslendirmesine dayanarak hakkında paylaşım yapma kararım da kesinlikle içi boş ve temeli olmayan bir karar değilmiş... ben anlık karar veren biriyim ve çok şükür şimdiye kadar da hiç yanılmadım... ece dikbıyık da beni yanılmadı ve önümüzdeki süreçte adından daha çok söz ettireceğinden de eminim... buraya ilave ederim artık yeni çalışmalarını... bakarsınız nana'yı bir kez daha seslendirir:)...

Yorumlar

  1. Ne kadar başarılı ve güzel çıcuklarımız var, KUTLARIM

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.