Ana içeriğe atla

nehir nisa alemdar

viyolonsel, çello
nehir nisa alemdar
bu bloğun en güzel fotoğraflarından biri oldu nehir nisa alemdar'ın yukarıdaki fotoğrafı... uzun süre bu bloğa şimdiki gibi modern ama niteliksiz bir tema uygulamaktan kaçınmıştım ve eski tarz hakim idi... o zamanlar arka plan fotoğrafı arardım ahşap tonlarında... nehirin bu fotoğrafı tam da fon olarak kullanılacak kıvamdaymış... neyse artık, devir cep tel'den internete girme devri olunca, o eski blog gibi bloglar da kalmadı... konuyu dağıtma ustasıyım, sürekli okuyanlar bilirler, bu sefer konuya girmeden dağıtmayı da başardım:)... konumuz 11 yaşındaki bilkentli genç viyolonsel sanatçımız nehir nisa alemdar... bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi müzik hazırlık ortaokulu 6. sınıf öğrencisi olan nehir, viyolonsel ana sanat dalı'nda artur rahmatulla ile sürüdürüyor çalışmalarını...

müziğin içine doğan çocuklardan nehir de... anne ve babası da müzisyen ve ev envai çeşit enstrüman ile dolu tahminimce... ailede başka müzisyenler de mutlaka vardır, hepsini bilmiyorum ama dedesi de halk müziği sanatçımız recep alemdar... bu kadar gürültülü olunca ev, ister istemez piyanoyu kurcalamaya başlamış nehir 3 yaşındayken... benim ifadem kıt ve yazmayı da beceremiyorum gördüğünüz gibi ama nehir'in ifade şekli de çok güzel tıpkı müzisyenliği gibi... piyanonun tuşlarına her bakışında, kendisini bir film kahramanı gibi hissediyormuş nehir daha o yaşlardayken... hiç bir şey öyle şans eseri yada tesadüfen olmuyor... sadece bir kaç yaşındayken bile bu tip hislere kapılan çocukları daha 10 yaşına girmeden başarılarıyla mutlaka tanıyoruz artık...

bu blogta hakkında paylaşım yaptığım genç yeteneklerin yaş ortalaması da oldukça düştü son iki yılda... nehir de onlardan biri oldu... sadece yarışmalardan alınan dereceleri başarı olarak gören biri olmadım hiç... önceki bir çok paylaşımımda da belirttiğim gibi, yarışmaları da sevdiğim pek söylenemez... nehir'in dikkatimi ilk çekişi aşağıdaki video ile olmuştu... piyanoda ece kaptanoğlu ile artı sahneden harika bir performans... 2017 yılından yani nehir henüz 9 yaşındayken kaydedilmiş ve nehir alemdarın ilk yarışma başarısı 2 sene sonra geldi... müziğini bana keyifle dinletebilen genç bir viyolonsel sanatçısı olduğu için o zamandan beri paylaşılacak listemde idi... 2016 yılında da mozarthaus'da 23 nisan konserine çıkmıştı nehir ama o konserin videolarına ulaşamadım...



17 - 20 ocak 2019 tarihinde prag'da düzenlenen 13. jan vychytil uluslararası viyolonsel yarışmasından birincilikle dönen nehir nisa alemdar'ın bu başarısını o zaman yaptığım bir paylaşımda yazmıştım, okursanız sevinirim... üç genç sanatçımız da çok iyi derecelerle dönmüşlerdi prag'dan... nehir alemdar'ın yarışma performansını oradan izleyin diyecektim ama buraya da eklemek istedim... 5 yaşındayken başladığı viyolonselde 4 yıl gibi kısa bir sürede geldiği nokta yukarıdaki videodan anlaşılıyor... sadece 2 sene gibi kısa bir süre içerisinde şimdi geldiği seviye ise gerçekten oldukça iyi... çok çalışkan nehir ve günde en az 5 saatini çalışmakla geçiriyormuş... aşağıdaki yarışma performansı da hiç soğuk bir yarışma performansına benzemiyor... yarışma heyecanıyla değil, konser heyecanı ve tadıyla seslendirmiş...



prag'daki birincilik derecesi sebebiyle zannedersem, çek cumhuriyeti büyükelçisinin davetlisi olarak, 14 şubat sevgililer günü sebebiyle pembe köşkte bir konser vermiş olan nehir alemdar, 8 mart dünya emekçi kadınlar gününde de dışişleri mensupları dayanışma derneğince düzenlenen etkinlikte, tek solist olarak 40 dakika süren bir konsere daha çıktı... boccherini'nin 2 numaralı çello sonatından ve çello konçertosundan bölümler yanında; popper'in polonezini ve faure'nin de elegie adlı eserini seslendiren nehir nisa alemdar, konserini türk müziği ezgileri ile tamamladı...

14 mart 2019 tarihinde de enerji ve tabii kaynaklar bakanlığı tarafından ikincisi düzenlenen türkiye'ye enerji veren kadınlar ödülüne aday gösterilmiş... çok çalışmanın meyvelerini son bir yıl içerisinde hızla toplamaya başladı nehir... yolun başında olan bir genç sanatçı için, gerçekten güzel başarılar... tabii başarıları bunlarla sınırlı da değil... eskişehir belediyesi senfoni orkestrasının 15 aralık 2018 tarihinde düzenlediği 4. genç solistler sınavını da kazanan nehir alemdar, 19 nisan 2019 tarihinde senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak sahneye çıkacak...



2017 ve 2018 yıllarında yunanistan'da düzenlenen uluslararası kalamata müzik günleri etkinliğine katılan nehir; şölen dikener, indira rahmatullagiorgi kharadzejens peter maintz ve pablo ferrandez gibi oldukça önemli isimlerin ustalık sınıflarına da katılmış...

ilk paylaştığım konser videosunu izlemeye başladığım anda budur işte demiştim ancak hakkında 2 cümle bilgiye dahi ulaşamamıştım... nasıl olsa, kısa bir süre sonra birinci olur bir yerlerde, medyanın ilgisini çeker, haber yaparlar, ben de o zaman paylaşırım demiştim ki aynen öyle oldu... katıldığı ilk yarışmadan uluslararası bir birinciliği ülkemize kazandırdı... daha önce de belirttiğim gibi, bence genç sanatçılarımızın, fazlasıyla hak ettikleri ilgiyi görebilmeleri için ille de yarışmalardan derecelerle dönmelerine gerek kalmamalı... onları biz konserleriyle tanımalıyız... bu yönde de son yıllarda güzel adımlar atılmaya başlandı ve gençlerimiz senfoni orkestralarımızın eşliğinde solist olarak çalma imkanına az da olsa kavuştular...

bereket, öğretmeni parmaklarını gördüğü anda viyolonsel ile buluşturmuş kendisini çünkü nehir nisa alemdar "hayatımı gökkuşağı gibi rengarenk yaptı" diyecek kadar aşık viyolonsele ve müziğe... daha doğrusu, içi sanatla dolu ve oyunculuğa da, dansa da çok meraklı... gelecekte çok iyi bir viyolonsel sanatçısı olmak kendisine yetmeyecek, farklı konulara da derinlemesine dalacak gibi görünüyor... zaman gösterecek ama şu anda emin olduğum tek şey şu: adını bizlere iyice ezberletecek...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada