Ana içeriğe atla

uzak denizlerden gelir sesimiz

sirene kadın korosu
sesi uzak denizlerden gelen çok sesli tek kadın koromuz sirene, 6-10 haziran tarihlerinde almanyanın zwickau kentinde düzenlenen ve 11 ülkeden 17 koronun katılım gösterdiği  8. uluslararası robert schumann koro yarışmasında iki altın madalya ve jüri özel ödülünü kazandı... bu büyük başarılarından dolayı sirene kadın koromuzu kutluyoruz... 2017 yılında da johannes brahms koro yarışmasından büyük başarılarla dönmüştü sirene...

sirene çok sesli kadın korosu

ceren aydın akkoç
sirene'den bir diğer başarı haberi de ben bu paylaşımı yaparken geldi... sirene üyesi ve vokal koçu ceren aydın akkoç, hırvatistanın rijeka kentinde düzenlenen ve 28 ülkeden 147 yarışmacının katıldığı uluslararası zinka milanov şan yarışmasında tüm aşamaları geçerek finalde yarışmaya hak kazanan 10 yarışmacı arasına girmeyi başardı... ben bunları yazarken final gecesi yaşanıyor... ben ceren aydın akkoç'un en iyi 10 finalist arasına girmesini de çok büyük bir başarı olarak kabul ettiğim için hemen buraya ekledim bu haberi... kutluyorum kendisini ve alacağı dereceyi daha sonra ilave ederim...

etkinliğin açılış konserine de davet edilen dört korodan biri olan sirene, etkinlik öncesinde de "olağanüstü başarılı" olarak ifade edilmiş ve tanıtımlarda kullanılmış... eşit sesli oda müziği kategorisinde, schumann, victoria, debussy, kocsar ve şef volkan akkoç'a ait eserleri seslendirmişler ve altın madalya kazanmışlar... brahms, gjeilo ve busto eserlerini seslendirdikleri dini müzik kategorisinde de altın madalyanın sahibi olmuşlar, yetmemiş, yarışmaya adını veren schumann eseri tamburinschlägerin'de gösterdikleri üstün başarı sebebiyle de jüri özel ödülünü de almışlar... çok ayıp etmişler, biraz da başkaları ödül alsaydı yahu:)...

sirene - tamburinschlägerin (robert schumann)



harika... istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı öğretim üyesi ve koro şefi volkan akkoç'un sanat direktörlüğünde çalışmalarını başarıyla sürdüren sirene'nin güncel kadrosuda yer alan isimler ise; sopranolar; ayça tuncel, ceren aydın akkoç, fulya dila çoban, merve berrak, göksu hazal subaşı, gözde köse, sinem akar doğan, zeynep uzun... altolar; beril özortakcı, cansın hazan bayrak, canan bozkurt, ece esi, günselin seda çetinkaya, merve pala, sezen şen ve zerrin mete...

bu arada; şu günlerde sirene yeni arkadaşlar arayışı içerisinde... sesiniz sesimize karışsın diyorlar... yeni sezon için planlanan projelere ve yarışmalara hazırlanan koronun temmuz ve eylül aylarında gerçekleşecek seçmelerinden herhangi birine form doldurarak başvurmak yeterliymiş... birinci seçme tarihi bugün bitiyor yani 15 temmuzda... ikinci seçme için başvuru tarihi ise 27 ağustos - 6 eylül arasında... sirene'nin facebook sayfasında gerekli her türlü bilgiyi bulabilirsiniz...

ülkemizin tek, dünyanın da nadir çok sesli kadın korolarından biri olan ve katıldığı her yarışmadan başarılarla dönen sirene hakkında en doğru bilgiye, birinci ağızdan ulaşmanız için, açık radyoda yayınlanan alla turca programına katılan şef volkan akkoç'un ali pınar ile gerçekleştirdiği aşağıdaki söyleyişiyi izlemenizi öneririm...



uzak denizlerden gelir sesimiz... bu sloganla 2014 yılında şef volkan akkoç önderliğinde kurulmuş olan ve sadece 4 yılda bir çok başarıya imza atan sirene, adını güzel sesli deniz yaratıklarından alıyor... bakmayın bizim o korkunç seslere siren diyor olmamıza, sirenlerin sesleri harikuladeymiş... çevresi derin uçurumlarla ve sert kayalıklarla çevrili bir adada yaşayan sirenlerin söyledikleri şarkılar o kadar muhteşemmiş ki, denizciler bu şarkıların büyüsüne kapılıp, gemilerini bilerek kayalıklara çarparlarmış orada kalmak için... sirenler öyle bildiğiniz deniz kızlarına filan benzemezler... büyülerine kapılıp da kayalıklara tosladığınız anda bittiniz demektir... unutmayın, erkekler çoğu şeyi yarım yamalak yaparlarken, kadınlar eksiksiz yaparlar... yani asla dönüşü kurtuluşu yok... yaşadıkları yerlerden biri de bizim foçada... siren kayalıklarının civarından geçerken dikkatli olun ve öyle her tatlı sese koşmayın... benden söylemesi...

2017 yılı temmuz ayında almanya wernigore'de düzenlenen brahms koro yarışmasından da iki altın madalya ve iki özel ödül ile dönmüş olan bu koroya başvururken de dikkatli olun ve 2 kere düşünün... korkmayın, sirenler yüzünden değil, yemezler sizi ama sadece çok iyi koristleri aralarına dahil ettikleri için... yani benim yukarıda formu doldurup başvurunuzu yapıyorsunuz, oluyor bitiyor dememe kanmayın, yola düzgün çıkmışlar, düzgün devam etmek istiyorlar ve çok iyi bir korist iseniz onlara katılabiliyorsunuz...

ama gençleri hatta çocukları da alıp, yetiştirseler olmaz mı? belki düşünüyorlardır bu seçeneği de...

çok beğeni alan ve şef volkan akkoç eseri olan bedava ile bitireyim artık... sözler ise bilindiği üzere, orhan veli'ye ait... brahms yarışmasında da seslendirilmiş ve çok övgü almış bu eser...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır... keyboardlar & piyanolar başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz...

benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...


şunun …

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

akdeniz üniversitesi devlet konservatuvarının piyano bölümünde liseyi tamamladıktan sonra, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi kompozisyon bölümünde onur türkmen ile sürdürdü çalışmalarını ve eğitimini başarıyla tamamladı... asıl hocası onur türkmen olmakla birlikte; kendisine büyük emeği geçen diğer hocalarından da bahsetmeden olmaz... yiğit aydın ile armoni ve orkestrasyon, tolga yayalar ile polifoni, fugue ve post tonal teori (yazdığıma pişman olmaya başladım:))... aynen yazsan olmuyor, türkçeleştirsen olmuyor, ne biçim ders arkadaş bunlar... tonal ötesi:)))...)... neyse; konuya hakimmişim gibi davranayım, bir çok "uzman yazar!" öyle yapıyor, benim neyim eksik:)... maria nowotna ile kulak eğitimi (ne güz…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka... aşağıdaki paylaşımları da bu yazıdan sonra yaptım, onları da araya ilave edeyim dedim... aşağıdakiler de okunacak...

cem esen'den cosmic variations

cem esen ve ayşe ece güneşş…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

ıraz yıldız

çok fazla paylaşıma aynı şekilde başladım, artık tat da vermiş olabilir ama ıraz yıldız da oldukça uzun bir süredir hakkında mutlaka yazmak istediğim çok önemli genç sanatçılardan biri... ve ben şimdiden bu klişeleşmeye başlayan girişe ek olarak, klişeleşmeye başlayan kapanış cümlemi de en baştan yazayım; yakın yada uzak gelecekte kesinlikle kalbur üstü bir cazcı olacak ıraz... hiç kimseye bu kadar emin olarak yazmamıştım bu öngörümü... bütün derdim, klasikçileri cazcı yapmak benim:)...

ıraz yıldızı ben fazıl say sayesinde tanıdım... fazıl sayın övgüyle bahsettiği genç bir piyanisti yakalarım da bırakır mıyım hiç... o zamandan beri aklımda ama şimdi o yazıyı bulamadım... bulunca eklerim mutlaka... izlediğim ilk videosunu hemen paylaşayım... bu kadar mı hissederek çalınır!... aslında çok daha yakın tarihli canlı kayıtları da var ama ben özellikle bu kaydı paylaşıyorum..

fazıl say - nazım balad 1



burada da bir çok kez elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım, son yıllarda ülkemizde genç y…

samida

gürcü dilinde üç kız kardeş anlamına geliyor samida... yani yukarıdaki fotoğrafta gördüğümüz üç sanatçı; damla şahin, yudum şahin ve tamara şahin kardeş oluyorlar... ilk defa yüzleri göstermeyen bir fotoğraf seçtim burada, ilginç oldu ama fotoğraf güzel ne yapalım, aşağıda tekrar paylaşırım, tanış olursunuz artık... ben de az önce tanıştım kendileriyle ve hemen paylaşmaya başladım... bir yandan dinliyorum müziklerini, bir yandan da yazıyorum... ilk izlenimlerimi yazayım hemen: parçalar kısa:)... bir de şunu yazayım, yeni tanış oldum dedim ama bu kardeşlerden birini tanıyorum sanki...

ben genelde bu şekilde paylaşım yaptığım için, yazmaya başlayıp da sonradan paylaşımı iptal ettiğim de az olmadı ama samida şu anda oldukça iyi gidiyor... youtube tarafından bana önerildiği için izlediğim ilk videoları "budur işte!" dedirtmişti, şu anda evet kesinlikle budur işte diyorum... çok başarılılar... dinlemeye başladığınız anda eğitimli müzisyenleri dinlemekte olduğunuzu hemen anlıyors…

gökay özgür

uzun süredir ilgiyle takip ettiğim ve bir süredir de yazmak isteyip, bir türlü yazamadığım, diğer yandan hakkında az da paylaşım yapmadığım bir genç piyanist gökay özgür... bir kaç yıldır mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı'nda prof. dr. gülden gökşen ile piyano eğitimlerine devam eden öğrencilerin başarı haberlerini sıkça paylaşır oldum... mesela bir tanesine şöyle bir göz gezdirin derim çünkü oradaki fotoğrafa hayranım ben... boy boy, envayi çeşit piyanist göreceksiniz, işte o boy boy genç piyanistin en boylusu olarak sürekli dikkatimi çekerdi gökay özgür ama hakkında yeterli bilgim olmadığı için şimdiye kadar paylaşamamıştım...

fotoğrafta abi gibi duran gökay özgür, gülden gökşen'in diğer öğrencilerinin gerçekten abileridir... piyanoya 15 yaşında başlamış ve bu sebeple sanat otoritelerini şaşırtıyormuş çünkü 15 yaş çok geç bir yaşmış piyanoya başlamak için... "5 aylıktı, kürdilihicazkar makamında ağlar, mama kaşığını evfer usulünde v…