Ana içeriğe atla

memet tevfik çimen: müzik yozlaşıyor!

amigo de la guitarra - memet tevfik çimen
çok seviyorum memet tevfik çimeni... nam-ı diğer amigo de la guitarra... en az müziği kadar, fikirlerini de çok beğeniyorum...

kendisi hakkında daha önce kısa da olsa bir paylaşım yapmıştım, aşağıdaki bağlantıdan okursanız ve kendisini dinlerseniz, sevinirim...

amigo de la guitarra

facebook sayfasında bir süredir çok güzel bir çağrıda bulunuyor...aynen hiç dokunmadan aşağıda alıntı şeklinde paylaşıyorum...
Tüm Dünyada Müzik yozlaşıyor..!
Konservatuvarlarda okuyan tüm Dünya gençleri...
Halklara Dinletebilecek düzeye getirdiğiniz enstrüman la ilgili uygulama derslerinizi, Sokakta Halkınızın içinde çalışabilirsiniz..
Okul Aktivite provalarınızı Halklarınızın içinde Sokakta yapabilirsiniz...
Emin olun, araç trafiğinin yoğun olmadığı alanlar, ve Sokaklarda, Konservatuvarlardaki ders saatleriniz haricinde çalışmak için Sokaklar, Konservatuvarlardan dahada sakindir, Sokakta onlarca enstrümanın, birkaç tenör bariton ve sopranonun, mezzo sopranonun, diğer çalşan müzisyeni en çok rahatsız eden kendisinden farklı ritmdeki, ritimli çalışma egzersizleri seslerine maruz kalmazsınız Sokakta.. enstrümanınızın sesi diğer alakanız olmayan ritimli seslerle birbirine karışmaz, kafanız,da karışmaz konsantreniz bozulmaz Sokakta..
Kendi enstrümanınızın sesini duymakta Konservatuvarlardaki gibi zorlanmazsınız, Sokakta... Konservartuvarlarda aldığınız dersler harici saatler için, Sokakta çalışmak, sizlere Halkınızın mali desteğini,de sağlar ve mali açıdan kimseye muhtaç olmaz daha güçlü olursunuz,, Sokak ne kadar verimlidir, yaşamalısınız, insanlar içinde heyecanlanmadan sadece müziği düşünerek müzik yapmaya Sokaklarda nasıl kısa sürede dış etki altında kalmadan sadece Müziğe adapte olabileceğinizi anlayabilmelisiniz, Sokaklar sizleri nasıl daha iyi birer Müzisyen olmaya pişirerek, hazırlar,, bunu yaşayarak anlamalısınız... Keşke bu imkan Piyano için de mümkün olabilse idi,,, ama bunun içinde projelerim var, bazı alanlarda belediyelere ait Piyanistleri bekleyen Piyanolar,, neden olmasın ?? Benim için imkansız yok...! Zira İkinci işim hayal sunup uygulatmak...!
Siz Müzik eğitimi alan gençler lutfen Sokaklara çıkın...!
Halkların size olan saygısını sevgisini fazlası ile göreceksiniz.
Gelişen teknolojinin sunduğu imkanlarla kendiniz kendi CD lerinizi Pc lerinizde hazırlayabilir, gereken miktarlarda çoğaltabilir fiyatını belirleyebilir, 2 veya 3 şahıslara satmaları için vermeden dağıtmadan, Müzik yaptığınız aktivite alanlarınızda kendiniz satabilirsiniz, bu tarz üretilen CD ler dünyanın hiçbir ülkesinde Sanata ve Sanatçıya destek adına yasak değil, vergidende muaf tutuluyor, CD ler sizin kendinize ait olması ve Aktivite alanınızda sadece sizin satmanız koşulu ile, hiçbir yasal engelle karşılaşmazsınız..
Halkların bahşiş adı altındaki maddi destekleri veya CD lerinizi satın alması ile sizlere halk desteği, sizleri yaşam alanınızda dahada güçlendirir, dengesiz beslenme ile ilgili sorunlarınız olmadan bunlara takılmadan kendinizi müziğe sanata dahada verebilirsiniz..
Aranızda Müzik Grupları kurup en az yarım saatlik iyi bir Repertuar hazırlayıp sokağa çıkın, Halklarınızı nitelikli müzisyen adayları olan sizlerle ve nitelikli müziklerle tanıştırın, içinizde iyi olanlarınız boş durmayın sokaklarda Resitaller gerçekleştirerek çalışın, Halk,lar için sizlerin kim olduğu hiç önemli değil, önemli olan eylemdir, Müzikaliteyi Halklara sunmanızdır..
Müzikal niteliğiniz ve aktiviteleriniz, Sanat ve Sanatı, nitelikli Müziklerin beğeni ve zevkini sunmak, Halklara anlatabilmek,, farklı Kültürlerin birbirleri ile hoşgörü içinde kaynaşarak yaygınlaşması, dengeler içine oturması için olacak çabalarınız, ilerici öncü mücadeleleriniz önceliklidir ve bunun sosyolojik anlam ve değeri, gelecekteki yaşanabilinir dünya için, dünya barış ve kardeşliği için çok çok önemlidir...
Lutfen asla unutmayınız,, buradaki ilk hedefiniz, kendi isminizi duyurmanız,la ilgili değil, kişiselliği bir kenara bırakmanız, toplumlardaki yanlış algı ve anlayış cehaletlerini kırmak amacında olmanız, bu amacın farkındalığı ile, gerçek ilerici gerçek sanatçı adayı olabilmenizdir, gerçek Sanat ve Sanatçı anarşizmden beslenir..
Kişisel çıkar peşinde olanlara karşı çıkan herkes, onlar için potansiyel anarşisttir...
O okullardaki bazı elist ve elitizm özentili öğretmenlerinizin yanılgılarına hatalarına düşerek,, halk bizi anlamıyor diye halkları suçlamayın...
Herzaman şunu aklınızdan asla çıkarmayın, Halklarınızın vergileri ile kurulan Okullarda Halklarınızın vergileri ile ödenen öğretmen maaşları ile eğitim alıyorsunuz, Halklarınız aslolandır, asıl borcunuz, halkınızadır...
Okuduğunuz okullarda müfredat dışı,, öğretmen öğrenci ilişkileri çerçeveleri içinde ve çevrelerince, Halklarınıza karşı sizlere dayatılan Elitist tavır ve kültürüne karşı çıkın,, sahip oldukları makam ve imza yetkilerinden başka hiçbir özellği olmayan çakma sanatçı kimlikli makamistlere karşı sizden istenen hiyerarşik saygı istemlerine karşı çıkın, red edin...
Halklara öğretmeden, halklara tanıtıp anlatmadan hiçbirşeyin karşılığını alamazsınız...
Gerçek mücadeleler her alanda Sokaktadır, Halklar içinde Halklarla beraberdir...
Sokaklara çıkın ve müziklerinizi halk içinde icra edin, Elitistlerin kendi çıkarları adına sizlere empoze ettiği, yanlış öğrettiği gibi utanç değil, Sokak aktivitelerinizle gurur duyun..!
Özellikle ihtiyaç sahibi Konservatuvar öğrencileri, günlük 75 lira gibi komik meblağlar adına, Eğlence sektörüne, ve gece hayatına, gidiş geliş yol zamanı dahil saatlerce çerez olmaktansa Sokağa çıkın Halk size bunun 4 katını verir, Sokak çalgıcılığının, eğlence sektörüne çerez olmaktan daha onurlu bir eylem olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın...
Tüm seçilmiş siyasi liderlerin hepsi, önce Sokaklarda mücadele verdiler Sokaktan Sokak cephelerinden geldiler.. !! Makam salonlarını ve bu salonlardaki koltukları daha sonra Halkların onayı ve oyları ile hak ettiler...!!
Sokaktan önce, salonlar la ilgili hayali elitist ideallerinizden kurtulun, bu hayallerinize kavuşsanız bile birkaç aktivite de kalır sadece aktivite fotoğraf ve kayıtlarınıza bakar avunursunuz, bu gerçek sonuçlara hiçbirinizi ulaştırmaz, elbette salon kaliteli müziği, daha kaliteli icra ederek kaliteli sunmak için, akustik için, çok çok önemlidir,, ancak o salonlar,da Sunduğunuz Klasik Müzikleri Halklara anlatıp tanıtmadığınız için Halklar anlamayıp itibar etmiyorsa, Halklar konser salonlarına Klasik Müzik için gelmiyorsa, sadece bir avuç elitist geliyorsa,, idealleriniz ve kaliteniz anlam kaybeder, sizlerde bu kaybolan anlamsızlıklar içinde, Sanat ve Sanatçıya yakışmayan centilmenliğe sığmayan adil olmayan kapitalist zihniyetli rekabet ortamlarından nasibinizi alırsınız, psikolojik depresyonlara girer, travmalara maruz kalır, travmaları yaşar, yaşadığınız bu travmalar içinde sanatlarınızı hakkı ile sunamayacak kadar erir kaybolursunuz...
Halklara sokaklarda kendinizi ifade etmeyi,, eğitimini alarak öğrendiğiniz Dünya Kültürlerinin Müziklerini Halklara bire bir ilşkilerle anlatmayı sunmayı başarabilmelisiniz, bunu başarmanın tek adresi Sokaktır..! Bu aşamadan sonra Halklar Aktiviteleriniz için salonlara akın edecek ve sizleri yanlız bırakmayacak ve sizleri kendisinin bir parçası olarak görecektir, sizleri anlayıp sizlere sahip çıkıp, Halklar, hak ettiğiniz sevgi ve ilgiyi göstereceklerdir...
Zaman kaybetmeden Enstrümanlarınızla sokaklara çıkın..
Sokakta hayat var...! Saygılarımla.....



memet tevfik çimeni dinledikten sonra, bahsettiği güzel konunun bir örneğini de aşağıda paylaşayım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada